ASAYİŞ - 10 Şubat 2021 Çarşamba 17:05

Leyla Aydemir'in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı! Leyla Aydemir neden öldü?

A
A
A
Leyla Aydemir'in cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı! Leyla Aydemir neden öldü?

Ağrı’da 2018 yılında kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan 4 yaşındaki Leyla Aydemir'le ilgili şok edici bir gelişme yaşandı. Avukat Ayşegül Aydoğan, “Bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz" dedi.

Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6'ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye'nin bulunması için seferber olduğu Leyla'nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu.

Bilirkişi raporunda 'istismar yok' denilmişti

4 yaşındaki Leyla Aydemir'in ölümünün ardından hazırlanan bilirkişi raporunda, otopside cilt bütünlüğünün korunduğu, kafa, göğüs ve batın boşluğunda kanama, iç organ ve büyük damar yaralanmasının tanımlanmadığı ifade edilmiş, cesedin iskelet sisteminin sağlam bulunduğu ancak çürüme nedeniyle yumuşak dokularda ayrıntılı travmatik değişim analizi yapılmadığı, istismara ve farklı bir DNA'ya yönelik herhangi bir bulguya rastlanmadığı belirtilmişti.

Ancak bugün ortaya çıkan Adli Tıp Raporu’nda "Anal ve genital bölge muayenesinde hymen açıklığının 1 cm olduğu, duhule müsait olmadığı, hymen üzerinde belirgin yırtık yada çentik gözlenmedi, posterior forşette (genital bölgede) zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu görüldü" ibaresi yer aldı.

“Leyla kızımız cinsel istismara uğramış”

Saadet Öğretmen Çocuk İstismarıyla Mücadele Derneği Genel Başkan Danışmanı Avukat Ayşegül Aydoğan, “Ağrı’da katledilen Leyla kızımızın davası için UCİM avukatları olarak elbirliğiyle çalışıyoruz ve bugün şok edici bir evraka ulaştık. 2018 tarihli bir adli tıp raporunda geçen bir ibare neticesinde Leyla kızımızın üzülerek cinsel istismara maruz kaldığını açık bir şekilde söyleyebiliyoruz. Dosyadaki adli tıp raporunda açıkça diyor ki ‘posterior forşette zorlama izi olabilecek kırmızı renkli lezyonlar olduğu’ genital bölge muayenesinde yani açık bir şekilde Leyla’nın cinsel istimara gözler önüne sermekte. Bu evrakı detaylı bir şekilde incelerken fark ettik” diye konuştu.

“Bu resmen bir hukuk faciasıdır”

Bu konunun takipçisi olacaklarını ifade eden Av. Aydoğan, “Neden bu evrak sonrasında, böyle bir ibare sonrasında, böyle bir muayene sonrasında neden tüm sanıklardan DNA örneği alınmamış? Neden bu dosyanın içerisinde hiçbir şekilde geçmemiş? Neden diğer adli tıp raporunda ‘suda ki erime sebebiyle hiçbir bulgu bulamadı’ ibaresi geçmekte? Neden savcımız mütalaasında buna yer vermemiş? Biz bunun peşini hiçbir şekilde bırakmayacağız. Leyla davası bizler sayesinde aydınlanmak üzere. Burada bir cinsel istismar var, Leyla’ya kim ne yaptı? Belki de cinsel istismara meyil edip, zorlama gerçekleştirip, bunu gerçekleştirememiş olsalar dahi Leyla’nın genital bölgesinde bir zorlama olduğu ibaresi varken, neden bununla ilgili bir araştırma yapılmamış. Bu resmen bir hukuk faciasıdır. Biz sorumluların ilgili şekilde soruşturulmasını düşünüyoruz. Tüm Adalet Bakanlığına, hakimlere, savcılara sesleniyoruz bunun peşinin bırakılmaması ve buna sebep olanların, bunun dosyaya girmemesine sebep olan herkesin de soruşturulması gerektiği kanaatindeyiz. Leyla istismara uğramış ve biz çok üzgünüz” dedi.

“Sanıklardan DNA örneği alınıp, yeniden otopsi yapılmalı”

Hızlı bir şekilde bununla ilgili bir soruşturma yapılması gerektiğini kaydeden Av. Aydoğan, “Çünkü bu örtbas edilecek, üzeri örtülecek bir konu değil. Yaklaşık 2,5 senedir süren yargılama neticesinde Leyla’nın açlıktan öldüğüne dair ibareler verilmişti, basında da geniş çaplı yer bulmuştu ve hepimiz böyle zannediyorduk ki ta ki bu ibareyi görene kadar. Şimdi yeni bir soruşturma yapılmalı, hızlı bir şekilde sanıklardan DNA örneği alınmalı ve gerekirse de yeniden otopsi yapılmalıdır. Leyla’nın katilleri, Leyla’yı bu iğrenç şekilde ölüme götüren herkesin cezalandırılması ve dosyanın bu hale gelmesine sebep olanlarında soruşturulması gerekmektedir” açıklamalarında bulundu.

Ne olmuştu?

Ağrı şehir merkezinde yaşayan Şükran ve Nihat Aydemir çiftinin 7 çocuğundan 6'ncısı olan Leyla Aydemir, 2018 yılında Ramazan Bayramı dolayısıyla geldikleri dedesinin yaşadığı Bezirhane köyünde 15 Haziran günü kayboldu. Tüm Türkiye'nin bulunması için seferber olduğu Leyla'nın 18 gün sonra, köye 3 kilometre uzaklıktaki Kurudere mevkiinde cansız bedeni bulundu. Su içinde bulunan küçük kızın babası Nihat Aydemir'in kuzeni Mehmet Ali Aydemir (33), 18 Temmuz günü 'kasten öldürme' suçundan tutuklandı.

7 sanığa dava açılmıştı

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığınca Mehmet Ali Aydemir'in de aralarında olduğu 7 sanık hakkında çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet, iştirak halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da 14'er yıla kadar hapis cezası istemiyle 1'inci Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

Davanın 20 Eylül 2019 günü görülen ilk duruşmasında, baba Nihat Aydemir sanıklardan şikayetçi olmamış anne Şükran Aydemir ise şikayetçi olmuştu. Mahkeme heyeti, Leyla'nın amcası Yusuf Aydemir'i 'suçu işlediğine yönelik somut deliller bulunduğu ve dinlenilmeyen tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali olduğu' gerekçesiyle tutuklarken, 19 Aralık 2019 günü, dosya üzerinden yapılan tutukluluk değerlendirmesinde ise Mehmet Ali Aydemir, 'mevcut delil durumu ile tutuklulukta geçen süre ve dosyanın geldiği aşama' dikkate alınarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Korona virüs tedbirleri kapsamında 3 Temmuz 2020'ye ertelenen davada cumhuriyet savcısı, esas hakkında mütalaasını mahkemeye sundu. Baba Nihat Aydemir ile sanık Besim Dursun'un oğlunun Kanada'ya gönderilmesinden kaynaklı para meselesi olduğu anlatılan mütalaada, sanık Dursun'un olaydan birkaç yıl önce Aydemir'e, "Yemin olsun ben sana ciğer acısını yaşatacağım, ben seni ciğerinle terbiye edeceğim" diye sözler söylediği kaydedildi. 'Yiğit' kod adlı gizli tanığın, taziye ziyareti sırasında Yusuf Aydemir ve Besim Dursun'un evden sık sık çıkıp, geri döndüklerini bildirdiği ifade edilen mütalaada, Leyla'nın sanık Dursun'un evinin önünden kaybolduğunun diğer tanıkların ifadeleriyle de sabit olduğu vurgulandı. Mütalaada, "Yapılan HTS incelemesinde, sanık Yusuf ve Besim'in maktul Leyla'ya ait cesedin bulunduğu sırada görüşme gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir" denildi.

Baba ile amca arasında husumet

Baba Nihat Aydemir ile Leyla'nın amcası Yusuf Aydemir arasında da miras ve alacak meselesi yüzünden husumet olduğu ifade edilen mütalaada, tutuklu amcanın teknik takibe takılan telefon kayıtlarına da yer verilirken şöyle denildi:

"Sanık Yusuf Aydemir'in sanık Besim Dursun ile yakın arkadaşlığının olduğu, maktul Leyla'nın kaybolduğu gün taziye evinde sanık Yusuf ve Besim'in sürekli bir yerlere gidip tekrar döndüğü, maktul Leyla'yı, sanık Yusuf'un ortadan kaybolduğu yere doğru yönlendirdiği ve Leyla'nın kaybolmadan önce sanık Yusuf'un yanında olduğu tanık beyanlarından anlaşıldığı, Yusuf'un tape kayıtlarında, kolluk görevlilerine bir şey anlatmadığını, diğerlerinin de anlatmamaları ile kolluk ekiplerine dikkat etmeleri yönünde konuşmalar yaptığı saptandı."

"Sanığın maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir"

Sanık Mehmet Ali Aydemir'in ise Leyla'yı ablası Ayşe Artam'ın evine bıraktığı kaydedilen mütalaanın devamında, "Maktulün cesedine ulaşıldığı sırada kolluk ekiplerince tutulan tutanağa göre, cesedi jandarma ekipleri dışında kimsenin görmemesine rağmen sanık Mehmet Ali, Leyla'nın kıyafetsiz olduğunu ve kıyafetlerini arayacağını ekiplere bildirdi. Sanık Mehmet Ali'nin maktulün kıyafetsiz bulunduğunu bilmesi, hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanığın ayrıca maktulün bulunması için çalışan görevlileri yanılttığı ve yanlış yönlendirdiği de sabittir" denildi.

Cumhuriyet savcısı amca Musa Aydemir ile ilgili olarak da mütalaada, "Her ne kadar sanık Musa'nın telefonunda, maktulün videosu olsa da sanığın müştekilerin evinde yaşamış olduğu, aralarında hiçbir husumet bulunmayışı, sanığın videoyu çekmekteki amacının sosyal medyada paylaşmak olduğu, bu hususun aleyhte delil olarak kullanılmasının olağan hayat akışına uygun olmadığı, sanık hakkında diğer sanıkların aksine ve olay tarihinde 3 yaşında olan ve yargılama aşamasındaki uzman raporuyla beyanına itibar edilemeyecek olan Üzeyir'in ifadeleri dışında aleyhine hiçbir tanık beyanının bulunmayışı dikkate alındığında sanık hakkında şüpheden sanık yararlanır ilkesi doğrultusunda, delil yetersizliğinden beraatına karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir" dedi.

Tutuklanmaları istendi

Yargılama aşamasında müştekilerin şikayetlerinden vazgeçtikleri ancak söz konusu suçun şikayete bağlı olmadığının hatırlatıldığı mütalaada, Yusuf Aydemir, Mehmet Ali Aydemir ve Besim Dursun'un fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, üzerlerine atılı ve eylemlerine uyan 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı kasten öldürme' suçlarını iştirak halinde işledikleri bildirildi. 3 sanığın ağırlaştırılmış müebbet ve 4 yıldan 14'er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edildi.

Ayşe Artam ve Yıldırım Artam'ın da 'cinayete ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna yardım' suçlarından 29 yıl 4'er ay hapisle cezalandırılmalarını isteyen savcı, amca Musa Aydemir ve Hatun Dursun hakkında ise delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesini talep etti. Cumhuriyet savcısı, tutuksuz sanıklar Mehmet Ali Aydemir, Besim Dursun, Ayşe Artam ve Yıldırım Artam'ın, hükümle birlikte tutuklanmalarına karar verilmesini de talep etti.

Amca Yusuf Aydemir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı

Ağrı 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2 Ekim 2020 günü görülen Leyla Aydemir öldürülmesi ile ilgili karar davasında tutuklu sanık amca Yusuf Aydemir hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, tutuksuz 6 sanık hakkında beraat kararı verildi.

3 ay sonra amca Aydemir’e tahliye

Minik Leyla’nın karar davasından 3 ay sonra ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla tutuklanan amca Yusuf Aydemir tahliye edildi. Verilen karar dilekçesinde “Yusuf Aydemir'in tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin ileride telafisi güç mağduriyetine sebebiyet verebileceği, tutuklamanın bir ceza değil tedbir niteliğinde olduğu gözetilerek tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu değilse derhal tahliyesinin sağlanması için Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı Esas Masasına müzekkere yazılmasına, karar kesinleştiğinde dosyanın mahkemesine gönderilmesine, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, (I) bendindeki red kararı ve tahliye kararı yönünden kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Dairemize dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunulması, bir başka Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi veya İlk Derece Ceza Mahkemesi aracılığıyla dilekçe gönderilmesi suretiyle, nihai olarak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere Dairemiz nezdinde itiraz yolu açık, bozma kararı yönünden ise Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere 21/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi” denildi.

Özge Bozo - Çağrı Korkmaz
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin Büyükşehir Belediyesinden Emekli Evi üyelerine akran zorbalığı eğitimi Mersin Büyükşehir Belediyesi, Emekli Evi üyelerine yönelik düzenlediği eğitimle yaş almış bireyler arasında görülebilen akran zorbalığına dikkat çekerek, saygılı iletişim ve farkındalık konusunda bilgilendirme yaptı. Mersin Büyükşehir Belediyesi, yaş almış bireylerin sosyal yaşamda karşılaşabileceği psikolojik ve sosyal sorunlara yönelik farkındalık oluşturmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından, Yenişehir Emekli Evi üyelerine yönelik ‘Yaş almış bireyler arasında akran zorbalığı’ konulu eğitim gerçekleştirildi. Uzmanlar tarafından verilen eğitimde, yaş almış bireyler arasında görülebilen akran zorbalığının nedenleri, etkileri ve bu tür durumlarla baş etme yöntemleri hakkında katılımcılara bilgi verildi. "Yaş almış bireyler arasında da akran zorbalığı görülebiliyor" Hemşirelik Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Neslihan Özcan Arslan, yaşlı nüfusun giderek arttığını ve buna bağlı olarak yaş almış bireylerin bir arada bulunduğu sosyal ortamlarda iletişim sorunlarının ortaya çıkabildiğini belirtti. Akran zorbalığının sadece çocuk ve gençlerde değil, yaşlı bireyler arasında da görülebileceğine dikkat çeken Arslan, "Gençlerde ve çocuklarda akran zorbalığını çok görüyoruz ama artık yaşlılar arasında da bunu görüyoruz. Hastaneler, huzurevleri ya da belediyelere ait Emekli Evi gibi yaşlıların bir arada bulunduğu ortamlarda iletişim problemleri başlayabiliyor ve beraberinde akran zorbalıkları ortaya çıkabiliyor. Bu eğitimdeki temel amacımız bir farkındalık oluşturmak. Aynı çatı altında daha huzurlu ve daha iyi iletişim kurabilen yaşlı yetişkinlerin, bu konuda bilinçlenmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı. Yaş almış bireyler, Büyükşehir Belediyesi Emekli Evinin hizmetlerinden memnun Büyükşehir Belediyesi Emekli Evi üyelerinden İsmail Korulu, verilen eğitimi faydalı bulduğunu belirtti. Emekli Evlerinde genel olarak akran zorbalığı yaşanmadığını dile getiren Korulu, buna rağmen bu tür eğitimlerin bilinç oluşturması açısından önemli olduğunu söyledi. Korulu, "Eğitim çok güzel bir şey. Bize faydalı oldu. Bizim Emekli Evinde arkadaşlarımız arasında akran zorbalığı yok ama yine de başka ortamlarda bunun yaşandığını duyuyoruz. Bu eğitimler, insanların birbirine karşı daha anlayışlı ve hoşgörülü olmasını sağlıyor" dedi.
Kocaeli Denizde bu türü görürseniz sakın yaklaşmayın İzmit Körfezi’nde kırmızı rengi ve devasa tentakülleriyle vatandaşları hayrete düşüren pusula denizanası, sayısındaki artışla dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle tentaküllerine dokunulmamasını, temas halinde deniz suyuyla yıkanmasını ve gerekirse sirke ya da amonyaklı su uygulanmasını öneriyor. Sahilde yürüyüş yapan vatandaşların dikkatini çeken kırmızı renkli pusula denizanası, İzmit Körfezi kıyılarında yeniden görülmeye başlandı. Uzmanlar, söz konusu türün bilimsel adının Chrysaora hysoscella olduğunu ve özellikle tentaküllerine temas edilmesi durumunda ciddi yanma ve acı hissi oluşturabileceğini belirtti. Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, bu türün özellikle uzantılarına dokunulmaması gerektiğini, temas halinde ise bölgenin tatlı suyla değil deniz suyuyla yıkanmasının önemli olduğunu vurguladı. Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Aytekin Ergül, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bu türün İzmit Körfezi için yeni olmadığını, 2007 yılından bu yana bölge sularda rastlandığını ifade etti. "2007’den bu yana İzmit Körfezi’nde görülüyor" Pusula denizanasının alışılmış türlerden farklı rengi ve yapısı nedeniyle dikkat çektiğini söyleyen Ergül, "Benim bildiğim kadarıyla bu canlı türüne 2007’den bu yana İzmit Körfezi’nde rastlanıyor. Biz daha önce yaptığımız bir çalışma sırasında görmüş ve raporlamıştık, çok yeni değiller. Ancak görüntüleri alışkın olduğumuz ya da bizim denizlerimizde yaygın olarak bulunan denizanalarından değişik ve renkli olduğu için halkımızın da doğal olarak dikkatini çekiyor. Geçtiğimiz hafta yaptığımız bir arazi çalışması sırasında biz de bunlarla karşılaştık. Yoğunlukları son dönemde artmış. Kış sonu ve ilkbahar mevsiminin başlangıcı, bu canlıların üreme dönemlerine denk gelir. Bu nedenle normal fizyolojik süreçleri gereği sayıları bu dönemde artış gösterir. Şu anda İzmit Körfezi’nde rastlanır halde olmaları doğal bir süreçtir" dedi. "Tentaküllere dokunmayın, tatlı su sürmeyin" Denizanasının yakıcı kapsüller içeren iğnelerinin sadece tentakül kısımlarında bulunduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Ergül, muhtemel temas durumunda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Normal şartlarda bu canlıların insanlara bir zararı yok. Ancak temas edildiğinde özellikle tentakül kısımlarında bulunan ve knid olarak adlandırılan iğneleri yakıcı kapsüller içerdikleri için yanma hissi oluşturuyorlar ve acı verebiliyorlar. İki bölümden oluşuyorlar; tentaküller ve şemsiye kısmı. Şemsiye kısmına dokunmakta bir sakınca yoktur ya da buranın zararı yoktur ama tentakül kısmı bahsettiğim knid denilen iğneler zarar verirler. Temas halinde acıyan noktanın öncelikli bölgenin deniz suyuyla yıkanması tavsiye edilir. Tatlı su veya musluk suyu tercih edilmemelidir çünkü knidlerin patlamasına ve acının artmasına yol açabilir. İlerleyen aşamada varsa mümkünse amonyaklı ya da sirkeli su bu iş için uygun tedavi metodu olabilir. Daha sonra da sağlık kuruluşuna gitmekte fayda vardır." "Gemilerin balast sularıyla taşınmış olabilir" Türün bölgeye gelişiyle ilgili farklı hipotezler olduğunu belirten Ergül, "Çok büyük ihtimalle gemilerin balast suları aracılığıyla taşınmış olma ihtimali yüksek. Bununla birlikte iklim değişikliğine bağlı su sıcaklıklarındaki artış ve avcılarının sayısındaki azalma da popülasyonun bu bölgede tutunmasına ve artmasına neden oluyor" değerlendirmesinde bulundu. "Popülasyon dengelenecektir" Sayısal artışın sudaki fizikokimyasal şartlarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Ergül, "Sayısal artışın sebeplerinden biri de bu canlıların avcılarının sayısındaki azalmayla ilişkili olabilir. Ayrıca yüzey sularında meydana gelen sıcaklık artışları, türün bu dönemde bölgede yoğunlaşmasında etkilidir. Ancak endişe edilecek durum yok zaman içerisinde popülasyon büyüklükleri ekosistemin kendi iç dinamiklerinde mutlaka dengelenecektir" şeklinde konuştu. Ergül ayrıca, vatandaşların karşılaştıkları denizanalarını Türk Deniz Araştırmaları Vakfının (TÜDAV) "yayakarsa.org" sitesi üzerinden bildirmelerinin, denizlerin sağlığı ve bilimsel veri takibi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. "Eşimle yürürken kırmızı, kocaman ve uzun kolları olan bir denizanası gördüm" Sahilde yürüyüş yaparken denizanasını fark ederek görüntülerini kaydeden Bucak Sıcak ise "Eşimle yürürken kırmızı, kocaman ve uzun kolları olan bir denizanası gördüm. Tehlikeli bir tür olabileceğini tahmin ettim. Yazın burada çocuklar yüzüyor, denize girenler oluyor. Birinin alerjisi olabilir, insanlara farkındalık oluşturmak için durumu bildirmek istedim" ifadelerini kullandı.
Mersin Mersin’de çocuklara ve ailelere ’mahremiyet’ eğitimi Mersin’in merkez ilçe Akdeniz Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından, çocukların bedensel bütünlüğünü korumak ve aile bilincini artırmak amacıyla ’mahremiyet eğitimi’ düzenlendi. Akdeniz Kaymakamlığına bağlı Özgürlük Mahallesi Aile Destek Merkezi-1’de gerçekleştirilen eğitimlerde çocuklara "hayır" diyebilme becerisi kazandırılırken, ebeveynlere doğru iletişim teknikleri anlatıldı. Eğitimler iki aşamalı olarak uygulandı. Programın ilk bölümünde 3-6 yaş grubu kreş öğrencileriyle bir araya gelen Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, çocuklara oyun ve etkinlikler eşliğinde bedensel sınırlar hakkında bilgi verdi. Eğitimde çocuklara, bedenlerinin kendilerine ait olduğu, özel bölgelerin dokunulmazlığı, güvenli ve güvensiz temas arasındaki farklar ile istemedikleri bir durumla karşılaştıklarında yüksek sesle "hayır" diyebilmenin önemi yaş gruplarına uygun örneklerle aktarıldı. Programın ikinci aşamasında ise kursiyer ve ebeveynlere yönelik ’Çocuklara mahremiyet eğitimi nasıl verilmeli?’ başlıklı interaktif seminer düzenlendi. Seminerde, ailelerin çocuklarıyla kuracağı sağlıklı iletişimin olası risk durumlarında erken uyarı sistemi görevi gördüğü vurgulandı. Çalışmaların ardından açıklama yapan Uzman Psikolog Günay Duygu Ateş, mahremiyet eğitiminin erken yaşta verilmesinin önemine dikkat çekerek, "Amacımız, çocuklarımızın kendi bedenleri üzerinde hak sahibi olduklarını öğreterek özgüvenli ve bilinçli bireyler olmalarını sağlamaktır. 3-6 yaş dönemi, çocuğun ‘ben’ kavramını ve sınırlarını keşfettiği kritik bir evredir. Çocuklarımıza oyunlarla dokunulmazlıklarını öğretirken, onlara yaşam boyu sürecek bir koruma kalkanı kazandırıyoruz. Ailelerimize en büyük tavsiyemiz, çocuklarıyla açık ve güvene dayalı bir iletişim dili oluşturmalarıdır. Bir çocuk ‘hayır’ demeyi önce evde öğrenmeli ve başına gelen her şeyi korkmadan ailesine anlatabileceğini bilmelidir" dedi.