SPOR - 12 Nisan 2018 Perşembe 15:15

Mustafa Cengiz: 'Galatasaraylıların düşleri gerçek olacak'

A
A
A
Mustafa Cengiz: 'Galatasaraylıların düşleri gerçek olacak'

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz, kulübün nisan ayı dergisinde yaptığı açıklamada, "Galatasaray’ın ve Galatasaraylıların düşleri var. Ve o hayaller bir gün gerçek olacak, geçmişte olduğu gibi" dedi.

Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Mustafa Cengiz, kulübün aylık dergisinin 176. sayısında sarı-kırmızılı camiaya seslendi. Seçilerek göreve gelmiş insanların görevlerinden birinin de yapılanları anlatma sorumluluğu olduğunu belirten Başkan Cengiz, ”İçinde bulunduğumuz toplum için, size inananlar için; yapılanları anlatmak, ortaya koymak, menfi ya da müspet; durumu tüm netliği ile açıklamak bu camiaya karşı en büyük görevimizdir” diye konuştu.

“Dürüstçe her türlü söylem ve eylemde bulunmak bizim görevimiz” 

Galatasaray Spor Kulübü’nün yönetiminde 2.5 aylık bir süreyi geride bıraktıklarını ve Yıllık Olağan Genel Kurul toplantısında mali ve idari anlamda kat ettikleri yolu anlatma fırsatı bulduklarını söyleyen Mustafa Cengiz, “Açıkçası Galatasaray’ın hakkını, hukuki çerçeve içinde sonuna kadar savunmak, Galatasaray’ın menfaati için başka bir kurum ya da kişinin özgürlük sınırını ihlal etmeden dürüstçe her türlü söylem ve eylemde bulunmak bizim görevimiz ve bunu sonuna kadar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanında çok anlamlı bir diyalog vardır, ‘Namuslu olmak bizi diğer insanlardan üstün yapan bir nitelik değildir, övünme hakkını vermez, zaten herkes yaşadığı sürece namuslu olmak zorundadır.’ İşte bu şiarla hareket ettiğimizin bilinmesi şahsım ve Galatasaray başkanlık makamı için son derece önemlidir” şeklinde konuştu.

“Galatasaraylı olmak, olmaza meydan okumaktır” 

Galatasaraylı olmanın saygı duymayı gerektirdiğini söyleyen Başkan Cengiz, “Genetik kodlarımıza yerleşmiş olan o saygıyı kurucumuz Ali Sami Yen’in şu anısında fazlasıyla hissederiz: ‘Fenerbahçe Kulübü’nün kurulacağını ben şöyle duymuştum. Futbol maçları yaptığımız sıralarda dışarı çıkan topları temiz vuruşlarla ve güzel bir üslupla sahaya iade eden, ince yapılı, terbiyeli ve mahcup bir genç nazarı dikkatimi çekti. İsmini sorduğumda Galip (Kulaksızoğlu) olduğunu söyledi. Galatasaray forması ile çalışmasını söylediğim zaman sevinçten gözleri yaşardı. Ancak bir müddet sonra aynı Galip yanıma gelerek, ‘Ali Sami Bey, arkadaşlarım Fenerbahçe isminde bir takım kuracaklar, oraya geçmek istiyorum. Eğer izin vermezseniz başka spor yapayım, futbolu bırakayım’ dedi. Ben kendisine futbolu bırakmamasını, Fenerbahçe Kulübü’nün kurulmasının Galatasaray için de iyi olacağını söyledim. Bunca ecnebi ve gayrimüslim takımın olduğu yurdumda Fenerbahçe’yi görmek ecnebi memlekette rastlanılan bir dost gibiydi.’ İşte bu yüzden Galatasaray her zaman kazanmıştır, bundan sonra da kazanacaktır. Galatasaray ben diyenlerin değil, biz diyenlerin kulübüdür. Galatasaray kazanır. Çünkü Galatasaray kaybettiğinde de kazandığında hayatı vakur karşılayanlardır. Galatasaray kazanır. Çünkü herkes geri durduğunda Galatasaray korkusuzca ileri doğru bir adım atar. Galatasaray kazanır. Çünkü Galatasaraylı olmak, olmaza meydan okumaktır. Galatasaray kazanır. Çünkü Galatasaray bir renge sahiptir ve o renklere sahip o büyük takımın amacı Türk olmayan takımları yenmektir” ifadelerini kullandı.

“Hayaller bir gün gerçek olacak, geçmişte olduğu gibi” 

Galatasaray’ın kendilerinin kaderi olduğunu vurgulayan Mustafa Cengiz, “Nerede olursak olalım Galatasaray’la karşılaşacaktık. Kaderimizdi, çıkmaz sokakta olsak dahi karşımıza çıkardı. Şunun çok net şekilde farkındayım ve tüm Galatasaraylılar da olmalı; Galatasaray’ın ve Galatasaraylıların düşleri var. Ve o hayaller bir gün gerçek olacak, geçmişte olduğu gibi. Bu toprakların çıkardığı büyük değer Yaşar Kemal’in de dediği gibi. ‘İnsan düşleri öldüğü gün, ölür.’ Biz bu düşleri yaşatarak, çok yakın zamanda gerçek olacağı bilinci ile mücadele etmeye devam edeceğiz ve sonuna kadar çalışıp, başaracağız” diyerek sözlerini noktaladı.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Polikistik Over Sendromu her 10 kadından birinin sorunu" Üreme çağındaki kadınların en büyük sağlık sorunlarından biri olan Polikistik Over Sendromu (PCOS), Türkiye’de milyonlarca kadının yaşam kalitesini ve anne olma hayallerini riske attığını belirten Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şefik Gökçe, "PCOS, sadece bir kadın hastalığı değil; diyabetten kalp hastalıklarına kadar uzanan sistemik bir endokrin bozukluktur" dedi. Kadınlarda en sık görülen hormonal bozuklukların başında gelen Polikistik Over Sendromu (PCOS), üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 8 ile yüzde 13’ünü etkileyen küresel bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de ise her 10 kadından birinde görülen bu tablo, adet düzensizliğinden kilo artışına, tüylenmeden kısırlığa kadar pek çok şikâyetle kendini gösterebiliyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şefik Gökçe, sendromun tanı ve tedavi süreçlerine dair uyarılarda bulundu. "İnsülin direnci kilo alımını tetikliyor" PCOS’un sadece yumurtalıklarla sınırlı kalmadığını belirten Doç. Dr. Şefik Gökçe, hastalığın metabolik sistem üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "PCOS’lu hastaların büyük kısmında insülin direnci gelişir. Yüksek insülin düzeyleri, yumurtalıklardan androjen (erkeklik hormonu) üretimini tetikleyerek adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi semptomları şiddetlendirir. Burada çift yönlü bir ilişki söz konusudur; insülin direnci kilo alımını kolaylaştırırken, özellikle karın çevresindeki yağlanma hormonal bozukluğu daha da derinleştirir. Bu nedenle PCOS yönetiminde insülin direncinin kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir" ifadelerini kullandı. "Tanı için üç bulgudan en az ikisinin olması şart" Tanı sürecinde kapsamlı bir değerlendirmenin şart olduğunu ifade eden Doç. Dr. Şefik Gökçe, kullanılan kriterleri şöyle özetledi: "Düzensiz adet döngüleri, kanda androjen yüksekliği (veya buna bağlı tüylenme, saç dökülmesi) ve ultrasonda çok sayıda küçük folikül görülmesi ana kriterlerimizdir. Bu üç bulgudan en az ikisinin bulunması tanı koymak için yeterlidir. Ancak özellikle ergenlik dönemindeki genç kızlarda tanı koyarken çok dikkatli olunmalıdır; geçici hormonal dalgalanmalar PCOS ile karıştırılmamalı, aceleci davranmak yerine hasta takip edilmelidir." "Anne olmak imkânsız değil" Toplumda PCOS’lu kadınların anne olamayacağına dair yanlış bir algı bulunduğunu belirten Doç. Dr. Şefik Gökçe, "Yumurtlamanın düzenli gerçekleşmemesi nedeniyle gebe kalmak güçleşebilir, ancak bu durum her kadının infertil (kısır) olacağı anlamına gelmez. Uygun yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü ve gerekirse yumurtlamayı destekleyen medikal tedavilerle pek çok hastamız doğal yollarla gebe kalabilmektedir. İhtiyaç halinde ise aşılama ve tüp bebek yöntemleri ile oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz" dedi. "Tedavinin temeli yaşam tarzı değişikliği" PCOS’un tamamen ortadan kaldırılamayan ancak doğru yönetimle belirtileri kontrol altına alınabilen kronik bir durum olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Şefik Gökçe, tedavi yol haritasını şu sözlerle açıkladı: "Tedavinin ilk adımı ilaç değil, yaşam tarzıdır. Düşük glisemik indeksli beslenme ve haftada en az üç gün yapılan düzenli egzersiz, hem insülin direncini kırar hem de hormonal dengeyi sağlar. Medikal tarafta ise adet düzeni için doğum kontrol hapları, insülin direnci için ise metformin gibi destekler kullanılabilir. Doğum kontrol hapları burada sadece adet düzenleyici değil, aynı zamanda erkeklik hormonunu baskılayarak tüylenme ve sivilce şikâyetlerini azaltan, rahim kanseri riskini düşüren önemli bir araçtır." "Psikolojik etkiler göz ardı edilmemeli" Hastalığın fiziksel olduğu kadar ruhsal sağlığı da etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Gökçe, "Kilo artışı, akne ve tüylenme gibi estetik kaygılar hastaların özgüvenini zedeleyebilir; anksiyete ve depresyona yol açabilir. Bu yüzden PCOS tedavisini sadece hormonal bir düzenleme olarak değil, psikolojik destekle güçlendirilmiş bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz" dedi. "Tedavi edilmezse uzun vadeli riskler kapıda" PCOS’un sadece dönemsel bir sorun olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Şefik Gökçe, "Erken dönemde yönetilmeyen PCOS; ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve rahim kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiği andan itibaren bir uzmana başvurmak ve düzenli takip sürecine girmek hayat kurtarıcıdır" açıklamasında bulundu. PCOS kronik bir endokrin bozukluk olduğundan tedavinin kişiye özel olarak planlanması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Şefik Gökçe, uyarılarını şu sözlerle tamamladı: "Her hastanın şikayetleri ve çocuk sahibi olma planı farklı olduğu için tek bir standart tedavi protokolü yoktur. Ancak ilk aşamada yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temelini oluşturur. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ideal kilonun korunması hem hormonal dengeyi sağlamada hem de insülin direncini azaltmada etkilidir. Kilo kaybı çoğu zaman adet düzeninde belirgin iyileşme sağlar. Hormonal dengenin sağlanması için doğum kontrol hapları sıklıkla kullanılır. Bu ilaçlar, yumurtalıkların androjen üretimini baskılar ve düzenli adet görmeyi sağlar. İnsülin direnci olan hastalarda metformin gibi insülin duyarlılığını artıran ilaçlar tercih edilebilir. Çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için yumurtlamayı destekleyen tedaviler, örneğin klomifen sitrat, letrozol veya gerekirse tüp bebek yöntemleri gündeme gelir. Aşılama ve tüp bebek uygulamaları da bu kapsamda değerlendirilebilir."
İstanbul KidZania İstanbul’da, yarıyıl tatil heyecanı ‘Karne Partisi’ ile başlıyor KidZania İstanbul’da, yarıyıl tatil heyecanı 17 Ocak Cumartesi günü düzenleyeceği ‘Karne Partisi’ ile başlıyor. Çocuklar Ülkesi KidZania İstanbul, yarıyıl tatilini eğlence ve deneyim dolu etkinliklerle karşılamaya hazırlanıyor. Yarıyıl tatilinde düzenlenecek etkinlikler şöyle açıklandı: ’’Tatil boyunca sürecek etkinliklerde, KidZania meslek deneyimleri, eğlenceli içeriklerle zenginleşiyor. 17 Ocak - 1 Şubat tarihleri arasında, Çocuklar Ülkesi, şehir meydanından atölyelere uzanan çeşitli alanlarda düzenlenecek aktivitelerle çocukları, heyecan verici ve keyifli bir deneyime davet ediyor. 10 bin metrekarelik şehirde çocuklar, ilgi alanlarına göre cesur itfaiyeciden yetenekli şefe, kahraman cerrahtan pilota kadar birbirinden farklı meslekleri deneyimleyebilecekleri aktivitelere katılacak. Çocuklar Ülkesi’nin renkli sokaklarında ve şehir meydanında düzenlenen sürprizlerle gün boyunca eğlenirken öğrenebilecekleri bir tatil atmosferi ile buluşacaklar. Ayrıca yarıyıl tatil boyunca, eğlence saatleri 10.00- 20.00 olarak uzatılacak ve Çocuklar Ülkesi’nde tüm gün eğlencenin süresi uzayacak. Tatil boyunca, 7 yaş ve üzeri çocukların ebeveynleri olmadan güvenle vakit geçirebildiği Çocuklar Ülkesi’nde, aileler kendine zaman ayırabilirken, çocuklar da kendi kararlarını almayı, sorumluluk üstlenmeyi ve bağımsız hareket etmeyi deneyimleyecek. KidZania App ile ziyaret planlaması kolaylaştı KidZania İstanbul mobil uygulaması ile, ziyaretinizi çok daha kolay ve keyifli hale geliyor. Çocuklar tatil boyunca eğlenirken öğrenebilecekleri bir deneyim yaşarken, ebeveynler de KidZania App üzerinden aktivitelerin yaş uygunluklarını görüntüleyip planlamalarını yapabilecek KidZania girişlerini alabilecekler. Uygulama ile şehir haritasından, çocukların o an hangi aktivitede olduğunu anlık olarak takip etme olanağı sunarken, girişte takılan RFID bileklikler üzerinden harçlık yükleme işlemleri de yapılabilecek. Ayrıca, KidZania App kullanıcıları, ücretsiz otopark ve içecek ikramı gibi avantajlardan yararlanırken ve hediye TL puan kampanyasından faydalanabilecek. Aktiviteler, eğlenceli atölyelerle zenginleşiyor Yarıyıl tatilinde, Sanat Atölyesi’nde katılımcılar kendi oyuncak tasarımlarını oluştururken, Kuyumcu’da ise anahtarlık hazırlayacak. Ayrıca tatilde KidZania Gazetesi ve Radyo KidZania’ da tatile özel içeriklerle güncelleniyor. Gazetede tatil dönemine ilişkin sorular ve şehirdeki etkinliklere yönelik içerikler hazırlanırken, radyo yayınlarında yarıyıl programına dair bilgilendirmelere yer verilecek. Yarıyıl programı kapsamında; Erbulak Evi iş birliğiyle düzenlenen "Büyükler ve Küçükler El Ele Drama" etkinliği, 19- 30 Ocak tarihleri arasında saat 15.00’te gerçekleşecek. Etkinlikte çocuklar ve yetişkinler aynı sahnede bulunarak bir drama çalışması yapacak. Çocuklar Ülkesi, birbirinden eğlenceli aktivite alanıyla, şehirdeki sürpriz etkinlikleri ve her gün 16:00’da yapılacak çekilişleriyle yarıyıl tatilinde de çocuklar için eğlenirken öğrenmenin adresi olmaya devam ediyor.’’
Elazığ Elazığ’da 1 yılda 31 bin kişiye kurs verildi Elazığ Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından bir yıl içerisinde açılan bin 557 kursta 31 bin vatandaşa eğitim verildi. Elazığ Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, çalışmalarını ve kurslarını aralıksız bir şekilde sürdürüyor. Okuma yazmadan hasta ve yaşlı bakıma, tekstilden aşçılığa kadar 75 farklı alanda binlerce kurs açan Halk Eğitim Merkezi çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu çerçevede bir yıl içerisinde açılan bin 557 kursta, 31 bin vatandaşa eğitim verildi. Yediden yetmişe her kesime hitap eden kurslar sayesinde vatandaşlar, birçok alanda kendini geliştirme fırsatı yakaladı. Bir yandan sosyalleşen bir yandan da öğrenen kursiyerler, aynı zamanda aile ekonomilerine de katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadı. "Okuma yazma bilmeyen tek vatandaşımız kalana kadar devam edeceğiz" 2025 yılında bin 557 kursta 8 bini erkek 23 bini de kadın olmak üzere toplamda 31 bin vatandaşa kurs hizmeti verdiklerini aktaran Halk Eğitim Merkezi Müdürü Kenan Tabar, "Bu kurs hizmetlerimizi çok geniş bir perspektifte sunuyoruz. Okuma yazma kurslarımız devam ediyor. Okuma ve yazma kurslarımızda birinci ve ikinci kademe kurslar düzenliyoruz. Birinci derece kurslarımızda vatandaşlarımız okur yazar olduklarını belgelendiriyorlar. Asıl işlerine yarayan belge ise okuma ve yazma kursumuzdur. Bu da birinci kademe okuma yazma eğitimini tamamlayan vatandaşlarımızın katıldığı, başarılı oldukları taktirde ise ilkokul diploması düzeyinde belge aldıkları kurs oluyor. Okuma ve yazma bilmeyen vatandaşlarımızın yoğun talebi var. Sayı olarak okuma yazma bilmeyenlerin sayısı gittikçe azalıyor ama biz ilimizde okuma yazma bilmeyen bir vatandaşımız kalmayacak şekilde kurslarımızı düzenlemek istiyoruz. Mahallelerimizde, beldelerimizde ve köylerimizde tespit etmemiz ve vatandaşların da talepte bulunmaları üzerine bu kurslarımızı sayı sınırına bakmaksızın düzenliyoruz. Bunun yanında mesleki kurslara son 3-4 yıldır Elazığ Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü olarak büyük ağırlık veriyoruz. Bizim 75 alanda 2 bin 700 civarında kurs programıyla hizmet ediyoruz. Kurs programlarının yüzde 68’i mesleki kurslardır. İlimizdeki Organize Sanayi Bölgesinin tekstil fabrikalarının ara eleman ihtiyacını karşılamak üzere giyim ve teknoloji alanında kurslarımız devam ediyor. Bunun yanında son yıllarda yenilenebilir enerji kaynakları alanında da bizim çalışmalarımız var. Elektrik topraklama ve pano bakım onarımı gibi kurslarımız var. Bunun yanında kültür sanat ve spor kurslarımız var. Kadim Harput kültürünü yaşatmak üzere çalışmalarımız devam ediyor. Harput’un müzik, gastronomi, giyim, gelenek ve göreneklerimizi gelecek nesillere aktarma konusunda da çalışmalarımız devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Kurslarımızda üretim yaparak Almanya, İngiltere ve Hollanda’ya gönderen kursiyerlerimiz de var" Kurslara başvuran 31 bin vatandaşın büyük kısmının kadınlardan oluştuğunu da belirten Müdür Tabar, "31 bin kursiyerimizin 23 bini kadınlardan oluşuyor. Kurslarımıza kadınların teveccühü daha fazla. Biz buraya gelen kadınlara meslek öğretmek, boş zamanlarını değerlendirmelerini sağlamak, el becerilerini arttırmalarını ve aile bütçelerini katkı sağlamalarını istiyoruz. Bu konuda da çok yol kat ettik. Kadınların birçoğu artık aile bütçelerine katkı sunacak durumdalar. Hatta kurslarımızda üretim yaparak yurt dışında Almanya, İngiltere ve Hollanda’ya gönderen kursiyerlerimiz de var. İleriki dönemde de döner sermaye veya kooperatifle kadınların ürünlerini daha verimli olarak değerlendirmeyi planlıyoruz. Kurslarımızın bazılarına dönemsel olarak rağbetler artıyor. Pandemiden sonra özellikle yiyecek ve içecek sektöründe gelişmelerle gastronomi alanındaki kurslarımıza yoğun talep var. Şu anda aşçı yardımcılığı, Türk mutfağı ve pasta alanında kurslar düzenliyoruz. Tüm kurslarımız da dolu geçiyor. Bunun yanında güzellik saç bakım hizmetleri ve kuaförlük alanındaki hizmetlerimiz var. Bilişim teknoloji alanında çok yoğun kurslarımız var. Burada da daha çok bilgisayar işletmeciliği, F klavye, autocad olarak bilinen 2 boyutlu ve 3 boyutlu bilgisayar programlama kurslarımız mevcuttur. Diğer kurslarımız da rutin olarak devam ediyor. Amacımız, kurslarımıza sayısal olarak vatandaşımızın katılma oranını arttırmak ve kurs çeşitliliğimizi arttırmaktır. Bunlarla beraber kurslarımızın kalitesini arttırarak sanayinin veya günümüz şartlarının gerektirdiği ara eleman ihtiyacını da karşılamak istiyoruz" cümlelerini kullandı.
Batman Gercüş’te kar, arabaların boyunu geçti Batman’ın Gercüş ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı, hayatı durma noktasına getirdi. Gece saatlerinde şiddetini artıran yağış sonrası ilçe merkezi ve köyler beyaza bürünürken, park halindeki araçlar adeta kara gömüldü. Gercüş’te dünden bu yana devam eden kar yağışı, kartpostallık görüntüler oluştursa da ulaşımda büyük aksamalara neden oldu. Kar kalınlığının yer yer 2 metreyi aştığı ilçede, vatandaşlar sabah uyandıklarında araçlarını bulmakta güçlük çekti. İlçede hayatın tamamen durma noktasına geldiği gözlemlenirken, en çarpıcı görüntüler cadde ve sokaklardan geldi. Park halindeki otomobiller, kamyonetler ve hatta minibüsler biriken devasa kar kütlelerinin altında kalarak tamamen kayboldu. Birçok vatandaş, sabah uyandığında kapısının önündeki aracını yerini tahmin ederek bulmaya çalıştı. Kar kütlelerinin boy hizasına ulaştığı ara sokaklarda ulaşım tamamen durdu. Ana arterlerde belediye ekipleri koridor açmaya çalışsa da mahalle aralarında vatandaşlar kendi imkanlarıyla "tünel" benzeri yollar açarak ilerlemeye çalışıyor. Aracı tamamen kara gömülen vatandaşlardan Süleyman Öner, ’’Uzun yıllardır böyle bir kar yağışı görmedim, burada gördüğünüz gibi araçlar karın içinde kaybolmuş. Bazı yerlerde 1 metre bazı yerler de 2 metreyi buluyor. Fırtına ve kar bir arada olduğu için her taraf aynı değil. İki gündür yaklaşık fırtına ile beraber kar durmadan yağıyor. Ben bile sabah uyandığım zaman bu benim aracımı acaba veya biri benim aracımın yanına park mı etmiş onu bile tahmin edemiyordum. Kar kütlesinden dolayı kar temizliği yapan iş makinelerinden korkuyorum arabamı kar olarak görüp karı temizliyeyim derken aracıma vurmasından korkuyorum. Çocuklar ise karın yağmasına çok sevindik’’ dedi.