GÜNDEM - 17 Nisan 2021 Cumartesi 16:21

TDK sözlüğünde 'Engelli' sözcüğünün tanımı değişti

A
A
A
TDK sözlüğünde 'Engelli' sözcüğünün tanımı değişti

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden emekli olan araştırmacı yazar Doç. Dr. Günseli Naymansoy'un çabaları, Türk Dil Kurumu sözlüğündeki “engelli” sözcüğünün ikinci tanımının değişmesini sağladı.

Naymansoy, engelli çocuklar hakkında yazdığı kitabın giriş bölümünde “engelli” kelimesinin tanımını vermek isterken karşılaştığı ifadenin değiştirilmesi için aralık ayında Türk Dil Kurumu'na (TDK) bir dilekçe yazdı, ancak aradan zaman geçmesine rağmen sonuç alamadı. Bunun üzerine bu kez Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’e başvuru yapan Naymansoy, bu kez amacına ulaştı ve Türk Dil Kurumunun genel ağ sayfasında yer alan “Güncel Türkçe Sözlük”te “engelli” sözünün ikinci anlamı değişti. Buna göre önceden “engelli” sözünün ikinci anlamı olarak belirtilen “Vücudunda eksik veya kusuru olan, özürlü” ifadesi yerine “Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri çeken kimse” ifadesine yer verildi.

TDK'dan yanıt alamadı, CİMER'e başvurdu

Konuyla ilgili süreci anlatan Eskişehir doğumlu araştırmacı yazar Günseli Naymansoy, 2020 yılının aralık ayında TDK’ya ilettiği dilekçeye cevap olarak “İlk toplantıda durumun değerlendirileceği”nin söylendiğini belirtti. Şubat ayına gelindiğinde TDK’dan halen bir cevap alamayan Naymansoy, bu kez ikinci bir başvuru yaparak sonuç hakkında bilgi istedi, ancak bu isteğine de TDK’dan bir yanıt gelmedi. Naymansoy, “Şubat ayında yapmış olduğum başvuruya bir cevap alamayınca bu defa durumu CİMER’e iletme kararı aldım. 16 Nisan tarihinde CİMER’den yanıt geldi. Yanıtta; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı tarafından ‘Sözlükteki “engelli” sözünün ikinci anlamı Güncel Türkçe Sözlük Bilim ve Uygulama Kolunun toplantısında görüşülmüş ve yapılan yeni düzenleme Türk Dil Kurumunun genel ağ sayfasında yer alan ‘Güncel Türkçe Sözlük’e yansıtılmıştır’ cevabının verildiği bildirildi. İnternetten kontrol ettiğimde yeni tanımın ‘Doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal veya sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmiş, toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri çeken kimse’ şeklinde değiştirildiğini gördüm” diye konuştu.

"Elimden geleni yaptığım için vicdanen rahatım"

Kendi önerisinin daha insanca olduğunu düşündüğünü belirtirken, yenilenen ifadenin ilk halinden daha kabul edilebilir olduğunu söyleyen Naymansoy, “Bu konuda bilgi verdiğim sivil toplumdan ve engelli derneklerinden destek almış olsaydım daha iyi bir sonuca ulaşabilirdik. Ama ben bireysel olarak elimden geleni yaptığım için vicdanen rahatım” sözlerini kullandı.

Mısra Ezginur Göçer
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Gençler, Akıl Küpü Kütüphaneleri’nde geleceğe en iyi şekilde hazırlanıyor Gençlerin sosyal, kültürel, eğitim hayatlarının yanı sıra kariyerlerine de destek olarak onları geleceğe en iyi şekilde hazırlama noktasında önemli merkezler olan Melikgazi Belediyesi’nin Akıl Küpü Kütüphanelerine ilgi her geçen gün artıyor. İlçeye 18 adet kütüphane kazandırdıklarını ve gençlerin de bunları büyük bir memnuniyetle kullandığını söyleyen Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu; "Melikgazi Belediyesi olarak bilginin ışığında geleceğe daha sağlam yürüyen donanımlı nesillerin yetişmesine katkı sağlamak için çalışıyoruz. Kitaplar ve kütüphaneler bizim en büyük hazinelerimizdendir. Belediye olarak eğitime ve gençlerimize büyük önem veriyoruz. Bunu yalnızca okullara ve öğrencilere verdiğimiz destek ile değil gençlerimizin uğrak noktası haline gelen Akıl Küpü Kütüphanemizle de sürdürüyoruz. İlçede bulunan 18 adet Akıl Küpü Kütüphanemiz sessiz ve nezih ortamıyla ders çalışmak ve kitap okumak isteyen öğrencileri ağırlamaya devam ediyor. En çok kütüphane yapan belediyelerden biriyiz. İlçemizde gençlerimizin rahat çalışması, vatandaşlarımızın okuma alışkanlığını geliştirmek, kitap sevgisini artırmak, okuyucuların kitaplardan daha çok faydalanmasını sağlamak üzere kütüphanelerimizin sayısını artırıyoruz. Melikgazi’mizi kültürel ve entelektüel altyapısıyla da güçlendirmeye devam ediyoruz. Gençlerimizin faydalanması, güvenli ve nezih mekanlarda ders çalışıp kitap okumaları için kütüphanelerimizin sayısını artırmak ve geliştirmek belediyeler olarak ortak sorumluluğumuzdur. Özellikle genç nesillerin kitapla daha fazla buluşturulması, modern kütüphane imkanlarının artırılması lazım. Ayrıca artık Akıl Küpü Kütüphanelerimize üye olmak isteyen gençlerimizin sıra beklemeden kayıt olması giriş-çıkış saatlerini takip etmesi ve üyelik işlemlerini yönetmesi artık çok daha kolay oldu. Gençler tesisler.melikgazi.bel.tr adresinden online olarak hızlıca işlemlerini yapabilecekler. Herkesi kütüphanelerimize bekleriz" dedi. Ayrıca gençlere bir kolaylık daha sağlayan Melikgazi Belediyesi, yeni geliştirdiği sistem ile kayıt ve üyelik işlemleri, bakiye kontrolü ve giriş-çıkış bilgileri gibi işlemlerin artık online olarak yapılabileceğini hatırlattı.
Van Van’daki STK’lardan İsrail’e karşı ortak tepki Van Filistin’e Destek Platformu ve Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi, İsrail ve Amerika’nın zulmüne ortak tepki göstererek birlik çağrısı yaptılar. Van Filistin’e Destek Platformu ve Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi öncülüğünde Beşyol Meydanı’nda toplanan binlerce vatandaş, Kent Meydanı’na kadar yürüdü. Burada Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan basın açıklamasını Van Filistin’e Destek Platformu Dönem Sözcüsü Ahmet Faruk Çevik okudu. Çevik, "Ümmet coğrafyası ateş çemberinde, Siyonist İsrail ve işbirlikçisi ABD bölgemizi yakıp yıkmaya devam ediyor. Çocuklar, kadınlar ve masumlar gözlerimizin önünde her gün katlediliyor. Bizlere evlerimizde oturmak yakışmaz, işte bugün zalime karşı mazlum kardeşlerimizin yanında olduğumuzu haykırmak ve tüm dünyada bu zalimleri lanetlemek ve zulmün durdurulmasını da bizleri yönetenlerden istemek için bir araya geldik. Bizler, bölgemizde yürütülen kirli senaryoları, zulmü ve katliamları lanetliyoruz. Bölge halklarının iradesini yok sayan, sınırları kanla yeniden çizmeyi hedefleyen hiçbir askeri girişimi, işgali ya da saldırıyı kabul etmiyoruz. Kendi topraklarımızda hem işgalci İsrail’i hem de bölgeyi kaos bataklığına çeviren Amerikan askeri varlığını reddediyoruz" dedi. Ahmet Faruk Çevik, Gazze’de saldırganlıkları devam eden İsrail’in Kudüs’te de boş durmadığını belirterek, "İlk kıblemiz Mescid-i Aksa tüm Ramazan ayı boyunca ibadetlere kapalı tutuldu. Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı cinayetler ve işkenceler artarken İslam’ın sembolü Mescid-i Aksa’nın yıkılması tehdidiyle karşı karşıyayız. Bugün Siyonist terör şebekesi 7 Ekim’de Gazze topraklarında başlattığı soykırım ve katliamlarını 2,5 yıldır devam ettiriyor. Gazze’de bittiği ve ateşkese girdiği düşünülen soykırım ve katliam süreci ateşkes sürecinin garantör olduğu iddiasındaki Müslüman devletlerin pasifliğinin bir sonucu olarak hiç bitmeden devam ediyor. Son günlerde Gazze’de Siyonist caniliğin 7 Ekim sürecindeki hızıyla devam ettiğini görmekteyiz. Gazze’de siviller ve toplu olarak yaşadıkları yerler bombalamaya çocuk kadın ve yaşlılar katledilmeye devam ediyor. Şimdi de katil İsrail Filistinli esirleri idam edecek" ifadelerini kullandı. Küresel vahşi Epstein çetesinin boş durmadığını vurgulayan Çevik, "Yüz yıla yakındır mazlumların kanını içen, küçük çocukları korkunç şekilde katleden bu çete, bugün de; Filistin esirleri idam etmek için hazırlık yapmaktadır. Maalesef yine herkes ölüm sessizliğine gömülmüştür. Şunu iyi bilmeliyiz ki Filistin esirleri için şehadet bir kurtuluş olacaktır; ama bizim için bir zillet ve utanç kaynağı olacaktır. Amerika’yı ve İsrail’i gözünde büyütenler unutmayın bizim Rabbimiz en büyüktür ve sadece zalimlere mühlet vermektedir. Zamanı geldiğinde göz açıp kapayana kadar iktidarlarını yerle bir edecektir. Sessizliğin suça ortaklık olduğu bu kritik zamanda, zulme karşı duruşumuzu meydanlara taşımak için ayağa kalkıyoruz. Van sivil toplum kuruluşları ve vicdan sahibi insanlar olarak; bölgedeki işgale, kutsallarımıza yönelik saldırılara ve emperyalist sömürüye karşı olan tüm halkımızı da zalimlere karşı durmaya ve meydanlara inmeye davet ediyoruz. Soykırıma karşı tek ses, tek yürek olmak; kardeşlerimizin yalnız olmadığını göstermek için tüm vicdan sahiplerini bu onurlu direnişe omuz vermeye davet ediyoruz" şeklinde konuştu. Yapılan açıklamanın ardından kalabalık dağıldı.
Gümüşhane Torul’un gizemli su kaynakları: Gülaçar köyünde mevsimsel doğa olayı Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Gülaçar köyünde, her yıl nisan ayında eşine az rastlanır bir doğa olayı yaşanıyor. Kar sularının dağ içindeki mağaraları doldurmasıyla iki farklı yamaçtan aynı anda fışkıran gizemli sular, yaklaşık 15 gün boyunca görsel bir şölen sunup ardından sırra kadem basıyor. Gülaçar köyü, her yıl bahar mevsimiyle birlikte doğa tutkunlarını ve fotoğrafçıları kendine çeken esrarengiz bir fenomene ev sahipliği yapıyor. İkisu-Şiran kara yolu güzergahındaki köyün her iki yamacında, nisan ayı ile birlikte devasa su kaynakları aynı anda gün yüzüne çıkıyor. Dağın adeta tam ortasından fışkıran bu sular, bir şelale edasıyla vadiye dökülürken, yaklaşık iki haftalık sürenin sonunda yine aynı anda kesilerek ortadan kayboluyor. Mağaralarda biriken kar suları şelaleye dönüşüyor Bölge sakinleri ve doğa gözlemcileri tarafından "gizemli sular" olarak adlandırılan bu olay, bilimsel olarak karların erimesiyle açıklanıyor. Yüksek kesimlerdeki karların eriyerek dağın iç yapısındaki mağara ve boşluklara dolduğu, bu suyun basınçla birlikte dışarıya tahliye edildiği tahmin ediliyor. Bölgede çeşitli efsanelere de konu olan bu durum, Gülaçar deresinin iki tarafında karşılıklı bir görsel şölen meydana getiriyor. "Aynı gün başlayıp aynı gün kesiliyor" Doğa olayını yerinde incelemek üzere köye gelen fotoğraf sanatçısı Metin Aydın, yaşadığı şaşkınlığı şu sözlerle dile getirdi: "Gülaçar köyünde nisan aylarında çıkan şelaleleri görmeye geldik. Üç tanesini gezebildik, ancak ulaşılamayan başka kaynaklar da var. Kocaman dağın altından adeta fışkıran çok büyük sularla karşılaştık. En enteresan olanı ise iki karşılıklı yamaçtaki suların aynı gün akmaya başlayıp, 15 gün sonra aynı gün kesilmesi. Buradaki eski patikalar ve yosunlu doku insanı etkiliyor; herkesin gelip görmesini isterim." Doğanın bahar coşkusu Şelalelerin sert ve yoğun akışına dikkat çeken Fatma Cebeci Aydın ise, "Henüz bahar tam gelmemiş olsa da biz baharın coşkusunu bu şelalelerde gördük. Suyun kaynağının direkt dağın altından çıktığını gözlemledik. Son derece keyifli bir tırmanış ve gözlem oldu" ifadelerini kullandı. Uzun yıllardır kullanılmayan patikaların arasından ulaşılan bu sular, Gümüşhane’nin keşfedilmeyi bekleyen gizli rotalarından biri olma özelliğini koruyor.
İzmir İzmir’i dinleyen film: Kıyının Sesi Kemeraltı’nın kalabalığı, Konak Meydanı’nın uğultusu ve Urla kıyılarında dalgaların ritmi İzmir’in gündelik yaşamına karışan sesler kayıt altına alınarak "Kıyının Sesi" adlı belgeselde bir araya geldi. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Film Tasarımı ve Yönetimi Bölüm Başkanı V. Doç. Dr. Sevcan Sönmez ile Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Can Özer, İzmir’in farklı noktalarında duyulan doğal sesleri kayda alarak kentin işitsel hafızasını belgeselde topladı. "Kıyının Sesi" adlı yapımda İzmir’in gündelik hayatını oluşturan sesler görüntülerle birlikte izleyiciye sunuldu. Yaklaşık üç ay süren çekim sürecinin ardından tamamlanan "digitİZMir: Sonic Shore" adlı belgeselin yönetmenliğini, görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu Sevcan Sönmez üstlenirken; müzikleri ve yapımcılığını Mehmet Can Özer gerçekleştirdi. Film sürecinde İzmir’in farklı bölgelerinde kapsamlı ses ve görüntü kayıtları alındı. Çalışma boyunca sokaklardan sahil hattına, park alanlarından mahallelere kadar kentin pek çok noktasında çekimler gerçekleştirildi. Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin hazırladığı belgeselde, şehir sesleri ile görüntülerin üst üste bindirilmesiyle katmanlı bir İzmir deneyimi oluşturulması amaçlandı. Bu yaklaşım, izleyiciye hem gerçek hem de duyusal bir şehir atmosferi sunuyor. Deniz ve doğa sesleri, kuş cıvıltıları, eski yerleşimlerdeki yankılar ve gündelik hayatın uğultusu filmin en belirgin işitsel unsurları arasında yer aldı. Festivalin hafızası niteliğinde İzmir’de on yıl boyunca düzenlenen digitİZMir Uluslararası Elektroakustik Müzik Festivali’nde gösterilen belgesel, aynı zamanda festival için bir arşiv ve tanıklık niteliği taşıyor. Besteci Mehmet Can Özer tarafından düzenlenen festival, Türkiye’de elektroakustik müzik alanındaki en özgün ve kapsamlı etkinliklerden biri olarak kabul ediliyor. Festival boyunca Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar, besteciler ve akademisyenler İzmir’de bir araya gelerek konserler, atölyeler ve söyleşiler gerçekleştirdi. İzmir Fransız Kültür Merkezi, Goethe-Institut ve Yaşar Üniversitesi destekleriyle hazırlanan film, ilk gösterimini İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleştirerek İzmirli izleyiciyle buluştu. ’digitİZMir: Sonic Shore’, yalnızca bir festivalin hikâyesini anlatmakla kalmayıp elektroakustik müzik ile bir kentin sesi arasındaki ilişkiye odaklanan deneysel ve kişisel bir sinema çalışması olarak öne çıkıyor.