EKONOMİ - 10 Haziran 2021 Perşembe 18:06

TARSİM Genel Müdürü Serpil Günal: 'Kuraklık verim sigortasında poliçe adedimiz yüzde 228 oranında arttı'

A
A
A
TARSİM Genel Müdürü Serpil Günal: 'Kuraklık verim sigortasında poliçe adedimiz yüzde 228 oranında arttı'

TARSİM Genel Müdürü Serpil Günal, Bloomberg HT TV’de ‘Tarım Analiz’ programının konuğu oldu.

TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Serpil Günal, 9 Haziran tarihinde, Bloomberg HT TV’de yayınlanan ‘Tarım Analiz’ programında, İrfan Donat’ın konuğu oldu. Genel Müdür Günal’ın, iklim değişikliğinin tarım sigortalarına etkisi, Türkiye’de tarım sigortacılığının mevcut durumu, teminat kapsamı ve yapılan düzenlemeler, kuraklık ile geleceğe yönelik hedefler hakkında bilgilendirmelerde bulunduğu programdan satırbaşları şu şekilde:

“Ülkemiz Akdeniz Havzası’nda yer alıyor. İklim değişikliğinden de son derece olumsuz yönde etkileniyor. Tarımsal faaliyetler açık alanda gerçekleştirildiğinden maalesef iklim değişikliğinden en çok tarım etkileniyor. Bu riskin yönetimi için en önemli kalkanlardan birisi de sigorta. Biz özellikle bu yıl, doğal afetleri ve riskleri daha çok hissettik. Senenin hemen başında Giresun’da fındık ürününde don hadisesi ile karşılaştık. Kasım ve Aralık aylarında havaların da sıcak seyretmesiyle birlikte ürünlerde erken uyanışlar oldu. Don hadisesi genel itibarıyla Mart ayının sonunda hissedilir. Mart ayında gerçekleşen don olaylarının ardından dolu olabileceğini tahmin ederiz. Ancak bu sene hem şiddet değişti hem de afetlerin zamanlarında kaymalar oldu. Geçen sene o bölgeden 37 bin hasar ihbarı almıştık. Bu yıl ise aldığımız don nedenli ihbar adedi ilk iki ayda 50 bine çıktı. Daha sonra 8 Mart tarihinde Manisa’da üzüm ürününde don hasarı yaşandı. Şu an ise çeşitli bölgelerden ağırlıklı olarak dolu nedenli ihbarlar alıyoruz.

Bu yıl kuraklık da öne çıkan doğal afetler arasında yer alıyor. Biz geçen senelerde ilçe bazlı uygulanan kuraklık verim sigortasını, bu yıldan itibaren köy bazlı uygulamaya başladık. Geçen sene kuraklık verim sigortasında poliçe adedimiz 25 bin civarındaydı. Bu sene ise 83 bine çıktı ve yüzde 228 oranında artış yaşandı. Sigortalı alan da 371 bin dekardan 1.5 milyon dekara çıktı. Biz önceki yıllarda ilçe bazlı hasar tespitleri yaparken bu yıl köy bazlı tespitler yapmaya başladık. Geçen sene 59 il, 286 ilçede işlem yaparken, bu yıl 67 il, 375 ilçe ve 5 bin 311 köyde verim tespitleri gerçekleştirdik. Eksperlerimiz ziraat mühendisi. Tespitler eksperler tarafından tarlada yapılıyor. Dijitalleşme adına akıllı tarım ve uzaktan algılama yöntemlerini de çok yakından takip ediyoruz.

Geçen sene kuraklık verim tespitlerinde 150 eksper görev alırken, bu sene eksper sayımızı 300’e çıkardık. Eksperlerimizin tespitleri sonrasında hasar oranlarını hesaplıyoruz ve dosyalar tamamlanmış oluyor, üreticilerimize tazminatlarını ödüyoruz. Güneydoğu Anadolu’ya geçtiğimiz haftalarda bizzat gittik ve gözümüzle gördük. Buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek ve sertifikalı tohumluk ürünleri kuraklığın konusu. Şu an net bir oran veremiyorum ama Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ciddi bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Geçen hafta Konya’daydık. Afyon’da, Kırşehir’de ve Çankırı’da da kuraklık gözlemliyoruz. Geçen yıl 20 bin parselde gözlem ve verim çalışması yapılırken, bu yıl 50 bin civarında parselde gözlem ve verim çalışması yaptı eksperlerimiz. Geçen sene bitkisel ürün sigortası branşında ihbar adedimiz 234 bindi. Bu yıl ilk beş ayda tüm tarım sigortası branşlarındaki ihbar adedimiz 250 binlere ulaştı. Tespitlerimizi bitirir bitirmez üreticilerimizi bilgilendiriyoruz. Köy bazlı kuraklık verim sigortası kapsamındaki bir riskin gerçekleşmesi durumunda sigortalı üreticinin, hasar ihbarına ilişkin herhangi bir beyan yükümlülüğü bulunmuyor. İnşallah, Temmuz ve Ağustos ayında ödemelerimizi gerçekleştireceğiz.

Bu sene salgının sebep olduğu sıkıntıların yanı sıra dünyanın birçok yerinde ve ülkemizde maalesef meteorolojik açıdan kuraklık yaşanıyor. Geçen hafta Cumhurbaşkanımızın bu konuda tüm üreticilerimizi sevindirecek bir müjdesi oldu. Kuraklığın tarımsal üretim üzerindeki etkilerini azaltmak üzere, köy bazlı kuraklık verim sigortasında Devlet prim desteğimizi önümüzdeki sene yüzde 60’dan yüzde 70’e çıkaracağız. Burada hali hazırda üreticilerimize tazminat ödeme oranı yüzde 70. Bunu da yüzde 80’e çıkaracağız. Bu desteğin çiftçilerimiz için can suyu olacağına inanıyorum.

2020 yılında ÇKS’ye kayıtlı alanlara göre Türkiye genelinde yüzde 20 civarında sigortalılık oranı var. Ürün bazında bu oran daha da yükseliyor. Örneğin, Manisa’da üzümde yüzde 49 oranında sigortalılık var. Edirne’de çeltikte yüzde 54 oranında sigortalılık var.

Tarımda çok sayıda ve çeşitli riskler bulunuyor. Sigortalılığı arttırmak çok önemli. Bu yıl Bölge Müdürlüğü sayımızı 12’den 16’ya çıkardık. Bu şekilde daha kompakt bir yapı oluşturuyoruz. Sürekli olarak sahada ve çiftçimizin yanındayız. Tarım sigortasını daha çok anlatmamız lazım. Paydaşlarımızla sinerjimiz çok önemli. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı Sistem’in en önemli tarafları. Hep birlikte tarım sigortasını daha çok anlatıp, Sistemi ilerleyen dönemlerde daha fazla yaygınlaştıracağız.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da trafik kazasında vefat eden 14 yaşındaki kızın babası: "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış, kanlar içindeydi" Ankara’da yaya geçidinde otomobil çarpması nedeniyle vefat eden 14 yaşındaki kız çocuğunun babası, "Makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yanına gittiğimde kanlar içindeydi" dedi. Olay, 19 Şubat akşamı Çankaya ilçesi Turan Güneş Bulvarı’nda meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 14 yaşındaki Elif Güner’e yaya geçidinden karşı yola geçmeye çalıştığı sırada Yasin Aloğlu idaresindeki 06 BA 4825 plakalı otomobil çarptı. Kazada ağır yaralanan Güner olay yerinde hayatını kaybederken, gözaltına alınan Aloğlu çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Vefat eden lise 1’nci sınıf öğrencisi Güner’in cenazesi Karşıyaka Mezarlığında toprağa verildi. Kazayla ilgili konuşan Güner’in annesiyle babası ise Aloğlu’nun olay anında aracını süratli kullandığını ve makas atarak ilerlediğini ileri sürdü. "Makas atarak ilerleyen sürücü yaya geçidinde kızıma çarpmış" Olayla ilgili konuşan baba Dündar Güner, "Kızım iftardan sonra arkadaşlarıyla birlikte kahve içmek istemiş. Dışarıya çıktığında yaya geçinde durduğu sırada makas atarak ilerlediği söylenen bir sürücü kızıma çarpmış. Yavrumuzu bizden götürdü. Böyle bir acı yok. Arkadaşları olaydan sonra bizi aradı. Herkesten önce kızımın yanına gittim. Kanlar içinde gördüm. Kalbi durmuş. Çarpan kişi muhtemelen kaçmıştı. Sonradan tutuklandığını öğrendim. Kim olduğunu bilmiyoruz. Tek istediğimiz bu olayı görenlerin bize ulaşması. Benim kızım şu anda okulda olacaktı ama artık toprağın altında. Bu acının tarifi yok" dedi. "Çok güzel hayalleri vardı" Kızının ileride veteriner hekim olma hayali kurduğundan bahseden baba Dündar, "Hayvanları çok severdi. Çevresindeki tüm hayvanları beslerdi. Veteriner olmak istiyordu. Çok güzel hayalleri vardı. Kedisinin doğum günü için hazırlıklar yapıyordu. Çok dürüst bir kızdı. Ona meleğim diye seslenirdim. Bir parçam gitti. Artık bu ömrüm nasıl geçer düşünmek istemiyorum. Umarım adalet yerini bulur" diye konuştu. "Hayalleri yarım kaldı" Anne Tuğba Güner ise hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini dile getirerek, "Olayı gören, araçlarında kamera kaydı olan kim varsa bize ulaşsın. Sürücünün makas atarak gittiğini gören kişiler bizi bulsun. Sadece bunu istiyorum. Kızımız melek oldu. Ciğerimiz yanıyor. Hayalleri yarım kaldı. Sebep olanlar umarım aynı acıyı yaşarlar. O kişi ömür boyu hapiste kalsa da kızım gelmeyecek ama en büyük cezayı almasını istiyorum" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde "haksız kazanç" davasında 3 sanık hakkında tahliye kararı Hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönelik, 1’i profesör, 11 sanıklı davada mahkeme, tutuklu 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Dava dosyasında tutuklu sanık kalmazken, duruşma eksiklerin giderilmesi için ertelendi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanlarının hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Cuma günü görülmeye başlanan duruşmaya, 3’ü tutuklu 11 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Cuma günü sanıkların savunmaları tamamlanırken, sanıklar savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep etti. Duruşmanın bugünkü oturumu, müşteki beyanlarıyla devam etti. "Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım" Beyanda bulunan müşteki Münevver Özyurt, sanık V.E.’den şikayetçi olmadığını belirterek, "Sanıklardan bir tek V.E. ve vizite yapan M.M.’yi tanıyorum. V.E. hocadan bir şikayetim bulunmamaktadır. Diğer hiçbir sanıktan da şikayetçi değilim. Ameliyatım iyi geçti bu konuda memnunum. Bu doktoru ben, kendi iradem ile tercih ettim. Hatta hocaya bizzat, ‘ameliyata siz girer misiniz?’ dedim. O da hasta yoğunluğunun olduğunu söyledi. Bana hastaneye bağış yaparsanız sizi ben ameliyat ederim dedi. Medikal alacağım dedi. Ben de kabul ettim ve bağışta bulundum, şikayetçi değilim. Faydam olsun diye bağış yaptım" şeklinde konuştu. Müşteki Ayşenur Yılmaz ise beyanında, "Kardeşim 1 yıldan fazla süredir kanser hastasıydı. Son olarak Yedikule Hastanesine gittik. Ameliyat için sıraya aldık. Kardeşim çok sıkıntılıydı. Ameliyat için bizden herhangi bir para istenmedi. Ameliyattan kardeşim sağ sağlim çıkınca kendim bağış yapmak istedim. Emekli öğretmenim ve bir maaşımı bağışlamak istedim. Hemşire hanımla görüştüm hocaya bilgi verelim dedi. Doktora söyledim bağış yapmak istediğimi söyledim. A. hanıma yönlendirdi. Bir yere imza atmam gerekmiyor mu dedim. Bana bir boş bir kağıt verdi. Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım. Bu bağış parasını elden verdim. Her hangi bir belge almadım. Kardeşimin durumu çok kötüydü bir aydan fazla süre sıra bekledi" dedi. "Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" Duruşmada, hastanenin eski Başhekimi Sedat Altın ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulundu. Altın, "2001-2015 arası ve 2019-2024 arası yıllarda Yedikule’de Başhekimlik yaptım. Hastaneler bu zamanda kadar, hasta ve hasta yakınından bağış almıştır. Ancak bağışı idare alır ve döner sermayeden makbuz kesilir ve teşekkürler belgesi verilir. Mesela ben başhekimken acil binası yapıldı ve bu bir bağıştı. Hastane eski olduğu için ve bakanlık ek ödeme yapmadığı için hasta yakınları bizlere bağışta bulunma isteğinde bulunurdu. Biz de onlara eksiğimizi söylerdik. Doktorlar bağış yapmak ister misiniz diye sormaz bağış yapmak isteyen bir hasta varsa idareye yönlendirir" diye konuştu. Hastanenin Başhekimi olan ve ‘tanık’ olarak dinlenen Nurettin Yiyit ise "Bağış sistemi idarenin etkisindedir cihaz bağışı ise komisyon kararı ile olur. Nakdi olacaksa bağış, döner sermaye üzerinden olur. Ancak bazen ikili ilişkiler ya da mevzuat dışı ilişkiler olabiliyor ancak bu ufak tefek tamirat tadilat işleridir. Nakdi ya da cihaz bağışı varsa mevzuata uygun ilerleriz. Bize CİMER üzerinden gelen şikayetlerde ’medikal malzeme aldırıldı’ gibi şikayetler oldu. Biz de bunları İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçe olarak bildirdik. Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" şeklinde beyanda bulundu. Dava dosyasında tutuklu kalmadı Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıklar V.E., Y.S. ve M.M.’yi ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmetti. Verilen tahliye kararıyla birlikte dava dosyasında tutuklu sanık kalmadı. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.