ASAYİŞ - 29 Eylül 2023 Cuma 09:41

Halil Duman cinayetinde savcı mütalaasını açıkladı

A
A
A
Halil Duman cinayetinde savcı mütalaasını açıkladı

Hakkari’nin Kaval köyünde öldürüldükten sonra cenazesi mağaraya saklanan Halil Duman, cinayetinin altında kan davası çıktı. Cinayetin failleri H.K., A.Y. ve köy muhtarı A.D., 32 yıl önce öldürülen Kazım Kanat’ın intikamını almak amacıyla tasarladıklarını itiraf etti. Savcı mütalaasında ’Tasarlayarak Kan Gütme Saikiyle Öldürme’ suçundan zanlılara ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.



Kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Kaval köyünde yaşayan 9 çocuk babası Halil Duman, 10 Haziran 2018 tarihinde tarlaya gitmek için evden ayrılmış, akşam eve dönmeyince de meraklanan yakınları aramaya çıkmıştı. Jandarma, AFAD ve köy sakinleri Duman’ı bulmak için günlerce çalışma başlatmış ancak bulunamamıştı. Polis ve jandarmanın titizlikle yürüttüğü çalışmalar sonucu, cinayeti işledikleri tespit edilen H.K., A.Y. ve azmettirici A.D., için düğmeye basıldı. Van’da olduğu tespit edilen zanlıların saklandıkları adrese düzenlenen operasyonla 24 Mayıs 2022’de gözaltına alındılar. Gözaltına alınan şüphelilerin ifadeleri üzerine yaşlı adamı kalaşnikof silahla 3 el ateş ederek öldürdükleri ve cesedini mağaraya taşıdıktan sonra mağaranın önünü taş duvar örerek sakladıklarını itiraf ettiler.



Savcı mütalaasını açıkladı


Savcı, dosya çerçevesinde cinayet zanlısı tutuklu H.K.’nın 1994’te öldürülen ağabeyi Kazım Kanat’ın intikamını almak için fırsat kolladığını ve kan davası gütme saikiyle hareket ettiği, olay günü ele geçirilemeyen kalaşnikof marka tüfekle Halil Duman’ı 3 el ateş ederek öldürdüğü gerekçesiyle ağırlaştırılmış hapis cezası istedi.



“Tutuksuz sanıklara da müebbet”


Tutuksuz yargılanan A.Y. ise, uzun süredir Duman ailesinden intikam almak için fırsat kollayan H.K.’yi köye götürdüğü, olay yerinden kaçmasını sağladığı, bu hususun sanık beyanında da dosya çerçevesinde deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde bu eyleme başından sonuna kadar katıldığı, öldürme olayı ile ilgili resmi makamlara bilgi vermediği hususları da bir bütün değerlendirildiğinde eyleminin yardım etme sorumluluğundan öteye geçerek iştirak halini aldığı A.Y. ve H.K.’nin kan gütme saikiyle gerçekleştirdiği eylemi diğer sanıkları ile birlikte tasarladığı ve eyleme bu şekilde iştirak ettiği sabit olmakla eylemleri nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.



“Muhtar cinayetin azmettiricisi ve tasarlayıcısı çıktı”


Tutuksuz sanık A.D., olay tarihinde köyde muhtar olmasından kaynaklı olarak su sırasının kimde olduğunu bildiği, kan gütme saikiyle hareket eden H.K. ve A.Y., su sırasını haber ettiği, Halil Duman ile akraba olmasından dolayı başına geleceklerden haberi olmayan maktülü olay yerine sürüklediği, sanık A.Y.’nin Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdiği ifadesinde “H.K.’nin yanında tüfeğin olmadığını, sanık A.D.’nin yanında kalaşnikofu gördüğünü, H.K.’nin bir anda nereden aldığını göremediği tüfeği çıkardığını” yine Sulh Ceza Hakimliğinde yapılan sorgusunda da “tüfeği olay yerinden almış olabileceğini veya A.D.’nin de almış olabileceğini” beyan etmesiyle birlikte değerlendirildiğinde sanık H.K.’nin eylemi gerçekleştirirken kullandığı tüfeği A.D.’den direkt aldığı veyahut da A.D.’nin Halil’i götürdüğü yerde aldığının anlaşıldığı, her ne kadar sanık A.D. alınan ifadesinde olay günü evde olduğunu beyan etmiş ise de tanık sıfatıyla beyanda bulunan ve A.D.’nin bahçesinde çalışan M.K.’nın alınan beyanında A.D.’yi olay günü evde hiç görmediğini beyan etti. Yine telefonunu diğer sanıklarla peş peşe açtığı, tüm bu huşularla birlikte değerlendirildiğinde A.D.’nin beyanlarının suçlamadan kurtulmaya yönelik olduğu su sırasının bilmeleri mümkün olmayan diğer sanıklara su sırasını haber vererek ve maktülü olay yerine götürerek, diğer sanıklarla birlikte Halil Duman’ın öldürülmesi eylemine iştirak ettiği sabit olmakla eylemi nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.


Karar duruşmasının, 2 Ekim Pazartesi günü 2’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüleceği öğrenildi.



Halil Duman cinayetinde savcı mütalaasını açıkladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu’da öğretmenlerden Türk halk müziği konseri Ordu’nun Kumru ilçesinde, büyük bir kısmını öğretmenlerin oluşturduğu polis ve sağlık çalışanlarının da destek verdiği "Türk Halk Müziği Öğretmen Korosu" ilk konserini verdi. Kumru Kaymakamlığı ve Kumru İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü öncülüğünde gerçekleştirilen program, Kumru Anadolu İmam Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda yapıldı. İlçedeki sanatseverlerin ve çevre ilçelerden gelen misafirlerin yoğun katılım gösterdiği konser öncesi salon tamamen dolarken, program saygı duruşu yapılması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Koro şefliğini Kumru Yunus Emre Özel Eğitim Uygulama Okulu Müzik Öğretmeni Alparslan Doğukan Yeşilbaş’ın üstlendiği konserin sunuculuğunu ise Anadolu Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Murat Yalçın gerçekleştirdi. Şef Yeşilbaş öncülüğünde sahne alan koro ekibi, geçmişten günümüze uzanan ve hafızalarda yer edinen birbirinden değerli türküleri seslendirdi. Türkülerin duygu yüklü hikâyeleriyle zenginleşen program, izleyicilere zaman zaman duygusal anlar yaşatırken, başarılı sahne performansı salonu dolduran dinleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. Şair Dursun Ali Akınet geceye renk kattı Konserin en anlamlı sürprizlerinden biri ise Türk halk müziğine ve gönüllere taht kuran eserlerin sahibi, şair Dursun Ali Akınet’in davetliler arasında yer alması oldu. Akınet’in katılımı, nedeniyle selamlama yaptığı sırada davetliler ayakta alkışladı. İlçede ilk kez düzenlenen sanat gecesine Kumru Kaymakamı Bahri Gökalp, Belediye Başkanı Yusuf Yalçuva, daire amirleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, oda başkanları, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programında yaptığı konuşmada, "Son 23 yılda Türkiye üretim kapasitesini büyüten, sanayi altyapısını güçlendiren, ihracatını çeşitlendiren ve küresel ekonomideki ağırlığını istikrarlı bir şekilde arttıran önemli bir kalkınma süreci yaşamıştır. 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ortaklığında İstanbul Finans Merkezi (İFM) VakıfBank Genel Merkezi Konferans Salonunda ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programı gerçekleşti. Program kapsamında, Türkiye’nin yatırım ve finans alanındaki dönüşüm süreci, sürdürülebilir finans politikaları, uluslararası doğrudan yatırımlar, küresel ekonomik gelişmeler ve geleceğe yönelik stratejik vizyonu bütüncül bir bakış açısıyla ele alındı. Öte yandan etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları bulunan "Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans" kitabı tanıtıldı. Tanıtılan kitap kapsamında Türkiye’nin son dönemdeki ekonomik dönüşümünün fikri ve stratejik arka planının kamuoyuyla paylaşılması hedefleniyor. "Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir" Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ‘Türkiye Yüzyılı’nda Yatırım ve Finans’ kitabının hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Hafıza önemli olduğuna dikkat çeken Yılmaz, " Böyle kitaplar her şeyden önce şunu gösteriyor bence. Türkiye’nin yürüyüşü alaşağı, sıradan bir yürüyüş değil. Gündelik tartışmalarla şekillenen bir yürüyüş değil; uzun soluklu, geniş perspektifli bir yürüyüş ve bu yürüyüş devam etmektedir. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Ayrıca bugün Finansal Okuryazarlık Günü. Öğleden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kapsamda bir etkinlikte konuşması var, oraya da katılacağız ama ben bu kürsüden Finansal Okuryazarlık Günü’nü de tebrik ediyorum. Bu konuda SPK başta olmak üzere çok güzel çalışmalar yürüten kurumlarımızı da tebrik ediyorum. Küresel ölçekte yatırım ve finans mimarisinin yeniden şekillendiği bir süreçte düzenlenen bu program, Türkiye’nin ekonomik perspektifi bakımından önemli bir zemin oluşturmaktadır. Son 23 yılda Türkiye; üretim kapasitesini büyüten, sanayi altyapısını güçlendiren, ihracatını çeşitlendiren ve küresel ekonomideki ağırlığını istikrarlı bir şekilde arttıran önemli bir kalkınma süreci yaşamıştır. 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir. Milli gelirimiz 230 küsur milyar dolarlardan geçtiğimiz yıl itibarıyla 1.6 trilyon dolar seviyesine çıkmış, kişi başına gelirimiz 3600 dolarlardan yine geçen yıl sonu itibarıyla 18.000 doların üstüne yükselmiştir. Nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi konumundayız, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumundayız. Bunlar Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteren önemli rakamlar. Bu yıllık 1.8 dünyanın üzerinde büyüme hızını hiç küçümsememek lazım. Bir yıl için olsa bu başarı, "Çok önemli değil" diyebilirsiniz. Ama 22-23 yıl boyunca yıllık ortalama bunu yakaladığınızda bunun birikimli etkisi sizi dünyadan ayrıştırıyor. İşte önemli olan bu; istikrarlı bir şekilde bu pozitif farkı koruyabilmek. Aynı şeyi ihracat rakamlarımızda da görüyoruz gelişmeyi. 2026 yılı nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 276 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmış durumdadır. Bu mal ihracatı. Buna hizmet ihracatını da dahil ettiğimiz zaman 400 milyar dolara yaklaşan bir mal ve hizmet ihracatından bahsediyoruz. İnşallah hedefimiz bu sene bu 400 milyar doları aşmak. Bu da çok önemli bir eşik diye ifade etmek istiyorum" dedi. "Türkiye, büyümeye istikrarlı bir ortam içinde, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek" 2023 yılının ikinci yarısından bu yana hayata geçirilen ekonomik politikaların makroekonomik dengesizliklerin giderilmesine ve finansal istikrarın güçlenmesine önemli katkı sağladığını söyleyen Yılmaz, "Her dönemin kendine göre makroekonomik öncelikleri var. İşte pandemi sonrası dönemde sağlıklı bir şekilde üretimi sürdürüp toplumsal sağlığı koruma gündemimiz vardı. Dolayısıyla çarkların dönmesi gerekiyordu, reel ekonomi çok çok önemliydi. Diğer taraftan bugün geldiğimiz noktada finansal tarafın daha fazla öne çıktığını görüyoruz. Finansal dengesizlikleri gidermenin daha büyük bir öncelik haline geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla her dönem kendi içinde öncelikler içeriyor, biz de buna uygun hareket ediyoruz. Son yıllarda temel önceliğimiz makro finansal istikrarı sağlamak, enflasyonu aşağıya doğru çekmek; bunu yaparken dengeli bir şekilde büyümemizi ve istihdam artışını sürdürmek. Dolayısıyla Türkiye, büyümeye istikrarlı bir ortam içinde, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek. Bunun nimetlerini de sosyal refah olarak, sosyal adalet çerçevesinde toplumun geniş kesimlerine yayma iradesiyle hareket etmeye devam edecektir, bunun altını çizmek istiyorum. Finansal istikrar niye önemli? Finansal istikrar olacak ki sürdürülebilir büyüme olsun. Sürdürülebilir büyüme olacak ki kalıcı sosyal refah artışı sağlansın. Popülist, kısa vadeli, sonuç üretmeyen politikalarla, söylemlerle değil; sağlıklı bir zeminde sosyal refahı kalıcı bir şekilde arttırmak temel amacımızdır. Ve biz de bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. "Dünya, eski dünya değil. Liberal küresel düzen büyük oranda zayıflamış durumda" Dünyanın eski dünya olmadığının altını çizen Yılmaz, "Dünyanın halini hepimiz takip ediyoruz. Dünya, eski dünya değil. Liberal küresel düzen büyük oranda zayıflamış durumda. Uluslararası kurumlar, kurallar zayıflamış durumda. Korumacılık yükselmiş durumda, ekonomik milliyetçilik diyebiliriz belki, yükselmiş durumda. Ve ülkeler arasında tarife savaşlarından tutun jeopolitik gerilimlere kadar gerilimlerin yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Belirsizliklerin arttığı, çatışmaların, gerilimlerin yükseldiği bir dönemden, bir dünyadan geçiyoruz. Bu da tabii ekonomik performansı aşağı çekiyor; büyümeyi aşağı çektiği gibi dünya ticaretini de ciddi anlamda zayıflatıyor. Hatta büyümeden daha fazla ticaret üzerinde etki yaptığını ifade edebiliriz. Böyle bir ortamdayız. Böyle ortamlar bir taraftan bir meydan okuma elbette ama bir taraftan da bir fırsat. Normal zamanlarda ülkelerin dünya hiyerarşisindeki konumunu değiştirmek kolay değildir. Çünkü dünyadaki hiyerarşi kendisini yeniden üretir. Ama bu tür dönemlerde, zorlu dönemlerde istikrarını koruyan, güçlü politikalar izleyen, iyi bir liderlikle, güçlü liderlikle hareket eden ülkelerin dünyadaki konumunu değiştirme imkanı da bulunmaktadır. Biz Türkiye olarak inşallah bu ortamı, bu belirsizliklerin, risklerin yükseldiği ortamı ülkemizi daha üst seviyeye taşıyarak değerlendireceğiz. Programımız doğru bir program ve bunu kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Gündelik gelişmeler olabilir. Dünyadan, bölgemizden, ülke içinden kaynaklanan çeşitli gündelik gelişmeler şu veya bu yönde, olumlu veya olumsuz yönde tartışmalar oluşturabilir. Bunların etkileri her zaman için geçicidir." değerlendirmesinde bulundu.
Ankara Türk mühendislerinin geliştirdiği teknoloji İngiltere’de uçaklara yakıt olacak Kocaeli’deki GOSB Teknopark’ta faaliyet gösteren Türk Ar-Ge firması Altaca, insan kaynaklı atık çamurunu (biyokatı) sürdürülebilir havacılık yakıtına dönüştürmek için İngiltere merkezli Firefly şirketi ile stratejik teknoloji iş birliği anlaşması imzaladı. Birleşik Krallık’ın Ankara Büyükelçisi Jill Morris’in ev sahipliğinde büyükelçilikte düzenlenen anlaşmanın imza törenine Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile iki ülkenin kamu ve iş dünyası temsilcileri katıldı. İmzalar, Firefly kurucuları James Hygate ve Paul Hilditch ile Altaca’nın kurucuları Alper Önoğlu ve Taner Önoğlu tarafından atıldı. İnsan atığından havacılık yakıtı üretilecek Yapılan anlaşma kapsamında Firefly’ın Birleşik Krallık’ta kurmayı planladığı sürdürülebilir havacılık yakıtı üretim tesisinde, Türk firması Altaca’nın geliştirdiği "CatLiq-Hidrotermal Sıvılaştırma Teknolojisi" kullanılacak. Bu yenilikçi sistem sayesinde kanalizasyon çamuru gibi biyokat atıkları, biyo-ham petrole dönüştürülecek. Firefly’ın "wet-to-jet" olarak adlandırdığı bu üretim modelinde, rafinaj aşaması için Chevron Lummus Global’in teknolojisi kullanılacak. Üretilecek düşük karbonlu havacılık yakıtı için Avrupa’nın önde gelen havayolu şirketlerinden Wizz Air ile 15 yıllık alım anlaşması da imzalandı. GOSB Teknopark’tan yapılan açıklamada, "GOSB Teknopark ekosisteminden çıkan bu güçlü teknoloji iş birliği, Ar-Ge’nin, mühendisliğin ve yenilikçi üretim kapasitesinin sınırları aşan etkisini göstermesi açısından büyük önem taşıyor. Altaca’nın geliştirdiği teknolojinin sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi dünya genelinde stratejik öneme sahip bir alanda kullanılması, Türkiye’de geliştirilen ileri mühendislik çözümlerinin küresel değer zincirlerinde daha güçlü şekilde yer alabileceğini ortaya koyuyor. GOSB Teknopark olarak firmalarımızın geliştirdiği teknolojilerin uluslararası pazarlarda değer üretmesinden ve sürdürülebilir bir gelecek için küresel çözümlerin parçası olmasından gurur duyuyoruz" denildi.
Antalya Finike portakallı lokum Antalya’da vatandaşlarla buluştu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türk Mutfağı Haftası kapsamında Antalya’da düzenlenen "Bir sofrada bir miras, lokumun kültür yolculuğu" etkinliğinde, Türk mutfağının köklü mirası lokum anlatıldı. Selçuklu ve Yörük kültürünü yansıtan kıyafetlerle hazırlanan lokumlar, Kaleiçi çevresinde vatandaşlara ikram edilirken, Finike portakallı lokum katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Türk Mutfağı Haftası kapsamında, Antalya’da Türk mutfağının köklü mirasını yaşatan etkinlik gerçekleştirildi. "Bir sofrada bir miras, lokumun kültür yolculuğu" adıyla düzenlenen programda, lokumun Türk kültüründeki yeri ve geleneksel ikram anlayışındaki önemi ön plana çıkarıldı. Antalya Olgunlaşma Enstitüsü ev sahipliğinde, AK Parti Muratpaşa İlçe Başkanlığı iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, Selçuklu ve Yörük kültürünü yansıtan kıyafetlerle hazırlanan lokumlar vatandaşlarla buluşturuldu. Programda, geleneksel paylaşma ve ikram kültürü canlandırılırken, hazırlanan lokumlar Kaleiçi çevresinde vatandaşlara ikram edildi. Özellikle Finike portakallı lokum, katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. "Lokum, Türk kültürünün vazgeçilmez değerlerinden biri" Programa katılan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yasin Eriş, Türk mutfağının önemli tatlarından biri olan lokumun Antalya’ya özgü dokunuşlarla hazırlandığını belirterek, "Kadim kültürümüzün çok güzel geleneklerinden ve tatlarından bir tanesinin, lokumun bize uyarlanmış halini, Antalya’ya uyarlanmış halini burada arkadaşlarımız, Olgunlaşma Enstitümüz yapmışlar. Portakallısını bugün yedik, tatlı, çok da güzel olmuş. Lokum, yıllara sari Türk kültürünün vazgeçilmez değerlerinden bir tanesi. Saray mutfağında olsun, halkın kendi geleneklerinde olsun çok güzel yeri olan geleneklerimizden, tatlarımızdan bir tanesi. Bunun bu şekilde yaşatılması, geçmişe dair unutulmaya yüz tutmuş veya canlandırılması gereken taraflarının tekrar gün yüzüne çıkartılması, bunda da olgunlaşma enstitülerimizin yer alması elbette ki bizim açımızdan ayrı bir gurur vesilesi" diye konuştu. "Emine Erdoğan’ın duyarlılığı hepimiz için çok değerli" AK Parti Muratpaşa İlçe Başkanı Tuncay Hayta ise Türk mutfağına ait değerlerin yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Hayta, "Türkiye Cumhuriyeti’ne varıncaya kadar geleneksel bir kültürün devam ettiğini görmek mutluluk verici. Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin bu konudaki duyarlılığı hepimiz için çok değerli" ifadelerini kullandı.