DİĞER SPORLAR - 21 Temmuz 2015 Salı 13:49

Kırkpınar’da bir ilke imza atmak istiyorlar

A
A
A
Kırkpınar’da bir ilke imza atmak istiyorlar

Altın kemerli Başpehlivan İsmail Balaban, geçen yıl finalde kaybettiği altın kemeri bu yıl kazanmak istediğini belirterek, "Bu yıl yarım kalan işi bitirmek istiyorum. Hedefimiz Antalya’ya altın kemeri tekrar götürmek" dedi.

652. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Başpehlivanı olan ve 653. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri finalinde Fatih Atlı’ya yenilerek ikinci olan Antalyalı Başpehlivan İsmail Balaban, bu yıl da altın kemer mücadelesinde iddialı olduğunu söyledi. Genç Başpehlivan Balaban, "Geçen yıl finalde yenilmiştim, bu yıl yarım kalan işi bitirmek istiyorum. İnşallah bu hedef doğrultusunda sahaya çıkıp mücadelemizi vereceğiz" ifadelerini kullandı.

"‘İKİZ BAŞPEHLİVANLAR’ OLARAK KIRKPINAR TARİHİNE GEÇMEK İSTİYORUZ"
En büyük hayallerinin Kırkpınar tarihine ‘İkiz Başpehlivanlar’ olarak geçmek olduğunu dile getiren altın kemerli başpehlivan İsmail Balaban, "Kardeşim Turan Balaban da bu yıl Başaltı kategorisinde güreşiyor. O da iddialı. İnşallah kardeşimi de Başpehlivanlık kategorisinde görmek istiyorum. Böyle bir şey inşallah olursa tarihte de ikiz başpehlivanlar bir ilk olacak. Çünkü Kırkpınar tarihinde ikiz başpehlivan yok. İnşallah bu hayalimiz gerçekleşir ve kardeşimle birlikte Başpehlivanlık kategorisinde güreş tutmak istiyorum" diye konuştu.

"ALTIN KEMERİ YENİDEN ANTALYA’YA GÖTÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ"
Balaban, 654. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri için Kasım ayından itibaren hazırlıklara başladığına değinerek, "Kırkpınar için de bir buçuk ay önce Antalya Elmalı yaylamızda kamp dönemimizi gerçekleştirdik. Hazırlık ve kamp dönemimiz çok iyi geçti. Çok şükür bir sakatlık, bir sıkıntımız yok. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi yine iddialıyız. Hedefimiz Antalya’ya altın kemeri tekrar götürmek. Geçen yıl finalde yenilmiştim, bu yıl yarım kalan işi bitirmek istiyorum. İnşallah bu hedef doğrultusunda sahaya çıkıp mücadelemizi vereceğiz" dedi.

"BAŞPEHLİVANLIKTA İLK SENEMDE ALTIN KEMER SAHİBİ OLMUŞTUM"
2013 yılında, başpehlivanlıkta ilk senesinde altın kemer sahibi olduğunu hatırlatan Balaban, "Benim adıma çok gurur verici bir olaydı. İkinci yılda yine iddialıydık. Çok zorlu rakipleri yenerek finale kadar gelmeyi başardım ama finale gelene kadar çok yorgun düşmüştüm. Ve finalde maalesef kaybettim. Bu yıl tekrar hedefimiz altın kemeri Antalya’ya, hemşehrilerime, sevenlerime armağan etmek" ifadelerini kullandı.

"HERKES BENİM İÇİN İYİ RAKİP"
Kırkpınar Güreşleri’nde başa güreşen tüm başpehlivanların kalitelerini ispatladığını belirten Balaban, "Bu yıl Başpehlivanlık için 54 güreşçi olacağız. Hepsi ayrı ayrı rakibim, sonuçta kimse küçümsenemez. Başpehlivanlığa kolay çıkılmıyor. Belirli bir zorluk ve kalite ispatından sonra oraya çıkılabiliyor. Eşleşmede kim gelirse gelsin küçümsemeden hepsine aynı ciddiyetle sahaya çıkacağım. Eşleşmek istemek, meydan okumak gibi bir şey. Ben öyle düşünmüyorum. Kim gelirse artık şansımıza, herkes benim için iyi rakiptir. İyi olan çıkar maçını yapar ve kemeri takar" şeklinde konuştu.

"ATA SPORUMUZ GÜREŞE DOPİNG YAKIŞMAZ"
Ata sporu güreşte doping kullanımını tasvip etmediğini söyleyen Balaban, "Geçtiğimiz yıllarda doping olayları oldu. İnşallah ata sporumuz yağlı güreşte bir daha bu tarz şeylerle karşılaşmayız diye ümit ediyorum. Tüm rakiplerime başarılar diliyorum. İnşallah sakatlık olmadan, güzel bir şekilde, centilmenlik içinde, ata sporumuza yakışır bir şekilde Kırkpınar’ın geçmesini diliyorum" değerlendirmesinde bulundu.

"ALİ GÜRBÜZ DENGELERİ DEĞİŞTİRİR"
Balaban, Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde doping tespiti sonrası 3 yıl katılamama cezası alan ve gelecek yıl tekrar çayıra çıkmaya hazırlanan Ali Gürbüz’ün çok güçlü bir rakip olduğunu vurgulayarak, "Antalyalı hemşehrimiz. Birlikte de çok çalıştık. Seneye cezası bitiyor. Tabi ki önemli, favori isimlerden birisi, geldiğinde dengeler değişir. Çünkü önemli bir isim" ifadelerini kullandı.

"AĞALIĞIN EN GÜÇLÜ ADAYI SEYFETTİN SELİM"
Seyfettin Selim’in, Kırkpınar ağalık ihalesinin bu sene de en güçlü adaylarından birisi olduğunu belirten Balaban, "2013 yılında ağalık Antalya’ya gelmişti. 2014 yılında tekrar Seyfettin Selim aldı. Bu yıl da ağalık ihalesinin en güçlü adaylarından birisi Seyfettin Selim" dedi. 

KORAY USTABAŞI - ERGİN YILDIZ
EDİRNE

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt’ta yüz gerdirme ameliyatında ihmal iddiası İstanbul Beylikdüzü’nde yaşayan 42 yaşındaki Sibel Yiyin, dün Esenyurt’ta özel bir hastanede girmiş olduğu yüz gerdirme ameliyatından saatler sonra hayatını kaybetti. Aile, hastanenin ihmali olduğunu iddia ederek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Olay, Esenyurt’ta bulunan özel bir hastanede meydana geldi. İddiaya göre, Beylikdüzü’nde yaşayan 42 yaşındaki Sibel Yiyin, 15 Şubat tarihinde Esenyurt’ta bulunan özel bir hastaneye giderek karın gerdirme operasyonu geçirdi. Yiyin, aynı hastaneye dün yüz gerdirme ameliyatı için gitti. Saat 15.00 sıralarında ameliyata giren kadının 17.00 sıralarında operasyonu tamamlandı. Ardından genç kadının nefes darlığı çekerek komaya girdiği öğrenildi. Koma sonrası kalbi duran Sibel Yiyin yoğun bakıma alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen talihsiz kadın kurtarılamadı. Yiyin’in ailesi ise kızlarının ölüm haberini akşam 22.00’de alarak apar topar hastaneye gitti. Ölümü şüpheli bulan aile yakınları savcılığa suç duyurusunda bulunarak özel hastaneden şikayetçi oldu. Hayatını kaybeden kadının cesedi ise otopsi işlemlerinin ardından Adli Tıp Kurumu morgundan alındı. 13 gün içerisinde 2 ameliyat Yüz gerdirme ameliyatı için özel hastanede bulunan Sibel Yiyin’in 13 gün önce yine aynı hastanede karın gerdirme ameliyatı olduğu bilgisine ulaşıldı. Ailesinin iddiasına göre 15 Şubat’ta operasyonu gerçekleştirilen Yiyin, 18 Şubat’ta da taburcu olmuştu. Ameliyattan çıktıktan sonra yoğun bakıma alıyorlar Kızının ameliyat sürecinden bahseden baba, "Bundan 12 gün önce karın gerdirme ameliyatı olmuş, bizim haberimiz yok. Dün de yüz gerdirme ameliyatı için hastaneye başvurmuş, ameliyatı yapılmış. Ameliyattan çıktıktan sonra yoğun bakıma alıyorlar. Komaya girdiğinde nefes alma güçlüğü, solunum yetmezliği tespiti koyuyorlar. Buna bağlı olarak da kalbi duruyor. Kalbine müdahale ettiğini söylüyor ama kardiyoloji tarafından mı edilmiş yoksa normal hemşire tarafından mı edilmiş, onun bilgisi bizde yok" dedi. Yüksek dozdan narkoz verilerek ameliyat gerçekleştirildi Kızının ölümü hakkında konuşan acılı baba Murat Yiyin, "Tansiyon hapları çantasından çıktı. Tansiyon hapı kullanıyor, tansiyonu yüksek, hipertansiyonu var. Buna rağmen bu ameliyatı 10 gün içerisinde 2 kez yüksek dozdan narkoz vererek gerçekleştiriyorlar. İkinci ameliyatı yüksek narkoz vererek gerçekleştiriyorlar. Benim tahminim narkozdan çıkamıyor" dedi. Ameliyat olacağından haberimiz yoktu Kızının ameliyatından haberi olmadığını söyleyen baba, "Haberimiz yoktu ameliyata gideceğinden. Bir gün önce konuşmuştum. Annesine nörolojiden randevu alacaktı. Tamam baba, ben randevuyu alırım, onu ben götürürüm diye konuştuk. İkinci günde kendisi ameliyata girdi. Bizim bundan haberimiz yok" dedi. Çok şüpheli durumlar var Şüpheli durumlar olduğunu söyleyen baba, "Herhangi bir telefon numarası alınmamış hastane tarafından. Herhangi bir yakını çağrılmamış. Herhangi bir adres alınmamış. Refakatçi alınmamış. Anestezili bir ameliyat gerçekleştireceksin. Hastane olarak sen bunları yapmak zorundasın. Bunları yapmazsan işte böyle hasta vefat eder, başın da ağrır" dedi. Biz ihmaller var diye düşünüyoruz Kızının ölümünde ihmaller olduğunu söyleyen baba, "İhmaller var diye düşünüyoruz. Biz bunun araştırmasının yapılmasını istiyoruz. Savcılığa gereken bilgiyi verdik. Savcılık geldi, gerekli evrakları toparladı. Sonucunu bekliyoruz" dedi. Ben böyle olduğuna inanmıyorum Kızının ölüm haberini aldıktan sonra doktorların kendisine yanlış bilgi verdiğini iddia eden Murat Yiyin, "Kızım vefat ettikten sonra hastane bize bilgi verdi, yoğun bakımda olduğunu söyledi. Hastaneye ulaştığımızda doktorlar, anestezi ve ameliyat eden doktor, kızımızın ameliyattan sonra bilinci yerine geldiğini, konuştuklarını fakat bir müddet sonra solunum yetmezliğinden komaya girdiğini, yoğun bakıma aldıklarını ve kalbinin durduğunu, geriye döndüremediklerini ifade etti. Fakat şüpheli, ben böyle olduğuna inanmıyorum" açıklamasında bulundu. Kesiyorlar, biçiyorlar, vefat etti diyorlar Kızının ameliyatı öncesi kimseye haber verilmediği hakkında sitemini tekrarlayan baba, "Ameliyattan çıktıktan sonra bizim haberimiz yoktu. Zaten ameliyat olduğundan da haberimiz yoktu. Kendi başına gidiyor. Doktorlar ne bir yakınının telefonunu alıyorlar ne bir yakınının adresini alıyorlar ne refakatçi istiyorlar. Kendi başlarına ameliyata alıyorlar, kesiyorlar, biçiyorlar, vefat etti diyorlar, başınız sağ olsun diyorlar" ifadelerini kullandı. Bize 22.00 sularında vefat ettiğini söylediler Kızının ameliyatı ve ölüm saatinden de bahseden baba, "Doktorların ifadesine göre 22.00 sularında vefat ettiğini söylediler. Ameliyata 15.20 sularında giriyor, 17.00 sularında ameliyattan çıkıyor. 27 Şubat Cuma akşamı saat 22.00’de vefat ettiğini söylediler" dedi. Yüzünde yarık oluşuyor, bu insan nasıl konuşabilir Ameliyat sonrası doktorların kızınız konuştu iddiasının doğru olmadığını düşünen baba, "Doktorların ifade ettiğine göre ameliyattan çıktıktan sonra kendine geldi ve konuştuk. Bir insan diş çektiriyor, konuşamıyor. Bu 30 santimetre uzunluğunda cildinde, yüzünde yarık oluşuyor. Bu insan nasıl konuşabilir. Bu şüpheli değil mi. Böyle bir konuşma olabilir mi, gerçekleşebilir mi. Ben inanmıyorum. Doktorlar kendini korumak, kurtarmak için böyle söylüyorlar" şeklinde konuştu. Öte yandan, Sibel Yiyin’in cenazesin yarın Beylikdüzü’nde bulunan Mevlana Camii’nde öğle namazı sonrası kılınacak cenaze namazının ardından İstanbul’da defnedileceği öğrenildi.