SAĞLIK - 05 Aralık 2022 Pazartesi 11:32

Prof. Dr. Tufan Tükek’ten enfeksiyon açıklaması: 'Aralık ve ocak gibi yoğunluğu daha fazla görüyoruz'

A
A
A
Prof. Dr. Tufan Tükek’ten enfeksiyon açıklaması: 'Aralık ve ocak gibi yoğunluğu daha fazla görüyoruz'

Soğuk havaların etkisini arttırmasıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarında yaşanan artışı değerlendiren İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, "Hastaneye, yoğun bakıma yatması gereken çocuk sayısında bir artış var. Başvurular çocuklarda, yetişkinlerde bir miktar arttı ama öyle aşırı bir yoğunluktan bahsedemeyiz. Biz aralık, ocak gibi bu yoğunluğu daha fazla görüyoruz. Korona virüs de panik yapacak düzeyde değil” dedi.

Soğuk havaların etkisini arttırmasıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Öksürük, ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, baş ağrısı gibi şikayetlerle çok sayıda vatandaş hastanelerin yolunu tutarken uzmanlar grip (influenza) başta olmak üzere RSV, Covid-19, metapnömovirüs ile rinovirüslerin benzer şikayetlere neden olduğunu ifade ediyor. İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek de Covid-19 ve üst solunum yolu hastalıklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Yoğun bakıma yatması gereken çocuk sayısında bir artış var”

Üst solunum yolu rahatsızlıkları nedeniyle çocuk polikliniklerinde yoğunluk olduğunu belirten İstanbul Üniversitesi-İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tufan Tükek, “Çocukluk çağı enfeksiyonları havaların soğumaya başlaması eylül, ekim aylarında okulların açılmasıyla birlikte zaten artar. Şu anda da en fazla yoğunluk nerede derseniz çocukluk çağı hastalıklarında, çocuk kliniklerinde. Gerçekten zatürre oranı, üst ve alt solunum yolu enfeksiyonu, bakıldığında hastaneye yatması gereken çocuk sayısında bir artış var. Özellikle bunlarda da bir miktar ağır seyretme, yoğun bakıma yatması gereken çocuk sayısında bir artış var. Bunlar korona virüsle ilgili değil, mevsimsel hastalıklar, diğer virüsler. Üst solunum yolları enfeksiyonları adı altında toplanan bir grup var ki bunların da ağırlıklı kısmı viral enfeksiyonlar. Bunların içinde influenza tabi bizi en çok yoran, uğraştıran bunun dışında parainfluenza diye başka bir virüs var. Adenovirüs, rinovirüs, RSV ( Respiratuvar Sinsityal Virüs), ekovirüs o kadar çok ki bunların hepsi saymakla bitmeyebilir. Bunlar üst solunum yolu enfeksiyonuyla başlayıp alt solunum yolu enfeksiyonuna zatürreye çeviren ve hastalığın tedavisinde artık yatarak tedavi etmemiz gereken grup bunlar. Üzerine bakteriyel enfeksiyon da eklendiği zaman bunlar zaten antibiyotik de gereken hastalıklar. Viral hastalıkların seyrinde genellikle hiçbir zaman antibiyotik kullanmıyoruz sadece destek tedavileri yapıyoruz” dedi.

“Son 1-1,5 ayda beklemediğimiz farklı bir üst solunum yolu enfeksiyonu görüyoruz"

Pandemi sonrası maske kullanımının azalmasıyla enfeksiyon rahatsızlıklarının arttığını ifade eden Prof. Dr. Tufan Tükek, “Erişkine baktığımız zaman da son 1-1,5 ay kadar aslında çok beklemediğimiz farklı bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu görüyoruz. Bunun neden olduğuna baktığımız zaman da birkaç virüsün şu anda ağırlıklı olduğunu görüyoruz. İnfluenza dediğimiz grip virüsü ağırlıklı olarak aralık ayında ortaya çıkan bir virüs. Aralık, ocak gibi pikini tamamlar ve ikinci pikini de mart ayında yapar ve biter gider. Ama şu anda biraz erken başladı, influenza çok değil tek tük görüyoruz. Ama asıl gördüğümüz şey; şu anda diğer virüs enfeksiyonları, hatta bunların birlikte olan formlarını görüyoruz. Aynı kişide semptomlar fazla oluyor, abartılı semptomlar var. Maskeden dolayı birkaç senedir enfeksiyon geçirmedikleri için bu sene biraz sanki daha ağır geçiyor gibi bir algıya kapılıyorlar. Şu anda da ‘Öksürüğüm hala geçmedi, boğaz ağrım çok uzun sürdü’ tarzında bir sürü söylentilerin dolaştığını duyuyoruz. Hakikaten hastaların öksürüğü uzun sürüyor ama bunun tedavisi var. Aslında söylendiği kadar olağanüstü bir durum yok, mevsimsel grip ve diğer hastalıklarında bir araya gelmesiyle şu dönemde bir solunum yolu enfeksiyonu olan, hapşıran boğaz ağrısı olan, öksüren bir sürü insan etrafımızda görüyoruz. Tabi kalabalık yerlerde olunca insan da çekiniyor. Şu anda şunu söyleyebilirim; korona virüste bir miktar artış var ama o korkacağımız düzeyde değil hala kontrol altında. Çin’deki ve diğer bölgelerdeki aşırı çoğalma tekrar bir mutant virüs oluşturur mu ondan çekiniyoruz. Ama Omicron’dan sonra aşılama ve hastalığı geçirmenin kazandırdığı immünitenin de getirdiği avantajla şu anda birçok bölgede korona virüs bitme noktasına geldi. Bundan sonra tekrar kafayı kaldırır mı aslında çok beklemiyoruz ama tabi ki olacak öksürük, aksırık, boğaz ağrısı şeklinde olacaktır” ifadelerini kullandı.

“Endişe verecek düzeyde hastanelerde yoğunluk olduğunu söyleyemeyiz”

Enfeksiyon vakalarının poliklinik ve acillerde hareketliliğe neden olmasıyla ilgili konuşan Prof. Dr. Tükek, “Abartıldığı kadar değil, çocuk aciller biraz yoğun, çocuk klinikleri yoğun. Birçok hastalığın bir araya gelmesiyle tabi korona virüs de hafızalarımızda hala tazeyken insanlar biraz panik oluyor, hastanelere başvuruyor. Şu anda çok fazla endişe verecek düzeyde hastanelerde özellikle acillerde yoğunluk olduğunu söyleyemeyiz. Aynı yoğunluğun daha fazlasını aslında geçtiğimiz dönemlerde görüyorduk. Şu anda öyle ciddi bir tehdit altında olduğumuzu söylemeyiz zaten 1 ay da geçti. Bundan sonra bir miktar korona virüs ve influenzada bir artış olacak, onu da bekliyoruz zaten” derken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın tek bir kit ile influenza A, influenza B, Covid-19 ve RSV’ye bakılacağını açıklamasıyla ilgili ise “Biz de zaten böyle bir kit olursa çok iyi olur diye düşünüyorduk. Neden, çünkü hasta geliyor korona virüs testi yapıyorsunuz çoğunlukla negatif çıkıyor bu kişiler başka virüs enfeksiyonu ama ne ” dedi.

Velilere çok daha önemli iş düşüyor”

Çocuklarda artan solunum yolu rahatsızlıklarına yönelik tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Tükek sözlerini şöyle sürdürdü: “Korona virüsten çıktığımız için aileler endişe ediyor doğal olarak okullarda kalabalık ortamlarda çok hızla yayılan da bir virüs. Çocuklar karşı karşıya gelse, birbirine sarılsa bulaştırabilirler. Dolayısıyla böyle devamsızlıklar olacaktır tabi Milli Eğitim Bakanlığı buna yönelik tedbir almıştır. İmmün sistemi, beslenmesi iyi olan herhangi bir kronik rahatsızlığı olmayan çocuklar nispeten zaten ayakta atlatıyorlar. Dolayısıyla onların birkaç gün istirahat etmesi, sıvılarını almaları, soğuktan kendilerini korumaları, hijyene dikkat etmeleri zaten bunlar yeterli. Kronik hastalığı olan grup Allah’tan çocukluk çağında çok fazla yok ama rahatsızlığı olan bu gruba biraz daha özel dikkat edilmesi gerekiyor. Velilere çok daha önemli iş düşüyor. Bize başvurular çocuklarda, yetişkinlerde bir miktar arttı. Ama öyle aşırı bir yoğunluktan bahsedemeyiz. Etraf hastanelerde de aynı şekilde bu döneme özgü bir yoğunluk var daha da artacaktır. Biz aralık ocak gibi bu yoğunluğu daha fazla görüyoruz. Özellikle gribal enfeksiyon dediğimiz dönemde ama şu anda öyle panik yapacak düzeyde değil”

“Aşırı vitamin almanın hiçbir faydası yok, zararı var”

Bilinçsiz takviye gıda, bitkisel çay ve antibiyotik tüketimi ile ilgili uyaran Prof. Dr. Tükek açıklamalarına şöyle devam etti:

“Önerilen hekim kontrolü, sağlıkçı otoritenin kontrolü altında bu tip şeylerin kullanılması çünkü bizim dışarıdan tavsiye üzerine kullanılan bitkisel çaylardan zehirlenip karaciğer ve böbrek yetmezliğine giren çok hastamız var. Biz bilmediğiniz, daha önce kullanmadığınız, test edilmemiş hiçbir şekilde garanti altına alınmamış hiçbir bitki çayını, bitkisel şeyleri kullanmayın diyoruz. Bitkisel olduğu imajıyla bir miktar güven oluyor ama hayır, güvende olmamaları gerekiyor çünkü en fazla toksin bitkilerde var. Takviye edici gıdalar, eskiden beri bilinen kullanılan tabi faydası ispatlanmış gıdalar var onları bu dönemlerde tüketmek faydalı olabilir. Aşırı vitamin almanın hiçbir faydası yok, zararı var çünkü toksik etkileri var. Hastalığın hemen başlangıcında antibiyotik verirseniz sizin vücudunuzdaki yararlı bakterileri de öldürmüş olacağınız için aslında vücudu tamamen savunmasız bırakmış oluyorsunuz. Enfeksiyon etkeni virüse karşı bunun hiçbir faydası olmuyor. Dolayısıyla mutlaka bir sağlıkçının gözetiminde antibiyotik kullanmak gerekiyor”

Hasibe Karadağ - Ozan Buğra Koşar
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Eskişehir’de yangın sonrası ağaçlandırma çalışmaları başladı Eskişehir’in Seyitgazi ilçesin Fethiye mahallesi yakınlarında geçen yıl çıkan orman yangınında zarar gören alanlar için ağaçlandırma çalışmaları devam ediyor. Yangında zarar gören ağaçlar sahadan çıkarılarak ekonomiye kazandırılıyor. Yapılan ağaçlandırma projesine göre yürütülen çalışmalarda bazı alanlara tohum ekilecek, bazı alanlarda ise iş makineleri ile toprak işlemesi yapılarak çeşitli fidanlar dikilecek. Sahaya dikilecek ve ekilecek türlerin biyolojileri, arazinin topografik yapısı ve toprak yapısı ile iklim şartları gibi etkenlere göre projelendirilen ve yürütülen çalışmalarda tohum ekme çalışmalarına başlandı. Eskişehir Orman Bölge Müdürü İsmail Çetin, Ağaçlandırma ve Silvikültür Şube Müdürü Ayhan Şenel, Seyitgazi Orman İşletme Müdürü Ahmet Demir ve Afyonkarahisar Orman İşletme Müdürü Mutlu Tepe ile işletme personelleri yanan alana giderek çalışmalara bizzat katıldı. Sahada çalışan personele ve işçilere tohum ekimi yapma teknikleri hakkında uygulamalı eğitim verildi. Bölge Müdürü İsmail Çetin, kendi tasarımı olan tohum ekim aparatını tanıtarak bu aparatla daha hızlı ve verimli tohum ekiminin nasıl yapılacağını gösterdi. Bu yenilikçi yöntem, ağaçlandırma çalışmalarının hızlanmasını sağlayacak. İstenilen başarının elde edilmesi halinde tohum ekme aparatının orman fidanlıklarındaki ekim yastıklarında kullanılacak versiyonları da geliştirilecek. 2025 yılı sonbaharında orman yangınında şehit olan personel ve gönüllüler için daha önce hatıra ormanları tesis edilerek sahanın tekrar orman haline getirilmesi çalışmaları başlatılmıştı. 2025 yılında başlayan ve 2026 yılında devam eden çalışmalarla yanan orman emvallerinin ekonomiye kazandırılması, toprak işlemesi, tohum ekimi ve fidan dikimleri yapılacak, bu yıl içinde ilkbahar ve sonbaharda dikimler tamamlanarak yanan alanın yasa gereği bir yıl içinde ağaçlandırılması sağlanacak. Sahanın ağaçlandırma projesi gereği dikilecek fidanların yüzde 53’ü çam ve ardıç olmak üzere ibreli türlerden, yüzde 47’si ise mahlep, dişbudak, akçaağaç, ahlat, alıç, yalancı akasya, kızılcık, yabani elma, dağ muşmulası, meşe olmak üzere yapraklı türlerden oluşacak. Ayrıca sahanın geniş alanda toprak işlemesinin mümkün olmadığı kısımlarında da badem ve karaçam tohumlarının ekimi sağlanacak. Önümüzdeki yıllarda ise sahanın takibi yapılarak muhtemel kurumaların yerine de tamamlama dikimleri yapılmak suretiyle sahanın tamamının ormanlaşması sağlanacak.
Yozgat Sorgun Belediyesi Sanat Atölyesi dünya pazarına açıldı: İlk ihracat Bosna Hersek’e Sorgun Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren sanat atölyesi, yerel üretimde çıtayı uluslararası seviyeye taşıdı. Sorgun’un cadde ve sokaklarını süsleyen dekoratif ürünler, artık Balkanlar’da da boy gösterecek. Atölyede üretilen aydınlatma direkleri, çeşmeler ve vazoların yer aldığı ilk sevkiyat Bosna Hersek’e gönderildi. Sorgun Belediyesi Sanat Atölyesi, kurulduğu günden bu yana ilçenin estetik çehresini değiştiren projelere imza attı. Belediye öz kaynaklarıyla ve yerel iş gücüyle üretilen dekoratif ürünlerin kalitesi, kısa sürede sınırları aşmayı başardı. Bosna Hersek ile yapılan anlaşma kapsamında ihraç edilen ürün grubu aydınlatma direkleri, dekoratif çeşmeler, vazolardan oluşuyor. Belediye yetkilileri, bu ihracatın sadece bir ticari faaliyet değil, aynı zamanda Sorgun’un üretim gücünün bir kanıtı olduğunu vurguladı. Atölyede üretilen ürünlerin düşük maliyet ve yüksek estetik değer taşıması, dış pazarda tercih edilme sebebi oldu. Bosna Hersek’e yapılan bu ilk sevkiyatın ardından, sanat atölyesinin kapasitesinin artırılması ve farklı Avrupa ülkelerinden gelen taleplerin değerlendirilmesi bekleniyor. Sorgun Belediyesi, bu hamleyle hem ilçe ekonomisine döviz girdisi sağlamayı hem de belediye atölyelerini birer üretim merkezine dönüştürmeyi hedefliyor. Atölye çalışanlarından Sevgi Ünal Erciyas "Sanat atölyemizde Bosna Hersek’e ilk ihracatımızı bugün gerçekleştiriyoruz. Bugün burada aydınlatma direği, çeşme, vazolarımız ilk sevkiyatımızda. Tüm ürünlerimiz kalite standartlarına uygun, dayanıklı ve estetik anlayışla üretilmiştir. Yaklaşık 1 senedir burada üretim yapıyoruz. Önce Sorgun’umuz için estetik anlayışlı üretimler yaptık. Bununla birlikte ilk uluslararası ihracatımız da başladı. İnşallah böyle devam edecek" dedi.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Patlamış fıtıklar da ameliyatsız tedavi edilebilir" Prof. Dr. İrfan Koca, halk arasında "patlamış fıtık" olarak bilinen ileri evre bel fıtıklarının her zaman ameliyat gerektirmediğini belirterek, uygun hasta seçimiyle cerrahi dışı yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabildiğini söyledi. Halk arasında "patlamış fıtık" olarak bilinen ileri evre bel fıtıkları, çoğu zaman hastalarda ciddi korkuya yol açıyor. Ancak uzmanlar, her ileri evre bel fıtığının mutlaka ameliyat gerektirmediğine dikkat çekiyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. İrfan Koca, doğru hasta seçimi ve uygun tedaviyle birçok hastada cerrahiye gerek kalmadan iyileşme sağlanabildiğini vurguladı. Bel fıtığında esas belirleyici unsurun sinir dokusunda kalıcı hasar olup olmadığı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koca, "Hastalar şiddetli ağrı yaşadıklarında hemen ameliyat olmaları gerektiğini düşünüyor. Oysa idrar kaçırma, belirgin kas güçsüzlüğü veya ilerleyici felç tablosu yoksa, birçok hastada ameliyat dışı yöntemlerle başarılı sonuçlar alınabiliyor" dedi. "Her patlamış fıtık ameliyatlık değildir" Toplumda ‘patlamış fıtık’ ifadesinin yanlış bir algı oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Koca, "Disk dokusunun dışarı taşması her zaman sinire kalıcı zarar verdiği anlamına gelmez. Önemli olan, sinirde kalıcı hasar gelişip gelişmediğidir. Bu nedenle sadece MR görüntüsüne bakarak ameliyat kararı vermek doğru değildir. Klinik muayene ile birlikte değerlendirme yapılmalıdır" şeklinde konuştu. "Ameliyatsız tedavi nasıl yapılır" Ameliyat gerekmeyen hastalarda farklı tedavi yöntemlerinin birlikte ve kişiye özel olarak uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Bu hastalarda ağrıyı azaltmak ve sinir üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla çeşitli tedavi seçeneklerinden yararlanıyoruz. Bunlar arasında; manuel terapi, nöral terapi, proloterapi, nokta atışı enjeksiyon tedavileri ve kişiye özel planlanan fizik tedavi ve egzersiz programları yer alıyor. Amaç, kas spazmını çözmek, sinir üzerindeki basıyı azaltmak ve vücudun kendi iyileşme mekanizmasını desteklemektir. Uygun hastalarda bu yöntemlerle ameliyata gerek kalmadan günlük yaşama dönüş mümkün olabilmektedir" ifadelerine yer verdi. "Ameliyat ne zaman gerekir" Ameliyatın gerekli olduğu durumlara da değinen Prof. Dr. Koca, "İlerleyici kas güçsüzlüğü, idrar ve dışkı kontrolünde bozulma ya da şiddetli sinir basısı emaresi varsa cerrahi kaçınılmazdır. Ancak bu tablo her hastada görülmez. Doğru hasta seçimi yapılırsa birçok kişi ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebilir" ifadelerini kullandı. "Erken başvuru önemli" Bel ağrısı şikayeti olan hastaların kulaktan dolma yöntemlerle kendilerini tedavi etmeye çalışmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Koca, "Bilinçsiz yapılan egzersizler ve gecikmiş tedavi, fıtığın ilerlemesine neden olabilir. Erken dönemde hekime başvurulması, ameliyatsız tedavi şansını artırır" diye konuştu.
Ankara Eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın yargılanmasına başlandı Ankara’da eski eşini başına silah doğrultarak rehin alan sanığın ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından yargılanmasına başlandı. Ankara 79. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Murat Çakır, eski eşi D.S. ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, tutuklu sanık Çakır’a söz verdi. Çakır, olay günü eski eşiyle tesadüfen karşılaştığını söyleyerek, "Konuşmak istedim, bana hakaret ve küfürler etti. Ben de bunu yapmamasını rica ettim. Silahımı gösterdim. Biraz yürüdük, silahımı çıkardım. Kimsenin yaklaşmasını istemiyordum. Tek isteğim eşimle konuşmaktı. Zarar verme kastım yoktu. Gözaltına alınırken silahımı kendim verdim, direnç göstermedim" diye konuştu. "’Seni öldüreceğim’ dedi" Müşteki kadın D.S. ise sanığın iddialarını reddederek, küfür etmediğini ve tahrik etmediğini öne sürdü. D.S., "Elinde evraklar vardı, ‘Seni nasıl buldum ama’ dedi. Bana ‘Seni öldüreceğim’ dedi. Yakamdan tutup silahla götürdü. Etraftakiler çok yalvardı" ifadelerini kullandı. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanığın ’ruhsatsız silah bulundurma’ ile ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından yargılandığını ancak eylemin boşandığı eşe karşı "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu da oluşturabileceğini belirterek, dosyada görevsizlik kararı verilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, eylemin "kasten öldürmeye teşebbüs" suçunu oluşturabileceği değerlendirmesiyle görevsizlik kararı vererek, dosyanın Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine ve sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Olayın geçmişi Ankara’nın Pursaklar ilçesinde 9 Ekim 2025 tarihinde meydana gelen olayda D.S., boşandıktan sonra kimliğini değiştirmek için gittiği nüfus müdürlüğünün bulunduğu kaymakamlık binasından çıktığı sırada eski eşi Murat Çakır tarafından rehin alındı. Çakır, kaymakamlık binasının yanındaki boş araziye götürdüğü D.S.’nin başına tabanca dayayıp, tehdit etti. Çakır, Pursaklar Kaymakamının ikna çabaları sonucunda silahı bırakıp, teslim oldu. Gözaltına alınan Çakır, çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından tutuklandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın tamamlanmasıyla iddianame hazırlandı. Sanık Çakır hakkında ’silahla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ ve ’ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından 13 yıl 6 aya kadar hapis talebiyle iddianame hazırlandı. İddianame 79. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilerek, dava açıldı.
Malatya Battalgazi’de yetim çocuklarla iftar buluşması Battalgazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında yetim çocuklar iftar sofrasında bir araya geldi. Programa katılan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın da çocuklarla aynı sofrayı paylaştı. Battalgazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın katılımıyla Hastane Kafe Sosyal Tesisleri’nde iftar programı düzenlendi. Gerçekleştirilen programda yetim çocuklar iftar sofrasında bir araya geldi. İftar programına AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci, AK Parti Malatya Kadın Kolları İl Başkanı Esin Yılmaz ve AK Parti Battalgazi İlçe Kadın Kolları Başkanı Ebru İnanç da katıldı. Başkan Taşkın: "Yetimlerimiz Bizim Emanetimiz" İftar programında konuşan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekerek, "Bu mübarek vakitte böyle güzel bir ortamda bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yetimlerimiz bizim emanetimizdir. İnşallah hep birlikte nice Ramazanlara ulaşır, bayrama da birlik ve beraberlik içinde kavuşuruz" dedi. AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci de konuşmasında Ramazan ayının rahmet ve mağfiret ayı olduğunu belirterek, "Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin. Ramazan ayı paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinin yaşandığı bir zaman dilimi. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa Türkiye’den yardım eli uzandığını görüyoruz. Bu güzel programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.