GÜNDEM - 19 Ocak 2012 Perşembe 16:06

"İsviçre'yi kan gölüne çeviririz"

A
A
A
"İsviçre'yi kan gölüne çeviririz"

Elazığlı Heylani Kebir aşiretinin reisi Sait Ali Bayrak, 6 yıldır babasının İsviçre'de bulunduğu 800 bin Osmanlı altınını Türkiye'ye getirme mücadelesi veriyor.

EROL KARA
ELAZIĞ

Adana'nın Ceyhan ilçesindeki dost ve yakınlarını ziyarete gelen Şeyh Mehmet Fuat Efendi, 12 Eylül 1980 döneminde Elazığlı iş adamı Sait Ali Bayrak'ın yurt dışına çıkan babası Hasan Bayrak tarafından İsviçre'de bir bankanın emanet kısmına bırakılan altınlarıyla ilgili olarak bir değerlendirmede bulundu. Bu paranın Türkiye'ye gelmesi halinde Türkiye'de ekonomik olarak çok fayda sağlanacağını fabrikaların kurulacağını ve Türkiye'nin bir finans merkezi haline geleceğini belirten Mehmet Fuat Efendi, "Şakaya gelmez milyonlardan bahsetmiyoruz. 2 milyar doları bu odaya koysanız sığmaz. Devlette bu konu üzerinde çalışmalıdır. Bildiğim kadarıyla yeğenim Sait Ali Bayrak'ın babası 1980 ihtilali döneminde yaklaşık 8 buçuk ton yani 2 milyar dolarlık Osmanlı altınını İsviçre'deki bir bankaya yatırmış. 6 yıldır bu işin peşindeler. Sait Ali Bayrak, geçen sene İsviçre büyükelçisini Elazığ'a davet edip bir gecede evinde misafir etti. Ben de kendisiyle birlikte karşılamaya beraber gitmiştim. Bir şey olmasaydı İsviçre büyükelçisi Elazığ'a neden gelsin" dedi.

Başbakandan bu konuda randevu alındığını da dile getiren Şeyh Mehmet Fuat Efendi, aşireti zor zapt ettiğini ifade ederek, "Aşiretimiz çok kalabalık 15-20 bin adamı olan geniş bir aşiret. 'Paramızı vermiyorlar, kıvırıyorlar İsviçre'yi kan gölüne çeviririz' diyenleri teskin ediyorum. Çünkü şeytan insanı dürtükler, dönülmez yollara girdiniz mi bir daha çıkamazsınız. Mafya vari şeyhlere başvurmayın, heveslenmeyin, sabredin inşallah olur. Manevi olarak onlara bu tür yollara başvurmamaları gerektiğini söylüyorum. Devlet düzeyindeki adamları araya koyun, kanuni yollardan resmi yollardan hakkınızı arayın diye telkinde bulunuyorum. Ancak zor zapt ediyorum" diye konuştu.

Elazığlı iş adamı Sait Ali Bayrak, babasının İsviçre'de kalan 800 bin Osmanlı altınları ile ilgili 6 yıldan beri çalışma başlatıldığını belirterek, "Bu varlıklar rahmetli babamdan kalan varlıklardır. 1980 askeri darbesi öncesi bu varlıklar İsviçre'ye gönderilerek Credit Suisse Bankası'na götürülmüştür. Bende 2005 yılında şahsen müracaat ederek, bu varlıkların geri alınmasını istedim. Geldiğimiz noktada halen banka tarafından oyalanıyoruz. Banka zaman aşımını bahane ederek bunu zamana yaymaya çalışıyor.

Bizim Zürih'deki avukatlarımız sorunun bir an önce çözülmesi için çalışırken, biz Türk hükümeti ve İsviçre hükümetinin çabaları var. Bu sorunun çözüleceğini düşünüyoruz. 4,5 yıldır ilgili banka ile görüşmelerim devam etti. 2009'daki Türkiye'de çıkan varlık yasası ile biz resmi makamlara başvurarak destek aldık. Öyle zannediyorum ki, bu sorun çözülecektir. Bu varlıkların tamamı 800 bin Osmanlı altını ve ziynet eşyalarından oluşuyor. Toplam 6 ton altına tekabül ediyor. Parasal değere ise 2 milyar dolara tekabül ediyor. Bu para elimize geçtiğinde elbetteki kendi ülkemde kendi insanlarımıza faydası olacaktır. Ve yatırımlar yaparak halkımızın hizmetine sunacağız" şeklinde konuştu.

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ali Şekerdağ ise, "Bu konu Başbakanımız ve diğer hükümet yetkililer ininde bilgisinde olan konu. Bu iddia değil gerçek bir konu. İş adamımız bunun mücadelesini veriyor. Elazığ ekonomisi için çok ciddi bir para. Elazığ'ın tüm mevduata yatan parası 1 milyar dolardır. İnşallah bu para bu aileye İsviçre Bankası tarafından iade edilir. Bu paranın büyük bir kısmını bu aileden Elazığ'a yatırım olarak bekliyoruz. Elazığ'ın ihtiyaç duyduğu bir para" ifadelerini kullandı.

Elazığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu da, "Sait Ali Bayrak Bey'in İsviçre bankasında olan parasının Türkiye'ye ve Elazığ'a getirilmesi için zaman zaman kendi aramızda toplantı yaparak neler yapılabilir diye araştırıyoruz. Bu paranın Türkiye'mize ve Elazığ'ımıza gelmesi noktasında girişimde bulunduk. Biz kendisi destekliyoruz ve inanıyoruz ki, hak ettiği para güzel Türkiye'mize ve Elazığ'ımıza gelecektir ve ekonomimize bir katkıda bulunacaktır. Biz belediye başkanı olarak gerek hemşehrilerimiz olarak, sivil toplum örgütleri olarak destekliyoruz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 15 yaşındaki Burak’ın otizmle mücadelesi başarı hikayesine dönüştü 3 yaşında otizm teşhisi konulan 15 yaşındaki Burak Göçer, son bir yıldır aldığı kök hücre, TMS tedavisi ve yoğun eğitimle birlikte davranışlarında gözle görülür değişim yaşamaya başladı. Buz pateni ve at biniciliği eğitimleri alan Burak, 2026’da özel bir yarışmaya hazırlanırken, ablası Ayşenur Göçer, "İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor" diyerek süreci anlattı. 15 yaşına giren Burak Göçer’e 3 yaşındayken otizm teşhisi konuldu. Çocukluk döneminde görece daha sakin bir süreç geçiren Burak’ta, ergenlik çağıyla birlikte davranışsal değişimler belirginleşti. Aile, bu dönemde huzursuzluk ve saldırganlık belirtilerinin artması üzerine farklı tedavi ve eğitim yöntemlerine yöneldi. Son bir yıldır kök hücre ve TMS tedavisi alan Burak, aynı zamanda yoğun bireysel ve sosyal eğitimlerden geçiyor. Tedavi ve eğitim süreciyle birlikte Burak’ın daha sakin bir yapıya büründüğü, çevresiyle temas kurma becerisinde ilerleme kaydettiği gözlendi. Sosyal yaşama adım adım Burak’ın annesi, doğumdan sonra teşhisi uzun süre konulamayan bir hastalıkla mücadele ederken; baba hem evin geçimini sağlıyor hem de aile düzenini ayakta tutmaya çalışıyor. Üniversite sınavına hazırlanan ablası Ayşenur Göçer ise kardeşinin bakım ve eğitim sürecinde aktif rol alıyor. Aldığı eğitimlerle birlikte Burak’ın ilgi alanları da genişledi. Buz pateni ve at biniciliği gibi sportif faaliyetlere yönelen Burak, özel eğitimle desteklenen bu süreçte 2026 yılında at biniciliği alanında düzenlenecek özel bir yarışmaya hazırlanıyor. Ailenin hedefi, Burak’ın yalnızca sportif başarı elde etmesi değil; aynı zamanda günlük yaşam becerilerini geliştirmesi ve sosyal hayata daha bağımsız şekilde katılabilmesi. Ablası süreci anlattı Üniversite sınavına hazırlanan abla Ayşenur Göçer, kardeşinin geçirdiği süreci şu sözlerle anlattı: "Annem, kardeşim doğduktan sonra rahatsızlandı. Kardeşim on yaşına kadar iyiydi ancak on yaşından sonra ergenlik dönemiyle birlikte belirgin bir huzursuzluk ve saldırganlık başladı. Durduk yere sinirleniyor, etrafa ve bize saldırıyordu. Daha sonra kök hücre tedavisi görmeye başladı ve bu süreçten sonra biraz daha iyiye gitti. Eğitim almaya da devam etti. Yaklaşık bir yıldır buz pateni benzeri yoğun eğitimler alıyor. Kök hücre ve TMS tedavisi görüyor. Normal eğitimine devam ederken, son bir yıldır sosyal etkinlikler ve bu tür eğitimlere daha fazla yoğunlaştık. İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor." Tedavi sürecinin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göçer, "Bu sürecin devam edebilmesi için herkesten destek bekliyoruz" dedi.
Konya Konya’da aileler yeni yılın ilk sabah namazında camide buluştu Konya İl Müftülüğü tarafından yeni yılın ilk sabahında "Ailece Sabah Namazında Buluşuyoruz" programı gerçekleştirildi. Kapu Camii’nde kılınan sabah namazının ardından başta Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalar için dua edildi. Programın devamında ise Milli İrade Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada konuşan eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Gazze’de yaşamın, "normalleşme" değil; hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü belirtti. Uluslararası hukukun güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmaması gerektiğinin altına çizen Poçanoğlu, bugün, yaşanan iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini "akış" içinde tüketebiliyorsa, burada bir sorun olduğunu söyledi. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu "insani yardım" kavramını süsleyerek tartışmalı hale getiren prosedürlerin büyük bir soruna yol açtığını ifade eden Poçanoğlu, "Çağrımız; bir ülkeye, bir halka, bir kuruma karşı ‘önyargı’ değil; insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebi içermektedir" dedi. Programa, AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Meram Belediye Başkanı Mustafa kavuş, Konya İl Müfütüsü Prof. Dr. Ali Öge, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.