EKONOMİ - 14 Şubat 2020 Cuma 17:21

Yeni Honda Jazz hibrit teknolojisi ile geliyor

A
A
A
Yeni Honda Jazz hibrit teknolojisi ile geliyor

Japon otomobil markası Honda, jazz modelinin hibrit versiyonunu tanıttı. e:HEV hibrit teknolojisi ile performanslı ve yüksek verimlilik seviyesine sahip bir sürüş deneyimi sunan araç, yeni kompakt sınıf model artan yolcu konforu, ileri teknoloji, gelişmiş araç içi bağlanabilirlik çözümleri ve uzaktan hizmet erişimi gibi çözümler sunuyor.

Yeni Honda Jazz bünyesinde barındırdığı donanım ve teknolojilerle donattığı hibrit versiyon aracını piyasaya sürüyor. Honda’nın 2022 yılında tüm modellerinin elektrikli veya hibrit olmasını hedefleyen ‘Elektrik Vizyon Stratejisi’nde önemli bir yere sahip olan yeni Honda Jazz’ın 2020 yılının yaz aylarında Avrupa genelinde satışa sunulması bekleniyor. ‘Elektrik Vizyon Stratejisi’ kapsamında oluşturulan ‘e:Technology’ markası altında e:HEV logosunu taşıyan ilk model olan Jazz’ın ayrıca bir de Crosstar versiyonu olacak.

Sıfır km’den 100 km’ye 9,4 saniyede çıkabilme kabiliyetine sahip araç, 298 litre bagaj hacmi ve ileri teknoloji donanımlarıyla dikkat çekiyor.

Gelişmiş e:HEV hibrit teknolojisi
Şirketten yapılan açıklamaya göre Japon devi bir ilk gerçekleştirerek yeni Jazz’ı Avrupa genelinde son derece gelişmiş bir hibrit güç-aktarma sistemiyle satışa sunacak. Markanın yeni e:HEV logosunu taşıyan yeni Jazz; sınıfının lider konfor ve fonksiyonellik özellikleriyle yüksek performans ve verimlilik seviyesini aynı potada eritmek üzere tasarlandı.

Yeni Honda Jazz hibrit teknolojisi ile geliyor

Marka hibrit teknolojisiyle satışa sunacağı araç ile ilgili şu bilgileri paylaştı:
“e:HEV sistemi Jazz için keyifli bir sürüş deneyimi sunmak üzere geliştirildi. Sistem iki adet elektromotor ile 1.5-litre DOHC i-VTEC benzinli motor, lityum iyon batarya kiti ve yenilikçi tek bir sabit dişli oranı sahip sabit vitesli güç aktarımından oluşuyor. Tüm bu sistem donanımları birbiriyle uyum içerisinde çalışıyor ve son derece akıcı bir sürüş deneyimi yaşatıyor.

Toplam 109 PS / 80 kW sistem gücüyle yeni Jazz e:HEV 0-100 km/s hızlanmasını 9,4 saniyede tamamlıyor ve 175 km/s maksimum hıza ulaşıyor. Söz konusu güç ve hızlanma değerleri gerek şehir içinde gerekse de şehir dışında ve otoyollarda son derece akıcı bir sürüş deneyimi sunuyor. Yüksek verimlilik seviyesine sahip hibrit sistem 102 gr/km (WLTP) CO2 emisyon salım değeri ve 4,5 lt/100km (WLTP) tüketim değeriyle ile Crosstar versiyonunda ise 110 gr/km (WLTP) ve 4,8 lt/100km (WLTP) değeriyle son derece çevreci ve ekonomik yapı sergiliyor.

Yüksek verimlilik seviyesiyle üstün sürüş keyfini bu arada sunan e:HEV hibrit sistemde üç farklı sürüş modu bulunuyor. EV Drive sürüş modunda lityum bataryalar elektromotoru enerji ile besliyor. Hybrid Drive sürüş modunda benzinli motor elektrik jeneratörünü besliyor ve elektrik jeneratörü ise elektromotoru besliyor. Engine Drive sürüş modunda ise benzinli motor gücünü doğrudan tekerleklere aktarıyor.

Özellikle şehir içindeki çoğu sürüş senaryosunda EV Drive ve Hybrid Drive sürüş modları yeterli olurken otoyol sürüşlerinde Engine Drive sürüş modu devreye giriyor. Ani hızlanmalardaki güç gereksinimlerinde elektromotor benzinli motoru desteklemek üzere devreye giriyor.

Hybrid Drive sürüş modunda benzinli motordan gelen aşırı güç yönlendirilerek akü jeneratör motoru ile şarj edilebiliyor. EV Drive aynı zamanda yavaşlama anında oluşan fiziki enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürerek bataryayı şarj ediyor.

Sürüş modu geçişleri hissedilmiyor
Honda Jazz e:HEV’in sistemindeki üç sürüş modu arasında geçiş yaparken yolcuların bunu hissetmemesi ve geçiş esnasındaki gecikmenin en aza indirgenmesi sağlandı. Yüksek hızlı elektromotorlar, Honda tarafından mümkün olduğunca hafif, kompakt, verimli ve güç yoğun olacak şekilde şirket içinde geliştirildi. 253 Nm'ye kadar yüksek bir tork üretmek üzere 13.300 d/d çeviren elektromotor ile düşük hızlarda da etkileyici bir hızlanma performansı sunuldu.

Geleneksel bir şanzıman yerine tek bir sabit dişli oranı kullanılan sistem hızlanma sırasında daha düzgün bir tork aktarımı ve doğrusal bir hızlanma hissi veriyor. Böylece Honda’nın sistemi, diğer hibrit araçlarda yaygın olarak kullanılan gezegen dişliye sahip eCVT'den daha kompakt ve verimli bir yapı sunuyor.
e:HEV sayesinde elde edilen yumuşak ve akıcı hızlanma dışında yeni Jazz'da sürüş konforu düşük sürtünmeli süspansiyon ve geliştirilmiş gövde rijitliği ile sürüş konforu da arttırıldı.

Bagaj hacmi 298 litre
Yeni Jazz geliştirilirken önceki neslin en önemli özelliklerinden biri olan sınıfının önde gelen iç mekân değerlerini korumak için Honda mühendisleri ve tasarım ekibi yakın işbirliği içinde çalıştı. Bagaj hacmi 298 litre (koltuklar dik konumda) ile 1203 litre (koltuklar katlı) arasında değişiyor. Söz konusu geniş iç mekân ve bagaj hacminin elde edilmesinde elektrikli güç-aktarma sisteminin şasiye zekice entegrasyonu büyük öneme sahip.
Alan kazanmak için emiş sistemi, şanzıman, jeneratör ve güç kontrol ünitesi (PCU) olmak üzere birçok noktada iyileştirmeler yapıldı. Elde edilen alan sayesinde yardımcı 12V akü de motor bölmesine kendine yer bulabildi.

İç mekânın bu kadar geniş tutulabilmesi noktasında yakıt deposunun konumu da önemli bir paya sahip. Yakıt deposu bu sınıfta benzersiz olan ön koltukların altında şasinin ortasında konumlandırıldı. Bu sayede koltukların zemine katlama veya yukarı kaldırma yoluyla Jazz’a benzersiz bir kullanım esnekliği kazandıran ‘Sihirli Koltuklar’ uygulanabildi.

Yeni sezgisel bağlanabilirlik çözümleri
Yeni Honda Jazz, son derece gelişmiş araç içi bağlanabilirlik çözümleriyle donatıldı. Kullanımı kolay LCD dokunmatik ekran arayüzü, sürücünün dikkatini en az dağıtacak şekilde tasarlandı. Düzenli olarak kullanılan fonksiyonları yönetme süresi önceki modele göre yüzde 58 oranında iyileştirilerek daha güvenli ve daha ergonomik bir yapı sunuluyor.

Arayüz güncel akıllı telefonlarla benzer bir mantıkla yani sürükleme ve tıklama mantığı ile kullanılıyor. Ekran, sık kullanılan işlevlere ve ses kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak üzere kısayollar eklenerek kişiselleştirilebiliyor.

Hava durumu, park yeri bulma, müzik, navigasyon, konum bulma ve telefon da dahil fonksiyonlara dokunmatik ekran veya sesli komut sistemi üzerinden erişiliyor. Kablosuz veya USB kablo ile oluşturulan bağlantı ile Android Auto ve Apple CarPlay üzerinden sağlanan akıllı telefon ekran yansıtma özelliği ile sisteme entegre uygulamalar desteklenebiliyor. Ayrıca Honda Jazz’da ilk kez WiFi Hotspot özelliği de sunuluyor.

Honda Personal Assistant
Gelişmiş dokunmatik ekran üzerinden erişilen bağlı hizmetler ve uygulamalar Honda Personal Assistant aracılığıyla sesli komut üzerinden de etkinleştirilebiliyor. Honda’da ilk kez kullanıma sunulan sezgisel Honda Personal Assistant, bir dizi çevrimiçi hizmete erişmek için doğal ifadeleri anlayan akıllı yapay zekâ (AI) ile çalışıyor.

Honda Personal Assistant “OK Honda” ifadesi ve ilgili soru veya talimatla etkinleştirilebiliyor. Soyut bir yüz animasyonu yanıta eşlik ediyor ve etkileşimleri görsel olarak kabul ediyor.

İçerik tanımlama fonksiyonu, yapay zekânın takip eden sorunun ve yanıtlarının içeriğini anlamasıyla kullanıcının doğal bir şekilde sohbet etmesini sağlıyor. Sistem ayrıca, anlık olarak kullanılabilen hizmetleri bulmak için içerikle birlikte gerçek zamanlı arama işlevini destekliyor.

'Honda SENSING' aktif güvenlik teknolojileri
Yeni Honda Jazz, standart olarak kapsamı genişletilen güvenlik özellikleri ve sürüş destek sistemleriyle yollara çıkıyor. Honda'nın Çarpışma Önleme Fren Sistemi daha da geliştirildi. Sistem artık yayaları ve bisikletlileri gece de tespit ediyor. Sistem ilave bir özellik olarak karşıdan gelen bir araçla kesişme veya yola bir araç girdiğinde olası bir çarpışmayı önlemek için fren uyguluyor.

Uyarlanabilir Hız Sabitleme Sistemi ve Şerit Takip Sistemi Jazz'da ilk kez standart olarak sunuluyor. Yol Dışına Çıkmayı Önleme Sistemi aracın şerit dışına çıktığını veya kaldırıma çok fazla yaklaştığını tespit etmesi halinde sürücüyü uyarıyor. Kör Nokta Uyarı Sistemi, Çapraz Trafik Uyarı Sistemi ile birlikte Executive donanım seviyesinde standart olarak sunuluyor.

Akıllı Hız Sınırlandırma Sistemi hız sınırı levhalarını algılayarak aracın hızını otomatik olarak uyarlıyor. Trafik işaretinin o an ki hızdan daha düşük bir hız göstermesi halinde sistem ekrandaki bir gösterge ve sesli bir uyarı ile sürücüyü uyararak aracı yavaşlatıyor. Otomatik Uzun Far yardımcısı ve Trafik İşareti Tanımlama Sistemi, Honda Sensing’in bir parçası olarak sürücünün hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor.

Honda, aktif güvenlik kadar pasif güvenliğe de önem veriyor. Yeni Honda Jazz’da olası bir kaza anında yolcuları korumak üzere yeni ön orta hava yastığı da dahil olmak üzere 10 adet hava yastığı bulunuyor. Söz konusu yenilikçi orta hava yastığı, sürücü koltuğunun arkasına entegre edilmiş olup çarpışma anında yandan açılarak yolcuların özellikle baş bölgelerini koruyor.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gümüşhane Gümüşhane Üniversitesi’nde akademisyenler için "meyve bahçesi" oluşturuldu Gümüşhane Üniversitesi yerleşkesinde akademisyenler adına yerel meyve fidanları dikilerek yaklaşık 1 hektarlık alanda bahçe oluşturuldu. Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde düzenlenen etkinlikte, son bir yıl içerisinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan akademisyenler adına elma ve armut başta olmak üzere yerel meyve fidanları toprakla buluşturuldu. Gümüşhane’nin geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle öne çıkan bir şehir olduğu vurgulanırken, bu kadim mirasın yaşatılması amacıyla yerel türlerden oluşan bahçe oluşturulduğu belirtildi. Etkinlikte Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi yerel türlere ait 80 fidan dikilirken, alana ayrıca dut fidanları da eklendi, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla genişletileceği ifade edildi. Dikilen her fidan akademisyenlerin unvanlarıyla ilişkilendirilirken, koordinatlarının kendilerine verildiği ve ağaçlara sahip çıkmalarının istendiği kaydedildi. Gümüşhane’de meyvecilik kültürünün korunması ve üniversite yerleşkesinde kalıcı bir yerel meyve bahçesi oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. "Kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız, "Gümüşhane Üniversitesi ana yerleşkesinde bir meyve dikim etkinliği gerçekleştirdik. Gümüşhane, geçmişten bugüne özellikle elma ve armut çeşitleriyle meyvecilik geleneğini sürdüren, meyvesiyle ünlü şehirlerden biridir. Üniversiteler akademisyenlerin yetiştiği kurumlardır. Biz de son bir yıl içinde doktor öğretim üyesi, doçent ve profesör kadrolarına atanan hocalarımıza anlamlı bir jest yapmak istedik. Bu kapsamda, her biri için Gümüşhane’ye özgü elma ve armut fidanlarından yaklaşık 1 hektarlık alanda bir bahçe oluşturduk. Gümüşhane meyveleriyle meşhur bir şehirdir. Nitekim Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde bu şehrin meyvelerinin lezzetinden övgüyle bahseder. Akademisyenlerimizin her biri adına, koordinatlarını da verdiğimiz yerel meyve ağaçları diktik. Hacı Hamza, Cinci, Menende, Miski ve Şalgam armudu ile Göbek, Misket, Sandık, Gelin, Bey ve Eşek elması gibi birçok yerel türü bu alanda bir araya getirdik. Ayrıca dut fidanları da diktik, ilerleyen süreçte ceviz ağaçlarıyla alanı genişleteceğiz. Hocalarımıza sadece tebrik belgesi vermek yerine bir sorumluluk da verdik: Ağaçlarına sahip çıkmalarını, onları büyütmelerini istedik. Bu geleneği sürdürerek Gümüşhane’de geçmişten gelen meyve türlerini korumayı ve üniversite içerisinde kalıcı bir meyve bahçesi oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. "Atanan her akademisyen için bir fidan dikilecek" Fidan dikim etkinliğinden memnuniyetini dile getiren Gümüşhane Üniversitesi Tasarım Bölümü Grafik Programı Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Piyadeoğlu, "Biraz şaşırdık, bu etkinlik beklediğimiz bir şey değildi ama keyifli oldu. Akademik anlamda kurumunuza bir sadakat, bağlılık hissettirmenin yollarından biri olarak iyi düşünülmüş bir etkinlik. Hepimizin ismini taşıyan, atamalarımızı temsil eden bu fidanların dikilmesi motive ediciydi. Keyifli anlar geçirdik, toprakla haşır neşir olduk. Hepimizin bir meyve ağacı oldu. Bundan sonra her atanan akademisyen için de bu bir geleneğe çevrilecek" diye konuştu. Gümüşhane TEMA Vakfı Başkanı ve akademisyen Neva Doğan ise, "Kampüsümüzde çeşitli yeşillendirme faaliyetleri yürütüyoruz sağ olsun rektörümüz de bu konuda çok özverili çok destek sağlıyor. İnşallah kampüsümüzü daha yeşil daha yaşanabilir bir hale getireceğiz. Bu tip etkinliklere katılmaktan da çok büyük zevk duyuyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara TCMB Başkanı Karahan: "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı (TCMB) Fatih Karahan, "Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. TCMB Başkanı Fatih Karahan, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş Başkanlığında toplanan TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nu bilgilendirme amacıyla sunum gerçekleştirdi. Karahan sunumunda, küresel gelişmeler, Türkiye ekonomisi, enflasyon ve para politikası çerçevesinde Merkez Bankası’nın uyguladığı politikalar ve faaliyetlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulundu. "ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı" Karahan, son dönemde jeopolitik gelişmelerin ekonomik programlar üzerinde belirleyici rol oynadığını dile getirdi. Küresel ekonomik görünüme ilişkin süregelen belirsizliklerin jeopolitik gelişmelerden ötürü belirgin şekilde yükseldiğini ifade eden Karahan, "Şubat ayı sonunda başlayan ABD-İsrail-İran Savaşı ile enerji fiyatları keskin bir şekilde arttı. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Mevcut durumda, enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor. Gerek ham petrol gerekse doğal gaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık son dönemde azalmış olsa da tarihsel ortalamasının üzerinde" açıklamasında bulundu. "2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor" Küresel ekonominin mevcut gerilimlerden ötürü önemli bir negatif arz şoku ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Karahan, "Daha da yükselen küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu. "Fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak için daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" Enerji fiyatlarına bağlı olarak manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Karahan, bu duruma küresel anlamda para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı oldu olduğuna vurgu yaptı. Bu kapsamda gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini söyleyen Karahan, "Enerji arzına ilişkin aksamaların sürmesi durumunda fiyat artışlarının ikincil etkilerini kontrol altına almak ve beklentileri çıpalamak için küresel ölçekte daha güçlü bir para politikası tepkisi gerekebilir" değerlendirmesinde bulundu. Karahan, TCMB’nin yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin tespitlerini de aktardı. Sıkı para politikalarının hedeflenen bir sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ettiğini söyleyen Karahan, 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla, belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini dile getirdi. Hizmet üretiminin şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiği bilgisini veren Karahan, bu dönemde, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkisi olan alt kalemlerde ise hizmet üretiminin azaldığına dikkati çekti. İşgücü piyasasında, ilk çeyrekte manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini dile getiren Karahan, işsizlik oranının geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergelerin ise yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti. Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış olduğunu söyleyen Karahan, yılbaşından bu yana tüketim malı ithalatının da gerilemekte olduğuna vurgu yaptı. "2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz" Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde, dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını ve milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade ederek, "Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükseliş, mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden oldu. Bir önceki çeyreğe göre gerileyen altın ithalatı cari dengeye pozitif katkı verdi. Ancak, korumacı önlemlerin halihazırda küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendi. Bu gelişmeler yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırıyor. 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin seyri her iki yönde de belirsizlik içeriyor" dedi. "Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda enflasyonun gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz" Yılın ilk çeyrekteki enflasyon görünümüne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını fakat yüksek seyrini de koruduğunu kaydetti. Karahan, şu ifadelere yer verdi: "Enflasyonun yakın dönemdeki seyrini değerlendirmek için ana eğilim göstergelerine başvuruyoruz. Yıllık enflasyon, geçmiş dönem artışları bünyesinde barındırdığından, yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabiliyor. Göstergelerin son üç aylık ortalamaları enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ediyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini görüyoruz. Yılın ilk aylarında gıda grubu enflasyona arttırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklarla sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Diğer yandan mart ve nisan aylarında jeopolitik gelişmelerle yurt içi enerji fiyatlarında kayda değer artışlar görüldü. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda yavaşlama devam ediyor." "Eşel mobil istemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı" Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını söyleyen Karahan, "Yurt içi enerji fiyatları, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde hızlandı. Sol panelden izleyebileceğiniz üzere, yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son iki ayda 19 puan artış gösterdi. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda, elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildi. Özellikle doğal gazda, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışı belirgin oldu. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sistemi devreye alındı. Eşel mobil sistemi, petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı. Bu etkiyi anlamak için ortalama Brent petrol fiyatının 85 dolara çıktığı bir senaryo düşünelim. Eşel mobilin olmadığı bir durumda bu şok 12 aylık bir dönem sonunda yıllık enflasyonu 4,5 puan kadar yükseltir. Eşel mobille bu şokun enflasyon üzerindeki etkisi 1,3 puana geriliyor" değerlendirmesinde bulundu. "kira verileri, kira enflasyonunda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" Karahan, son bir yıllık dönemde kira ve eğitim hizmetleri enflasyonunda önemli düşüşler yaşandığının altını çizerek, "Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira ve eğitim dışında kalan hizmet kalemlerinde ise tüketici enflasyonuna daha yakınsamış bir resim göze çarpıyor. Bu bağlamda, hizmet enflasyonu üzerinde önümüzdeki dönemde etkili olabilecek bazı unsurlara değinmekte fayda var. Kira tarafında; gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor" şeklinde konuştu. "Küresel gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" Enflasyon beklentilerinin seyrine ve öne çıkan risklere değinen Karahan, "Bir önceki sunum dönemi ile kıyasladığımızda, enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler, halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti; sonraki dönemde ise Orta Doğu’daki gelişmeler, enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtı. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru" dedi. "Attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu" Ocak ayında, para politikası adımlarının büyüklüğünü gözden geçirdiklerini ve politika faizini 100 baz puanlık bir indirimle yüzde 37 seviyesine getirdiklerini anımsatan Karahan, Orta Doğu’da yaşanan gerilimlerin oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla tedbirler aldıklarını sözlerine ekledi. Karahan, söz konusu tedbirlere ilişkin şu ifadelere yer verdi: "2 Mart itibarıyla bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vererek ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yüzde 40’ta oluşmasını sağladık. Ayrıca, döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladık. İvedilikle attığımız bu adımlar, piyasa oynaklıklarının sınırlı kalmasında etkili oldu. Devam eden süreçte, Türk lirası ve döviz piyasalarına ilişkin adımlarımızı sürdürdük. Bankaların Türk lirası ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Mart tarihinden itibaren geleneksel yöntemle alım yönlü swap ihaleleri ile Türk lirası fonlama yapmaya başladık. Bu süreçte enflasyon görünümü üzerinde oluşabilecek riskleri sınırlamak amacıyla sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk." "KKM hesaplarında çok sınırlı bir bakiye kaldı" Karahan, TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirlerini sıkı parasal duruşunu desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerini söyleyerek, "TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguluyoruz. KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025 yılında sonlandırmıştık. Bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldı. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullanıyoruz. Son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikamız ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendiriyoruz" ifadelerine yer verdi. Kredi büyümesindeki yükselişin ticari kredilerden geldiğini kaydeden Karahan, geçen yılın son çeyreğinden itibaren TL ticari kredilerin önceki ayların üzerinde bir performans sergileyerek aylık ortalama yüzde 3’ün üzerinde büyüdüğünü bildirdi. Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkilerine değinerek, "Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şokları dezenflasyon sürecini olumsuz etkiliyor. Bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Bu bağlamda, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi belirtmek isterim. Çünkü, unutmamalıyız ki fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşuldur" açıklamasında bulundu. Komisyon, Karahan’ın konuşmasının ardından milletvekillerinin konuşmasıyla devam etti.