ASAYİŞ - 12 Mayıs 2026 Salı 08:05

İstanbul merkezli 35 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 108 gözaltı

A
A
A
İstanbul merkezli 35 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 108 gözaltı

İstanbul merkezli 35 ilde siber polisi tarafından düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 108 şüphelinin yakalandığı bildirildi. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetlerinde bulunduğu tespit edilen 5 bin, bu sitelerin reklamını yaparak mobil kullanıcıları yönlendiren 111 ve ödeme işlemlerine aracılık ettiği belirlenen 40 olmak üzere toplam 5 bin 151 URL adresine ise erişim engeli kararı alındığı öğrenildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beykoz Kundura’da skandal "başörtüsü" iddiası: "Kızlarımı başörtülü görünce işime son verdiler" Beykoz’da dizi ve film platosu olarak kullanılan tarihi Beykoz Deri Fabrikası’nda görev yaptığı dönemde iş yeri hekimi olan Halil Şirin, ailesiyle katıldığı bir davetin ardından mobbinge maruz kaldığını ve kızlarının başörtülü olması gerekçesiyle haksız yere işten çıkarıldığını iddia etti. Şirin’in iddialarına göre, lojman bölgesine taşındıktan kısa bir süre sonra düzenlenen yemekli bir davete kızlarıyla birlikte katıldı. Ertesi gün kurum yöneticisi, tarihi Beykoz Deri Fabrikası Genel Müdürü Serpil Yıldırım’ın Şirin’in kızlarının başörtülü olmasından rahatsızlık duyduğunu belirtti. Bu olayın ardından iddiaya göre Şirin, "Artık burada doktor istemiyoruz" denilerek işten çıkarıldı. Kurumda daha önce de dini değerlere yönelik benzer yaklaşımların sergilendiğini iddia eden Halil Şirin, bazı çalışanlara başörtüsü yerine bone zorunluluğu getirildiğini ve Ramazan ayında oruç tutan personele baskı yapıldığını öne sürdü. Kızlarının başörtülü olması gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğini dile getiren Şirin; kararın ardından kurum yöneticilerine kişisel hak ve özgürlüklere saygı duyulması gerektiği yönünde tepki gösterdi. "Kızlarımızın başörtülü olduklarını gördükten sonra ’Biz artık burada doktor istemiyoruz’ denilerek iş akdim sonlandırıldı" Görev yaptığı dönemde Beykoz Kundura iş yeri hekimi olan Halil Şirin, yaşanan süreci şu sözlerle aktardı: "Tarihi Beykoz Kundura ve ARE Holding bünyesinde iş yeri hekimi olarak çalışırken, Genel Müdür Serpil Yıldırım’ın isteği üzerine yalıya yakın konumdaki lojman bölgesinde taşındık. Lojmana taşındıktan bir buçuk ay kadar sonra yemekli bir davete ailece, kızlarımızla birlikte katıldık. Ertesi gün Beykoz Kundura yöneticisi Serpil Yıldırım’ın ve Kültür Sanat Direktörü Buse Yıldırım’ın, kızlarımızın başörtülü olduklarını gördükleri ve bunu hazmedemedikleri; problem yaptıkları söylendi. İki gün sonra da ’Biz artık burada doktor istemiyoruz’ denilerek iş akdim sonlandırıldı." "Ramazan ayında gücünün yettiği kimselere oruçlarını bozmaları için baskı yaptı" Yıldırım’ın çalışanlara mobbing uyguladığı iddialarına yer veren Şirin, "Tabii ki Serpil Yıldırım’ın dine karşı kin ve nefret tutumu ilk değil. Burada başörtülü çalışan arkadaşlar maalesef başörtü yerine boneyle çalıştırılmak zorunda bırakılıyor, boneleriyle çalıştırılıyor. Bunun dışında Ramazan ayında gücünün yettiği kimselere, özellikle yakınındaki yönetici arkadaşlarımıza maalesef oruçlarını bozmaları için baskı yaptı. Hatta bir yönetici arkadaşımız Ramazan’da ısrarla gelip arka arkaya üç kere çikolata ikramı yaptığını, normalde hayatta böyle bir şey yapmadığını ve rahat bir şekilde oruç tutamadığını ifade etti" dedi. "’Mescit nerede?’ diye soran arkadaşıma ’Orası mescit değil dua odası; mescidiniz yerin dibine batsın’ dedi" Yıldırım’ın dine karşı tutumunun nefret odaklı olduğunu öne süren Şirin, "Odamda Serpil Yıldırım ve Buse Yıldırım ile birlikteyken bir arkadaşımız mescidin nerede olduğunu sordu, ’Mescit nerede?’ dedi. ’Orası mescit değil, dua odası; mescidiniz yerin dibine batsın’ dedi. Maalesef mescide beddua etmeye kadar dine karşı nefret ve tutum içerisinde. Biz bu toprağın çocuklarıyız. İslam bu toprağın ayrılmaz bir parçası; bizim parçamız, asli unsurumuz. İslam’a karşı, dinimize karşı bu kadar kin ve nefret içeren bir tutum ve yaklaşım bu toprağın çocukları hak etmiyor. Birazcık saygı bekliyoruz, çok şey değil" ifadelerine yer verdi. "Yönetici öncesinde ’Kesinlikle kızlarını getirme, başörtülü olduklarını görürse problem yapar’ diye uyardı" Son olarak aldığı tepkinin ardından Yıldırım’dan konuya ilişkin bir cevap alamadığını dile getiren Şirin, şunları söyledi: "Beykoz Kundura yöneticisi bunu yönetici özellikle gelip bana söylemiştir, beyan etmiştir. Öncesinde de bizi uyarmıştı, ’Halil Hocam kesinlikle kızlarını getirme; bak Serpil Yıldırım başörtülü olduklarını görürse problem yapar’ diyerek açıkça uyarıda bulunmuştu maalesef. Lojmana taşındıktan bir buçuk ay sonra da ’Artık burada doktor istenmiyor’ diye apar topar maalesef iş akdine son verildi. Tabii ki kimse karşılıklı sonsuza kadar çalışacak diye bir şey yok ama bizim burada beklentimiz kişisel hak ve özgürlüklere karşı saygı. Bana ’Artık burada doktor istenmiyor’ dendiği söylendikten sonra Serpil Hanım’ın yüzüne bunu söyledim: ’Bunu maalesef kızlarımızın başörtü sebebiyle yaptınız. Bunu ben affetsem de Allah affetmeyecek’ diye kendisinin yüzüne söyledim. İçeri kaçtı, kendi odasına kaçtı." Öte yandan söz konusu iddialara ilişkin Beykoz Kundura tarafından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Eski çalışanımız İş Yeri Hekimi Halil Şirin tarafından şirketimiz ve şirket yöneticilerimiz/şirket hissedarlarımız aleyhine gerçeğe aykırı, olumsuz ve karalamaya yönelik ifadeler içeren bir röportajın yayımlanması gündeme gelmiştir. Dr. Halil Şirin, ARY Holding A.Ş. bünyesinde 11.08.2025 tarihinde işyeri hekimi olarak göreve başlamış; iş akdi, işyeri hekimliği hizmetinin OSGB aracılığıyla karşılanacağı gerekçesiyle 11.03.2026 tarihinde feshedilmiştir. Söz konusu kişi, iş akdinin sona ermesinin ardından şirketimiz aleyhine haksız menfaat elde etmeye yönelik sistematik girişimlerde bulunmaktadır. Halil Şirin, CİMER başta olmak üzere çeşitli platformlar aracılığıyla Beykoz Kundura yerleşkesindeki hayvanlara ilişkin usulsüzlük iddiaları da dahil olmak üzere asılsız ve abartılı şikâyetlerde bulunmuş; şirketimizin ticari itibarını zedeleyici beyanlar yaymıştır. Bu eylemler nedeniyle Halil Şirin hakkında Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş olup dosya savcılığa intikal etmiştir."
İstanbul "Vücuttaki yaygın ağrıların nedeni fibromiyalji olabilir" Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getiren Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin, "Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir. Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikayetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir" dedi. İstinye Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Gyulnaz Emin, yaygın kas ağrısı, yorgunluk ve dinlendirmeyen uyku şikayetlerinin fibromiyaljiye işaret edebileceğini söyledi. Fibromiyaljinin vücudun birçok bölgesinde hassasiyet ve yaygın kas ağrısıyla seyreden kronik bir ağrı sendromu olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Emin, "Bu tabloya sıklıkla yorgunluk, uyku bozukluğu, baş ağrısı, anksiyete ve depresyon da eşlik edebilir. Hastalık, oluşturduğu ağrı ve halsizlik nedeniyle kişinin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebilir" diye konuştu. "Ağrı vücutta gezici olabilir" Fibromiyaljide ağrının tek bir noktaya bağlı kalmadığını ifade eden Uzm. Dr. Emin, "Ağrı bazen omuzda, bazen belde, bazen de bacaklarda hissedilebilir. Bu gezici karakter, hastaların şikâyetlerini tanımlamasını zorlaştırabilir. Stres, uykusuzluk, yorgunluk, soğuk hava ve nem gibi faktörler ağrıyı artırabilir" diye konuştu. Hastaların zaman zaman eklemlerinde şişlik hissedebildiğini ancak çoğunlukla muayenede şişlik ya da kızarıklık saptanmadığını belirten Uzm. Dr. Emin, "Bunun yanı sıra kollarda ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma hissi de görülebilir. Migren veya gerilim tipi baş ağrıları tabloya eşlik edebilir" ifadelerini kullandı. "Dayak yemiş gibi uyanmak en sık şikayetlerden biri" Fibromiyaljide uyku kalitesinin de etkilendiğini vurgulayan Uzm. Dr. Emin, "Hastaların büyük bir kısmı sabah uyandığında dinlenmemiş hisseder. ‘Dayak yemiş gibi’ ya da ‘savaşmış gibi’ uyanma hissi sık dile getirilen bir durumdur. Uykuya dalmada güçlük ve gece sık uyanma da görülebilir" dedi. "Zihinsel bulanıklık yaşanabilir" Hastalığın yalnızca fiziksel değil, bilişsel etkiler de oluşturabildiğini aktaran Uzm. Dr. Emin, "Konsantrasyon güçlüğü ve dikkat dağınıklığı görülebilir. ‘Fibrofog’ olarak adlandırılan bu durum, zihinsel bir sis hali şeklinde tarif edilir" şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Emin, bazı hastalarda huzursuz bacak sendromu, huzursuz bağırsak sendromu ve ağız kuruluğu gibi şikayetlerin de tabloya eşlik edebildiğini ifade etti. "Altta yatan mekanizma ağrının algılanmasıyla ilgili" Fibromiyaljinin ortaya çıkış mekanizmasına değinen Uzm. Dr. Emin, "Santral sensitizasyon olarak adlandırılan durumda, beyinde ağrıyı algılayan sistem normalde ağrı oluşturmayacak uyaranlara karşı daha hassas hale gelir. Bu yüzden ağrının oluşumu ve işlenmesiyle ilgili bir farklılık söz konusudur. Hastalık genetik yatkınlıkla ilişkili olabilir. Kadın olmak, ileri yaş, geçirilmiş travmalar, stres, bazı kişilik özellikleri ve yaşam olayları risk faktörleri arasında sayılabilir" ifadelerini kullandı. "Tanı klinik değelerlendirme ile konuluyor" Fibromiyalji için özel bir test bulunmadığını anlatan Uzm. Dr. Emin, "Tanı hastanın şikayetleri ve klinik muayene ile konur. Ancak benzer yakınmalara yol açabilecek romatizmal hastalıklar, D vitamini eksikliği, anemi ve tiroit hastalıklarını dışlamak için bazı tetkikler yapılabilir" dedi. "Tedavide çok yönlü yaklaşım şart" Fibromiyaljinin yalnızca ilaçla tedavi edilen bir hastalık olmadığını belirten Uzm. Dr. Emin, "Tedavi sürecinde ilaçların yanı sıra egzersiz, uyku düzeninin sağlanması, hasta eğitimi ve psikolojik destek gibi birçok yaklaşım birlikte değerlendirilmelidir. Hastaya bunun gerçek bir hastalık olduğu ve yaşamı tehdit eden bir durum olmadığı mutlaka anlatılmalıdır" açıklamasında bulundu. "Düzenli egzersiz önemli" Düzenli egzersizin tedavinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Emin, "Hastalar egzersize yavaş başlamalıdır. Yürüyüş ve yüzme gibi aerobik egzersizlerle başlanabilir, zamanla esneklik ve hafif direnç egzersizleri eklenebilir. Haftada 2-3 gün yapılan, günde 20-30 dakikalık tempolu yürüyüşün olumlu etkileri gösterilmiştir. Ayrıca yoga ve tai-chi gibi egzersizler de fayda sağlayabilir" diye konuştu. Fibromiyaljinin farklı şikâyetlerle ortaya çıkabildiğini ve bu yüzden tanıda gecikmeler yaşanabildiğini belirten Uzm. Dr. Emin, "Farkındalığın artması ve hastaların doğru branşa başvurması tedavi sürecini olumlu etkiler" diyerek sözlerini tamamladı.
Tunceli Tarih ve doğa severlerin yeni gözdesi: Çemişgezek Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi, turistlerin günübirlik uğrak noktalarından biri haline geldi. Tunceli’nin tarihi, kültürel ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Çemişgezek ilçesi, özellikle motosiklet turları başta olmak üzere yerli turistlerin günübirlik uğrak noktalarından biri oldu. Bu kapsamda, Elazığ merkezli faaliyet gösteren Global Mobis Motosiklet ve Bisiklet Derneği üyesi onlarca motosiklet ve bisiklet tutkunu, düzenlenen gezi programı kapsamında Çemişgezek’i ziyaret etti. İlçeye gelen grup, ilçenin tarihi mekanları ile doğal güzelliklerini gezerek bölgenin kültürel yapısı hakkında incelemelerde bulundu. Ziyaret boyunca ilçenin tarihi dokusuna hayran kalan katılımcılar, doğal güzelliklerin ve sakin atmosferin etkileyici olduğunu ifade etti. Global Mobis Motor ve Bisiklet Derneği Başkanı Sercan Kemiroğlu, "2026 yılının ilk seyahatini Çemişgezek ilçemize düzenlemeyi düşündük. Arkadaşlarla geldik. Tarihi yapısı ve doğa güzellikleriyle Çemişgezek hep ilgimizi çeken bir lokasyon olmuştur. Son yıllarda yapılan değişikliklerle birçok güzel mesire ve park alanı oluşturulmuş. Tüm doğa ve gezi severleri Çemişgezek’e davet ediyoruz" dedi. Çemişgezek ilçesini gezmeye gelen Fatih Bozkurt, "Elazığ’da ikamet ediyorum. Global Mobis Derneği olarak arkadaşlarla birlikte gezi programı kapsamında Çemişgezek ilçesini seçtik. Tarihi yerleri ve gezilecek alanları gerçekten çok güzel. Herkesi buraya davet ediyoruz, görmelerini tavsiye ediyoruz" ifadelerine yer verdi. Motosiklet tutkunu Melisa Aral, "Elazığ Global Mobis Motor Derneği kadın sürücüleri olarak Çemişgezek ilçesini ziyarete geldik. Tüm motorcu arkadaşlarımızı da bekliyoruz. Doğası çok güzel, yemyeşil bir yer. İnsanları da oldukça misafirperver. Herkesi buraya bekliyoruz" şeklinde konuştu. Muzaffer Gürtaş ise "Çemişgezek sürekli gelip gittiğimiz bir yer. Tarihi misyonu olan bir beldemiz. Bildiğim kadarıyla, yanlış da biliyor olabilirim, Selçuklu döneminde de oldukça hareketli bir bölgeymiş. Benim Çemişgezeklilerden bir konuda şikâyetim var. Onu da söyleyeyim. Bu ilçenin harika bir tulum peyniri var ancak bunun pazarlamasını yeterince yapamıyorlar. Çemişgezek tulum peynirinin tanıtımını başka iller yapıyor" dedi.
Bursa BTÜ’den tarımda su israfına yapay zekâ çözümü Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), TÜBİTAK’ın Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı çerçevesinde desteklenen yeni projesiyle tarımda su ve enerji kullanımını en az yüzde 20 oranında azaltmayı hedefliyor. Sensör verileri ve yapay zekâ modellerinin kullanılacağı sistem, Karacabey’deki 3 bin dekarlık üretim alanında test edilecek. Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), TÜBİTAK’ın 1711 - Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında proje desteği almaya devam ediyor. Daha önce iki projeyi sanayi iş birliğiyle Bursa’ya kazandıran BTÜ, yeni bir çalışmada daha yer alıyor. Bu doğrultuda, Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Mekatronik Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Remzi Özcan’ın BTÜ adına akademik ve teknik katkı sunduğu "Sensör Verileriyle Desteklenen Yapay Zekâ Tabanlı Akıllı Sulama Sistemi" başlıklı proje, GÖRSENTAM Tarım Teknolojileri A.Ş. ve Camandıra Çiftliği iş birliğiyle yürütülecek. İki yıl sürecek çalışma kapsamında tarımda kullanılan sensör verileri, meteorolojik tahminler ve yapay zekâ modelleri bir araya getirilecek. Bu sayede su ve enerji kullanımını en az yüzde 20 oranında azaltmayı hedefleyen, otomatik ve güvenilir bir akıllı sulama karar destek sistemi geliştirilecek. "Akıllı sulama, sürdürülebilir tarım için önemli bir ihtiyaç" Üniversite - sanayi iş birliğiyle yürütülecek proje hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Remzi Özcan, tarımsal sulamada verimliliğin stratejik önemine dikkat çekti. Özcan, "Türkiye’de su kullanımının büyük bölümü tarımsal sulamada gerçekleşiyor. Bu nedenle sulamada suyun doğru zamanda ve doğru miktarda kullanılması, hem su kaynaklarının korunması hem de üretim maliyetlerinin azaltılması açısından kritik önem taşıyor. Geleneksel sulama uygulamalarında kararlar çoğu zaman deneyime dayalı verildiği için suyun verimli kullanılması zorlaşabiliyor. Bu durum, üretim verimliliği ve iş gücü açısından da olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Yanlış sulama ise yalnızca su israfına değil, aynı zamanda toprak yapısının bozulmasına, verim kaybına ve ürün kalitesinin düşmesine de yol açabiliyor. Proje kapsamında sensör verileri ile yapay zekâ destekli karar mekanizmalarının bir arada değerlendirilmesiyle, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha güvenilir bir sulama yaklaşımına katkı sunulması hedefleniyor" dedi. Sensörler ve yapay zekâ bir arada çalışacak Projenin işleyişine ilişkin bilgi veren Özcan, sistemde farklı veri kaynaklarının birlikte değerlendirileceğini belirterek, "Proje çerçevesinde toprak nem sensörleri, tarımsal meteoroloji istasyonları, kısa vadeli yağış tahminleri ile yapay zekâ ve makine öğrenmesi tabanlı yöntemlerin bütünleşmiş biçimde kullanılması planlanıyor. Konsorsiyum paydaşlarının katkılarıyla geliştirilecek sistemle, gerçek zamanlı veriler üzerinden bitki ihtiyacına özel sulama önerileri sunabilen, otomatik ve güven seviyesi raporlanabilen bir akıllı sulama karar destek mekanizması oluşturulması hedefleniyor" dedi. Karacabey’de test edilecek Yapay zekânın önemli bir rol üstleneceği proje kapsamında elde edilmesi hedeflenen çıktıları da paylaşan Özcan, şunları söyledi: "Proje sonunda tarımda yüzde 20 ve üzerinde su tasarrufu sağlanması, enerji tüketiminin azaltılması, sulama miktarı tahmin hatasının yüzde 10’un altına düşürülmesi, daha sürdürülebilir tarımsal üretime katkı sunulması ve çiftçiler açısından daha az iş gücüyle daha yüksek verim elde edilmesi hedefleniyor. Konsorsiyum paydaşlarının katkılarıyla geliştirilecek sistemin saha testleri ise Camandıra Çiftliği’nin Karacabey’deki 3 bin dekarlık üretim alanında gerçekleştirilecek." Rektör Çağlar: "Üniversite-sanayi iş birliği ile çözüm üretiyoruz" BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar ise yapay zekâ alanındaki projelerin hem akademi hem de sektör için önemli çıktılar ürettiğini vurguladı. Rektör Çağlar, "Bursa Teknik Üniversitesi olarak yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanında ürettiğimiz bilgi ve geliştirdiğimiz çözümleri sanayi ve toplumla buluşturmayı önemsiyoruz. TÜBİTAK destekli bu proje, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlü bir örneğini oluştururken aynı zamanda tarımda sürdürülebilir üretim hedeflerine de katkı sağlayacak. Akademisyenlerimizi ve proje paydaşlarımızı tebrik ediyorum" dedi.