POLİTİKA - 07 Temmuz 2019 Pazar 17:37

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Önen: 'Çin’le ilişkilerimiz daha ileri seviyelere gelmeliydi'

A
A
A
Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Önen: 'Çin’le ilişkilerimiz daha ileri seviyelere gelmeliydi'

Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Abdülkadir Emin Önen, İHA’ya yaptığı özel açıklamada, ‘‘Asya’daki lider ülke olarak Çin ile ikili ilişkilerimiz şimdiye kadar çok daha ileri seviyelere gelmeliydi’’ dedi.

Pekin Büyükelçisi Önen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’e geçtiğimiz Salı günü yaptığı ziyaret ve Türkiye ile Çin arasındaki ilişkileri değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de yapılan Asya'da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Zirvesi’nde, Japonya’daki G20 Zirvesi’nde ve son ziyaret kapsamında olmak üzere yaklaşık bir ay içinde üç kez bir araya geldiğini hatırlatan Büyükelçi Önen, ‘‘İki cumhurbaşkanının bu kadar sık görüşmesi bile aslında ikili ilişkilerin geldiği düzeyi açıkça gösteriyor. İki liderin hem verdiği mesajlar hem de çizdiği vizyon, bundan sonra nelerin gerçekleştirilmesiyle alakalı bize ipuçları veriyor’’ dedi.
Büyükelçi Önen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Çin ziyaretinin çok başarılı ve verimli geçtiğini, Çin tarafının ziyarete çok büyük önem verdiğini de belirtti.

‘‘Çin ile ilişkiler Batı’nın alternatifi değil’’

Türkiye’nin Asya ve Çin ile olan ilişkilerinin Batı ile ilişkilerinin alternatifi olduğu görüşüne katılmadığını ifade eden Büyükelçi Önen, ‘‘Hiçbir ülke ya da hiçbir siyasi ilişki birbirinin alternatifi olmamalıdır, değildir’’ dedi. Türkiye’nin hem Batı ile hem de bölgesinde çok iyi ilişkileri bulunduğunu, Asya ile de ilişkilerini bu şekilde geliştirmesi gerektiğini dile getiren Önen, ‘‘Türkiye, lojistik olarak da, jeostratejik olarak da bölgesine baktığınız zaman 360 derece etrafına bakabilen, bölgesinde lider ve global anlamda da önemli bir oyuncu olarak elbette Asya ile ilişkilerini, Çin ile ilişkilerini geliştirecek’’ ifadesini kullandı. 

Türkiye’nin 2023 hedeflerine giderken Asya ile çok iyi ilişkiler geliştirmesi gerektiğine vurgu yapan Önen, ‘‘Asya’daki lider ülke olarak Çin ile ikili ilişkilerimiz şimdiye kadar çok daha ileri seviyelere gelmeliydi. Şu an 23-24 milyar dolar olan ticaret hacmimizin Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi en az 50 milyar dolar olması gerekiyor. (Ticaret hacmi) 50 milyara, akabinde 100 milyar dolara çıkabilecek önemli bir potansiyeli barındırıyor’’ dedi.

“Çin’de 350 milyonluk orta sınıf var” 

Türkiye-Çin ilişkilerinin ana eksenini ticaretin oluşturduğuna dikkat çeken Büyükelçi Önen, ‘‘İş insanlarımızın artık Asya’ya bakış açılarını değiştirmeleri gerekiyor. Çünkü burası hem Orta Doğu pazarından hem de AB pazarından, orta ve uzun vadede çok daha kârlı bir pazar. Özellikle iş adamlarımızın buradan ne alırım değil, buraya ne satarıma odaklanmaları gerekiyor’’ diye konuştu. 

Çin’de ticaret yapmanın ülkenin kültürünü öğrenmekten geçtiğini dile getiren Önen, ‘‘Doğru adımları atarsak burası çok büyük bir pazar. 300-350 milyonluk bir orta sınıf var. Türk ürünleri, Türk kalitesi bu pazara fevkalâde yetecektir. İhracatımızın önündeki tüm engelleri kaldırıp bu konularda ilerleme kaydetmemiz gerekiyor’’ şeklinde konuştu.

‘‘25 tonluk Türk kirazı 3 günde tüketildi’’

Türkiye’den iş adamları için öne çıkan alanların tarım ürünleri, turizm ve gastronomi olduğuna dikkat çeken Büyükelçi Önen, ‘‘Kirazın önündeki engelleri kaldırdık. Artık Türk kirazı, Çin pazarına rahatlıkla ve serbestçe giriyor. İki gün önce ilk parti ürünler geldi, 20 ton Guangzhou’ya, 5 ton Şanhay’a geldi, inanın 25 tonluk ürünün pazara dağılmasıyla beraber üç gün içinde tükendiği bilgisini aldık. Burası böyle bir pazar" dedi. 

Kiraz dışındaki farklı tarım ürünleriyle ilgili çalışmaların da sürdüğünün altını çizen Önen, ‘‘Narın, zeytinyağının, fıstığın, kanatlı ürünlerin, su ürünlerinin ve çok önemli olarak süt ve süt ürünlerinin önünü açacağız. Bunlarla ilgili gerek büyükelçiliğimiz, gerek ticaret müşavirliğimiz, gerekse Tarım Bakanlığımız olarak çalışmalarımız devam ediyor’’ ifadelerini kullandı. 

Türkiye’nin Çin’e mantalite olarak çok uzak kaldığını, Çin pazarından korkulmaması gerektiğini dile getiren Önen, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın ‘‘Çin, ithalat için uzak değilse ihracat için neden uzak olsun?’’ sözlerini hatırlatarak, ‘‘Biz burayı ithalat anlamında tanıyorsak, buraya ihracat da yapabiliriz’’ dedi.

‘‘Çin ekonomisinin büyüklüğünün farkında değiliz’’ 

Türkiye’nin Çin karşısında verdiği ticaret açığının kapanması için ticareti artırmanın tek başına yeterli olmayacağını söyleyen Pekin Büyükelçisi Önen, ‘‘Çin iş adamlarını, Çin yatırımcılarını Türkiye’ye davet ediyoruz. Şu an ülkemizde binin üzerinde Çin şirketi var. Ama yeter mi, hayır yetmez. Hem bu şirketlerin yatırım miktarlarını artırmalarını istiyoruz hem de yeni şirketleri Türkiye’ye gelerek yatırım yapmaya teşvik ediyoruz’’ dedi. 

Çin’in 2018’de ilk kez uluslararası ithalat fuarını düzenlediğini, açılışa Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in de katılmasının bu organizasyona verilen önemi gösterdiğini belirten Büyükelçi Önen, ‘‘Sayın Xi, (fuarda) çok önemli bir şey söyledi. ‘Biz yılda 2,2 trilyon dolar ithalat gerçekleştireceğiz’ dedi. Bizim bunu çok iyi okumamız lazım’’ ifadesini kullandı. 

Büyükelçi Önen, Türk firmalarının söz konusu fuara ilgisinin düşük olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
‘‘Açık konuşmamız lazım. İnsanımızın, iş adamlarımızın bu konuda geride kaldığını görüyoruz. O yüzden samimi olmamız lazım, özeleştirimizi yapalım ki daha doğru adımlar atabilelim. İş adamlarımızdan birçoğunu buraya yalvar yakar davet ettik. Çünkü ülke olarak bu ekonominin ne kadar büyüdüğünün farkında değiliz; buranın artık sadece üreten değil tüketen bir toplum olduğunu daha yeni yeni görüyoruz.’’ 

Önen, ayrıca Türkiye’nin bu yılki fuara daha büyük bir stant alanıyla katılacağını, Türk firmalarının ilgisinin de geçen seneden fazla olmasını beklediklerini kaydetti. Türkiye’nin özellikle gastronomi alanında çok iyi markalara sahip olduğuna vurgu yapan Önen, bu markaların Çin’de çok büyük pazara sahip olabileceklerini dile getirdi.

‘‘3. nükleer santral ile ilgili iyi haberler umuyoruz’’

Çin’in İpek Yolu’nu yeniden canlandırma projesi olan Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye’nin Orta Koridor Projesi'nin eklemlenmesiyle ilgili çalışmaların sürdüğünü söyleyen Büyükelçi Önen, uyumlaştırma ile beraber ticaretin önünün daha fazla açılacağını kaydetti. 3. nükleer santral projesinin Erdoğan-Xi görüşmesinde de gündeme geldiğini hatırlatan Pekin Büyükelçisi Önen, ‘‘Anlaşmayla ilgili iki ülkenin enerji bakanlıkları karşılıklı olarak çalışmaya başlamışlardı. Bu çalışmalar, şu an yarıyı geçti diyebiliriz. Yerinden tutun, fizibilite çalışmalarına, fiyatlandırmaya kadar çok fazla detaylı görüşmeler gerçekleşiyor. İnşallah kısa zamanda iyi bir haber duymayı hedefliyoruz’’ dedi. 

Pekin Büyükelçisi olarak görevine başlayalı 1,5 yıldan fazla süre olduğunu dile getiren Önen, ‘‘Geldiğim andan itibaren gözlemlediğim, Türkiye hakkında burada menfi bir kanaat yok. Bilmeyen hiç bilmiyor, bilen de olumlu biliyor. Biz bunu daha da olumluya çevirmeye, bilmeyenleri de daha fazla bilgilendirmeye çalışıyoruz. Aslında bir anlamda ortada herhangi bir algı olmadığı için de pozitif algıyı, pozitif gündemi çok hızlı oluşturmak mümkün’’ diye konuştu.

“2018’de Çinli turist sayısı yüzde 60 arttı” 

Çin’den Türkiye’ye giden turist sayısını artırmak için geleneksel metotların yanında modern metotları da kullandıklarını söyleyen Önen, ‘‘Daha fazla Çinli turisti etkileyebilecek, Çinlilerin önemsediği insanları, gerek yazarları, gerek bloggerları, gerek influencerları, gerek gazetecileri farklı farklı zamanlarda Türkiye’ye gönderdik. Çinliler için popüler destinasyonlar İstanbul ve Kapadokya. Bunlar haricinde özellikle Urfa, Mardin ve Antep gibi GAP turu yaptırdık; Konya’ya, Karadeniz’e gönderdik. Bunlarla beraber Türkiye’nin buradaki popülaritesini artırdığımızı düşünüyorum’’ dedi. 

2018 yılında Çin’de düzenlenen Türkiye Turizm Yılı’nda Çin genelinde 10’dan fazla şehir ve eyalette 60’tan fazla etkinlik düzenlediklerini ve Türkiye’nin güzelliklerini sergilediklerini ifade eden Büyükelçi Önen, bunun neticesinde Çinli turist sayısının 2018’de önceki yıla göre yüzde 60 artarak 400 bine çıktığını dile getirdi. Turist sayısının yükselmesi için iki ülke arasındaki uçuş sıklığının da artmasının önemine işaret eden Büyükelçi Önen, ‘‘İki ülkenin sivil havacılık genel müdürlükleri arasındaki bazı kopuklukları giderdik. Yapılan çalışmaların neticesinde China Southern Havayolları Pekin-İstanbul seferlerine, arkasından da Wuhan-İstanbul seferlerine başladı. Kunming’den ve Chengdu’dan da İstanbul’a seferler başladı. Bunlar son iki üç ay içerisinde gerçekleşen seferler. Yeni seferler henüz netleşmemişken yılın ilk dört ayındaki turizm rakamlarında yüzde 3 yükseliş görüldü’’ diye konuştu. 

Türk Hava Yolları’nın Xi’an, Hangzhou ve Xiamen kentlerine de seferler başlatmayı planladığı bilgisini aktaran Önen, ‘‘İstanbul’da yolcu kapasitesi açısından dünyanın en büyük havalimanına kavuştuk, hamdolsun. Çin’in başkenti Pekin’de de Daxing Havalimanı devreye girecek ve ikinci büyük havalimanı olacak. İkisinin toplamı çok ciddi bir rakam oluşturuyor. İnşallah Pekin ile İstanbul arasında THY seferlerinin sayısını da iki katına çıkarma imkânımız olacak’’ dedi. 

Çinli turistlerin deniz-kum-güneş turizminden çok tarih ve kültür turizmini önemsediklerini, bunun Türkiye için de bir avantaj olduğunu söyleyen Önen, ‘‘Turizm sezonunun nispeten yavaşladığı dönemlerde, özellikle ekim ve şubat aylarında Çin’in tatilleri başlıyor. Eğer Çinli turistleri bu dönemlerde de Türkiye’de ağırlamaya başlarsak, ülkemize gelen ortalama turistten çok daha yüksek harcama yapıyorlar, bu çok büyük bir avantaj’’ diye konuştu. 

Çinli turist sayısının artmasının Türkiye’nin turizm ekonomisinin canlanmasında da çok büyük etkileri olacağını kaydeden Önen, ‘‘Türkiye’de Çinlilerin turizm alışkanlıklarına yönelik bazı düzenlemeler yapılması şart. Özellikle daha fazla Çince bilen rehberimizin olması, ziyaret edilen yerlerde Çince yönlendirme tabelalarının ve özellikle büyük otellerde Çin mutfağından bazı örneklerin olması, alışveriş merkezlerinde lisan konusunda yardımcı olabilecek personelin bulunması, bu konuda bizim de önümüzü açacaktır’’ ifadelerini kullandı. 

2018’in çok verimli ve hareketli bir yıl olduğunun altını çizen Önen, şöyle devam etti: 

‘‘Turizm Yılı etkinliklerinin yanı sıra, Türkiye’den sekiz bakanı Çin’de ağırladık; Çin’den üç bakan da Türkiye’ye gitti. Karşılıklı 10’un üzerinde bakan yardımcısı ziyareti gerçekleşti ve 10 yıl aradan sonra Türkiye’den bir meclis başkanı o zaman Binali Bey’di, Çin’e ziyarette bulundu. Alt düzeyde de onlarca ziyaret oldu karşılıklı. Bunlarla birlikte Türkiye’deki Çin farkındalığını, Çin’de yapılacak yatırımları, Çin’de olan fırsatları anlatmak konusunda büyük merhale katettik. Aynı şekilde Türkiye’nin varlığını, zenginliklerini Çin’de anlatmak üzere birçok alanda işbirliği yaptık ve fırsatları değerlendirdik.’’ 

Pekin Büyükelçisi Önen, son olarak Türkiye’den daha fazla öğrenciyi Çin’e lisans, yüksek lisans ve doktora öğrenimleri için gelmeye teşvik ettiklerini sözlerine ekledi.  

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beşiktaş’ta facianın eşiğinden dönüldü: Freni boşalan tır binaya çarptı Beşiktaş’ta bir tır şoförü, inşaata demir indirdikten sonra aracı park edip kendine çıkış yolu aramak için aracından indi. İçinde şoförü olmayan tır, freni boşalınca yokuş aşağı kayarak bir binaya çarptı. Bina sakinleri olay nedeniyle korku yaşarken, facianın eşiğinden dönüldü. Kaza saat 11.40 sıralarında Beşiktaş ilçesi Cihannüma mahallesi Çömezler Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre sokakta bulunan inşaat alanına bir tırla demir getirildi. Demirler tırdan indirildikten sonra tır şoför M.G. (45) yokuş aşağı vaziyette tırı park edip, araçtan indi ve çıkış için sokakta kendine yol aramaya başladı. O sırada park halinde bulunan tır freni boşalınca yokuş aşağı kaymaya başladı ve ardından sokakta bulunan 5 katlı bir binanın yan duvarına çarparak durabildi. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken bir emlakçıda, tırın çarptığı binada ve tırda hasar meydana geldi. Olay esnasında sokakta kimsenin olmamasıyla faciadan dönüldü. Bina sakinleri ise olayın ardından büyük korku yaşadı. "Şoförle konuştum, freni boşalmış. Önlemini alacaksın kardeşim" Mahalle sakinlerinden Özen Hınçal o anları anlattı. Hınçal, "Evden çıktım alışverişe gidecektim. Gündüz gözüyle bu tır demirleri bu inşaata getirmiş. Yasak getirmeleri lazım, buradan bir sürü insan geçiyor. Kedisinin köpeğini parka getirenler oluyor. Burada o kadar çok kaza oluyor. Burada motor, araba kazaları çok oluyor. Buraya önlem almaları lazım böyle bir şey yok. Şoförle dışarıda konuştum. Freni boşalmış, önlemini alacaksın kardeşim çıkmadan" diye konuştu. "Şoför tırdan inince tırın kaydığını gördüm" Olay sonucu dükkanında maddi hasar meydana gelen emlakçı Seyhan Demir ise, "Aracı boşalttılar, gördüğünüz demirleri indirdiler. Araç duruyordu şoför indi, aşağıya doğru yürüdü. Muhtemelen kendine yol bulmak için tırdan indi. O an da tırın kaydığını gördüm kaldırımdan demirlere girdi sonra binaya çarptı ve durdu. İki tane tabelamız yıkıldı. Sokakta şans eseri kimse yoktu" dedi.
Sakarya Okuldan vazgeçti, ömrünü akrep ve yelkovana adadı Sakarya’da 75 yaşındaki Necip Can, ortaokul yıllarında hevesle başladığı saat tamirciliğini 61 yıldır ilk günkü titizlikle sürdürüyor. Yarım asrı aşkın süredir zamana ayar veren Can, yetiştirecek çırak bulamamaktan yakınıyor. Mesleğe 1963 yılında İstanbul’da adım atan Necip Can, Sakarya’ya yerleştikten sonra Adapazarı ilçesinin işlek noktalarından Çark Caddesi’ndeki dükkanında yarım asrı devirdi. Gelişen teknolojiye ve dijital saatlerin yaygınlaşmasına rağmen mesleğini titizlikle icra eden Can, mekanik saatlere hayat vererek zamana ayar veriyor. Mesleğe duyduğu ilginin okul hayatının önüne geçtiğini belirten Can, "61 yıl oldu. Bu iş zevk işi. Saatlere olan hevesim yüzünden ortaokul ikinci sınıfta okulu bıraktım. Bu mesleğe 1963 yılında İstanbul’da başladım. O dönemlerde pilli saatler yoktu, her şey mekanik üzerineydi. Eski cep saatlerine fotoğraf koydurmak isteyenler olurdu, kapaklarına fotoğraf işlerdik. Artık gençlerde bu tür ince işlere pek heves kalmadı" dedi. "Gerçekten hevesi olan gelsin, yetiştirelim" Sektörün en büyük sorununun çırak yetişmemesi olduğunu vurgulayan Can, işin zorluğu ve sabır gerektirmesi nedeniyle gençlerin mesleğe ilgi duymadığını ifade etti. Tecrübelerini yeni nesle aktarmak istediğini dile getiren Can, "Gençlerde heves yok. Saatçilik mesleği zor bir meslek, herkes yapamaz. Gerçekten hevesleri varsa tezgahımıza gelsinler yetiştirelim" diye konuştu. "Piyanistim" Saat ustalığının yanı sıra sanatçı bir kimliğe de sahip olan Necip Can, gençlik yıllarında profesyonel olarak müzikle ilgilendiğini anlattı. İnce işçilik gerektiren mesleğinin yanında piyanistlik de yaptığını belirten Can, "Yıllarca İstanbul Beyoğlu piyasasında piyanist şantör olarak programlar yaptım. Hobi olarak ara sıra piyano çalmayı sürdürüyorum" ifadelerini kullandı. (ACK-HFV-
Nevşehir Kayıp genç kızdan acı haber Nevşehir’de dün akşam saatlerinden itibaren kendisinden haber alınamayan 19 yaşındaki genç kızın cansız bedenine ulaşıldı.Edinilen bilgilere göre, 19 yaşındaki Sümeyye Satılmış dün saat 17.00 sıralarında Kayaşehir ve Kahveci Dağı çevresindeyken yakınları ile görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşmenin ardından genç kızdan bir daha haber alamayan yakınları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirerek yardım talebinde bulundu. İhbar üzerine harekete geçen polis ekipleri, Sümeyye Satılmış’ı bulmak için gece saatlerinde başlatılan geniş çaplı arama sabah saatlerinde de devam etti. Ekipler bölgede hem yaya hem de dron destekli arama yaptı. Ayrıca çevrede bulunan güvenlik ve KGYS kameralarını inceleyen ekipler, kızın dün akşam saatlerinde Kahveci Dağı eteklerinde gezdiği görüntüye ulaştı. Bölgede çalışmalarını sıklaştıran ekipler, genç kızın cansız bedenine ulaştı. Satılmış’ın yüksekten düşerek yaşamını yitirdiği öğrenilirken, kesin ölüm nedeni yapılacak otopsinin ardından tespit edilecek.Öte yandan, olay yerinde geniş güvenlik önlemi alan polis ekipleri de inceleme yaptı. Satılmış’ın cansız bedeni yapılan incelemenin ardından morga kaldırıldı.Dedesinin ifadesi ortaya çıktıAyrıca, Nevşehir’de yalnız yaşayan Sümeyye Satılmış’ın dedesinin karakolda verdiği ifade de ortaya çıktı. Dede M.Y.’nin verdiği ifadede, "İkametinde tek başına yaşamaktadır. Anne ve babası Nevşehir merkezde değildir. Torunum dün 10.20’de aradı ve rutin bir şekilde konuştuk. Bana işten geldiğini ve yatacağını söyledi. Sonrasında konuşmayı sonlandırdık. Sümeyye’nin annesi F., beni saat 18.00’de aradı. Sümeyye’den haber alamadığını, evini dağıttığını ve kendisine ulaşamadığını söyledi. Bende bu nedenle Sümeyye’nin ikametine gittim. İkamete gittiğimde ikamet dağınık durumdaydı. Kızım ile konuyu konuştum ve sonrasında Sümeyye’ye ulaşmaya çalıştım. Fakat ulaşamadım" dedi.
Ankara Doç. Dr. Çolak: "Aile desteği yolculuğu güçlendiriyor" Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanser hastalarında aile desteğinin tedavi sürecini güçlendirdiğini belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle değerlendirmelerde bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin toplumda hala tek bir hastalık gibi algılandığını ancak bu yaklaşımın günümüz tıbbını yansıtmadığını belirtti. Kanserin köken aldığı organa, hücre tipine ve biyolojik özelliklerine göre çok farklı seyirler gösterebilen bir hastalık grubu olduğunu vurgulayan Çolak, "Bugün kanseri tek başına bir tanı olarak değil, kişiye özel değerlendirilmesi gereken bir süreç olarak ele alıyoruz" dedi. Erken tanı tedavinin seyrini doğrudan etkiliyor Kanserde erken tanının hayati önem taşıdığını ifade eden Çolak, tanı sürecinde doğru zamanda yapılan tetkiklerin ve multidisipliner değerlendirmenin hastalığın gidişatını belirlediğini söyledi. Erken evrede tespit edilen kanserlerde tedavi başarısının ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını belirten Çolak, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Kanser tedavisinde bütüncül yaklaşım öne çıkıyor Günümüzde kanser tedavisinin yalnızca ilaç ya da cerrahi girişimlerden ibaret olmadığını belirten Çolak, "Bütüncül yaklaşım hastayı fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle bir bütün olarak ele almak anlamına geliyor" diye konuştu. Çolak, tedavi sürecinde psikolojik destek, beslenme, yaşam tarzı düzenlemeleri ve yan etki yönetiminin de en az tıbbi tedaviler kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Aile desteği tedavi yolculuğunu güçlendiriyor Kanser tedavisinin yalnızca hastayı değil, ailesini de kapsayan bir süreç olduğunu dile getiren Çolak, aile desteğinin hastanın motivasyonunu ve tedaviye bağlılığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Çolak, ailenin doğru bilgilendirilmesinin hastanın duygusal yükünü hafiflettiğini ve süreci daha yönetilebilir kıldığını belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma mesaj veren Çolak, kanserle ilgili en yanlış algının ’çaresizlik’ olduğunu söyledi. Çolak, farkındalığın ve bilginin kanserle mücadelenin en güçlü unsurları olduğunu vurgulayarak, "Kanser, erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımlarıyla yönetilebilen bir hastalık grubudur" dedi.
Bursa Kapıyı çalan kişi ile görüşmeye indi, o günden beri kayıp Bursa’da gece yarısı zili çalan kişi ile konuşmak için kapının önüne çıkan 77 yaşındaki emekli polis Ali Fuat Uzunoğlu’ndan bir haftadır haber alınamıyor. Yaşlı adamın şüpheli bir şekilde ortadan kaybolmasının ardından polis ekipleri çok yönlü araştırma başlattı. Edinilen bilgiye göre, Osmangazi ilçesine bağlı Selamet Mahallesi’nde 3 katlı binanın 3’üncü katında eşiyle birlikte yaşayan 3 çocuk ve 5 torun sahibi 77 yaşındaki Ali Fuat Uzunoğlu’nun 29 Ocak’ta gece yarısı zili çalındı. Zili çalan kişiyle görüşmek için kapıya inen yaşlı adamdan o andan sonra bir daha haber alınamadı. Ali Fuat Uzunoğlu’nun eşinin çocuklarını arayıp haber vermesinin ardından olay polise bildirildi. Olay yerinde inceleme yapan ekipler şüpheli bir şekilde ortadan kaybolan yaşlı adamın izini bulmak için tahkikat başlattı. Emekli polis memuru Ali Fuat Uzunoğlu’nu bulabilmek için 3 ayrı şubeden özel ekiplerin araştırma yaptığı bildirildi. Babam evden camiye, camiden eve giden biriydi Anne ve babasının üç katlı binanın en üst katında yaşadıklarını, orta katın boş olduğu ve alt katının dükkan olduğu; binada anne ve babasından başka kimsenin oturmadığını belirten Murat Uzunoğlu, "Babam zilin çalması üzerine pencereden bakmış ve kimseyi göremeyince anneme ’ben kim diye bakıp geliyorum’ demiş. Bir tek aşağıya indiğini biliyoruz. O andan sonra bir daha babamı görmedik. Zili kim ya da kimler çaldı, kapının önünde kim vardı, araç var mıydı, yok muydu bilmiyoruz. Kimse görmemiş. Telefonunu da evde bırakmış ekipler evde aranması gereken her yeri aradılar alttaki boş daire ve dükkanı kontrol ettiler ama babamın izine halen rastlanmadı" dedi. Vatandaşlara da çağrıda bulunan Murat Uzunoğlu, "İnsaniyet namına, babamı gören ya da yerini bilenler 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ya da +90 505 335 42 23, +90 545 636 55 79, +90 505 776 35 60 numaralı telefonlara bilgi versin" dedi.