TEKNOLOJİ - 29 Ocak 2015 Perşembe 11:45

Sakarya Üniversitesi’nden hayat kurtaracak proje

A
A
A
Sakarya Üniversitesi’nden hayat kurtaracak proje

Sakarya Üniversitesi akademisyen ve öğrencileri tarafından akıllı telefonlar için geliştirilen ‘DASER’ adı verilen mobil uygulamanın ilk etabı tamamlandı.

3 yıl içerisinde tamamen bitmesi beklenen uygulama, deprem sırasında enkaz altında kalanların imdadına yetişecek. SAÜ Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi’nden 3 kişilik akademisyen ile (Institute of Electrical and Electronics Engineers) IEEE öğrenci gurubundan 25 kişilik öğrencinin üzerinde çalıştığı hayat kurtarıcı mobil uygulama projesinin ilk etabı tamamlandı. Uygulama ile deprem sırasında enkaz altında kalan kişiye kısa bir süre içerisinde ulaşılacak. Çok yönlü ve uzun soluklu proje olarak görülen mobil uygulamanın 3 yıl içerisinde akıllı telefonlardan rahatlıkla indirilebilecek seviyeye gelmesi bekleniyor.

PROJENİN FİKRİ NASIL OLUŞTU?
Akıllı telefonlar depremde göçük altında kalanların yerinin ve hayat bilgilerinin tespit edilmesinde kullanılabilir mi sorusu üzerine projeye başladıklarını ifade eden, Sakarya Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde görevli Yrd. Doç. Dr. Ferhat Dikbıyık, mobil uygulamanın amacının göçük altında kişilerin bilgilerinin akıllı cihazlarda toplanması olduğunu söyledi.

AKILLI CİHAZLAR ARASINDA SOSYAL AĞ
Gelişen mobil teknolojinin akıllı cihazların özelliklerini arttırdığının altını çizen Dikbıyık, Yeni nesil telefonlara barometre özelliği geldi. Gelişmiş ivme ölçerlerin yardımıyla depremlerin hissedilebilmesi, en azından aynı anda depremi hissedebilen birkaç cihazın aralarında haberleşip deprem moduna geçmeleri mümkün olacak. Depremde en büyük sıkıntı telefon şebekesi çöküyor, elektrik şebekesi çöküyor kimse kimseye ulaşamıyor. Ama bizim burada düşündüğümüz şey telefonların internet omurgasından bağımsız olarak kendi aralarında bir haberleşme ağı kurmaları üzerine, yani akıllı telefonlar arasında bir sosyal ağ gibi düşünebiliriz bunu” diye konuştu.

DASER UYGULAMASI NASIL ÇALIŞACAK?
İngilizce ’Device- aid Search And Rescue’ kelimelerinin kısaltması ‘DASER’ adı verilen Türkçe anlamı ’Arama ve Kurtarma Yardım Uygulaması’ olan mobil uygulama, depremi algıladığı anda üzerinde kurulu olduğu akıllı telefonun ’deprem modu’na geçecek. Bu moda giren tüm akıllı cihazlar kendi GPS sensörlerini kullanarak koordinat bilgilerini Arama Kurtarma Ekiplerine internet gerekmeksizin geliştirilen özel bir ağ ile ulaştıracak. Böylece ekipler yardım bekleyen kişiye ulaşması kolaylaşacak.
3 yıl içerisinde tamamlanması beklenen mobil uygulamaya, arama kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalan kişiyle kısa ipuçları ile iletişime geçeceği özellikler de eklenecek. Bu özellikler ile arama kurtarma ekiplerinin enkaz altındaki kişinin neye ihtiyacı olduğunu da bilerek müdahale edecek. 

BİLAL BİLİR - REMZİ ŞİMŞEK

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Bulanık İlçe Milli Eğitim Müdürü Aral, DYK kurslarını yerinde inceledi Muş’un Bulanık İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Aral, devam eden Destekleme ve Yetiştirme Kurslarını (DYK) ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Muş’un Bulanık İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Aral, hafta sonu Gazi Ortaokulu’nda devam eden Destekleme ve Yetiştirme Kurslarını (DYK) ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Öğrencilerin akademik başarılarını artırmaya yönelik yürütülen kursları yerinde gözlemleyen Müdür Aral, sınıfları tek tek gezerek ders işleyişlerine eşlik etti. Ziyaret kapsamında öğrencilerle yakından ilgilenen Aral, derslere katılım, öğrencilerin motivasyonu ve kursların genel işleyişi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Öğrencilerle sohbet eden Aral, hedeflerine ulaşmaları noktasında azim ve kararlılıkla çalışmalarını tavsiye ederek başarı dileklerini iletti. Denetim sırasında kurslarda görev yapan öğretmenlerle de bir araya gelen Aral, DYK kurslarının verimliliği, öğrencilerin derslere olan ilgisi ve elde edilen kazanımlar hakkında bilgi aldı. Öğretmenlerin görüş ve önerilerini dinleyen Aral, planlanan çalışmalar, uygulanan yöntemler ve belirlenen hedefler üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulundu. İncelemelerde, Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının öğrencilerin akademik gelişimine sağladığı katkılar ele alınırken, kursların daha etkili ve verimli yürütülmesi adına yapılabilecek çalışmalar da değerlendirildi. Eğitimin niteliğini artırmaya yönelik bu tür destekleyici faaliyetlerin önemine dikkat çeken Müdür Aral, DYK kurslarının öğrenciler için büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Ziyaretin sonunda İlçe Millî Eğitim Müdürü Metin Aral, DYK kurslarına katılan öğrencilere başarılar dileyerek, hafta sonu demeden fedakârca görev yapan öğretmenlere özverili çalışmalarından dolayı teşekkür etti.
Adana İstanbul için korkutan uyarı: "7’ye yakın büyüklükte bir depremi İstanbul maalesef yaşayacak" Marmara depremine ilişkin önemli uyarılarda bulunan Prof. Dr. Süleyman Pampal, "7’ye yakın büyüklükte bir depremi İstanbul maalesef yaşayacak. Bu fay kırılacak ve süreç tamamlanmış olacak. İstanbul’un deprem tehlikesi oldukça yüksek ve yakın. Çünkü tekrarlanma süresi dolmuş görünüyor" dedi. Adana’nın Kozan ilçesinde "Deprem Gerçeğiyle Yaşamak" paneli düzenlendi. Panelde Prof. Dr. Abdulazim Yıldız, Prof. Dr. Ahmet Beycioğlu, Prof. Dr. Barış Binici, Prof. Dr. Mustafa Laman ve Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç de deprem riskleri, Adana’nın yapı stoku ve aktif faylar üzerine sunum yaptı. Depremle ilgili yaptıkları çalışmalarla bilinen Prof. Dr. Süleyman Pampal da panelde yaşanabilecek afetlerle ilgili bilgi verdi. İHA muhabirine deprem beklenen bölgeler üzerine önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Süleyman Pampal, 6 Şubat depremlerinin Adana ve Kozan’daki etkilerine değindi. Adana 6 Şubat’ta 500’e yakın kayıp verildiğini hatırlatan Prof. Dr. Pampal, "Adana’nın depremi değildi. Bu deprem, Kahramanmaraş merkezliydi. Birinci depremde Doğu Anadolu Fayı’nın, ikinci depremde ise Çardak Fayı’nın kırılmasıyla oluşan biri 04.17’de, ikincisi 13.24’te meydana gelen 7,8 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde can kaybı ortaya çıktı. Hem Adana hem Kozan için bu kayıpları konuştuk, büyük acılar yaşadık" diye konuştu. "Tehlike oldukça yüksek" Bölgedeki aktif fay hatlarına dikkat çeken Prof. Dr. Pampal, "Bu bölgenin yakın tehlike kaynakları var. Adana’nın ilçeleriyle özellikle kuzeydoğu kesiminde yer alan Kozan, Feke, Saimbeyli, Aladağ. Biraz daha doğuda Kadirli, Sumbas, Ceyhan ve Osmaniye, aktif faylara daha yakın yerleşim alanlarıdır. Bu fayların pek çoğu 7’ye kadar deprem üretme potansiyeline sahip. Kozan’a özelde gelecek olursak, Kozan’ın kuzeyinde ve kuzeydoğusunda Akçaluşağı Fayı, Bozdoğanuşağı Fayı, yaz çalışmalarımda belirlediğim Gezitdağ Fayı ve Yardibi Fayı gibi aktif faylar var. Bu faylar 6 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyeline sahip. Tarihi geçmişe bakınca 1269’da bu bölgede yıkıcı bir deprem yaşandığını görüyoruz. Adana’nın kuzeydoğu kesimindeki yerleşim alanlarında, Kozan dâhil, tehlike maalesef söz konusu ve oldukça yüksek" ifadelerini kullandı. "Kırılmamış fay parçası var" İstanbul için en büyük riskin Marmara Denizi içindeki kırılmamış segment olduğuna dikkat çeken Pampal, "İstanbul’la ilgili baştan itibaren benim görüşüm şu. Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolu, İstanbul’un Avrupa yakasının güneyinden, kıyıya paralel şekilde Silivri açıklarından Tekirdağ ve Ganos’a kadar uzanır. 1912’de Ganos Fayı kırıldı ve 7,3’lük deprem üretti. Sonra doğuya doğru kırılmalar devam etti. 2009 ve 2011’de 5,5 ve 5,9’luk depremler oldu. 23 Nisan 2024’te 6,2’lik deprem İstanbul’a iyice yaklaştı. 1766’da İstanbul’u yıkan iki deprem de bu fay üzerinde gerçekleşti. Bu fayın doğuya doğru, Büyükçekmece açıklarından Eminönü’ne kadar olan kesiminde kırılmamış bir parça var. Bu yaklaşık 30–35 kilometre civarında. Deniz altında olduğu için net konuşamıyoruz ama bu parça kırılmadı ve kırılacak" şeklinde konuştu. "7’ye yakın büyüklükte deprem" İstanbul’da deprem beklediğini 1 yıl önce açıkladığını aktaran Pampal, "Ben 23 Nisan’dan sonra 6,5–7,0 arasında bir deprem daha olacak demiştim. Aynı fikirdeyim. 7’ye yakın büyüklükte bir depremi İstanbul maalesef yaşayacak. Bu fay kırılacak ve süreç tamamlanmış olacak. Son yıllarda Amerika’da, New York Times’a kadar konu oldu. Nature dergisinde bilimsel makaleler yayımlandı. İstanbul’un deprem tehlikesi oldukça yüksek ve yakın. Çünkü tekrarlanma süresi dolmuş görünüyor" diyerek sözlerini sürdürdü. Güney kol için de uyarı Sadece kuzey kolun değil, güney kolun da risk taşıdığının altını çizen Pampal; "Kuzey Anadolu Fayı’nın güney kolu üzerinde de yıkıcı deprem beklentisi var. İznik–Gemlik–Pamukova arasında uzanan fay, 1065’ten sonra kırılmamış. 1065’te 7 büyüklüğünde deprem üretmiş ve İznik’in bir kısmını sular altına gömmüş. Bu fayın 7–7,5 arası deprem üretme potansiyeli var. Kırılması hâlinde İstanbul’u, Bursa’yı, İznik’i ve Orhangazi’yi etkileyecektir. Marmara depremleri maalesef bekleniyor, tehlike yüksek. Riskleri azaltmaktan başka çare yok" diyerek sözlerini tamamladı.