EĞİTİM - 12 Aralık 2024 Perşembe 09:17

Yüksekova’da 8 yıldan sonra gelen isim sevinci

A
A
A
Yüksekova’da 8 yıldan sonra gelen isim sevinci

Hakkari’nin Yüksekova ilçesine bağlı Onbaşılar köyünde yaşayan Beşer ailesinin hibe ettiği arsaya yapılan okula, 8 yılın ardından ’Mahir Beşer’ ismi verildi.


İlçe merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Onbaşılar köyünde yaşayan Beşer ailesi, köylerine okul yapılması için 8 yıl önce arsalarını hibe etti. Kısa sürede tamamlanan okul eğitim öğretime açılırken, okula baba Mahir Beşer isminin verilmesi için ailenin girişimleri sonuçsuz kaldı. Köyde 24 yıl muhtarlık yapan Pervizhan Beşer, durumu Hakkari Valisi Ali Çelik’le paylaştı. Vali Çelik’in talimatıyla 8 senenin ardından Beşer ailesinin vefat eden babalarının ismi okula verildi. Okula gelen Beşer ailesi, yeni tabelayı asarak öğrencilere ikramlarda bulundu.



“Ailece çok mutluyuz, okulumuza babamızın ismi verildi”


Babalarının isminin 8 sene boyunca okula verilmesi için girişimlerde bulunduklarını belirten Pervizhan Beşer, “Ben burada 24 yıl boyunca muhtarlık yaptım. Köyümüz çok mağdurdu, herkes eskiden 5. sınıfa kadar çocuklarını okula gönderirdi ve maddi durumları olmadığı için okutmuyorlardı. Beşer ailesi olarak bunun önüne geçmek için ailemle görüşerek babamın tarlası olan 3 bin 500 metrekareyi Milli Eğitim Müdürlüğüne hibe ettik. Köye ilkokulun yanında ortaokul da kazandırdık. Bunu verirken de özellikle babamızın isminin okula verilmesini istedik. 8 sene boyunca ismi verilmedi. Sağ olsun hak, hukuk ve adetten anlayan Hakkari Valisi Ali Çelik’in talimatlarıyla okumuza babamızın ismi verildi. Biz de ailece okula gelerek babamızın isminin yazılı olduğu tabelayı okula astık. Bugün çok mutluyuz. Beşer ailesi olarak başta Hakkari Valisi Ali Çelik ve Hakkari Milli Eğitim Müdürü Nurettin Yılmaz’a çok teşekkür ederiz. Allah onlardan razı olsun” dedi.



Yüksekova’da 8 yıldan sonra gelen isim sevinci

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Onur: "Arvasi Hoca Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" Gazeteci yazar Hüdâvendigâr Onur, büyük Türk milliyetçisi Ahmet Arvasi’nin aynı zamanda bir fıkıh âlimi de olduğunu belirterek, "Bu sahada ‘İlmihâl’ kaleme almıştır. Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" dedi. Ülkücü hareketin sembol isimlerinden Erdem Karakoç’un düzenlediği haftalık ‘Vefa’ toplantıları devam ediyor. Koçoba’daki son etkinlikte büyük Türk milliyetçisi ve mütefekkiri S. Ahmet Arvasi anıldı. Erdem Karakoç, 12 Eylül öncesi zor zamanlarda Arvasi Hoca’nın yazılarıyla, konferanslarıyla bir nesli eğittiğini, yetiştirdiğini, batıl ideolojilere saplanmaktan koruduğunu söyledi. Karakoç ayrıca, Ahmet Arvasi’nin savunduğu davayı yaşayan ‘örnek bir şahsiyet’ olduğunu söyledi. MHP Şişli ilçesi eski başkanlarından Kamil Balyer de konuşmasında, Ahmet Arvasi’nin kadroya önem verdiğini belirterek, "Söylediğini yaşamaya gayret ederdi. Ülkücü hareketin manevi mimarlarından biridir. Bir davayı anlatmada, devlet yönetiminde, yapılacak her işte başarılı olmak için kadroların kalitesinin önemine değinirdi. O Ahmet Yesevi ruhluydu" dedi. "Yazılarında Türklük vurgusu çoktur" Gazeteci yazar Hüdavendigâr Onur da, Türk milliyetçilerinin yetişmesinde emeği olanlardan birinin Ahmet Arvasi olduğunu belirterek, "Yazıları dikkatle okunduğunda, satır aralarında Türk tarihine, din ve felsefeye, kısacası yaşadığı döneme ait tüm konulara değindiği görülür. Ahmet Arvasi’ye göre Türk milliyetçiliği, İslâm’ın çizdiği sınırlar içerisinde Türk’ün mutluluğunu arayan bir harekettir. Bu bir iddia değil tespittir" dedi. Hüdâvendigâr Onur, aynı zamanda Ahmet Arvasi’nin bir din bilgini olduğunu belirterek, "O, fıkıh âlimidir. İlmihâl kaleme almıştır. Şöyle der, ‘İlmihâl bilmeyen, ne İslam’ı bilir ne de onun dünya ve kâinata bakışını.’ Ülkücü hareketin, Türk milletinin manevi mimarlarından biridir" ifadelerini kullandı. Ahmet Arvasi’nin yaşadığı dönemin tüm sorunlarına değindiğini, çareler ürettiğini belirten Onur, Arvasi’nin güzel sanatlara verdiği önemden de bahsetti. Ahmet Arvasi’ye göre estetiğin bir ilim olduğunu belirten Onur, sözlerini şöyle tamamladı: "Arvasi’ye göre sanat, güzele ulaşmak ve çirkinden uzaklaşmaktır. Sanatkâr mutlak güzeli arar. Sinan imparatorluğumuzun temel taşlarından Süleymaniye çıkabileceğini, Selimiye çıkacağını ispatladı. Arvasi’ye göre bu muhteşem eserlerde hendesenin zaferi ve dinin zaferi vardır. İslâmiyet’e göre en güzel Allah’tır."