ASAYİŞ - 07 Şubat 2022 Pazartesi 12:08

Zeytinburnu’nda silahlı saldırı! Anne, baba ve oğlu böyle vurdu

A
A
A
Zeytinburnu’nda silahlı saldırı! Anne, baba ve oğlu böyle vurdu

Zeytinburnu’nda arabalarına binmek üzere evlerinden çıkan anne, baba ve oğulları silahlı saldırıya uğradı. O anlar kameraya yansıdı.

Olay, Cumartesi günü öğle saatlerinde, Zeytinburnu Çırpıcı Mahallesi 2’nci Taşocağı Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, otomobillerine binmek üzere evlerinden çıkan aile, husumetli oldukları bir kişi tarafından silahlı saldırıya uğradı. Aile fertleri arabaya bineceği sırada silahıyla ateş açan şüpheli, anne, baba ve oğulu yaraladı. Silah sesini duyan ve otomobilin sürücü koltuğundan inen başka bir aile ferdi ile çevredeki vatandaşlar yaralananlara yardım ederken, saldırgan olay yerinden kaçtı.

Polis ekipleri yakalamak için çalışma başlattı

Saldırının hemen ardından hastaneye kaldırılan yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, incelemelerini yaptı. Çevredeki güvenlik kamera kayıtlarını izleyen ve görgü şahitlerinin ifadesine başvuran polis ekipleri, şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.

Olay anı güvenlik kamerasında

Saldırı anı güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde, ailenin arabalarının başında beklediği esnada, arkalarından gelen şüphelinin önce oğullarına sonrasına ise anne ile babaya ateş edip koşarak uzaklaştığı görülüyor.

“Üçü de bacaklarından yaralanmıştı”

Olayı anlatan görgü şahidi bir vatandaş, "3-4 el silah sesi geldi. Başta çocuklar maytap patlatıyor dedim. Çıktım baktım, adamlar yerde 3 kişi yaralıydı. Bir kadın, iki erkekti. Üçü de bacaklarından yaralanmıştı. Yaralılar özel araçla hastaneye götürüldü” ifadelerini kullandı.

Bir diğer görgü şahidi ise silah sesini duymalarıyla birlikte dışarı çıktıklarını, yaralıların kendi arabalarıyla hastaneye götürüldüğünü ve polislerin incelemelerini yaptığını söyledi.

Caner Sönmez - İsmet Aktaş
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Uluslararası Mersin Maratonu dünya takviminde ilk 31’e girdi Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 7’ncisi düzenlenen Uluslararası Mersin Maratonu, dünya genelinde düzenlenen 214 maraton arasında 31’inci sıraya yükselerek önemli bir başarıya imza attı. Artan uluslararası katılım, rekor dereceler ve organizasyon kalitesiyle maraton, Mersin’i spor turizmi alanında dünya vitrinine taşıdı. Bu yıl, ‘Tarih ve doğaya, spora ve dostluğa, attığın her adımda Mersin koşar arkanda’ sloganıyla gerçekleştirilen Uluslararası Mersin Maratonu, sporculara sunduğu yüksek standartlar, güçlü organizasyon yapısı ve uluslararası katılım düzeyiyle, Mersin’in spor alanındaki vizyonunu bir kez daha ortaya koydu. 42K, 10K ve Halk Koşusu (3K) olmak üzere üç farklı kategoride düzenlenen maratona; Türkiye’nin yanı sıra 5 kıtadan 34 ülkeden toplam 2 bin 97 sporcu katıldı. Geniş uluslararası katılım, Uluslararası Mersin Maratonu’nun her yıl artan küresel bilinirliğinin somut bir göstergesi oldu. Maratonun elit yarışlarında elde edilen dereceler de organizasyonun dünya çapındaki konumunu güçlendirdi. 42K Maratonunda Kenyalı atlet Vitalis Kibiwott, 2:07:14’lük derecesiyle parkur rekoru kırarken, Kadınlar Kategorisinde Kenya’dan Rebecca Sirwanei Tauni, 2:25:35’lik derecesiyle birinciliği elde etti. Uluslararası takvimde hızla yükselen bir organizasyon 2024 yılında düzenlenen 203 maraton arasında 49. sırada iken, yüksek rekabet düzeyi, rekor performanslar ve organizasyon kalitesi sayesinde Uluslararası Mersin Maratonu, 2025 yılında dünya genelinde düzenlenen 214 maraton arasında 31. sıraya yükseldi. Bu başarı, maratonun kısa sürede kat ettiği gelişimi ve uluslararası takvimde hızla yükselen bir organizasyon haline geldiğini de açıkça ortaya koydu. Hedef, Mersin’i spor, kültür ve uluslararası etkinliklerle dünya kentleri arasında daha görünür kılmak Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin’i spor, kültür ve uluslararası etkinliklerle dünya kentleri arasında daha görünür kılmayı hedeflediklerini vurgularken, Uluslararası Mersin Maratonu’nun, kentin spor turizmi potansiyeline önemli katkılar sunmaya devam edeceğini ifade etti.
Adana Hayvan üreticilerinin kurtlarla başı dertte Adana’nın Feke ilçesinde hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticiler, son yıllarda artan kurt saldırıları nedeniyle büyük kayıplar yaşıyor. 1600 rakımda, eksi 30 dereceyi bulan zorlu kış şartlarında ayakta kalmaya çalışan üreticiler, kurtların sürülere gündüz saatlerinde dahi saldırdığını belirterek yetkililerden çözüm bekliyor. Adana’nın Feke ilçesine bağlı Mansurlu Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan üreticiler, kurt saldırılarının her geçen yıl arttığını ifade etti. Özellikle son 10 yılda kurtların sürüler halinde dolaştığını ve hayvan kayıplarının ciddi boyutlara ulaştığını belirten üreticiler, kurtların insanlardan korkmadığını, havaya ateş açılmasına rağmen kaçmadığını dile getirdi. "Hayvancılığı bırakma noktasına geldik" Üreticilerden Onur Atlı, bölgede hayvancılık yapmanın her geçen yıl daha da zorlaştığını belirterek, "Burası yaklaşık 1400–1600 rakımda. 300 başa yakın küçükbaş, 30 civarında büyükbaş hayvanımız var. Gündüz eksi 3, gece eksi 30 dereceyi bulan şartlarda hayvancılık yapıyoruz. Son 10 yıldır kurtlarla mücadelemiz ciddi şekilde arttı. Eskiden sadece geceleri dağda kalan hayvanlarımızı alırlardı, geçen yıl 78 hayvanımız telef oldu. Bu yıl gündüz vakti sürülere saldırıyorlar. Şu ana kadar 20 hayvanımızı kaybettik. Yıllar içinde onlarca hayvanımız telef oldu, artık hayvancılığı bırakma noktasına geldik" dedi. "Adana’nın köyü ama Erzurum değil" Mansurlu mevkiinde hayvancılıkla uğraşan bir diğer üretici Kadir Atlı da kurt saldırılarına artık gündüzde karşılaştıklarını ifade ederek, "Bizim işimiz gücümüz hayvanlarla. Burası Adana’nın bir köyü ama kış şartları Erzurum’u aratmıyor. Ulaşım son iki yıldır iyi, belediyemiz sağ olsun çalışıyor. Ancak bizi bitiren tek sorun kurtlar. Köpeklerimiz olmasına rağmen, hayvanları güderken gözümüzün önünden alıp gidiyorlar. Geçen yıl 80 hayvanımız telef oldu. Bu yıl komşumuzun kurbanlık hayvanını ölü halde bulduk. Adamın 50 bin lirası boşa gitti. Öldürmek ceza. Ne insandan kaçıyorlar ne de havaya sıkınca kaçıyorlar" dedi. Üreticiler yetkililerden çözüm bekliyor Son yıllarda kurtların bölgede daha sık görülmeye başladığını vurgulayan üreticiler, kurtların insanlardan kaçmadığını ve mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle müdahale edemediklerini belirterek yetkililerden kalıcı ve etkili bir çözüm talep etti.
Mersin Mersin’in kültürel mirası Bellek Ofisi ile kayıt altına alınıyor Mersin’in geçmişine tanıklık eden isimleri bir araya getiren Mersin Bellek Ofisi, sözlü tarih çalışmalarıyla kentin kültürel mirasını kayıt altına alıyor. Bilimsel yöntemlerle yürütülen çalışmalar, Mersin’in hafızasını dijital ortamda koruyarak gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mersin Bellek Ofisi, kentin tarihi ve kültürel mirasını yaptığı sözlü tarih çalışmaları ile gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Mersin’in somut ve somut olmayan kültürel mirasını araştırma, kayıt altına alma, dijitalleştirme ve geleceğe hazırlamayı amaçlayan Bellek Ofisi, kent tarihine tanıklık etmiş değerli isimler ile yürüttüğü sözlü tarih çalışmalarını bilimsel temellerde ele alıyor. Mersin’de yıllarını geçirmiş, kent tarihinin öznesi haline gelmiş ve kültürel mirasın canlı tanıklığını yapmış kişiler, profesyonel ekipman ve uzmanlar eşliğinde sözlü tarih çalışmasına önemli katkılarda bulunuyor. Bellek Ofisi, kültürel mirası kent kimliği ile bütünleştiriyor Binlerce yıllık geçmişe sahip olan ve medeniyetlerin mozaiğini bünyesinde taşıyan Mersin, yakın tarihi ile de önemini korurken, kültürel mirasını kent kimliği ile birleştiriyor. Kültürel mirasın sirayet ettiği her alanı nesiller boyu canlı tutmayı amaçlayan Mersin Büyükşehir Belediyesi, Bellek Ofisi aracılığıyla tarihe tanıklığı somut hale getiriyor. Mersin’in yakın dönem tarihine tanıklık eden isimlerin birinci ağızdan sunduğu bilgiler ve hatıralar kentin geçmişini belgeleyen gazete, dergi, fotoğraf, harita, efemera ve eski evraklar ile destekleniyor. Çeşitli materyalleri arşive kazandıran Bellek Ofisi, toplanan tüm belgeleri modern arşivcilik tekniklerine uygun şekilde koruyor ve kentin dijital hafızasını oluşturuyor. Kent kimliğini pekiştirmeyi, aidiyet duygusunu artırmayı ve kültürel mirası görünür kılmayı esas edinen tüm çalışmalar, tarihi kaynaklar ile bu şekilde güçlendiriliyor. "Mersin Bellek Ofisi, kent mirasının araştırma süreçlerine dahil oluyor" Mersin Bellek Ofisinin misyonu hakkında konuşan Büyükşehir Belediyesi Kent Katılımı ve Sivil Toplumla İlişkiler Şube Müdürü Başar Akça, kentin kadim tarihi ile bütünleşmiş her alanda çalışmalar yürütüldüğünü vurguladı. Kentin sosyal ve kültürel ilişkilerinin yoğunluğuna değinen Akça, "Mersin, gerçekten kendine has dokusu olan, belki örneklerine rastlamayacağımız çok kadim bir kent. Mersin Bellek Ofisi böyle kendine has özellikleri, hatıraları olan bu şehirde çalışmalarını sürdürüyor. Bu hatıralar somut ve somut olmayan kültürel mirasımız aslında. Somut objelerimiz, hatıralarımız, kartpostallarımız, mektuplarımız, tablolarımız bunların hepsi Mersin Bellek Ofisinin çalışma ve araştırma süreçlerine dahil oluyor. Mersin Bellek Ofisi tüm bu saydığım unsurları öncelikle araştıran, tasnif eden ve bunları uzun vadede dijitalleştirerek tüm kamuoyunun bilgisine sunmaya çalışan bir ofis olarak doğdu" dedi. "Yakın zamanda birinci sözlü tarih kitapçığımızı Mersin kamuoyuna sunacağız" Sözlü tarih çalışmaları ile gerçek ve doğru tarihi ilk elden belgelediklerini dile getiren Akça, tarihe tanıklık etmiş kişilerle oluşturulan ağın her geçen gün güçlendirildiğinin altını çizdi. Sözlü tarih çalışmalarını bilimsel yöntemlerle ele aldıklarını ifade eden Akça, "Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı olarak çalışmalarını sürdüren Mersin Bellek Ofisimiz, profesyonel video ve ses kayıtlarıyla Mersin’deki hayat hikayeleri eşliğinde ön görüşmeler yapıyor. Akabinde Mersin Bellek Ofisi binamızda kayıtlarımız tamamlanmış oluyor. Tüm bu kayıtları arkadaşlarımız dinleyerek deşifre ediyor ve metinlere dönüştürüyorlar. Yakın zamanda birinci sözlü tarih kitapçığımız da Mersin kamuoyuna sunmuş olacağız" diye konuştu.
Hatay Depremde evi yıkılan aile yangınla ikinci kez yuvasız kaldı Hatay’da depremde evi yıkılan Ali Kaba ve ailesinin yaşadıkları yeni evleri, çıkan yangında zarar gördü. Yangın, Antakya ilçesi Bağrıyanık Mahallesi’nde bulunan müstakil evde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, müstakil evde yaşayan Ali Kaba ve ailesinin yuvası alevlere teslim oldu. Alevlerin içten içe yandığı evi gören ev sahibi Ali Kaba’nın 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirmesi üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye intikal eden Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek alevleri büyümeden söndürürken evde maddi hasar oluştu. Asrın felaketinde evi yıkılan Kaba, depremi atlatmaya çalışırken yangınla birlikte ikinci kez felaketi yaşadı. Depremden sonra hem diyaliz hem de kanser hastası olan eşiyle birlikte yaşadığını ifade eden Kaba, yeniden ayağa kalkmaya çalıştığını, destek beklediklerini söyledi. "Ev içten içe yandı, evin içerisine baktığımızda tavanlar, koltuklar, eşyalar hepsi yanmıştı" Depremde evi yıkıldıktan sonra kanser hastası eşiyle birlikte yaşadığı kızının evinde yangın çıktığını ifade eden depremzede Ali Kaba, "Nasıl yandığını bilmiyoruz. Torunum evin kapısını simsiyah görünce o zaman kalkıp baktığımızda gördük. Kapıyı açtığımızda ev yanıyordu, ev içten içe yandı. Evin içerisine baktığımızda tavanlar, koltuklar, eşyalar hepsi yanmıştı. Biz içeriye dumandan dolayı geçemedik ve itfaiye ekiplerine haber verdik. Evde buzdolabı, televizyon, koltuklar, tavanlar her şey yandı. Depremde Emek Mahallesi’nde oturuyorduk ve evimiz yıkıldı. Sonra konteynerde yaşamaya başladık ama kalabalık olduğumuz için sığamadık. Benim eşim hem diyaliz hem de kanser hastası olduğu için kızımın evinin bodrum katını temizleyip yaşamaya başladık. Depremde kız kardeşim, yeğenlerim ve çok kaybımız oldu" ifadelerini kullandı.