SAĞLIK - 28 Ekim 2016 Cuma 09:54

Tip 2 Diyabet Hastaları Beslenmenize Dikkat!

A
A
A
Tip 2 Diyabet Hastaları Beslenmenize Dikkat!

Yakın Doğu Üniversitesi hastanesi Diyetisyeni Gültaç Dayı, genellikle 40 yaş üstü kişilerde görülen tip 2 diyabet ve beslenme kuralları ile ilgili bilinmesi gereken noktalara dikkat çekti. Tatlandırıcı kullanımının ve egzersiz programlarının doktor kontrolünde olması gerektiğinin altını çizen Gültaç Dayı, diyabet hastaları için sağlıklı ve dengeli beslenme önerilerinde bulundu.

Tip 2 diyabet genellikle 40 yaş üstü kişilerde görülmektedir

“Tip 2 diyabet genellikle 40 yaş üstündeki kişilerde görülen diyabettir” diyen Dayı, “Diyabet, vücudunuzdaki pankreas bezinin yeterli oranda insülin üretememesi veya üretilen insülin hormonunun tam olarak kullanılamaması nedeni ile oluşan bir hastalıktır. Tip 2 diyabette ise insülin salgılanmaktadır fakat etki gösterememektedir. Tip 2 diyabet genellikle 40 yaş üstündeki kişilerde görülen diyabettir. Fazla kilo bu hastalık için bir risk etmenidir. Tip 2 diyabette de, Tip 1 diyabette olduğu gibi beslenme planına önem verilmek ve fiziksel olarak aktif olmak gerekmektedir” dedi.

3 saatlik aralarla beslenin

Tip 2 diyabetlilerin 3 saat aralık ile beslenmeleri gerektiğinin altını çizen Dayı, “Az az ve sık sık yemek yemek onlar için bir yaşam tarzı olmalıdır. Bu sayede kan şekeri birden değil, yavaşça yükselir ve kan şekerinin kontrolü kolaylaşır. Ayrıca kilo alımı da engellenmiş olur. “Eğer benim ihtiyacım olan besinler bu, ben bunu 3 öğünde değil tek öğünde tüketeyim” derseniz, kan şekerinizin bir anda artmasına neden olabilirsiniz ve bu sizin için istenmeyen bir durumdur. Vücudunuz için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması hiperglisemi ve hipoglisemiyi önleyerek, kan şekeri kontrolünü sağlayacak, kan şekerinin kontrol altına alınması da kısa ve uzun dönemde gelişebilecek komplikasyonları önleyecek veya geciktirecektir” diye konuştu.

Diyabetliler için Beslenme Önerileri

“Rafine şekerleri hayatınızdan çıkarın” diye Dayı sözlerine şöyle devam etti;

“ Rafine şekerler vücudunuza enerji vermektedir ve daha önemlisi kan şekerini çok hızlı yükseltmektedir. Bu istenmeyen durumun engellenmesi için sofrada kullandığınız şeker, bal, reçel, pasta, kek, çikolata ve meşrubatları hayatınızdan kesinlikle çıkarmalısınız. Hayvansal yağ tüketiminizi azaltın. Gün içerisinde tükettiğiniz yağ miktarını, özellikle hayvansal kaynaklı yağ miktarını azaltmalısınız. Hayvansal yağlar kandaki kolesterol seviyenizi arttırmakta ve kan damarlarınızı tıkayabilmektedir. Kalp hastalığı riskini azaltmak için sıvı yağ tercih etmelisiniz. Bu yağlar arasından ise; zeytinyağı veya fındık yağının mısırözü, ayçiçeği veya soya yağı ile karıştırılması sağlığınız açısından çok daha olumludur. Kompleks karbonhidratları tercih edin. Ekmek, kuru fasulye, nohut, mercimek, bulgur gibi besinler, kompleks karbonhidrat içerir. Bu besinleri tercih etmeniz, kan şekeri denetiminizi daha kolay yapmanızı sağlar. Besinlerinizi az tuzlu olarak tüketin. Diyabetli bireylerde tuz tüketiminin özellikle azaltılması gerekmektedir; çünkü diyabetli olan bireylerin tansiyon hastası olma riskleri çok daha yüksektir. Yemeklerinizde az tuz kullanarak, sofraya tuzluk koymayarak, konserve, turşu, salamura besinlerin tüketimini mümkün olduğunca azaltarak tuz tüketiminizi sınırlamayı başarabilirsiniz. Her gün aynı besinleri tercih etmeyin. Diyabet hastalığı olmayan bireylerde bile her gün aynı besinin tüketilmesi monotonluk yaratır. Eğer kan şekerinizi kontrol altına almak için her gün aynı besinleri tüketiyorsanız; bu sizi sıkmaktan ve diyetinizi sıkıcı hale getirmekten başka bir işe yaramaz. Diyetisyeninizin yardımı ile kendinize besin çeşitliliği sağlayabilir ve sıkılmadan da kan şekerinizi kontrol altına alabilirsiniz. Posa alımını arttırın. Posalı besinler diyabet hastalarının vazgeçilmezi olmalıdır. Posa mide boşalmasını geciktirerek, kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller. Ayrıca suda eriyen posa (kurubaklagil, sebze, meyve ve yulaf kepeği) alımı da kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olmaktadır. Alkole dikkat edin. Kan şekeri kontrolü sağlanan ve sağlanamayan bireylerin durumları farklıdır. Bu sebepten dolayı alkol kullanımını kesinlikle doktorunuza danışmalı ve önerilen miktarların üzerine kesinlikle çıkmamalısınız.”

Egzersiz Planlı ve Zamanlı Olmalı

Yapılan egzersizin planlı ve zamanlı olması gerektiğini belirten Dayı, “Diyabetli hastalar için egzersiz programı da besin alımı gibi planlı olmalı ve her hasta ne zaman fiziksel aktivite yapması gerektiğini öğrenmelidir. Çünkü bilinçsiz olarak yapılan fiziksel aktivite bireyde hipoglisemi oluşmasına neden olabilmektedir (aç karnına hızlı tempo koşmak gibi). Egzersiz bazı diyabet hastaları için önerilmemekte, bazı hastaların ise pasif egzersiz yapmaları önerilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında ise; yapmak istediğiniz fiziksel aktivite çeşidine ve zamanına göre mutlaka doktorunuza danışmalısınız” açıklamalarında bulundu.

Tatlandırıcı Kullanımı

“Diyabet hastaları tatlandırıcı kullanmalı” diyen Dayı, “Birçok diyabet hastasının şeker kullanma alışkanlığı vardır ve bu alışkanlıktan vazgeçmek gerçekten çok zordur. Bu hastalar için tatlandırıcı kullanılması önerilebilinir. Gebe ve emzikli kadınların sakarin, fenilketonürili bireylerin ise aspartam kullanması bu bireyler için çok olumsuz sonuçlara yol açacağı için kesinlikle kullanılmaması gerekmektedir. Aspartam sıcağa karşı dayanıksız olduğundan, kesinlikle pişirme işlemi sonlandıktan sonra konmalıdır” dedi.
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 15 yaşındaki Burak’ın otizmle mücadelesi başarı hikayesine dönüştü 3 yaşında otizm teşhisi konulan 15 yaşındaki Burak Göçer, son bir yıldır aldığı kök hücre, TMS tedavisi ve yoğun eğitimle birlikte davranışlarında gözle görülür değişim yaşamaya başladı. Buz pateni ve at biniciliği eğitimleri alan Burak, 2026’da özel bir yarışmaya hazırlanırken, ablası Ayşenur Göçer, "İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor" diyerek süreci anlattı. 15 yaşına giren Burak Göçer’e 3 yaşındayken otizm teşhisi konuldu. Çocukluk döneminde görece daha sakin bir süreç geçiren Burak’ta, ergenlik çağıyla birlikte davranışsal değişimler belirginleşti. Aile, bu dönemde huzursuzluk ve saldırganlık belirtilerinin artması üzerine farklı tedavi ve eğitim yöntemlerine yöneldi. Son bir yıldır kök hücre ve TMS tedavisi alan Burak, aynı zamanda yoğun bireysel ve sosyal eğitimlerden geçiyor. Tedavi ve eğitim süreciyle birlikte Burak’ın daha sakin bir yapıya büründüğü, çevresiyle temas kurma becerisinde ilerleme kaydettiği gözlendi. Sosyal yaşama adım adım Burak’ın annesi, doğumdan sonra teşhisi uzun süre konulamayan bir hastalıkla mücadele ederken; baba hem evin geçimini sağlıyor hem de aile düzenini ayakta tutmaya çalışıyor. Üniversite sınavına hazırlanan ablası Ayşenur Göçer ise kardeşinin bakım ve eğitim sürecinde aktif rol alıyor. Aldığı eğitimlerle birlikte Burak’ın ilgi alanları da genişledi. Buz pateni ve at biniciliği gibi sportif faaliyetlere yönelen Burak, özel eğitimle desteklenen bu süreçte 2026 yılında at biniciliği alanında düzenlenecek özel bir yarışmaya hazırlanıyor. Ailenin hedefi, Burak’ın yalnızca sportif başarı elde etmesi değil; aynı zamanda günlük yaşam becerilerini geliştirmesi ve sosyal hayata daha bağımsız şekilde katılabilmesi. Ablası süreci anlattı Üniversite sınavına hazırlanan abla Ayşenur Göçer, kardeşinin geçirdiği süreci şu sözlerle anlattı: "Annem, kardeşim doğduktan sonra rahatsızlandı. Kardeşim on yaşına kadar iyiydi ancak on yaşından sonra ergenlik dönemiyle birlikte belirgin bir huzursuzluk ve saldırganlık başladı. Durduk yere sinirleniyor, etrafa ve bize saldırıyordu. Daha sonra kök hücre tedavisi görmeye başladı ve bu süreçten sonra biraz daha iyiye gitti. Eğitim almaya da devam etti. Yaklaşık bir yıldır buz pateni benzeri yoğun eğitimler alıyor. Kök hücre ve TMS tedavisi görüyor. Normal eğitimine devam ederken, son bir yıldır sosyal etkinlikler ve bu tür eğitimlere daha fazla yoğunlaştık. İlk başlarda yanıma bile gelmiyordu, göz teması zaten yoktu. Şimdi yanımda oturabiliyor." Tedavi sürecinin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göçer, "Bu sürecin devam edebilmesi için herkesten destek bekliyoruz" dedi.
Konya Konya’da aileler yeni yılın ilk sabah namazında camide buluştu Konya İl Müftülüğü tarafından yeni yılın ilk sabahında "Ailece Sabah Namazında Buluşuyoruz" programı gerçekleştirildi. Kapu Camii’nde kılınan sabah namazının ardından başta Filistin olmak üzere tüm mazlum coğrafyalar için dua edildi. Programın devamında ise Milli İrade Platformu tarafından basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamada konuşan eski Konya Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Gazze’de yaşamın, "normalleşme" değil; hayatta kalma mücadelesi üzerinden sürdüğünü belirtti. Uluslararası hukukun güçlüye kalkan, zayıfa verilen sus payı olmaması gerektiğinin altına çizen Poçanoğlu, bugün, yaşanan iletişim çağında; bir çocuğun soğukta can verdiği haberini "akış" içinde tüketebiliyorsa, burada bir sorun olduğunu söyledi. Bir toplumun ihtiyaç duyduğu "insani yardım" kavramını süsleyerek tartışmalı hale getiren prosedürlerin büyük bir soruna yol açtığını ifade eden Poçanoğlu, "Çağrımız; bir ülkeye, bir halka, bir kuruma karşı ‘önyargı’ değil; insan hayatını merkeze alan evrensel bir tutarlılık talebi içermektedir" dedi. Programa, AK Parti Konya Milletvekili Latif Selvi, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, AK Parti Konya İl Başkanı Fatih Özgökçen, Meram Belediye Başkanı Mustafa kavuş, Konya İl Müfütüsü Prof. Dr. Ali Öge, protokol mensupları ve vatandaşlar katıldı.