DÜNYA - 27 Mayıs 2025 Salı 19:32 | Son Güncelleme : 27 Mayıs 2025 Salı 19:35

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Avrupa, yeniden Nazi bayrağı benimsedi"

A
A
A

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, "Avrupa, bu sefer Rusya’ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla tamamen başarısızlığa mahkum bir maceraya atılarak yeniden bir Nazi bayrağı benimsedi ve bir kez daha sonuca varamayacak. Başarılı olamayacak" dedi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi. İki bakan, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, basın toplantısında yaptığı açıklamada, Dışişleri Bakanı Fidan ile dünya genelinde siyasetçiler ve siyaset bilimcileri açısından oldukça popüler ve itibarlı bir platform haline gelen Antalya Diplomasi Forumu sırasında da görüştüklerini ve düzenli bir şekilde temas halinde olduklarını ifade etti.
Bugünkü görüşmede Türkiye ile Rusya arasındaki ortaklığın güçlendirilmesi ve işbirliği alanlarının genişletilmesi yönündeki ortak kararlılığı teyit ettiklerini ifade eden Lavrov, Türkiye ile Rusya arasındaki işbirliğini Batı’nın zorlaştırma girişimlerine rağmen ilerletmeye devam ettiklerini kaydetti. Lavrov, "Devlet Başkanımız, dışarıdan gelen tüm engellemelere rağmen Türkiye ile pozitif bir şekilde önemli projelerin hayata geçirilmesini ve ikili işbirliğimizin geliştirilmesi noktasındaki niyet ve kararlılığı, Kremlin’de Sayın Fidan’la yaptığı görüşmede ciddi ve çok net bir şekilde bir kez daha teyit etti" dedi.

Türkiye ile Rusya arasındaki ikili işbirliğinin tarihi temeller üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Lavrov, "25 Mayıs’ta Rusya ile Türkiye arasında temel ilişkiler anlaşması imzalanmasının 33’üncü yıl dönümünü kutladık. Önümüzdeki günlerde, 3 Haziran tarihinde Sovyet Rusyası ile Atatürk Türkiyesi arasındaki diplomatik ilişkilerin tesisinin 105’nci yıl dönümünü kutlayacağız. Bugün çok farklı ikili konuları ele aldık. Özellikle üst düzeyde varılan mutabakatların yerine getirilmesi konusunda. Nasıl adımlar atacağımız noktasında önemli bir toplantı yaptık. Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin inşaatı devam ediyor ve bu inşaatı devlet şirketi Rosatom devam ettiriyor. TürkAkım ve Mavi Akım doğal gaz boru hatlarının güvenliğinin sağlanması konusunu da Kiev rejiminin kesintisiz provokasyon ve tehditleri bağlamında ele aldık. 52 milyar doları aşan ticaret hacmimizin istikrarlı bir şekilde artışını not ettik. İlişkilerimizi çeşitlendirip diğer önemli iş birliği alanlarının açılması konusunda çaba göstereceğiz" dedi.
Ticari ve Ekonomik İşbirliği Konularında Türk-Rus Karma Ekonomik Komisyonu’nun 19’uncu toplantısının haziran ayı sonunda Moskova’da yapılacağını ifade eden Lavrov, iki ülke arasındaki ticari ve mali işbirliğinin bu önemli toplantıya katkı sağlaması gerektiğini belirtti. Rus turistlerin Türkiye’yi tercih ettiklerini vurgulayan Lavrov, "Bir rekor kırıldı ve anladığım kadarıyla Rus turistlerin sayısı, diğer ülkelerden gelen turistlerin sayısını aştı. Rekor kırdık. Bu açıdan, gösterilen misafirperverlik için minnettarız" dedi.

Rusya Acil Durumlar Bakanlığı ile Türkiye’nin Tarım ve Orman Bakanlığı arasındaki işbirliğinin pekiştirilmesine katkı sağlamaya hazır olduklarını ifade eden Lavrov, "Orman yangınları ile mücadelede önemli bir iş birliğimiz olabilir" dedi.

"Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve siyasi birliğinin korunması konusundaki pozisyonlarımız örtüşüyor"

Görüşmede, uluslararası arenada, uluslararası konularda yaklaşımların teyit edildiğini ve özellikle Suriye konusunda yakın diyalog içerisinde olmaya hazır olduklarını ifade eden Lavrov, "Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenliği ve siyasi birliğinin korunması konusundaki pozisyonlarımız örtüşüyor. Suriye hükümetinin geçiş döneminde karşı karşıya olduğu meydan okumaları aşması için biz de gerekli yardımları sağlayabiliriz" dedi.

"Filistin konusunda Rusya ve Türkiye’nin pozisyonları birbiri ile örtüşüyor"

Lavrov, "Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki konular üzerinde yakın bir diyalog içerisinde olabiliriz. Libya’da örneğin durum gergin olabiliyor ve biz, her iki ülke olarak şiddetin durdurulması için Libya’daki taraflar üzerindeki nüfuzumuzu kullanabiliriz. Filistin konusunda Rusya ve Türkiye’nin pozisyonları birbiriyle örtüşüyor. Gazze’de olup bitenlerin kabul edilemez olduğunu düşünüyoruz. Batı Şeria’daki durumların da kabul edilebilir olduğunu düşünmüyoruz. Hem Rusya hem Türkiye olarak Filistin devletinin kurulmasından yanayız. Çok sayıda Filistinli öldürüldü ve yaralandı. Bu sayı maalesef artıyor. Biz sahip olduğumuz tüm imkanlarımızı kullanacağız bu şiddetin durdurulması için özellikle bölge ülkeleri ile temaslarımız sırasında ve Birleşmiş Milletler’de elimizden geleni yapacağız. Daha önce varılan mutabakatların yerine getirilmesi ve özellikle ateşkesin tesis edilmesi için çaba göstereceğiz. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı ile Rusya olarak irtibat halinde olacağız. Türkiye’nin şu anda dönem başkanı olduğu İslam İşbirliği Teşkilatı nezdindeki çabalarla da derin bir felaketi durdurmak için elimizden geleni yapacağız" dedi.

Güney Kafkasya’daki duruma da değinen Lavrov, "Kafkasya’da 3+3 şeklinde bir formatımız var. Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan ve üç önemli komşu Rusya, Türkiye ve İran formatında çalışıyoruz. Bu formatın faydalı olduğu görüldü ve bunu sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.

"Batı’nın kışkırtmaları sonucu Kiev makamları her türlü provokasyona geliyor"

"Devlet Başkanının kabulü sırasında dün de ifade edildiği üzere, Ukrayna konusunu da görüştük. Özellikle 16 Mayıs tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Ukrayna ve Rusya arasında doğrudan müzakerelere dair değerlendirmelerde bulunduk" ifadelerini kullanan Lavrov, "Bu görüşmeler, Sayın Putin ile Sayın Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından başlatılmış bir girişim olmuş ve bu, Sayın Erdoğan ve Sayın Fidan tarafından desteklenmiştir. Türkiye’nin de katkı yapmaya hazır oluşunu takdir ediyoruz" dedi.

Rusya’nın Ukrayna konusundaki tutumunun iyi bilindiğini ve bunun Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından da sık bir şekilde dile getirildiğini vurgulayan Lavrov, "Müzakerelerin başarısı, bu müzakerelerde ihtilafın temel sebeplerini ortadan kaldırabilmesine bağlı olacaktır. Biz Sayın Fidan ile çok faydalı bir görüş alışverişi gerçekleştirdik ve bunun çok faydalı olduğunu düşünüyoruz" dedi.

Lavrov, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin sağlanması konusunda da Türkiye ile irtibat halinde olduklarını ifade ederek, "Son üç yılda bu husustaki müzakerelerden sonra yapılan anlaşmalar maalesef yerine getirilmemiştir fakat Batı’nın kışkırtmaları sonucu Kiev makamları her türlü provokasyona geliyor. Yine de Türkiye ile diyaloğumuz devam edecek ve Rusya-Türkiye ilişkilerinin geleceği parlaktır. Ben bunun üzerinden hareket ediyorum ve bundan eminim" diye konuştu.

Ukrayna’nın Rusya ile esir takası üç gün sürdürdükten sonra Rusya’yı saldırı ile suçladığını ve bunun Rusya’nın savaşmaya devam etmek istediği yönündeki eleştirilere neden olduğu konusunda bir soru alan Lavrov, ateşkes süreçlerini bozan tarafın Ukrayna olduğunu savundu. Paskalya ateşkesi ve 9 Mayıs Zafer Günü kutlamaları vesilesiyle ilan edilen ateşkeslerin Ukrayna tarafından Rus topraklarına yapılan saldırılarla ihlal edildiğini vurgulayan Lavrov, "Daha önce de Rusya-ABD arasında devlet başkanları arasındaki telefon görüşmelerinde varılan mutabakatlar çerçevesinde karşılıklı olarak enerji tesislerine saldırı olmaması konusunda bir ateşkes ilan edildi ama bütün bunlara rağmen Ukrayna rejimi, bütün bu ateşkes dönemlerinde kasıtlı bir şekilde gerek enerji tesislerimize, gerek sivil tesislere, evlere, kreşlere, okullara, Rusya’nın sivil halkını hedef alan saldırıları devam ettirdi. Maalesef sivil halk arasında kayıplarımız ve yaralılarımız var. Batı eliti, ABD dahil olmak üzere özellikle Avrupa Birliği’ndeki Batı eliti bunu görmezlikten geliyor, bunu görmüyordu" dedi.

"ABD’deki mevcut iktidarı, Biden hattına yani savaş hattına itmek istiyorlar"

Batı elitlerinin Rusya’yı stratejik bir yenilgiye uğratmak istediklerini vurgulayan Lavrov, "Gerçekleri görmek istemiyorlar ya da ilgili ekipler, haber bültenlerin onlara gerçekleri nakletmiyor. Şimdi ABD’deki mevcut iktidarı, Biden hattına yani savaş hattına itmek istiyorlar. Yani bütün bu güçler gerçekten ne olduğunu aslında çok iyi anlıyor. Biz, bu saldırılara cevap verdik. Suçlu olan taraf, gerekli cezayı almalıdır. Zelenskiy ve komutasındakiler, bizim neye karşılık verdiğimizi çok iyi anlıyor. Biz sadece ve sadece askeri tesislere ve askeri amaçlarla kullanılan tesislere darbe indirdik" dedi.

"Biden dönemine kıyasla, ABD tarafıyla iyi ve normal bir diyalog içerisindeyiz"

Rusya’nın müzakere heyetinin başkanı Medinsky’nin değiştirilmesine ilişkin iddialar hakkında bir soruya cevabında Lavrov, "Bazı dedikodular söz konusu. ABD, Rusya’nın başmüzakerecisini değiştirmek istiyor. Biden dönemine kıyasla, ABD tarafıyla iyi ve normal bir diyalog içerisindeyiz. Eğer ABD tarafı bize bir mesaj göndermek istiyorsa bize direkt bir şekilde bunu iletebilir, bunun dedikodusunu yapmaya gerek yok. Belki de şüpheyle yaklaşıyorsunuz fakat Sayın Medinsky, başka bir ülkenin devlet başkanı tarafından değil, doğrudan Sayın Devlet Başkanı Putin tarafından tayin edildi. Sayın Putin ve Sayın Trump, son telefon görüşmesinde esir takası ve sonraki dönem konusunda bir mutabakata vardı. Detaylar ilgili istihbarat birimi tarafından onaylanmıştır" dedi.

Avrupa’nın Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakereleri baltalamasının söz konusu olup olmadığı konusunda bir soru alan Lavrov, "Brüksel’in böyle bir teşebbüsü olduğunu görüyorum. Bu süreci baltalamak istiyorlar. Benzeri görülmemiş, inanılmaz adımlar atıyorlar. Aslında sinirliler çünkü anlıyorlar ki Fransa, İngiltere, Almanya ve Polonya başkanlığındaki savaşı isteyen bu güçler, korkuyorlar. Çok korkuyorlar çünkü Ukrayna’ya destek verecek güçleri, imkanları, potansiyelleri yok. Günün birinde Trump’ın bu işe siz başladınız ve artık siz devam edin demesinden çok korkuyorlar. Sayın Trump’ın Rusya-Ukrayna arasındaki müzakerelerin devam etmesini istiyor. Kendisi bu konuda Putin ile anlaştı. Bu şahıslar, bahsettiğiniz şahıslar, tabii olarak bunu baltalamak engellemek istiyor. Çünkü eğer savaş biterse, siyasi kariyerleri sona erecek. Egoist çıkarları ve bunu ulusal çıkarlarının üzerinde tutmaları uluslarının acı çekmesine neden oluyor. Mesela enerji fiyatları arttı ve kendi halklarının buna razı gelmesini istiyorlar. Makul insanlar da iktidara gelebilir ama bunu da istemiyorlar. Çünkü Avrupa Birliği idaresi, Brüksel’deki Avrupa Komisyonu, kendi fonksiyonunu çok spesifik bir şekilde hayata geçiriyor. Zaten teknik bir makam. Sadece üye ülkelerin aldığı kararları takip ediyor. Üye ülkelerin istemediği bir kararı empoze edememesi gerekiyor ama bunu yapmaya çalışıyorlar" dedi.

Lavrov, Türkiye’nin Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerin devamına ev sahipliği yapması konusunda ise, "Bana sorarsanız, İstanbul’daki platformu çok iyi. Türkiye’nin misafirperverliği çok iyi" ifadelerini kullandı.
Trump’ın Putin’e yönelik açıklamalarının değişkenliğine ilişkin bir soru üzerine Lavrov, "Dünya liderlerinin farklı konuşmaları, farklı açıklamaları olabilir. Mesela, son zamanlara kadar Avrupa tek sesle hiçbir ateşkes yapılmamalı, Rusya mağlup edilmeli ve Ukrayna’ya silah desteği artırılmalı diyorlardı fakat şimdi önkoşul olmadan derhal bir ateşkes yapılmasını talep ediyorlar. Macron da buna, ateşkes sırasında Ukrayna’ya ateşkes sırasında silah satışına devam edeceklerini ekliyor. Avrupa’nın tüm retoriği bu şekilde" dedi.

ABD Başkanı Trump’ın sonuç görmek isteyen bir lider olduğunu ve Putin ile vardıkları mutabakatların, İstanbul’daki görüşmenin ve Rusya ile Ukrayna arasındaki mutabakatların sözde değil somut ve çözüm odaklı unsurlar içermesi gerektiğine inandığını vurgulayan Lavrov, "Ancak Başkan Trump, bu girişimlerin Avrupa’daki bazı çevreler tarafından sabote edilmesine yönelik teşebbüsleri gördüğünde, Rusya’nın şehirlerini, sivil tesisleri ve Putin’in helikopterine saldırı teşebbüsleri gördüğünde, farklı his ve duygulara kapılabilir. Adil hedeflere ulaşmak istiyorsa, bu baltalama teşebbüslerini görünce farklı açıklamalar yapabilir. Önemli olan, Avrupa’nın barışa doğru olan ilerlemeyi, Türkiye ve ABD’nin desteklediği barışa doğru bir ilerlemeyi baltalama teşebbüslerini sona erdirmesi gerektiğidir. Avrupa Birliği’nin bu tür girişimlerini engellemek gerekiyor" dedi.

"Aslında Fransa, Rusya’ya karşı savaşıyor"

Almanya’nın Ukrayna’ya verdiği füzelerde menzil engelini kaldırması konusunda Almanya’ya karşı bir misilleme olup olmayacağı konusundaki soruya ise Lavrov, "Füze menzilinin engelinin kaldırılması konusundaki açıklama, Avrupa kıtasında iktidara gelen şahısların ne kadar tecrübesiz olduğunu gösteriyor. Bunların ne denli yeteneksiz olduğunu gösteriyor. Kendi adına, ABD adına, İngiltere adına, Fransa adına konuşma yapıyor sonra da yardımcısı televizyona çıkıp böyle bir şeyin söz konusu olmadığını açıklıyor. ABD askeri karargahında böyle bir şeyin söz konusu olmadığı söylendi. Sonrasında Merz, bir açıklama yaptı ve ‘Bu yeni bir karar değil, eski iktidar tarafından alınan bir karar söz konusu’ dedi. Burada gördüğümüz şey, Ukrayna’nın Rusya topraklarında saldırı ve darbe vurması ile ilgili engellerin bir önceki iktidar döneminde kaldırılmış olduğu. Dün Fransa Dışişleri Bakanı, Fransa’nın Rusya halkına karşı savaşmadığını ve sadece Ukrayna’nın askeri güçlerine yardımcı olduğunu söyledi. Bu yanlış bir bilgi, aslında Fransa Rusya’ya karşı savaşıyor. Çünkü Kiev’in Nazi rejimi, Fransa’nın imkanlarını kullanarak Rusya topraklarına saldırıyor, sivil tesislerine saldırı düzenliyor. Eğer Fransız siyasetçiler, ülkelerini seviyor ve onun değerlerini temsil ettiklerini düşünüyorlarsa o halde Fransız halkının ‘Hürriyet, eşitlik ve kardeşlik’ şiarına uymaları gerek. Bu şiarı aslında tüm ihtilaflar için kullanıyorlar fakat sadece Ukrayna konusunda kullanmıyorlar. Ukrayna, Rus dilini yasaklayan bir karar alınan tek ülke. Hiçbir ülkede, hiçbir bölgede, hiçbir devlette bir dilin yasaklanmasına yönelik bir kanun yoktur. Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu komisyon üyesi, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerine başlamak için gerekli hazırlıkları yaptığını açıkladı. Demek ki o Avrupalı siyasetçiler, Rus dilinin yasaklanmasını bu hazırlıklar içerisinde görüyor" dedi.

"Avrupa, yeniden Nazi bayrağı benimsedi"

Lavrov, "Avrupa, bu sefer Rusya’ya stratejik bir yenilgi yaşatmak amacıyla tamamen başarısızlığa mahkum bir maceraya atılarak yeniden bir Nazi bayrağı benimsedi ve bir kez daha sonuca varamayacak. Başarılı olamayacak. Mevcut Almanya’nın başbakanının ağzından Almanya’nın Avrupa kıtasındaki en büyük askeri güç olacağını duymak, hem de bunu İkinci Dünya Savaşı’ndaki zaferin 80’inci yıl dönümünde işitmek fazlasıyla manidar" ifadelerini kullandı.
ABD’nin Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırmasının Türk-Rus ilişkilerine nasıl etkileyeceği yönündeki bir soruya cevabında Lavrov, "Suriye’ye yönelik yaptırımlar, bizim her zaman kınadığımız bir adım oldu. Biz bunların kaldırılması için çaba gösterdik. Normal olarak, Beşar Esad’ın rejimi aleyhinde uygulanan bu yaptırımlar gerçekte tüm Suriye halkına zarar verdi. Geçtiğimiz yıl Şara’nın iktidarı ele geçirmesi sonrasında biz yaptırımların kaldırılması konusundaki çağrılarımızı ısrarlı bir şekilde sürdürdük. Aynı şekilde Afgan halkının el konulan paralarının da iade edilmesini talep ediyoruz, bu konudaki pozisyonumuz da aynı. Trump’ın böyle bir adım atmasını takdir ediyoruz çünkü sivil halk zarar gördü. Avrupa Birliği de insani amaçlarla ve Amerika tarafının yaptırımları kaldırdığını görünce, yaptırımları kaldırmayı değerlendirmeye aldı. Sayın Putin, Sayın Şara ile bir telefon görüşmesi yaptı ve sonra kendisine bir mektup gönderdi. Yeni koşullarda ekonomi ve diğer konuların nasıl görüşüleceği ve nasıl ilerletileceği konusunda görüşmeye hazırız. Bizden bir heyet, ocak ayında Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Nisan ayında Antalya’daki Diplomasi Forumu marjında Sayın Hakan Fidan’ın da katılımıyla Suriye Dışişleri Bakanı ile bir görüşmemiz oldu. Suriye’nin bölünmemesi ve şiddetin yeniden patlak vermemesi, bizim için önemli bir hedef" dedi.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Galatasaray Yönetim Kurulu, teknik heyet ve futbolcular, RAMS Park House Maslak Satış Ofisi’ni ziyaret etti Galatasaray Yönetim Kurulu, teknik heyet ve futbolcular, RAMS Park House Maslak Satış Ofisi’nde düzenlenen buluşmada projeyi yerinde deneyimledi. Etkinlik kapsamında konuklar, örnek daireyi gezerek proje hakkında detaylı bilgi aldı. Satış ofisinde yer alan deneyim alanlarında ise proje, sunum eşliğinde aktarıldı. Immersive Room’da gerçekleştirilen özel gösterimle projenin yaşam kurgusu üç boyutlu olarak deneyimlenirken, örnek daire içerisinde oluşturulan oyun alanında futbolcuların keyifli anlarına da tanıklık edildi. Etkinliğe Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Galatasaray Sportif A.Ş. Başkan Vekili Abdullah Kavukçu, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, futbolcular Mauro Icardi, Davinson Sanchez, Mario Lemina, Sacha Boey, Lucas Torreira, İlkay Gündoğan, Günay Güvenç, Yaser Asprilla, Can Armando Güner, Batuhan Şen, Ahmed Kutucu, Gökdeniz Gürpüz katıldı. "Bu güzel projenin tanıtımı için futbolcularımızla, yönetim kurulu üyelerimizle, hocamızla beraber geldik" RAMS’ın hem yurt içinde hem de yurt dışında başarılı projelere imza attığını belirten Dursun Özbek, "Ben öncelikle kendilerine bütün yaptığı işlerde başarılarının devamını diliyorum. Devran kardeşimle ve diğer kardeşleriyle çok sıkı bir ilişkimiz var Galatasaray olarak. Bu güzel projenin tanıtımı için de futbolcularımızla, yönetim kurulu üyelerimizle, hocamızla beraber geldik, bilgiler aldık kendisinden. Tabii buradaki yaptıkları her proje son derece güzel, son derece İstanbul’a yakışan projeler. Ayrıca bildiğiniz gibi Devran beyler Galatasaray’ın Mecidiyeköy’deki rezidansını da tamamlıyorlar. Burada sizin önünüzde kendisinden bir söz alacağım şimdi. Kendisinden bugün de rica ettim, bizim mayıs ayı itibarıyla oradaki sattığımız daireler için kendisinden rica etmiştim, mayıs ayında bitirmesini istemiştim" dedi. RAMS ile önemli iş birliklerine imza atıklarının altını çizen Başkan Özbek, "RAMS’la olan ilişkimiz son derece başarılı bir şekilde yürüyor. Bundan sonra da inşallah sonsuza kadar aynı şekilde sürdüreceğiz. Özellikle bu projenin ismi RAMS Park, aynı zamanda stadımızın ismi. Dolayısıyla bu iki isim benzerliğine bağlı olarak bu sene bu güzel projeden şampiyonlukla beraber Galatasaraylı futbolculara vermek üzere. Adedi kendisi söylesin, çekiliş yapacağım futbolcular arasında; o daireleri bilabedel futbolculara teslim edeceğiz" şeklinde konuştu. "RAMS’la olan ilişkimiz, bu sevgi dolu ilişki senelerce devam edecek" RAMS’tan Galatasaray çalışanlarına uygulanmak üzere özel bir fiyat istediğini söyleyen Dursun Özbek, "Onu ikimiz arasında konuşarak çözeceğiz. Açıkça ifade etmesini istemiyorum çünkü neticede burası bir şirket ve pazarlama; ama Galatasaray’a olan ilgisi çerçevesinde çok özel bir fiyat bana söyledi. Ben projeye ilgi duyan çalışanlarım veya futbolcularım kim varsa onların namına girip Devran Bey’le pazarlığımı yapacağım ve bedavanın biraz üzeri olacak inşallah. RAMS’la olan ilişkimiz, bu sevgi dolu ilişki senelerce devam edecek. Onların başarısı bizim başarımız, Galatasaray’ın başarısı da onların başarısı. Birbirini etkileyen, birbirine enerji veren iki tane grubun bu iş birliğinin sürekli olmasını istiyorum" açıklamasını yaptı. "24 sene sonra tekrar Dünya Kupası’na katılmak çok önemliydi" A Milli Futbol Takımı’nın 24 sene sonra Dünya Kupası’na katılacağı için gurur duyduklarını aktaran Dursun Özbek, "Dün maçı izledim. Ülke olarak gururlandık. Ülke olarak büyük sevince boğulduk. 24 sene sonra tekrar Dünya Kupası’na katılmak çok önemliydi. Tabii burada Galatasaraylı bizim oyuncularımız da orada oynadılar, bu sebeple ikimiz de gururlandık. Türk sporuna böyle bir katkıyı vermek kulüp bazında önemli. Türkiye olarak da Amerika’da bir Dünya Kupası’nda olmamız hakikaten bütün Türkiye’yi çok memnun etti. Ben emeği geçen herkese buradan teşekkür ediyorum. İnşallah Amerika’da da başarılı bir dönem geçireceğimizi umuyorum çünkü grubumuz muvaffak olabileceğimiz bir grup. Tabii inşallah nasip olursa da gidip orada canlı seyretmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Devran Bülbül: "Galatasaray’a olan sevdam, ilgim, alakam çok yüksek" Toplam 10 bloktan ve 3 bin 100 daireden oluşan RAMS Park House projesinin teslimini 2027 sonu itibarıyla yapmayı planladıklarını vurgulayan RAMS Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Devran Bülbül, "Allah’ın izniyle mayısın ikinci haftası itibarıyla GS Leo projemizin de teslimlerine başlıyoruz hayırlısıyla. Başkanım, şampiyonluk primi olarak da sizin öncülüğünüzde biz 5 daire futbolcularımıza hediye edelim inşallah. Bilindiği üzere Galatasaray’a olan sevdam, ilgim, alakam çok yüksek. Çocukluk aşkımız, geleceğimiz Galatasaray; en kıymet verdiğim kulüp. Biz tabii spora ve sporcuya, Türk sporuna katkıda bulunma adına birçok sportif anlaşmalarımız var ama benim kırmızı çizgim Galatasaray. Tüm Galatasaraylı yöneticilere, futbolcularımıza, çalışanlarımıza keyifle, hiç elim titremeden en iyi şartlarda, en güzel oranlarda daire konusunda yardımcı olacağımın sözünü veriyorum" diye konuştu. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk ise proje ile ilgili, "Çok yakınız bir kere; hem stat yakın hem tesis yakın. O yüzden bir kere çok teşekkür ediyorum. Sadece Galatasaray’a değil, Türk futboluna, Türk sporuna destek verdiği için; bütün takımlara destek veriyor, birçok takıma. Rams’ın yeri çok önemli. Onun yanında oyuncularımıza verdiği için şampiyonluk bizim için de motivasyon. İnşallah o daireleri de oyuncularımız kendi aralarında güzel bir şekilde çekilişle kazanırlar" cümlelerine yer verdi.
Erzurum ETÜ Türkiye Güreş Şampiyonasına damga vurdu Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) tarafından düzenlenen ÜNİLİG Türkiye Güreş Şampiyonası’nda Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) sporcuları 21 madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ev sahipliğinde 28 Mart - 1 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen şampiyonaya 63 üniversiteden toplam 619 sporcu katılırken, organizasyonda 528 erkek ve 91 kadın sporcu mücadele etti. ETÜ sporcuları, Grekoromen B, Serbest Kadın ve Serbest A kategorilerinde elde ettikleri derecelerle şampiyonaya damga vurdu. ETÜ Grekoromen B ve Serbest A kategorilerinde takım halinde altın madalya kazanarak Türkiye şampiyonu olmayı başarırken, toplam 11 altın, 3 gümüş ve 7 bronz madalya ile Erzurum’a döndü. Madalya kazanan sporcular Altın Madalya Kazanan Sporcular: Ömer Altaş (67 kg), Özgür Bakar (77 kg), Hüseyin Avni Çil (130 kg), Özlem Gürsoy (62 kg), Beyza Nur Akkuş (65 kg), Abdullah Toprak (70 kg), Alperen Atar (86 kg), Murat Sezmiş (92 kg), Emirhan Kılıç (97 kg) Gümüş madalya kazanan sporcular: Halil İbrahim Uzun (57 kg), Cihat Dur (74 kg), Adil Mısırcı (125 kg). Bronz madalya kazanan sporcular: Muhammed Kavi (55 kg), Yusuf Şancı (60 kg), Yusuf Kulalı (63 kg), Berat Ertürk (87 kg), Ömer Faruk Karadeniz (97 kg), Yusuf Tümer (65 kg), Yasin Uzun (79 kg). Müsabakaların ardından kafileyi tebrik eden ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, elde edilen başarının uzun soluklu bir emeğin ve disiplinli çalışmanın sonucu olduğunu vurgulayarak, "Üniversitemizi ulusal düzeyde başarıyla temsil eden sporcularımızın elde ettiği bu dereceler bizlere büyük bir gurur yaşattı. Turnuvada adeta madalya bırakmayan sporcularımızı ve teknik ekibimizi yürekten kutluyor, başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara Dışişleri Komisyonu Başkanı Oktay: "Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir" Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, "Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca biraz önce ifade ettiğimiz şekilde su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivillere yönelik saldırılar her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır" dedi. Oktay, Dışişleri Komisyonu’nda konuştu. Oktay, Türkiye etrafındaki ateş çemberinin genişlediğini belirterek, "İsrail ve ABD’nin Mart ayı başında İran’a saldırmasıyla başlayan savaş Irak, Lübnan ve Körfez ülkeleri başta olmak üzere geniş bir coğrafyaya yayılmış durumda. Diğer tarafta Hürmüz Boğazı’nda başta enerji olmak üzere ticaret ve ulaşım koridorları kapanmış, enerji fiyatları yükselmiş aslında bir anlamda da sürekli dalgalanan, istikrarsız bir ortama sürüklenmiş ve küresel ekonomi de son derece olumsuz etkilenmiştir. Savaş İsrail’in savaşı olmasına rağmen başta bölge ülkeleri olmak üzere ne yazık ki bedelini tüm dünya ödemektedir. İsrail ve ABD’nin İran’a karşı başlattıkları saldırıların hukuki bir meşruiyeti yoktur. Barışçıl bir çözüm bulunmasına yönelik (2:09) müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleştirilen bu (2:13) saldırılar yalnızca bölgesel barışçıl değil aynı zamanda (2:17) uluslararası hukuku ve diplomasiyle ağır biçimde yaralamıştır. İran’ın kendisini İsrail ve ABD’ye karşı savunma hakkı bulunmaktadır. Ancak komşu ülkelere yönelik saldırılarda bulunması bu ülkelerde sivil yerleşim veri (2:35) ve ifadelerini kullandı. altyapı tesislerine hedef alması doğru değildir" Oktay, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı bahane ederek Netanyahu’nun Körfez petrol ve doğal gazının Kızıldeniz ve İsrail limanları üzerinden Akdeniz’e taşınması yönündeki önerisiyle Gazze’de yaşanan işgal ve katliamların İran ve Körfez’e yönelik saldırılar bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek,"Buradaki amaç enerji ve ticaret yollarının İsrail üzerinden uluslararası pazarlara açılmasıdır. Körfez ve bölge (6:50) ülkeleri asla böyle bir oyuna gelmemelidir. İkinci husus nükleer silahlar biliniyor. Nükleer silah edinmeye çalışmakla suçladığı İran’a saldıran ve sorumsuzca davranan İsrail’in 1960’lı yıllardan bu yana elinde bulundurduğu bilinen nükleer silahları da bir an önce tasfiye edilmelidir. Savaşan taraflarca biraz önce ifade ettiğimiz şekilde su arıtma tesislerine, elektrik santrallerine ve her türlü sivillere yönelik saldırılar her kimden gelirse gelsin uluslararası hukuka ve evrensel insani değerlere aykırıdır. Bu tehdidi savuran ve fiili saldırılarda bulunan her kim olursa olsun bu savaş suçudur. Son hususta yine kapsayıcı, katılımcı, en güçlünün de uluslararası hukuka uymak durumunda kalacağı adalet ve istikrarın tesis edildiği çifte standardı olmayan ve herkes için eşit muamele edebilen yeni bir dünya düzenine olan ihtiyaç çok daha aşikar hale gelmiştir" dedi.
Manisa Manisa CBÜ Hastanesi’ne ’Bebek Dostu Hastane’ belgesi Sağlık Bakanlığı tarafından ’Bebek Dostu Hastane’ ilan edilen Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından verilen teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Başhekim Prof. Dr. Topçu, tüm personele teşekkür etti. Sağlık Bakanlığı tarafından "Bebek Dostu Hastane" ilan edilen Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından takdim edilen teşekkür belgesiyle onurlandırıldı. Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren, Başhekim Prof. Dr. İsmet Topçu, müdür yardımcıları ve hastane personeli hazır bulundu. Törende konuşan Prof. Dr. İsmet Topçu, "Kurumumuzda bebek dostu hastane kültürü uzun yıllardır var. 2010 yılında Türkiye’de daha yeni yeni bilinen gebe okulunu açtık. Anne sütü teşviki ve bebek dostu uygulamalarını yıllardır yürütüyoruz. Yeni gelişmeler doğrultusunda daha fazla emzirme odası ve hasta bebek bakım odası açtık, kadın doğum ve çocuk hastalıkları servislerinin fiziksel altyapısını düzenledik. Tüm hekim, hemşire ve ebe arkadaşlarımız bu konuda fedakârca çalışıyor. Bakanlığımız ve müdürlüğümüzün takdiri bizleri çok motive etti. Tüm personele teşekkür ediyorum" dedi. Manisa CBÜ mezunu olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren ise, "Bu kurumda yetişmiş biri olarak burada bulunmak ve bu belgeyi takdim etmek büyük onur. İlimizdeki en üst düzey sağlık hizmetinin verildiği bu kurumda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Anne ve bebekle temasta bulunan tüm çalışanlarımıza ayrıca minnettarız" diye konuştu. Konuşmaların ardından İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren, teşekkür belgesini Başhekim Prof. Dr. İsmet Topçu’ya takdim etti.