DÜNYA - 07 Ekim 2025 Salı 10:45 | Son Güncelleme : 07 Ekim 2025 Salı 10:49

KKTC'de yaşayan 66 yaşındaki Öke, hasır iskemle geleneğini sürdürüyor

A
A
A

KKTC'de yaşayan 66 yaşındaki Özkan Öke, babasından miras kalan 76 yıllık atölyede unutulmaya yüz tutmuş hasır iskemle zanaatını yaşatmaya devam ediyor. Tamamen el işçiliğiyle üretim yapan Öke, doğal malzemelerle ömürlük sandalyeler üretirken, mesleği genç nesillere de aktarıyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde unutulmaya yüz tutmuş geleneksel zanaatlardan biri olan hasır iskemle üretimi, Lefkoşa'da yaşayan 66 yaşındaki Özkan Öke tarafından yaşatılıyor. 1949'da babası tarafından kurulan atölyede üretime devam eden Öke, tamamen el işçiliğine dayalı bu mesleği genç nesillere aktarmaya çalışıyor. Babasının 1949'da dükkanını açtığını kendisinin ise 1959'da doğduğunu söyleyen Özkan Öke, "Doğduğum günden beri buradayım. Çünkü atölye ile ev iç içeydi" dedi. Bir tarafta uyuduklarını bir tarafta da çalıştıklarını kaydeden Öke, "Bebek yaştan itibaren ağacın kokusunu, hasırın kokusunu aldık ve devam ettik" ifadelerini kullandı. Babasının üç yaşındayken menenjit hastalığı geçirdiğini ve işitme kaybı yaşadığını belirten Öke, "Hiçbir okul kabul etmeyince dedesiyle birlikte çalışmaya başlamış. O yaşlardan itibaren ağaçları kesip eşleştirerek bu işlere başlamış. Sandalye, tabure, koltuk fark etmeksizin hep elde olmak kaydıyla 1940'lı yıllarda bu mesleğe başlamış" diyerek babasının zor şartlarda yaşam mücadelesine değindi. Öke, babasının yaşadığı işitme kaybı nedeniyle iletişimlerini annesi aracılığıyla gerçekleştirdiklerini anlattı.

KKTC'de yaşayan 66 yaşındaki Öke, hasır iskemle geleneğini sürdürüyor

"Bu meslek tam anlamıyla tabiat ananın verdiği bir berekettir"

Eskiden adaya özgü ağaç türlerinin kullanıldığını ancak artık ithal ürünlere yönelmek zorunda kaldıklarını belirten Öke, "Bu meslek tam anlamıyla tabiat ananın verdiği bir berekettir. Derelerden sazları buluyoruz, belirli bir dönemde hasırları topluyoruz; ondan sonra bu hasırları güneşte kurutup çalışır hale getiriyoruz. Çalışmadan bir gün önce ıslatırız ki çalışabilelim. Ağaç derseniz zamanında ekilmiş dut ağacı, zangalak ağacı, efkalito veya çınar ağacı ya da ceviz ağacı gibi adaya özgü ağaçların dallarından faydalanarak iskemleler yapılırdı fakat günümüzde bu ağaçlar tükendiği için şu anda maalesef ağacı biz ithal ediyoruz. Gürgeni kullanıyoruz çünkü bu işe en elverişli Gürgen ağacıdır" şeklinde konuştu.

KKTC'de yaşayan 66 yaşındaki Öke, hasır iskemle geleneğini sürdürüyor

"İyi bir usta düzgün çalışırsa günde sadece bir sandalye çıkarabilir"

Üretimin tamamen el işçiliğine dayandığını vurgulayan Öke, "İyi bir usta düzgün çalışırsa günde sadece bir sandalye çıkarabilir" diyerek ürünlerinin tanıtımını genellikle kendi yaptığı işlerden oluşan görsellerle ve atölyede hazırlanan basit tanıtımlarla yaptığını belirtti. Geçmişte iskemle olan talebin daha yüksek olduğunu ifade eden Öke, "Evlenen her çift mutfağına buradan iskemle yaptırıyordu" dedi. Plastik sandalyelerin yaygınlaşmasının üretimi olumsuz etkilediğini söyleyen Öke, son yıllarda geleneksel ürünlere ilginin yeniden arttığını belirterek, "İnsanımız hasır iskemlelerin daha sağlam olduğunu anladı. Plastik kırıldığında çöpe gider ama hasırı tamir etme imkânı var, ömürlük oluyor" ifadelerini kullandı.

İki oğlunun da makine mühendisi olduğunu ve kendi işlerini yaptığını kaydeden Öke, Ancak mesleğin sürdürülebilirliği için çırak yetiştirmeye devam ettiğini belirterek "İki genç yetiştirdim. İkisi de 20'li yaşlarda. Benden sonra bayrağı alacaklar. Ama onlara şartım şu: Ben nasıl öğrettiysem kendilerinden daha gençlere öğretmeleri. Bundan mutluluk duyarım" ifadelerini kullandı.

KKTC'de yaşayan 66 yaşındaki Öke, hasır iskemle geleneğini sürdürüyor

"Babamın dokunduğu sandalyelerin ellerimde hayat bulması gururlandırıyor"

Bugüne kadar yaptığı sandalyelerin tamirat için geri dönmediğini söyleyen Öke, babasının yaptığı 50-60 yıllık sandalyelerin ise ilk kez son yıllarda tamir amacıyla getirildiğini sözlerine ekleyerek, "Ben bununla gurur duyuyorum. Seviniyorum. Babamın dokunduğu sandalyelerin yaptığı sandalyelerin tekrar benim ellerimde hayat bulması ve tekrar 40-50 yıl daha kullanılması ve hizmete sunmak bizi gururlandırıyor" dedi.

KKTC'de yaşayan 66 yaşındaki Öke, hasır iskemle geleneğini sürdürüyor

"Bizim oksijenimiz burası"

Ana mesleğinin banka memurluğu olduğunu ancak zanaatkârlığı bir yaşam biçimi olarak gördüğünü belirten Öke, "Banka işini herkes yapabilir ama bu zanaat herkesin yapacağı iş değil. Bir şey üretmek güzeldir, yeter ki üretelim" ifadelerini kullandı. Çıraklık için talep olduğunu ancak mevcut imkânlarla sınırlı çalışabildiklerini vurgulayan Öke, "Yerimiz ve imkânlarımız kısıtlı. Bir yerlerden destek bulursak daha da büyümeyi isteriz" dedi. Üretime devam etme konusunda ise kararlı olan Öke, "Ömrümüzün yettiği kadar yapacağız çünkü bizim oksijenimiz burası. Buraya geldiğimizde canlı duruyoruz" dedi.
Lefkoşa'nın tarihi dokusuyla iç içe olan bu küçük atölye, sadece yerel halkın değil, adayı ziyaret eden misafirlerin de ilgisini çekiyor. Türkiye'nin farklı şehirlerinden Kıbrıs'a gelen ziyaretçiler, Lefkoşa'daki atölyeye uğrayarak geleneksel iskemle yapımını yerinde görme fırsatı buluyor. Özellikle Türk Hava Yolları'nın İstanbul'dan Ercan Havalimanı'na düzenli seferleri, bu tür kültürel duraklara ulaşımı kolaylaştırıyor. El emeğiyle hazırlanan iskemleler hem nostalji hem de kalite arayanlar için özel bir alternatif sunuyor.

Yaprak Mutlu - Lokman Sarıkurt

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Depremde tüm ailesini kaybeden baba, 04.17’de mezar başında gözyaşlarına boğuldu Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Gaziantep’in İslahiye ilçesinde tüm ailesini kaybeden bir kişi, saatler 04.17’yi gösterdiğinde Adana’daki aile mezarlığında gözyaşlarına boğuldu. Deprem sırasında işte olduğu için hayatta kalan baba, aradan geçen 3 yıla rağmen enkazdan cenazesi çıkarılamayan 13 yaşındaki kızını umutla aramayı sürdürüyor. Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 6 Şubat 2023’te iki büyük deprem, 11 ilde büyük yıkıma neden oldu. Gaziantep’in İslahiye ilçesinde de çok sayıda bina yerle bir olurken, Karaca ailesi de depremin en ağır acısını yaşayan ailelerden biri oldu. Gece vardiyasında çalıştığı için enkaz altında kalmayan baba Fatih Karaca, depremde annesini, eşini, biri üniversite öğrencisi olmak üzere 3 çocuğunu ve kayınvalidesini kaybetti. "04.17’de mezar başında ailesine dua etti" Saat 04.17’de ailesinin Adana’daki Kabasakal Mezarlığında bulunan kabristanı başında dua eden Fatih Karaca, en büyük acısının ise enkazdan cenazesi çıkarılamayan 13 yaşındaki kızı İrem Karaca olduğunu söyledi. Aradan geçen 3 yıla rağmen kızından bir iz bulunamadığını belirten Karaca, umudunu hiç kaybetmediğini dile getirdi. Gözyaşları içinde konuşan acılı baba Karaca, "Allah’ım kimseye evlat acısı yaşatmasın. En kötüsü de 3 yıldır ne ölüsüne ne de dirisine ulaşamadığım kızım. Mezar yeri depremden sonra 10 gün hazır kaldı. Araştırmalar yaptık. Çocuğumuzun yaşadığını 3 kız onayladı. Hep birlikte oynamışlar. O günden beri kızımı arıyorum. Kayıp daha da kötü, bulamıyorsun ve derdini kimseye anlatamıyorsun. Çaresizlik çok kötü bir şey. Allah’ım, böyle bir acıyı kimseye yaşatmasın. İçlerinden en kötüsü de kayıp. Bulamıyorsun ve derdini kimseye anlatamıyorsun. Allah’ım, evlat sevgisini yaşattı, erken aldı. Tarif edilemez, acısı çok zor " dedi. "Bayram geldiğinde ‘Baba harçlık ver’ diyen evladım kalmadı" Bayramların ve özel günlerin kendisi için anlamını yitirdiğini ifade eden Karaca, "Ben 4 çocuk babasıydım. Bayram geldiğinde ‘baba harçlık ver’ diyen bir evladım kalmadı. Annem, kaynanam, eşim ve 3 çocuğum burada yatıyor. Hayat onlarsız çok zor. Tek umudum, kızımı canlı bulabilmek. Onu bulursam hayat devam edecek. Millet bayramda çocuklarıyla bayramlaşıyor ama sen duruyorsun. Bayramları ya da özel günleri iş yerinde geçiriyorum. Karne alan insanları görünce kıskanıyorum. Allah’a dua ediyorum, kimseye böyle bir acı yaşatmasın" diye gözyaşlarına boğuldu.
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta 6 Şubat’ın üçüncü yılında acılar hala taze Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremler sonrası hayatını kaybedenlerin defnedildiği Kapıçam Mezarlığı’nda depremzedeler, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde yakınlarının mezarları başında geçirdi. Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçmesine rağmen acılar hala ilk günkü tazeliğini koruyor. Asrın felaketinde hayatını kaybeden binlerce vatandaş, depremin yıl dönümünde Kapıçam Şehir Mezarlığı’nda dualarla anıldı. Gece saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar süren anmalarda depremzedeler ve yakınları, sevdiklerinin kabirleri başında sabahladı. Mezarlıkta zaman zaman yoğunluk oluşurken, kimi vatandaş ağıtlar yaktı, kimi Kur’an-ı Kerim okuyarak dualar etti. Ellerinde çiçeklerle mezar başına gelen aileler, kaybettikleri yakınlarının fotoğraflarını kabir taşlarına bırakırken, bazı vatandaşlar gözyaşlarına hâkim olamadı. Depremin üzerinden geçen üç yıla rağmen yaşanan acının dinmediğini belirten depremzedeler, her 6 Şubat’ta aynı hüznü yeniden yaşadıklarını ifade etti. Alican Uzunlu isimli depremzede, "Çok yakın bir arkadaşımı kaybetmiştim. Mezarının yerini bilmiyorum onu arıyorum umarım bulurum. Görmek istiyorum mezarı başında dua edeceğim" dedi. Hacı Ahmet Yılmaz ise, "Kardeşim ve eşinin mezarının başındayız. Sabahlayacağız, mezarın temizliğini yapacağız" diye konuştu. Sezgin Durmuş isimli depremzede ise, "Üçüncü yılındayız ama sanki dün gibi olmuş gibi. Eşim kardeşini annesini ve 5 yaşındaki kızımızı kaybettik. Zor bir durum rabbim kimseye yaşatmasın. Anneannesinin yakındaydı kızımız yaşadıkları bina çökmüştü, üçüncü gün akşamına bulduk kendi imkanlarımız ile bulduk cenazemizi. Burada dua ediyoruz bütün ölenlere rahmet olsun" diye konuştu. İsmail Yalçın isimli depremzede de, "Ben ikim kızımı ve eşimi de kaybettim. Biri 8, diğeri 13 yaşındaydı tarifi yok. Aslında onlar kurtuluşa erdi. Kalanlar aslında acı çekiyor. Hiçbir zaman aklımdan çıkmıyorlar" dedi.
Zonguldak Zonguldak’ta asrın felaketinde hayatını kaybedenler anıldı Kahramanmaraş merkezli "asrın felaketi" olarak nitelendirilen 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıl dönümünde Zonguldak’ta anma programı düzenlendi. Saatler 04.17’yi gösterdiğinde Madenci Anıtı önünde toplanan kalabalık, hayatını kaybedenleri dualar ve karanfillerle andı. Zonguldak Demokrasi Platformu tarafından organize edilen anma programı, depremin gerçekleştiği saat olan 04.17’de başladı. Saygı duruşu ile başlayan etkinlikte, katılımcılar ellerindeki karanfilleri deprem bölgesinde büyük kahramanlık gösteren madencileri simgeleyen Madenci Anıtı’nın önüne bıraktı. "Acılarımız hala taze" Platform adına açıklama yapan sözcü Erdoğan Kaymakçı, felaketin boyutlarına dikkat çekerek bilim ve denetim vurgusu yaptı. Kaymakçı, "6 Şubat 2023’te tarihimizin en yıkıcı felaketini yaşadık. 53 binden fazla canımızı yitirdiğimiz bu büyük acı hala tazedir. Şehirler sadece beton yığınları değildir; planlamalar kültürel mirası ve halkın ihtiyaçlarını gözeterek yapılmalıdır. Bilim ve mesleki etik ilkelerinden taviz verilmemesi, bu felaketlerin tekrar yaşanmaması için tek yoldur" ifadelerini kullandı. Madencilerin kahramanlığı unutulmadı Anma törenine katılan GMİS Genel Sekreteri Yener Arslanbuğa ise deprem bölgesinde görev yapan maden işçilerine teşekkür etti. Arslanbuğa, "Depremin ardından Türkiye Taşkömürü Kurumu ve MTA bünyesinden yaklaşık 4 bin madenci kardeşimiz gönüllü olarak bölgeye gitti. Bir cana, bir aileye umut olmak için yerin metrelerce altında edindikleri tecrübeyi enkaz altında sergileyen tüm arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Anma programı açıklamanın ardından sona erdi.