DÜNYA - 29 Aralık 2025 Pazartesi 22:52 | Son Güncelleme : 29 Aralık 2025 Pazartesi 23:26

Trump: "(Türk askerinin Gazze'ye konuşlandırılması) Netanyahu ile görüşeceğiz"

A
A
A

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmesi öncesi yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'ne konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü'nde Türk askerlerinin yer alıp almayacağı yönündeki soruya, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok iyi bir ilişkim var ve bu konuyu konuşacağız. Eğer uygunsa, bence bu iyi bir şey. Netanyahu ile de görüşeceğiz. Ama Türkiye harika bir ülke ve Erdoğan da mükemmel bir lider" yanıtını verdi.

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Florida eyaletindeki Palm Beach bölgesinde bulunan Mar-a-Lago malikanesinde bir araya geldi. Netanyahu'yu kapıda karşılayan Trump, görüşme öncesi açıklamalarda bulundu.

Trump, "çok önemli bir toplantı" yapacaklarını vurgulayarak, "Gazze, İran, rehineler, bölgesel güvenlik ve diplomasi olmak üzere yaklaşık beş ana konu üzerinde duracağız" ifadelerini kullandı. Trump, özellikle Gazze'nin geleceği ve İran'ın askeri kapasitesine ilişkin değerlendirmelerin görüşmenin merkezinde yer aldığını ifade etti.

"Türkiye harika bir ülke ve Erdoğan da mükemmel bir lider"

Gazze Şeridi'ne konuşlandırılması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü'nde Türk askerlerinin yer alıp almayacağı yönündeki soruya Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile olan ilişkisine dikkat çekerek, "Cumhurbaşkanı Erdoğan ile çok iyi bir ilişkim var ve bu konuyu konuşacağız. Eğer uygunsa, bence bu iyi bir şey. Netanyahu ile de görüşeceğiz. Ama Türkiye harika bir ülke ve Erdoğan da mükemmel bir lider" dedi.

"Gazze'nin yeniden inşası çok yakında başlayacak"

Gazze Şeridi'nde yeniden inşa sürecinin çok yakında başlayacağını aktaran Trump, "Gazze'nin yeniden inşası çok yakında başlayacak. Ne kadar da kötü bir durum. Aslında yüzyıllardır böyle. Biz bunu düzeltmek istiyoruz. Hamas'ın silahsızlandırılması şart. Bu kesinlikle konuşacağımız konulardan biri. Silahsızlanma olmadan kalıcı bir çözüm olmaz" ifadelerini kullandı. Trump, ayrıca sağlık altyapısı ve insani koşulların iyileştirilmesi için bazı hazırlıkların şimdiden başlatıldığını belirtti.

"Serbest bırakılan her rehine benim sayemde serbest bırakıldı"

Gazze'de serbest bırakılan İsrailli rehinelerle ilgili ABD'nin rolüne dikkat çeken Trump, eski Başkan Joe Biden yönetimini eleştirerek, "Serbest bırakılan her rehine benim sayemde serbest bırakıldı. Ekibim bu süreci yönetti. Biden yönetimi döneminde hiçbiri serbest bırakılmadı" ifadelerini kullandı. Trump, Gazze'de kalan son rehinenin cenazesi için de ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını belirtti.

"Onları yerle bir edeceğiz"

İran'ın yeniden güç topladığı yönündeki iddialara değinen Trump, "Şimdi İran'ın yeniden güçlenmeye çalıştığını duyuyorum ve eğer öyleyse, onları yerle bir etmemiz gerekecek. Onları yerle bir edeceğiz ama umarım bu olmaz" ifadelerini kullandı. Trump, İran'ın bir anlaşma yapmak istediğini duyduğunu belirterek, "Eğer bir anlaşma yapmak istiyorlarsa, bu çok daha akıllıca olur" dedi.
İsrail'in İran'a yeniden saldırmasına izin verip vermeyeceği yönündeki soruya Trump, net bir ayrım yaparak, "Balistik füzeler için evet. Nükleer silahlar için ise daha hızlı bir şekilde evet" ifadelerini kullandı.

"İsrail bugün var olmayabilirdi"

Netanyahu'yu öven Trump, "Bence yanlış bir başbakan seçilseydi, İsrail şu anda var olmazdı. O bir savaş dönemi başbakanı ve olağanüstü bir iş çıkardı" diye konuştu. Netanyahu'ya af çıkarılması tartışmalarına da değinen Trump, "Nasıl affetmezsiniz ki? İsrail Cumhurbaşkanı ile konuştum, bana affın yolda olduğunu söyledi" dedi.

"Tüm tekneleri vurduk, şimdi de bölgeyi vuruyoruz"

Venezuela'ya ilişkin soruya Trump, deniz yoluyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı yürütülen operasyonları anlattı. Trump, "Uyuşturucu yüklü teknelerin bulunduğu liman bölgesinde büyük bir patlama oldu. Tüm tekneleri vurduk, şimdi de bölgeyi vuruyoruz" ifadelerini kullandı. Trump, deniz yoluyla gelen uyuşturucuların yüzde 97'sinin durdurulduğunu belirtti ve bunun binlerce ABD'linin hayatını kurtardığını aktardı. Trump, ayrıca Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile kısa süre önce görüştüğünü ancak "bundan pek bir şey çıkmadığını" söyledi.

"Putin bana sabahın erken saatlerinde saldırıya uğradığını söyledi"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesine değinen Trump, "Çok verimli bir görüşme oldu. Umarım çözüme kavuşturacağımız birkaç konu var" ifadelerini kullandı.

Ukrayna'nın Rusya'nın Novgorod bölgesindeki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in konutuna saldırı girişimine ilişkin ise Trump, "Putin bana sabahın erken saatlerinde saldırıya uğradığını söyledi. Bu iyi değil. Onlar saldırgan davrandığı için saldırgan olmak başka bir şey. Onun evine saldırmak başka bir şey. Şimdi doğru zaman değil. Bu hoşuma gitmedi, iyi bir şey değil, hassas bir dönemden geçiyoruz. Gerçeği öğreneceğiz" dedi.

"Suriye'ye uyguladığım yaptırımları kaldırdım çünkü aksi takdirde hiçbir şansları olmazdı"

İsrail-Suriye arasındaki ilişkilere değinen Trump, "Umarım Netanyahu, Suriye ile iyi geçinir çünkü Suriye'nin yeni Devlet Başkanı gerçekten iyi bir iş çıkarmak için çok çalışıyor. Biliyorum ki o sert bir adam. Suriye'ye uyguladığım yaptırımları kaldırdım çünkü aksi takdirde hiçbir şansları olmazdı. Suriye'nin hayatta kalmasını istiyoruz" şeklinde konuştu.

"Beyaz Saray'da Başkan Trump gibi bir dostumuz hiç olmadı"

İsrail Başbakanı Netanyahu ise Trump'a teşekkür ederek, "Bunu tekrar tekrar söyleyeceğim. Beyaz Saray'da Başkan Trump gibi bir dostumuz hiç olmadı. Yakınından bile geçmez. İsrail, Başkan Trump'ın liderliğinde çok şanslı" dedi.

Dilek Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.