GÜNDEM - 10 Eylül 2017 Pazar 08:58

Türkiye Gazetesi Yazarı Yücel Koç'tan , FETÖ ve Aydın Doğan hakkında dikkat çeken yazı

A
A
A
Türkiye Gazetesi Yazarı Yücel Koç'tan , FETÖ ve Aydın Doğan hakkında dikkat çeken yazı

Türkiye Gazetesi Yazarı Yücel Koç bugünkü köşesinde "Ahtapotun kolları: FETÖ ve Doğan" başlıklı dikkat çeken bir yazıya yer verdi.İşte o yazı;

Birkaç yazımızda kibarca dedik ki; bu ülke 27 Mayıs’ı, 12 Eylül’ü gördü...

İlkinde Başbakan ve Bakanlar asıldı…
Öbüründe 50 kişi idam edildi, 171 kişi işkenceden öldü...
Bu darbeleri de FETÖ teröristleri yapmadı.
Yapanların amacı da hiçbir şekilde ülkenin, milletin menfaati değildi.
FETÖ, 15 Temmuz’da nasıl Batı’ya hizmet için teröristlerini sokağa döktüyse onlar da bu darbeleri aynı odaklar için yaptı…
Yalan mı?
***
Yine dedik ki; Batıcı olmakla övünen laiklerin 28 Şubat postmodern darbesi ülkenin muhafazakâr kesimini, Anadolu sermayesini ezip geçerken FETÖ’yü güçlendirdi.
Fetullah Gülen’e toz kondurmayan Bülent Ecevit, Aydın Doğan’ın bir dediğini iki etmeyen Mesut Yılmaz, FETÖ’nün kılına bile dokunmadı, aksine onların önünde kim engelse ortadan kaldırdı.
FETÖ’cüler aynı dönemde ‘Genelkurmay Karargâhı’nda, Genelkurmay Başkanı’nın odasında ağırlandı.
Yalan mı?
***
O dönem derin devlet 'Beyaz Türkler'di.
28 Şubat'ı bunlar organize etti.
Gericilik ve 'yeşil sermaye' yalanlarıyla Anadolu Aslanları hedef alındı.
En az 500 bin şirket kapandı.
Minimum 5 milyon insan işsiz kaldı.
Amaçları, "Türkiye sanayileşmesin, güçlenmesin. Batı'nın arka bahçesi olmaya devam etsin"di.
Bu yüzden firmaların işletme sermayeleri ellerinden alınarak, kasıtlı batırıldı.
Bunların içinde bir tane bile FETÖ'nün müessesesi yoktu.
Yalan mı?
***
AK Parti döneminde ‘Batılı laik kuklaların’ yaptığı Cumhuriyet yürüyüşleri, kapatma davası ve muhtıralar da hep FETÖ’ye yaradı.
Ahtapotun bir kolundan kurtulmaya çalışırken, ‘Batı’lı üst akıl bize öbür kolunu uzattı.
Yalan mı?
***
Terörün bitmemesi için Oslo görüşmelerini sızdıran, Erdoğan ameliyata gireceği sırada MİT Müsteşarı’nı gözaltına almaya çalışan FETÖ'ydü.
Fetullahçı düşmanı görünen CHP ve Aydın Doğan medyası, FETÖ’nün gerçek yüzü ile karşılaştığımız bu süreçten itibaren hep FETÖ’nün yanında yer aldı.
Yalan mı?

***
Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterir.
Doğan medyası, sadece bir kez doğrunun yanında durdu, o da 15 Temmuz gecesi...
Sonrasında özüne döndü... 15 Temmuz akşamı kazandığı krediyi istismar edip “Karargâh Rahatsız” manşeti attı.
CHP'nin FETÖ'yü kurtarmak için uydurduğu “Kontrollü darbe” yalanına çanak tuttu.
FETÖ'nün projesi Meral Akşener'i parlatmaya soyundu.
Yalan mı?

***
Belli ki FETÖ beceremeyince, üst akıl yeniden eski kolu harekete geçirdi.
Muhafazakâr kesime efelenmeleri, yeni 28 Şubat oyunlarına soyunmaları bu yüzden...
Yalan mı?

***
Oysa umutlanmıştık...
Bu sütunlarda demiştik ki, “Hayır çıksın diye uğraştığınız yeni Cumhurbaşkanlığı sistemi bakın size yaradı...
Artık kim yüzde 50'nin üzerinde oy almak istiyorsa toplumun geniş kesimini kucaklamak zorunda.
2019 ve sonrası büyük fırsat...
Sen-ben davasını bırakalım, Yeni Türkiye'yi, hepimizin haklarını koruyacak şekilde birlikte inşa edelim...”
Ama onlar bunu, “Türkiye'yi yeniden biz yöneteceğiz”e çevirmeye başladı...
Yalan mı?

***
Az gittik, uz gittik...
Sonuçta şunu öğrendik;
Devşirilmiş beyinlerden kurtulmadıkça bu ülkede bize huzur yok.
Ama şunu unutmayın; 15 Temmuz, imanın şaha kalktığı gecedir.
Milletin o geceki zaferi, bu asrın tamamına şamil olacaktır.
Yani...
Ne yapsanız boş, göklerden gelen bir karar vardır...

*****

Türkiye Gazetesi Yazarı Yücel Koç'tan , FETÖ ve Aydın Doğan hakkında dikkat çeken yazı

TGRT sobeledi, Aydın Doğan çıldırdı

“Ya uy, ya çekil” (04.03.1997)
“Gerekirse silah bile kullanırız” (12.06.1997)
Aydın Doğan, Hürriyet’te attırdığı bu manşetlerle Refah-Yol hükûmetini yıktı ve postmodern darbenin mimarı oldu.
Oysa, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan, 18 Haziran’da, görevi koalisyon ortağı Tansu Çiller’e devretmek için istifa etmişti.
Hürriyet, bir gün sonraki manşetinde rotayı çizdi…
“Refahsız arayış” (19.06.1997)
***
Bu manşetten tam 10 gün sonrası…
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, tam da Hürriyet’in dediğini yapmış, hükûmeti kurma görevini ikinci büyük partinin lideri Tansu Çiller yerine, Aydın Doğan’ın maaşlı elemanı gibi çalışan Mesut Yılmaz’a vermişti.
“Yıkılan hükûmete karşı benim medya organlarım savaş verdi” diyen Aydın Doğan’ın, 29 Haziran Pazar günü önemli bir misafiri vardı.
***
Benim önemli dediğime bakmayın, Aydın Doğan’ın verdiği önem, kıyafetinden belliydi…
Hükûmeti kurma görevi alan Mesut Yılmaz’ı Çamlıca’daki villasında tam 6 saat ağırladı.
Spor kıyafetleriyle eli cebinde, uğurlama için dışarı çıktığında karşısındaki kamerayı görünce çıldırdı.
“Hangi kanal?” diye sordu.
Aldığı cevap, “TGRT efendim.”
***
‘Ben size sorarım’ kavlinden başını salladı.
Sonra Enver Ağabey’i aradı.
Tehditvari bir üslupla “Peşime adam mı takıyorsunuz? Uygun olmayan görüntülerimi niye yayınlıyorsunuz?” dedi.
Başka neler söyledi, orasını bilmiyorum.
Fakat, niye bu kadar rahatsız olduğu, Hürriyet ve o dönem Aydın Doğan’a ait olan Milliyet’in ertesi günkü manşetinde anlaşıldı.
“Hükûmet tamam” (30.06.1997)
***
Tutturulan isimlerden anlaşıldı ki, kabine orada belirlenmişti.
Bu hadise, bir süreliğine TGRT ve İHA’dan iki yöneticinin başını yedi.
Çünkü Aydın Doğan’a hiç bulaşılacak günler değildi…
Fetullah Gülen’in sözlerini manşetlerinden çarşaf çarşaf yayınlayarak, verdiği değeri ve iş birliklerini ortaya koyan Aydın Doğan ile Başbakanlık koltuğuna oturttuğu Mesut Yılmaz, o görüntünün faturasını da İFK üzerinden Enver Ağabey’e çok ağır ödetecekti.
Keşke sadece İhlas ödeseydi…
Ağır ekonomik krizi getiren 28 Şubat, Türkiye’ye en az 200 milyar dolara mal oldu.
Ve bu efendiler hiç hesap vermedi…

*****
Biz resepsiyon yazamazmışız...

Öyle diyor Ertuğrul Özkök Efendi...
Peki kendileri neyi yazdılar?
Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın Cumhurbaşkanı’na verdiği selamı...
Vay efendim, yargının başındaki kişi nasıl Cumhurbaşkanı'nın karşısında 'eğilir'miş...
Bunun sıradan bir selamlama olduğu, 'eğilme yorumuyla konunun abartıldığı' düzeltmesini yine kendileri yaptı.
İyi o vakit, ben de size bir gözlemimi aktarayım.

***
Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin 'Havuzlu Bahçe' bölümünde toplanmış, Cumhurbaşkanımızın ve Hanımefendi’nin gelmesini bekliyorduk ki, merdivenlerde Aydın Doğan belirdi.
Yanında kızları da vardı.
Doğan Medya Grubu da neredeyse tam tekmil oradaydı.
Bir telaş hâlindelerdi, belliydi...
20 dakika kadar sonra Cumhurbaşkanımız ve eşleri geldi.
Ne göreyim!..
Cumhurbaşkanımızla tokalaşmaya ilk seyirten Aydın Doğan.
***
Canhıraş bir şekilde fotoğraf alma çabaları, yan yana poz verme çırpınışları...
Ve alelacele Hürriyet'in internet sitesinden yayınlanan bol kareler...
Ama Cumhurbaşkanı ile tek kare, sadece yanında yürürken...
Gerisi, Başbakan ve diğer liderlerle çektirdikleri ya da resepsiyonda verdikleri ‘Biz buradayız’ pozları...
Haberin metninde ise “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Aydın Doğan'la sohbet etti” üfürmeleri...
Bu taklacılığı görünce, aklıma Aydın Doğan'ın Mesut Yılmaz'ı eli cebinde evinden uğurladığı, yanda gördüğünüz kareler geldi.
Başka ne diyeyim?..
Analiz istediniz, alın size analiz...


*****

Kim, kimin trenine binmiş, öğrenelim…

Sene 1997…
28 Şubat’ın civcivli günleri…
Fetullah Gülen, heyetiyle medya patronlarını dolaşır.
Sağın en güçlü medyasına sahip Enver Ören Ağabey’i ararlar, bir bahane uydurup reddeder.
Aydın Doğan’ı da ararlar…
“Hayhay! Buyursunlar” der…
Gerisini FETÖ’cü Halit Esendir kitabında anlatır.

Aydın Doğan, Gülen’e şöyle der;
“Ben, siz kapıdan girinceye kadar kendimi dindar gibi hissetmiyordum.
Hatta dinsiz gibi yaşadığımı sanıyordum.
Sizi görünce dindar olduğumu anladım.
Neden bugüne kadar bu güzellikleri bize göstermediniz, bu kadar geç kaldınız…” (Sayfa 308, 309)
***
Yazmıştım...
Bu görüşmenin bir başka ayrıntısını Fetullah Gülen anlatır;
“Bana da bir görev ver hocam. Vazifemi yerine getireyim, dedi.” (Lâtif Erdoğan'ın açıkladığı arşiv kayıtlarından)
***
Sene 2009…
Yani, Enver Ağabey’in vefatından üç yıl öncesi…
Fetullah Gülen’in adamlarından biri İhlas Holding Özel Kalemini arar.
“Bir mesaj iletmek istiyoruz” deyip, randevu isterler.
Enver Ağabey, “Gelsinler bakalım” der.
Gelirler…
Yarım saat sonra odadan çıkarlar.
Enver Ağabey, Özel Kalem Müdürü’nü odaya çağırır;
- Cemil, niye gelmişler, biliyor musun?
- Bilmiyorum efendim.
- Hocalarının üç isteğini ilettiler.
Bir: Gazetelerinde sadece ‘Lâ ilahe illallah…’ demenin kurtuluş için yeterli olduğunu anlatsınlar.
İki: Televizyon programlarında “Muhammedün Resûlullah” demeye gerek olmadığını söylesinler.
Üç: Prof. Dr. Ramazan Ayvallı Hoca “Muhammedün Resûlullah” demeden de imanın olacağını anlatsın.

Enver Ağabey, canı sıkkın şekilde devam eder;
- Sen ne yapacağını bilirsin Cemil…
Özel Kalem Müdürü, gazete ve televizyonun yöneticileri ile Ramazan Hoca’yı arar ve şu talimatı verir;
- Bundan sonra kelime-i tevhidi ve ‘Muhammedün Resûlullah’ dememenin imanı götüreceğini daha çok anlatmanızı istiyoruz.

Kim, kimin trenine binmiş? Şimdi anladın mı Ahmet Hakan Efendi!..

*****

Astana notları...

Cumhurbaşkanımızın iki günlük Kazakistan ziyareti çerçevesinde ülkenin yeni başkenti Astana'dayız.
Yeni diyorum, çünkü 1997'ye kadar başkent Almatı’ydı.
Coğrafi ve stratejik konumu sebebiyle bu tarihten itibaren ülkenin merkezi Astana oldu.
Eski hâlini bilmiyorum ama, gördüğüm o ki, bu şehir sil baştan yeniden inşa edilmiş.
Singapur’da bile arka sokaklarda karşıma çıkan gettolar burada yok.
Her şey yeni ve gösterişli...
***
Geniş caddeler, ihtişamlı binalar...
Akorda Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Bağımsızlık Sarayı, Hazret Sultan Camii, opera ve müze binaları, hepsi birer sanat eseri...
Tabii burada Türk inşaat firmalarının da emeği büyük...
Ancak, her şey yeni baştan yapıldığı için şehirde ‘tarih’ yok...
***
FETÖ, her yerde olduğu gibi, zamanında buraya da el atmış.
Otuzun üzerinde okul açmış.
Şimdi bunlar teker teker devletin kontrolüne alınıyormuş.
Yetkililer “Burada uzun süre barınabilmeleri söz konusu olamaz” diyor.
Hülle yoluyla devrettikleri birkaç okul kalmış sadece...
Onların da çözülmesine artık ramak kalmış...
***
Gelelim ziyaretimizin sebebine...
Cumhurbaşkanımızın gündeminde, iki ülke ilişkilerinin yanı sıra dönem başkanlığını yürüttüğü İslam İş Birliği Teşkilatı Zirvesi var.
Buradan özellikle İslam dünyasına, Arakan’la ilgili önemli mesajlar vermesini bekliyoruz.
Ayrıca ‘Astana EXPO 2017 Fuarı’nın bugün son günü...
Kazakistan'ın uluslararası tanıtım ve prestij bakımından büyük önem verdiği fuarın ana teması “Geleceğin Enerjisi.”
Edindiğim izlenim, ülkenin EXPO'dan beklediğini bulamadığı...
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala: "Dünya sürekli silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çözmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi" Ak Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Güney Amerika ve Amerika arasındaki gerilimi hatırlatarak, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Suriye’den Irak’a herşey gözümüzün önünde oldu" dedi. Terörsüz Türkiye Projesi’nin bugüne kadar ön görülen şekilde gerçekleştiğini ifade eden Efkan Ala, "Bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp 86 milyonun kardeşliğiyle, dayanışmasıyla Türkiye’yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye’nin hayat memat meselesidir" dedi. Çiftçi, emekli ve çalışanların sıkıntılarını bildiklerini de anlatan Efkan Ala, bu grupların gelirini arttıracaklarını, enflasyonu da tek haneli rakama düşüreceklerini söyledi. Ak Parti Bursa İl Danışma Meclisi, geniş katılımla Merinos Atatürk Kongre Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantıya katılan Ak Parti Genel Başkan Vekili ve Bursa Milletvekili Efkan Ala’nın gündeminde Terörsüz Türkiye Projesi, Ana muhalefet partisindeki gelişmeler ve asrın felaketi sonrasında yapılan hizmetler vardı. Efkan Ala, Ak Parti’nin 19 seçimi de kazındığını, Yargıtay’ın açıkladığı üye sayılarına göre bütün partilerin üye sayısının iki katına ulaştığını kaydederek, "11 milyon 550 bin üyeye ulaştık. Çeyrek asırdır biz Türkiye’yi yönetiyoruz. Bakıyoruz 2002’den beri bu dinamizm ve heyecan var. Ak kadroların inancı var. Bu nasıl bir Türkiye inşa etti? Bütçe konuşmasında CHP Genel Başkanı kadın haklarından söz ediyor. Dedim ki, partimiz adına konuşma yapıyorum. Siz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak genç kızlarımızın okula girmesine engel olanların arkasında duruyordunuz. Bizim sadece kadın kolları üye sayımız, sizin partinizin üye sayısının 3 katı. Hangi haktan bahsediyorsunuz. Hangi hakkı verdiniz de kullandırttınız. Hakka sahip olmakta, Ak Parti gibi olun. Gazze meselesi oldu. Türkiye dimdik. Cumhurbaşkanımız dimdik ayakta iradesini ortaya koydu. Her platformda mazlumun hakkını savundu. Ama Amerika’da bir masa kurulmuş. Konu Gazze, masanın başında kim oturuyor. Başında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oturuyor. Bu gücü sizin çalışmalarınızdan alıyor. Geldik Mısır’da bir masa kuruldu. Yine konu Gazze. Oradaki zulüm ve ona karşı duruş konu. 4 devlet başkanı imza attı orada. Mutabakata 4 devlet başkanı imza attı. Biri kim. Recep Tayyip Erdoğan. Arkasındaki irade sizlere, milletimize ait. Tebrik ediyorum. Yürekten alkışlıyorum. Kolay bir şey değil. Dünyadaki gidişatı görüyorsunuz. Dünyada tuhaf bir zamanda yaşıyoruz. İnanılmaz gelişmeler oluyor" ifadelerini kullandı "Uluslararası sistem çökmüş durumda" Rusya Çin Japonya, Güney Amerika Amerika arasında gerilime de değinen Efkan Ala, "Dünya sürekli bir silahsız savaş halinde. Uluslararası sistem çökmüş durumda. Uluslararası kuruluşlar işlevsiz hale geldi. Bölgemize bakınca, ülkeler tarumar oldu. Saymaya lüzum yok. Suriye’den Irak’a herşey gözümüzün önünde oldu. Burada bu kadar ateş çemberinin içerisinde istikrarla, büyümeyle Türkiye’yi hedeflerine taşıyan bir iktidarı siz iş başına getirdiniz. Siz arkasında durarak bu istikrarla Türkiye’nin yol almasını sağlıyorsunuz. Başardığımız işler dünyaya örnek olacak düzeyde işlerdir. Bölgemizdeki bu durum da dikkate alındığında Türkiye’nin içerisinde başardıklarımızı saysak zaman yetmez. Dış politikadaki duruşumuz nedeniyle, erdemli duruş nedeniyle, yarım asırlık Baas rejimi Suriye’de çöktü. Suriye’de yeni bir düzen inşa ediliyor. Şimdi Türkiye’nin 86 milyonun menfaatini, çıkarını geleceğini dikkate alan anlayışla hedefine yürümesi lazım. Onun için ayak bağı olan prangalarından kurtulması gerekir. Bölgemizde aynı anlayışla düzenin tesis edilmesi lazım. Kaosun kargaşanın olduğu yerde sürekli gelişme olmaz. Tüm bu meseleleri çözerken hedefimize doğru emin adımlarla yürürken bu sorunu da ele aldık. Terörsüz Türkiye hedefiyle inşallah bu sorundan da kurtulup bu Türkiye’nin ayak bağı olan pranga olmuş bu sorundan kurtulup 86 milyon tek yürek olarak emin adımlarla hedefe yürüyeceğiz. Terörsüz bölge, terörsüz Türkiye temel hedefimizdir. Terörün kazanma hitimali yoktur. Türkiye terörle mücadelede tarih yazmıştır. Zarar verme imkan ve ihtimalini ortadan kaldırmak için bu projeyi ortaya koyduk. Israrla emin bir biçimde bu projeyi uyguluyoruz." dedi. "Terör örgütünü kullananları uzakta aramaya gerek yok" Türkiye’nin terörden topyekün kurtulmasının hayati mesele olduğuna işaret eden Efkan Ala sözlerini şöyle sürdürdü: "Bölgemizde ve ülkemizde kullanılmaya müsait bir yapı varsa, bir örgüt varsa, emin olun onu kullanacak olanı hiç uzakta aramaya gerek yok. Bilin ki yanıbaşımızdadır. Topyekün bu meseleden kurtulmak, Türkiye’nin hayat memat meselesidir. En önemli projesi. Türkiye ne zzaman emin adımlarla yükselse, birileri devreye giriyor. Türkiye’nin bu gidişatını sekteye uğratmak için elinden geleni yapıyor. Onların ellerinden bu imkanları almanın adıdır Terörsüz Türkiye Projesi. Bugüne kadar ön gördüğümüz biçimde geldi, bundan sonra da emin adımlarla bu projeyi tamamlayıp sonuçlandırıp, 86 milyonun kardeşliğiyle dayanışmasıyla Türkiye’yi hedeflerine doğru taşıyacağız. Biz bunları yaparken, bütün bu gelişmelerin altına imza atarken, bir muhalefet partisi ana muhalefet partisi ne yapıyor? Onun ne yaptığına bakarak bizim sorumluluğumuzun ne kadar ağır olduğunu, ne kadar büyük sormulluk üstlendiğimizi tekrar hatırlamakta yarar var" "Ana muhalefet partisi tam bir Ortadoğu’ya döndü" Ak Parti’nin sorunların çözümü ile uğraşırken ana muhalefet partisinin de Ortadoğu’ya döndüğünü kaydeden Efkan Ala, "Biz Ortadoğudaki problemleri halledelim diyoruz, ana muhalefet partisinde birbirini hançerleyen mi , birbirini şikayet eden mi birbiri için itirafçı olanı mı ararsınız. Hepsi var. Cumhurbaşkanımız devlet başkanlarıyla görüşüyor. Dünyanın ve bölgenin sorunlarını çözmeye çalışıyor. Oralarda en etkili inisiyatifi alıyor. Ama ana muhalefet partisinin lideri Avrupa’da iktidar dileniyor. Türkiye’yi şikayet ediyor. Oralarda da devlet başkanlarıyla görüşemiyor. Onu da kendisi söylüyor. İçeride inanılmaz bir kaos kargaşa. Milletin derdiyle dertlenme yerine Silivri’nin derdiyle dertleniyor. Biz Hatay’a gittik. Hatay’da dikkatinizi çekiyorum 455 bininci konutu teslim ettik. Asrın felaketini, asrın hizmetine çevirdik. Peki İstanbul belediye başkanlığıyla ilgili hazırlanan iddianeme kabul edildi. İddianameye göre ne olmuş? Bizim 14 bakanlığımızın bütçesinden daha fazla bütçeye sahip olan İstanbul büyükşehir belediyesinde bir düzen kurulmuş, bir eko sistem kurulmuş. Asrın talanına imza atılmış o iddiaanameye göre. Biz asrın hizmetini yapıyoruz, yapamazsınız diyorlardı. Bunu başardık. Biz orada milletin derdiyle dertleniyoruz. Bunlar bir el uzatacaklarına, ellerini İstanbul Büyükşehir Beledyiyesi’nin bütçesine uzatmışlar, talan edilmiş. Talan düzeni kurulmuş. Şimdi böyle bir anlayışa, İski yolsuzluğundan asrın talanına geldiler"diye konuştu. "Türkiye’nin CHP zihniyetine teslim edilmesinin maliyetini 86 milyon değil, gönül coğrayamızdaki bütün kardeşlerimiz öder" diyen Efkan Ala şunları kaydetti: "Bunların sınırlarımız dışındaki kardeşlerimizin derdiyle dertlendiğini gördünüz mü. Ne işiniz vardı dediler. Bunlar içeride de vatandaşın olduğu yere gitmiyorlar. Varsa yoksa Silivri. Oraya gidip ağzına geleni söylüyor. Bizim bunlara ayıracak vaktimiz yok.Bunlara oy verenlere çağrımız, görüyorsunuz ülkenin, bölgenin, dünyanın bir çok meselesi varken, bunların temel meselesi, kendileri. Kendilerinin dışında bir dertleri yok. Onun için gelin, 86 milyon vatandaşlarımız,Türkiye’de gerçekten dünyada liderler diplomasisinin kitabını yazan Recep Tayyip Erdoğan’a daha fazla destek verelim ki, dünyanın meseleleri Türkiye’nin bölgenin meseleleri ile daha güçlü şekilde uğraşabilsin. Biz bunun çabası içindeyiz. Türkiye’nin yüklendiği tarihi misyon, tarihi sorumluluk bize bunun bir vazife olarak önümüze koymaktadır. Bugüne kadar Türkiye’yi getirdik, hedefler koyduk" "Türkiye’deki sorunlar masamızın üzerindedir. Emekli, çalışan ve çiftçimizin gelirini arttıracağız" Türkiye’de yaşanan sıkıntıları bildiklerini ifade eden Efkan Ala, "Merak etmeyin. Çalışan, işçimiz, çiftçimiz, emeklimizin meselesini biz her hafta masamızda tartışıyoruz. Programlar yapıyoruz. Tedbirler alıyoruz. Herşeyin bir sırası ve zamanı var. İnşallah onları da kararlılık ile uyguluyoruz. Enflasyonu tek haneli rakamlara indireceğiz. Başta emekliliremiz olmak üzere çalışanlarımız ve tüm kardeşlerimizin gelirini arttıracağız. Yüksek gelirli ülkeler grubunda emin adımlarla ilerleyeceğiz. Türkiye’nin ekonomisini bugüne kadar 5 kat büyüttük. 15 kat büyütecek kadrolar da Ak kadrolardır. Milletimizin beklentisi bu, bizim de milletimize sevdamızın ucu bucağı yoktur. Türkiye ne zaman ihtiyaç duyduysa Bursa Uludağ gibi bu kadroların arkasında durmuştur. Milletimiz ikaz yaptıysa, başımızın üstünde yeri vardır. Biz de o ikazı aldık, gereğini yapıyoruz. Bursa’nın lokomotifi olduğu gibi ak kadroların lokomatifi de bu kardeşlerimizdir. Yolumuza emin adımlarla devam edeceğiz. Türkiye’yi hedefleriyle buluşturacak kadrolar Ak kadrolardır. Milletimiz bize bazen sitemkar bakabilir davranabilir. Dönüp de kalıcı olarak başka yere bakmıyor. Umut, vizyon, imkan burada ve çalışma burada. Türkiye’nin ihtiyacı olan da budur" ifadelerini kullandı. (GÖ-İHS)