GENEL - 16 Ekim 2017 Pazartesi 11:34

Maneviyat psikolojisinin aile hayatına etkisi ele alındı

A
A
A
Maneviyat psikolojisinin aile hayatına etkisi ele alındı

Ülkemizde aile kurumunun son yıllarda önemli problemlerle karşı karşıya olduğu konuşuluyor. Bu yıl 4.sü düzenlen Maneviyat Psikolojisi Sempozyumunda, “Evlilik ve Aile” temasıyla problemler ve öneriler masaya yatırıldı.

TÜİK’in 2015 yılı araştırmasına göre, son 10 yılda 1 milyon 151 bin 765 çift boşandı. Son 10 yılda evlenme oranı yüzde 2,5 azalırken, boşanma oranı yüzde 42 arttı. Boşanma oranındaki artışın yanında aile içi şiddet olaylarının da yaygınlaştığı medyada yayınlanan haberlerle gün yüzüne çıkıyor. Toplum bilimcilerin ve aile danışmanlarının gündeminde olan aile kurumunun dönüşümü meselesini konu alan “IV. Ulusal Maneviyat Psikolojisi Sempozyumu” Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi işbirliğinde Sıcak Yuva Vakfı’nın destekleriyle İstanbul Birlik Vakfı MTTB Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
“Evlilik ve Aile” temalı sempozyuma Prof. Dr. Sefa Saygılı, Prof. Dr. Kemal Sayar, Dr. Mustafa Ulusoy gibi önemli isimler konuşmacı olarak yer aldı. Aile kurumunun sağlam temeller üzerine bina edilmesi noktasında uzmanlara, aile danışmanlarına ve topluma yol gösterici nitelikte olması amaçlanan organizasyonda aile kavramının tarihsel gelişimi, ailede bireyler arasındaki şükür minnet ilişkisi, aileye bakış açısı, boşanmalara yönelik çözüm önerileri masaya yatırıldı. Ailenin yeniden inşa edilmesi konusunda izleyicilerin alanında uzman isimlerin tecrübelerinden yararlanması amaçlandı.

Aile yapısının dönüşümüne vurgu yapan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman şu değerlendirmede bulundu;
"Ailenin sahibi, koruyucusu, sığınağı ve limanı kadınlardır. Kadınlar aile yapısı içerisinde önemli bir yere sahiptir. Yüz yıllık Batılılaşma sürecinde Türk toplumu bir makas değiştirdi ve başka bir istikamete doğru gidiyor. Bu süreç içerisinde aile hayatımız da payını aldı. Son 50 yıl içerisinde buna bir de şehirleşme eklenince aile yapımız diğer pek çok alanda olduğu gibi darmadağınık bir yapıya dönüştü. Genelde dini hayatı zayıf olan kesimlerde gördüğümüzü zannettiğimiz aile faciaları öyle bir noktaya geldi ki bugün toplumumuzun her kesiminde aynı ölçüde boşanma, aile içi şiddet gibi olgular yaşanmaya başladı.”
Geleneksel aile yapısı içinde huzursuzluklar yaşandığını fakat ailenin dağılma noktasına gelmesinin düşünülmediğini ve sorunların aile içinde yaşanarak çözüldüğünü belirten Prof. Dr. Duman, modern aile yapısında basit sebeplere çözüm bulamayıp hemen boşanma yoluna gidilmesinin sorgulanması gerektiğinin altını çizdi. 

"Sevgi ve saygının olduğu bir ailede sağlam nesiller yetişir"

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sefa Saygılı, "Psikolojide maneviyatın yeri çok önemli olmasına rağmen yeterince vurgulanmıyordu. Maneviyat, evli çiftleri birleştiren bir unsur. Eğer bir evlilikte maneviyat önemli yer tutuyorsa bir inşaatın harcı gibi daha sağlam olur. Eşler ve çocuklar arasında yapıştırıcı olur. Maneviyatın hayatımıza değer kattığı, özellikle evliliğe değer kattığı görüşündeyim. Aile birliği ne kadar sağlam olursa, toplumlar da o kadar sağlam olur. Ailelerin aralarında mutlaka sevgi ve saygıyı ihmal etmemeleri gerekir. Çünkü bir ailede sevgi ve saygı varsa eşler birbirini seviyor ve sayıyorlarsa o evde büyüyen çocuklar da mutlu, girişim gücü yüksek ve daha sağlam nesiller olarak yetişir" diye konuştu.
İki gün süren sempozyum yoğun bir katılımla tamamlandı.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Garou "The Best Of" konseriyle İstanbul ve İzmir’de hayranlarıyla buluşacak Fransız müziğinin dünyaca ünlü yıldızı Garou, kariyerinin en sevilen hitlerini ve yeni albümünden özel parçaları bir araya getirdiği "The Best Of" konseriyle İstanbul ve İzmir’de müzikseverlerle buluşacak. Fransız müziğinin en güçlü ve etkileyici seslerinden Garou, Türkiye’de konser verecek. "Belle", "Gitan", "Sous le vent" ve "Seoul" gibi hafızalara kazınan şarkılarıyla milyonların kalbinde taht kuran sanatçı, "The Best Of" turnesi kapsamında izleyicilere unutulmaz konser deneyimi yaşatmaya hazırlanıyor. Yılın en iddialı müzik etkinliklerinden biri olmaya aday Garou "The Best Of" konseri için biletler Biletinial’da satışa çıktı. Sanatseverler, ünlü şarkıcının unutulmaz performanslarını 16 Eylül Çarşamba günü İstanbul’da ve 18 Eylül Cuma günü İzmir’de izleme fırsatı bulacak. 25 yılı aşkın kariyeri boyunca uluslararası başarıya imza atan Garou’nun dönüm noktalarından biri, dünya çapında büyük yankı uyandıran Notre-Dame de Paris müzikali oldu. Quasimodo rolüyle sahneye çıkan sanatçı, performansıyla yalnızca müzikalin değil, müzik dünyasının da en ikonik isimlerinden biri haline geldi. Bu rol, Garou’nun global ölçekte tanınmasını sağlayarak kariyerinde yeni bir kapı araladı. Garou, sanat yaşamı boyunca Cirque du Soleil sahnesinde sergilediği performanslar ve Céline Dion başta olmak üzere dünya yıldızlarıyla gerçekleştirdiği düetlerle geniş dinleyici kitlesine ulaştı. Bu özel konserde sanatçı, kariyerinin en sevilen şarkılarının yanı sıra yeni albümü Un Meilleur Lendemain’den parçaları da seslendirecek.
Gaziantep Gaziantep’te adliyesinde ’rüşvet’ ve ’uyuşturucu’ operasyonu Gaziantep’te adliyede yapılandığı tespit edilen şahıslara yönelik rüşvet ve uyuşturucu operasyonunda aralarında savcı, avukat, polis, katip ve adliye çalışanlarının olduğu 16 şüpheli gözaltına alındı. Yakalanan şahıslardan 2 katip tutuklanırken diğer şüphelilerin işlemlerinin ise sürdüğü belirtildi. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep Adliyesi’nde ’rüşvet’ ve ’uyuşturucu’ suçlarıyla yapılandığı tespit edilen şahıslara yönelik geniş çaplı soruşturma başlattı. Soruşturma çerçevesinde, şüphelilerden zabıt katibi H.İ.U. teknik ve fiziki takibe alındı. Yapılan teknik ve fiziki takip ile şüphelinin telefonundaki dijital incelemeler sonucunda adliye içi ve dışından farklı kişilerin suça dahil olduğu belirlendi. Aralarında savcı, katip, avukat ve polisin olduğu 16 şahıs yakalandı Şüphelilere yönelik soruşturmanın ardından İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin desteğiyle operasyon başlatıldı. Savcılık talimatıyla yapılan operasyon sonucunda aralarında 1 Cumhuriyet savcısı, 2 avukat, 2 zabıt katibi, 5 adliye personeli ile 6 sivil vatandaşın bulunduğu toplam 16 kişi gözaltına alındı. Yakalanan şüpheliler hakkında uyuşturucu ticareti, rüşvet, nüfuz ticareti ve soruşturmanın gizliliğini ihlal suçlamalarıyla işlem başlatıldı. 2 katip tutuklandı, soruşturma derinleştirildi, HSK’ya bilgi verildi Emniyette tamamlanan işlemler ve sağlık kontrollerinin ardından adli makamlara sevk edilen şüphelilerden zabıt katipleri H.İ.U. ve M.Ç. nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine teslim edildi. Diğer şüpheliler hakkındaki yasal işlemler sürerken soruşturma dosyasında adı geçen bazı kişilerle ilgili de Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) gerekli bildirimler yapılarak soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.
Ankara Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor. "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti. "Sosyal problemler yaşıyorlar" Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın’ diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim’ diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu’ diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu. "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor" Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var’ diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı. Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu. "Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler" Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski." "Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu. "Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir" Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi: "Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."