SAĞLIK - 09 Haziran 2020 Salı 13:18

Kaliteli uykunun sırrı nedir?

A
A
A
Kaliteli uykunun sırrı nedir?

Nöroloji Uzmanı Dr. Özge Kadırhan, ‘Evde Kal’ sürecinde bireylerin uyku kalitesinin düştüğüne dikkat çekerek, sağlıklı ve kaliteli uykunun püf noktalarını anlattı.

Beykent Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Özge A. Kadırhan, Covid-19 pandemisi sürecindeki normalleşme uygulamaları kapsamında, çalışma ve ofis hayatına dönülmesiyle, kişisel korunma önlemlerine daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek bu süreçte bozulmuş olan uyku düzeni hakkında da uyarılarda ve tavsiyelerde bulundu.

‘Evde Kal’ sürecinde uyku düzeni bozuldu

''Evde Kal'' çağrısına uyulan dönemde, bireylerin gece daha geç saatlerde yattığını, sabahları da daha geç saatlerde kalktığını yanı zamanda uykuya daha geç daldığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Özge A. Kadırhan, ''Tüm bunlarla birlikte, pandemi nedeniyle yoğun stres ve endişe duyguları ile uyku kalitesinin bozularak uyku süresinde sık sık kâbus görme ve uykudan uyanma ve yeniden uykuya dalamama durumu çok yaygınlaştı. Özellikle; yatak odasının uyku dışında evden ofis çalışmalarımızı yürüttüğümüz alan olarak kullanılması, ‘mesai’ kavramını unutturdu. Gün içerisinde sabah belli saatte alarm kurarak uyanma, belli zaman aralığında öğlen yemeğinin yenmesi ve molalar şeklindeki rutinleri aksatma davranışları mevcut uyku düzenimizi bozan ve zaten bozuk olan uyku düzenimizin daha da kötüleşmesine yol açan nedenler oldu'' dedi.

Kadınlarda uyku bozukluğu daha fazla

Dr. Kadırhan, Covid-19 pandemisi sürecinde uyku bozuklarını hakkında birden çok merkezli ve ülke katılımlı bir araştırma sonuçlarını da paylaşarak, “Yapılan araştırmaya göre, insanların yüzde 22’si kötü uyku alışkanlığı kazandı ve uyku kalitesi yetersiz olanlarda sorunlar insomnia ‘kronik uykusuzluk’ tanısı alacak seviyeye geldi. Uyku kalitesi bozukluğu kadınlarda yüzde 26 iken erkeklere yüzde 17 olarak dağılım gösterdi ve kadınların daha fazla etkilendiği gözlemlendi. Covid-19 yoğun bölgelerde yaşayan halkın yüzde 21’i uyku kalitesinin çok yetersiz olduğunu ifade ederken; Covid-19 yoğun bölgelerde yaşamayan halkın ise daha az sıklıkta yüzde 17’si uyku kalitesinin kötü olduğunu ifade etmiştir. Covid-19’a yakalanma korkusu ile yoğun stres ile tetiklenen uyku kalitesi bozukluğu halkın yüzde 19’unda görülmüş ve özellikle bu durum 60-65 yaş üzerindeki yaşlı popülasyonda gözlemlenmiştir.''

Sağlıklı ve kaliteli uykunun püf noktaları

Sağlıklı kaliteli uykunun, daha verimli ve yüksek enerjili çalışan bir beyin olduğunu ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Özge A. Kadırhan, ''Covid-19 pandemisinin özellikle uyku kalitesi üzerindeki etkileri göz önüne alınınca, normalleşme süresince hayatımıza katılacak davranışlarla bu süreç daha etkin ve sağlığımız yıpranmadan geçirilebilir'' dedikten sonra, uyku kalitesini korumak ve artırmak için 5 tavsiyede bulundu:

1. Öncelikle ilk adımımız, her kişinin kendine uyku rutini oluşturmasıdır. Kişinin gece yatacağı zaman ile sabah kalkacağı zaman belli olmalıdır. Belli bir süre geçtikten sonra vücudumuz, bu saatlere alışmış olacak ve iç ritmimizden zamanı gelince uyku sinyalleri gelmeye başlayacaktır. Böylece iyice dinlenmek ve daha zinde hissetmek için kaliteli uyku rutinimiz oluşmaya başlayacaktır.
2. Özellikle akşam saatlerinde olan ve yarım saatten fazla süreli uyku şekerlemeleri gece uyku süresini kısaltmakta ve uykuya dalmayı engelleyebilmektedir. Çalışma saatlerinde mümkün olmasa da hafta sonu evde dinlendiğimiz dönemde gün içerisinde yorgun hissedersek, uzun süreli uyku şekerlemesinde kaçınılması gerekir.
3. Sağlıklı uyku sağlıklı beslenme ile olur. Nikotin ve alkol kullanımı kısıtlanmalı ve kafeinli içecekleri özellikle gün içerisinde ve akşam saatlerinde uykudan evvel tüketmemiz gerekmektedir. Aynı zamanda, evde ofis şeklinde çalıştığımız dönemde eğer yatak odasında yatakta yemek yeme içecek içme alışkanlığı ve yatakta oturarak bilgisayar ile ofis çalışması yapma alışkanlığı terk edilerek, uyku hijyeni için beynimiz tarafından ‘uyku-yatak ilişkisi’ kurulması amacıyla, sadece uykumuz geldiğinde yatmadan önce yatak odasına geçmeliyiz. Diğer aktiviteleri ayrı bir çalışma odasında ya da yemek salonu-mutfakta yapılması önerilir.
4. Yatak odası havası temiz ve sık sık havalandırılmış olmalıdır. Bu durum çalışma saatlerinde geçerlidir. Bakanlıkların yayınladığı ‘Normalleşme sürecinde Çalışma Rehberlerindeki’ önerilerine göre; çalışma ortamında pencere bulunan mekânlarda sık olarak pencere açılarak havalandırma yapılmalıdır ve özellikle salon tipi klimalar ve vantilatörler ortak kullanım alanlarında çalıştırılmamalıdır. Merkezi havalandırma sistemlerinde temiz hava dış ortamdan alınarak kullanılabilir.
5. İç ritmimiz ‘sirkadian ritmi’ düzenleyen, iştah, ruhsal durum, kalp damar sistemi, yaşlanma, hafıza iyileştirici etkileri olan uyku hormu olarak bilinen melatonin özellikle akşam saatlerinde salgılanmaya başlanır ve gündüz gün ışığıyla salgılanması yavaşlar. Gece 02.00 - 04.00 saatlerinde maksimum düzeyde salgılanır. Bu nedenle yatak odamızın mümkünse karanlık ya da loş ışıkla aydınlanması ve uyuduğumuz sürece düşük derecede ışığa maruz kalınması gerekir. Gün içerisinde de gün ışığından mümkün olduğunda faydalanarak, sirkadien ritmimin doğru kaliteli çalışmasını sağlamalıyız.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Niğde Doğal gaz patlamasının yaraları sarılmadı, mağdurlar fatura şoku yaşadı Niğde’de bir binada meydana gelen doğal gaz patlamasının üzerinden yaklaşık bir ay geçmesine rağmen gerekli onarım çalışması hala başlatılmazken, evlerine giremeyen vatandaşlar gelen doğal gaz faturalarıyla ikinci bir şok yaşadı. Olayın ardından yeterli destek alamadıklarını belirten apartman sakinleri, yaşanan sürecin ciddi ihmaller zincirine işaret ettiğini dile getirerek, yetkililere çağrıda bulundu. Patlamanın yaşandığı bina önünde bir araya gelen apartman sakinleri adına açıklama yapan apartman yöneticisi Emrah Güler, 9 Mart’ta meydana gelen patlamanın ardından hasar tespit sürecinin nasıl ilerlediğine dair belirsizlikler olduğunu ifade ederek, "Binamızın hasar tespitinin yapılması için hangi yetkili merciinin devreye girmesi gerekiyordu ve bu merciler neden sürece dahil edilmedi?" sorusunu yöneltti. Olay günü yaşanan doğal gaz kesintisine de dikkat çeken Güler, gaz kesileceği ve yeniden verileceğine dair doğal gaz şirketi tarafından bilgilendirme yapılmadığını hatırlatarak, doğal gaz dağıtımından sorumlu Enerya’nın kamuoyuna açık ve tatmin edici bir açıklama yapması gerektiğini vurguladı. Bu durumun riskin yalnızca tek bir bina ile sınırlı olmayabileceğine işaret ettiğini ifade eden Güler, yetkililerin kapsamlı bir inceleme başlatmasını talep etti. Özellikle binanın mühürlü olmasına rağmen doğal gaz faturası gönderilmesine tepki gösteren Güler, bu uygulamanın vicdani açıdan kabul edilemez olduğunu ifade ederek, "Bu patlama neden oldu, gerekli kontroller yapıldı mı ve sorumlular kim? Can güvenliği ihmale bırakılacak bir konu değildir. Yetkilileri derhal sorumluluk almaya ve kamuoyunu açık şekilde bilgilendirmeye davet ediyoruz" şeklinde konuştu. Niğde’nin merkez Selçuk Mahallesi’nde bulunan Salih Apartmanı’nda 9 Mart’ta meydana gelen doğal gaz patlamasında 16 kişi yaralanmış, binada büyük çaplı maddi hasar oluşmuştu.
Tokat Tokat’ın tarihini futbol şovuyla tanıtıyor Tokat’ın Niksar ilçesinde yaşayan Kürşat Güdücü, futbol topuyla tarihi mekanlarda yaptığı akrobatik gösterilerle kentin kültürel mirasını tanıtıyor. Niksar ilçesinde yaşayan 29 yaşındaki Kürşat Güdücü, tarihi yapıları tanıtmak için alışılmışın dışında bir yönteme başvurdu. Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu olan Güdücü, tarihi mekanların önünde futbol topuyla akrobatik hareketler sergileyerek ilçeyi tanıtıyor. Danışmentlilere başkentlik yapmış olan Niksar’daki tarihi alanlarda yaptığı gösterileri cep telefonu kamerasıyla kaydeden Güdücü, hazırladığı görüntüleri sosyal medya hesaplarında paylaşıyor. Kısa sürede geniş kitlelere ulaşan videolar, izleyenlerden yoğun ilgi görüyor. Güdücü, çalışmalarını yalnızca Niksar ile sınırlı tutmayarak, Tokat merkezde de sürdürüyor. Güdücü, kentteki tarihi yapılar önünde futbol topu ile yaptığı gösterilerle hem şehrin kültürel mirasını tanıtıyor hem de bireysel yeteneğini sergiliyor. "Memleketimin tarihi yerlerini tanıtma amaçlı bir fikrim vardı" Spor yaparak tarihi yerleri vatandaşlara tanıtmak istediğini söyleyen Kürşat Güdücü, "Memleketimin tarihi yerlerini tanıtma amaçlı bir aydır bir fikrim vardı. Çekmek bir türlü nasip olmamıştı. Arkadaşım vesilesiyle bir gün çıkarak çektik ve gerçekten çok güzel tepkiler aldık. Bu projeye Niksar ilçesinde başladık. Gerçekten çok güzel geçmişimiz var. Leylekli Köprü, Talazan Köprüsü gibi yerlerde içerik oluşturduktan sonra güzel tepkiler aldık. Bunu neden Tokat’ta da çekmeyelim diye düşündük. Şu an Tokat’ın tarihi yerlerini gezerek, çekim yapmaya başladık" dedi.
Kastamonu Bu proje ile doğada ruhsal ve psikolojik iyileşmeye katkı sağlanacak Kastamonu Üniversitesi’nin yürütücülüğünde hayata geçirilen proje ile genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşları doğa temelli eğitim programı aracılığıyla desteklenecek. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi yürütücülüğünde hazırlanan "EcoBalance - Doğa Yoluyla Fiziksel ve Ruhsal Sağlık" başlıklı proje, Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülen KA154-YOU Gençlik Katılımı Etkinlikleri çerçevesinde 21 bin 633 avro hibe almaya layık görüldü. Projenin yürütücülüğünü Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. E. Nihal Lindberg üstlenirken, proje ekibinde Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Önder Tor, Eğitim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ahmet Rıfat Kayış ve Dr. Öğretim Üyesi Murat Konuk ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Senem Yetgin yer alıyor. Projede İrlanda’dan Munster Technological University, Slovakya’dan Technical University in Zvolen ve Türkiye’den Orman Genel Müdürlüğü, Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü Derneği ise ortak kurumlar olarak yer alıyor. 10 ay sürecek EcoBalance Projesi, genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşlarını doğa temelli ve yapılandırılmış bir eğitim programı aracılığıyla desteklemeyi amaçlıyor. Proje kapsamında katılımcıların doğayla sürdürülebilir bağlar kurmaları teşvik edilirken bireysel dayanıklılıklarının artırılması hedefleniyor. Katılımcılar ekosistemler, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir yaşam pratiklerine ilişkin bilgi edinmenin yanı sıra, insan ve doğa etkileşiminin bireysel ve toplumsal iyi oluş üzerindeki etkilerine dair farkındalık kazanacak. Program süresince katılımcılara doğada güvenli yaşam, ilk yardım, takım çalışması, liderlik ve problem çözme gibi uygulamalı eğitimler verilecek. Ayrıca orman banyosu, mindfulness ve doğa temelli terapi uygulamalarıyla katılımcıların zihinsel ve fiziksel sağlıklarının güçlendirilmesi planlanıyor. EcoBalance Projesi, Kastamonu Üniversitesi’nin "ormancılık ihtisas" alanı doğrultusunda nitelikli birey yetiştirme, disiplinlerarası iş birliklerini güçlendirme ve ulusal ile uluslararası düzeyde sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi, kamu kurumları ve uluslararası paydaşlar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturan proje, bilimsel ve toplumsal açıdan önemli çıktılar üretmeyi amaçlıyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, projenin kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kastamonu Üniversitesi’nin doğa ve ormancılık alanındaki akademik birikiminin uluslararası projelerle daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizin ormancılık ihtisaslaşma vizyonu doğrultusunda geliştirilen EcoBalance Projesi, gençlerin doğayla yeniden bağ kurmasını sağlayan önemli bir girişimdir. Disiplinlerarası iş birliklerini artıran bu tür projeler hem öğrencilerimizin gelişimine katkı sunmakta hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine üniversitemizin güçlü bir akademik destek vermesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
Tekirdağ Tekirdağ’dan kritik çağrı: Belediyelerde veteriner hekim açığı giderilmeli Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü kapsamında Tekirdağ’da katıldığı Türk Veteriner Hekimleri Birliği programında, belediyelerde veteriner hekim istihdamının artırılması gerektiğini vurguladı. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sahipsiz hayvanlara yönelik uygulamalarda yaşanan değişimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eroğlu, "Bugün 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü. Sahipsiz hayvanların yaşam hakkı, refahı ve korunmasına ilişkin sorumluluklarımızı hatırlatan önemli bir gün. 5199 sayılı kanunda yapılan değişiklikle birlikte daha önce kısırlaştırılıp alındığı ortama bırakılan hayvanlar artık barınaklarda ve bakım evlerinde tutuluyor" dedi. "Veteriner hekim istihdamı şart" Yerel yönetimlerdeki kapasiteye dikkat çeken Eroğlu, "Hayvan sağlığı, hayvan refahı ve hayvan hastalıklarıyla ilgili gerekli yasal ve yapısal düzenlemelerin hayvan ve insan haklarına uygun olması gerekiyor. Bu noktada en önemli konu, yerel yönetimlerde yeterli miktarda veteriner hekim istihdam edilmesidir. Bu alanın doğrudan muhatabı veteriner hekimlerdir. Hayvanların daha sağlıklı, fiziki ve hijyen şartlarda yaşayabilmesi için belediyelerimizin yeterli sayıda veteriner hekim istihdam etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Bütüncül yapı çağrısı" Uzun süredir dile getirdikleri yapısal sorunlara da değinen Eroğlu, "Çok başlılık arz eden bir yapıdan ziyade, hayvan refahını tüm yönleriyle gerçekleştirecek daha bütüncül bir yapının ülkemize kazandırılması gerekiyor. Bu konuda yetkili makamlarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz" diye konuştu. "Acı görüntüler son bulmalı" Eroğlu, "Geçtiğimiz günlerde de çok acı görüntüler gündeme geldi. Bugün 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü ama maalesef bu görüntülerden bir türlü kurtulamadık. Artık ülkemizde bu acı, dehşet verici görüntülerin son bulması gerekiyor. Bu gün bir farkındalık günü olmalı. Hayvan hakları ve korunması konusunda eksiklikler tespit edilerek gerekli önlemler alınmalıdır" dedi.
Trabzon TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na memleketinde ilgi 24 yıl aradan sonra gelen Dünya Kupası biletinin gururuyla memleketi Trabzon’a gelen TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, şehirde kahramanlar gibi karşılandı. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, A Milli Futbol Takımı’nın çeyrek asırlık Dünya Kupası hasretine son vermesinin ardından Trabzon’a anlamlı bir ziyaret gerçekleştirdi. Şehirde büyük bir coşku hakimken, Trabzon halkı başarılı hemşehrilerini bağrına bastı. İlk durak anne ve babasının kabri oldu Hacıosmanoğlu, Trabzon’a ayak basar basmaz ayağının tozuyla ilk olarak anne ve babasının mezarlığını ziyaret etti. Dünya Kupası’na katılma başarısının getirdiği büyük gururu ve mutluluğu ailesiyle paylaşan Başkan, kabir başında dua ederek duygusal anlar yaşadı. Bu vefalı davranış, hemşehrileri tarafından takdirle karşılandı. 2002 yılından bu yana ilk kez Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan Türkiye’de, bu başarının mimarlarından biri olarak görülen Hacıosmanoğlu, Trabzon sokaklarında yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Fotoğraf için uzun kuyruklar oluştu Hacıosmanoğlu ile bu tarihi dönemi ölümsüzleştirmek isteyen Trabzonlular, adeta birbirleriyle yarıştı. Şehrin dört bir yanından gelen futbolseverler, TFF Başkanı ile fotoğraf çektirebilmek birbirleri ile yarıştı. Her yaştan taraftarın yer aldığı kalabalıkta, Hacıosmanoğlu vatandaşların ilgisini karşılıksız bırakmayarak herkesle tek tek ilgilendi ve sohbet etti. Hacıosmanoğlu, "Kendi evimizde, hemşehrilerimizin bu samimi desteğini görmek bizim için en büyük gurur. Bu başarı hepimizin" diyerek, Tabzon’dan aldığı bu büyük enerjiyle Dünya Kupası hazırlıklarına odaklanacaklarını belirtti.
Bursa Bursalı milli sporcu Türkiye birincisi oldu Dünya rekoru sahibi Bursalı paralimpik milli sporcu Aysel Özgan Para Atıcılık Havalı Silahlar Federasyon Kupası’nda 10 metre Havalı Tabanca Büyük Kadınlar kategorisinde birinci oldu. Türkiye Atıcılık Federasyonu tarafından 31 Mart - 02 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenen Para Atıcılık Havalı Silahlar Federasyon Kupası, heyecan dolu müsabakaların ardından sona erdi. Dünyanın en başarılı para atıcıları arasında gösterilen milli sporcu Aysel Özgan, 10 metre Havalı Tabanca Büyük Kadınlar kategorisinde birincilik kürsüsüne çıkarak önemli bir başarıya daha imza attı. Müsabakalar sonrası açıklamalarda bulunan Aysel Özgan, başarısının arkasında disiplinli çalışmanın yanı sıra güçlü bir destek mekanizması olduğunu da vurguladı. Sponsoru olan Burtom Sağlık Grubu’na teşekkür eden Özgan, "Her yarışma, uluslararası hedeflerimize giden yolda yeni bir sınav. Ankara’da altın madalya kazanarak kürsüde yer almanın mutluluğunu yaşıyorum. Bu süreçte sağlığımdan hazırlık evrelerime kadar her an yanımda olan, spora ve sporcuya verdikleri değerle gücüme güç katan Burtom Sağlık Grubu’na ve kıymetli destekleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Bu başarıyı, bana inananlarla paylaşıyorum" dedi. Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Erol Kılıç da Aysel Özgan’ın başarısından duydukları gururu dile getirdi. Dr. Kılıç, "Aysel Özgan, sadece başarılarıyla değil, azmi ve disipliniyle de örnek bir sporcu. Burtom Sağlık Grubu olarak, ülkemizi uluslararası arenada temsil eden ve ay-yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandıran milli sporcumuzun yanında olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Sağlık ve sporun ayrılmaz bütünlüğüne olan inancımızla, Aysel’in daha nice şampiyonluklara imza atacağına yürekten inanıyor ve kendisini kutluyorum" şeklinde konuştu.