DÜNYA - 01 Haziran 2026 Pazartesi 08:42 | Son Güncelleme : 01 Haziran 2026 Pazartesi 08:44

Lübnan Sağlık Bakanlığı: "İsrail’in saldırılarında 8 kişi daha öldü, 19 kişi yaralandı"

A
A
A

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in ülkenin güneyini hedef alan saldırılarında 3’ü kadın 8 kişinin daha öldüğünü, 5’i çocuk 6’sı kadın olmak üzere 19 kişinin ise yaralandığını açıkladı.

İsrail, ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İsrail ordusunun pazar günü şafak vakti ülkenin güneyindeki Nebatiye bölgesinde bulunan Deir Zahrani kasabasını hedef aldığı bildirildi. Gerçekleştirilen saldırılar sırasında "katliam" yapıldığı belirtilerek, "Bu katliam, 3’ü kadın 8 kişinin daha ölümüne, 5’i çocuk 6’sı kadın olmak üzere 19 kişinin ise yaralanmasına neden olmuştur" denildi.

Lübnan’da ölü sayısı en az 3 bin 412’ye yükselmişti

Lübnan Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan son açıklamada, İsrail ordusunun 2 Mart tarihinden bu yana başkent Beyrut dahil olmak üzere ülkenin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının en az 3 bin 412’ye, yaralı sayısının ise 10 bin 269’ya yükseldiği bildirilmişti.

İsrail ateşkesi birçok kez ihlal etmişti

İsrail ordusu, 28 Şubat'ta İran’a, 2 Mart'ta ise Lübnan’a yönelik saldırı başlatmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 17 Nisan'da İsrail ve Lübnan arasında 10 günlük ateşkes ilan edildiğini duyururken, ateşkes daha sonra 17 Mayıs'a kadar uzatılmıştı. Taraflar arasında gerçekleştirilen temasların ardından ABD Dışişleri Bakanlığı, ateşkesin 45 gün daha uzatıldığını duyurmuştu. İsrail, ateşkesi birçok kez ihlal ederek Lübnan’ın farklı bölgelerine çok sayıda saldırı düzenlemişti.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Kuyruk sokumu ağrıları çoğu zaman gözden kaçıyor" Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kuyruk sokumu kaynaklı ağrıların sanıldığından daha sık görüldüğünü ancak çoğu zaman gözden kaçabildiğini belirtti. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kuyruk sokumu kaynaklı ağrılarla ilgili açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Koca, "Bel ağrısı, kalça ağrısı ve bacağa yayılan ağrı şikayetleri çoğu zaman bel fıtığı ile ilişkilendirilse de bazı hastalarda ağrının kaynağı kuyruk sokumu bölgesi olabiliyor. Özellikle uzun süre oturmakla artan, oturulan yerden kalkarken şiddetlenen ve günlük yaşamı zorlaştıran ağrılar, "koksidini" olarak adlandırılan kuyruk sokumu ağrısına işaret edebiliyor" dedi. "Her bel ve bacak ağrısı bel fıtığı değildir" Prof. Dr. İrfan Koca, "Kuyruk sokumu bölgesindeki sorunlar yalnızca lokal ağrıya neden olmaz, ağrı kalçaya, bele ve hatta bacağa yayılabilir, bazı hastalarda uyuşma hissine de yol açabilir. Bel fıtıklarında da benzer belirtilerin görülmesi nedeniyle bazı hastalara yanlışlıkla bel fıtığı tanısı konulabilmekte, bu durum yanlış tedavi uygulamalarına ve gereksiz girişimlere neden olabilmektedir. Özellikle oturmakla belirgin şekilde artan, oturulan yerden kalkarken şiddetlenen ve kuyruk sokumu üzerine yük binmesiyle artan ağrılarda bu bölge mutlaka değerlendirilmelidir. Bazı hastalar yıllarca farklı tanılarla takip edilirken asıl problemin kuyruk sokumundan kaynaklandığı görülebilmektedir" dedi. "Travmalar yıllar sonra bile etkisini gösterebilir" Prof. Dr. İrfan Koca, "Kuyruk sokumu ağrılarının en sık nedenleri arasında düşmeler, trafik kazaları, doğum travmaları, uzun süreli masa başı çalışma ve tekrarlayan mikrotravmalar yer alıyor. Bazı kişiler yaşadıkları düşmeyi yıllar sonra hatırlamasalar bile bu travmalar ilerleyen dönemde kronik ağrıya neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle sert zeminde oturamama, uzun süre oturduktan sonra ağrının belirginleşmesi, oturulan yerden kalkarken zorlanma ve kuyruk sokumu bölgesinde hassasiyet oluşmasının önemli belirtiler arasında yer alıyor. Kuyruk sokumu kaynaklı ağrılarda, özellikle uzun süredir devam eden vakalarda klasik tedavi yaklaşımları, fizik tedavi uygulamaları ve ilaç tedavileri her zaman yeterli düzeyde fayda sağlamayabiliyor. Bu nedenle ağrının kaynağının doğru belirlenmesi ve kişiye özel tedavi planlanması büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. Prof. Dr. İrfan Koca, "Kuyruk sokumu ağrılarında yalnızca ağrılı bölgeye odaklanmak yeterli değildir. Pelvisin biyomekaniği, bağ dokuları, kas sistemi, fasiyal yapılar ve sinir sistemi birlikte değerlendirilmelidir. Bu nedenle bütüncül yaklaşımlar tedavinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Tedavide hastanın klinik durumuna göre, Manuel terapi uygulamaları, Nöral terapi, Proloterapi, Nokta atışı enjeksiyon tedavileri, Miyofasyal gevşetme yöntemleri, Kişiye özel egzersiz programları, Postür ve oturma alışkanlıklarının düzenlenmesi gibi yöntemlerden yararlanılabilmektedir. Amaç yalnızca ağrıyı geçici olarak baskılamak değil, ağrıya neden olan mekanik ve fonksiyonel problemlerin düzeltilmesidir. Kuyruk sokumu kaynaklı ağrılar yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilmekte, oturma konforunu bozabilmekte ve günlük aktiviteleri kısıtlayabilmektedir. Bel, kalça veya bacağa yayılan ağrının kaynağı her zaman omurgada olmayabilir. Doğru değerlendirme ve uygun tedavi planlaması ile birçok hastada başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bu nedenle uzun süredir devam eden şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerekir. Bel ve bacak ağrılarının nedeni her zaman bel fıtığı olmayabilir. Özellikle oturmakla artan ağrılarda kuyruk sokumu bölgesinin de değerlendirilmesi, doğru tanı ve tedavi açısından büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Bursa 14 salça fabrikasına sahip Karacabey’de domates sezonu başlıyor Türkiye genelindeki salçalık domates üretiminde ilk sırada yer alan Bursa’nın Karacabey Ovası’nda, geciken fide dikim maratonunu tamamlamak isteyen üreticiler tarlalarda hummalı bir çalışma yürütüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu yıla ilişkin "Bitkisel Üretim 1. Tahmini" verilerine göre, ülkedeki toplam domates üretiminin geçen yıla kıyasla büyük bir değişim göstermeyerek 13 milyon 425 bin ton seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor. Bu üretimin yaklaşık 5,5 milyon tonluk kısmını salçalık domatesler oluştururken Bursa, 1,3 milyon ton civarındaki üretim hacmiyle lider konumda bulunuyor. Kentteki domates üretimi ise ağırlıklı olarak Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde yoğunlaşıyor. Dünyada 14 salça fabrikasına sahip tek ilçe Karacabey Ziraat Odası İkinci Başkanı Ramazan Düzen, tarımsal potansiyeli oldukça yüksek olan Karacabey’in, dünyada başka hiçbir yerde görülmemiş şekilde 14 salça fabrikasını bünyesinde barındıran tek ilçe olduğunu vurguladı. Ülkenin salça ihtiyacını büyük oranda Karacabey olarak karşıladıklarını belirten Düzen, bölgede yetişen salçalık domatesin kalitesiyle Türkiye’de bir numara, dünyada ise ilk sıralarda yer aldığını ifade etti. Ovada fide dikimlerinin tüm hızıyla sürdüğünü aktaran Düzen, bu yıl dikimlerin biraz gecikerek haziran ayına sarktığını ancak bir hafta içinde tüm sürecin tamamlanacağını dile getirdi. Ton başına 5 bin 200 liradan sözleşme imzalandığını ve bu ödemelerin yarısının harmanda, kalan yarısının ise ocak-şubat aylarında yapılacağını aktaran Düzen, fabrikaların ekim döneminde nakdi yardım sağladığını ancak bunun karşılığında "gübreyi ve fideyi benden alacaksın" dayatmasında bulunduğunu iddia etti.
Erzurum Erzurum türkülerinde coğrafya etkili Erzurum türküleri üzerine yapılan bir araştırmada; dağlar, iklim şartları, bitki örtüsü, hayvanlar, göç, yerleşim birimleri ve ekonomik faaliyetler gibi coğrafyanın çeşitli boyutlarına ilişkin zengin bilgiler içerdiği tespit edildi. Adem Karaca tarafından kaleme alınan ve "Manzarayı seslendirmek: Erzurum türkülerinde mekân temsiline yönelik bir müzik coğrafyası analizi" başlıklı araştırma, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi’nde yayınlandı. Araştırmada, Erzurum yöresine ait türkülerin coğrafi unsurlar açısından içeriğini kapsamlı biçimde analiz edilirken, söz konusu unsurların yöre coğrafyasının ayırt edici özelliklerini ne ölçüde yansıttığını ortaya konuldu. 288 Erzurum türküsü incelendi Söz konusu araştırmada, nitel araştırma modeli ve betimsel desene uygun olarak yürütülen çalışmada TRT Türk Halk Müziği Sözlü Eserler Antolojisi’nde yer alan 288 Erzurum türküsü, doküman incelemesi ve içerik analizi yöntemleriyle incelendi. Araştırmanın giriş kısmında, "Türkülerde tespit edilen coğrafi unsurlar; fiziki coğrafya, coğrafi astronomi, beşerî ve ekonomik coğrafya ile bölgesel coğrafya alt temalarına göre sınıflandırılmış ve frekansları betimsel olarak analiz edilmiştir. Emareler, Erzurum türkülerinin dağlar, iklim şartları, bitki örtüsü, hayvanlar, göç, yerleşim birimleri ve ekonomik faaliyetler gibi coğrafyanın çeşitli boyutlarına ilişkin zengin bilgiler içerdiğini göstermektedir" denildi. "Tarihi rol ve geçiş coğrafyasına ilişkin atıfları" Araştırmada fiziki coğrafya temalarının yüksek frekansının, Erzurum’un engebeli yapısı, sert karasal iklimi ve step/çayır ağırlıklı doğal ortamıyla belirgin bir paralellik sergilediği ifade edilerek, "Beşerî ve ekonomik coğrafya açısından gelenek-görenek, yemek ve giyim kültürü, nüfus, geçim kaynağı ve mimari yapıya dair temsillerin; bölgesel coğrafya açısından ise Erzurum’un tarihi rolü ve geçiş coğrafyasına ilişkin atıfların türkülere yansıdığı tespit edilmiştir. Araştırma, Erzurum türkülerinin yöre coğrafyasını ve insan yaşamını yansıtan değerli bir sözlü kültürel arşiv olduğunu sistematik verilerle ortaya koymaktadır. İzler, müzik coğrafyası, halk bilimi, coğrafya eğitimi ve sosyal bilgiler eğitimi alanları için önemli çıktılar sunmakta; türkülerin zengin coğrafi ve sosyo-kültürel içeriği sayesinde bu alanlarda otantik ve etkili bir öğretim materyali olarak değerlendirilebileceğine işaret etmektedir" dile getirildi.