SPOR - 17 Mayıs 2022 Salı 11:40

Yelkenliyle Türkiye rekoru kırdılar

A
A
A
Yelkenliyle Türkiye rekoru kırdılar

Açık deniz yelken sporcuları Tolga ve Atilla Gökova kardeşler, rüzgar gücüyle Türkiye’nin dört denizini geçerek 13 gün 15 saatte İskenderun Körfezi’ne ulaşıp Türkiye rekoru kırdılar.

Açık deniz yelken sporcuları Tolga ve Atilla Gökova kardeşler, rüzgar gücüyle Türkiye’nin dört denizini geçerek 13 gün 15 saatte İskenderun Körfezi’ne ulaşıp Türkiye rekoru kırdılar.


Tolga ve Atilla Gökova, Artvin’in Hopa ilçesinde Türkiye Yelken Federasyonu temsilcisinin gözetiminde tekne motorunun mühürlenmesinin ardından, yelkenliyle ’Türkiye Turu Rekoru’ için denize açıldı. Gökova kardeşler; Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’i rüzgar gücüyle geçerek 13 gün 15 saatte Türkiye’nin güneyindeki İskenderun Körfezi’ne ulaştılar.


Yelkencileri İskenderun Kaymakamı İskender Yönden, Belediye Başkanı Fatih Tosyalı ve Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Ergenekon karşıladı.


Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Alper Ergenekon, yaptığı açıklamada, Turkcell olarak kuruldukları günden bu yana spora destek verdiklerini belirterek, Tolga ve Atilla Gökova kardeşlerin yelken sporu açısından önemli bir Türkiye rekoru kırmasından duydukları memnuniyeti ifade etti.


Hopa’dan İskenderun’a bin 700 millik etabı 13 günde tamamladıklarını aktaran yelken sporcusu Atilla Gökova, bunun Türkiye’deki yelkencilik açısından iyi bir süre olduğunu vurguladı.


Başkalarının da bu rekoru deneyip kırmasını arzu ettiklerini aktaran Gökova, “Vardıktan sonra bittiğine üzüldüğümüz, bittiğine de sevineceğimiz kadar zor bir seyahat oldu. Şimdilik bizde rekor. Tabii ki uzun bir süre kalmasını da temenni ederiz. Bu rekor denemesini yaparken doğaya hiç zarar vermedik. Hiç yakıt tüketmeden, bütün doğal atıklarımızı denize atmak yerine doğaya uygun projemiz vardı. Kendi suyumuzu ürettiğimiz, enerjimizi güneşten aldığımız ve bunu da layığıyla yapabilmiş olmak ve böyle yaşamaya devam edebilmeyi çok arzu ediyoruz. Bu yaşam ideolojisinin yaygınlaşması aslında bizim için rekor denemesi süresinden çok daha önemli. Çünkü bahsettiğimiz gelecek artık geldi ve çok daha dikkatli olmamız gereken bir döneme girdik" dedi.


Tolga Gökova ise ağabey ve kardeş olarak bu rekoru kırmış olmaktan gurur duyduklarını söyledi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum ETÜ laboratuvarlarında geliştirilen yazıcı sistemi Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ile İran Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği kapsamında yürütülen "5-DOF FDM Yazıcı Tasarımı ve İmalatı" projesi sonucunda geliştirilen özgün 3D yazıcı sistemi patent aldı. Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Genel Sekreter Prof. Dr. Ahmet Dumlu’nun yürütücülüğünde, Prof. Dr. Kağan Koray Ayten ve Arş. Gör. Gürkan Kalınay’ın araştırmacı olarak yer aldığı çalışma neticesinde ortaya çıkan 3D yazıcı sistemi, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek resmi olarak tescillendi. Beş serbestlik derecesine (5-DOF) sahip olan sistem, klasik FDM yazıcılara kıyasla destek yapı ihtiyacını önemli ölçüde azaltırken, üretim süresini kısaltarak verimliliği artırıyor. Geliştirilen tasarım, karmaşık geometrilere sahip parçaların daha esnek ve yüksek hassasiyetle üretilmesine imkân tanıyor. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ahmet Dumlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, geliştirilen sistemin yalnızca teknik bir iyileştirme olmadığını, aynı zamanda üretim süreçlerine yeni bir yaklaşım kazandırdığını belirtti. Dumlu, "Beş serbestlik derecesine sahip bu tasarım sayesinde katmanlı imalatta karşılaşılan birçok kısıtı ortadan kaldırmayı hedefledik. Destek yapı ihtiyacının azalması hem malzeme tasarrufu sağlıyor hem de üretim sonrası işlemleri minimize ediyor. Bu da zaman ve maliyet açısından önemli bir avantaj oluşturuyor." ifadelerini kullandı. Uluslararası iş birliğiyle yürütülen projenin bilgi paylaşımı ve teknik kapasite gelişimi açısından önemli kazanımlar sağladığını vurgulayan Dumlu, alınan patent tescilinin üniversitenin Ar-Ge yetkinliğinin somut bir göstergesi olduğunu belirterek, geliştirilen sistemin hem akademik araştırmalarda hem de ileri üretim teknolojileri alanında sanayi uygulamalarında etkin şekilde kullanılabileceğini ifade etti.
Erzurum Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu: "Bilimsel üretkenliğimiz her geçen gün artıyor" Kasım ve Aralık aylarında başvurularını tamamlayan öğretim üyeleri için 15 Temmuz Milli İrade Salonunda gerçekleştirilen programda; yayın, proje, patent, atıf ve toplumsal katkı gibi birçok başlık altında yapılan değerlendirmeler sonucunda başarılı bulunan akademisyenlere ödülleri, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu tarafından takdim edildi. Atatürk Üniversitesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen Bilimsel Teşvik Töreninin 2025 yılına ait son programı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Yıl boyunca yürüttükleri nitelikli bilimsel çalışmalarla üniversitenin ulusal ve uluslararası alandaki görünürlüğüne katkı sunan akademisyenler, düzenlenen törende ödüllerine kavuştu. "Bilimsel üretkenliğimiz her geçen gün artıyor" Törende konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, akademisyenleri tebrik ederek üniversitenin köklü bilimsel birikimine dikkat çekti. Atatürk Üniversitesinin kuruluşundan bu yana araştırma odaklı bir vizyonla hareket ettiğini belirten Hacımüftüoğlu, bilimsel üretkenliğin kurumsal gelişimin en önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Akademisyenlerin ortaya koyduğu nitelikli çalışmaların üniversiteyi daha güçlü ve görünür kıldığını ifade eden Hacımüftüoğlu: "Gerçekleştirdiğiniz araştırmalar ve ürettiğiniz bilimsel katkılarla üniversitemizi hak ettiği konuma taşıyor, hedeflerimizi kararlılıkla hayata geçiriyorsunuz. ‘Marifet iltifata tabidir’ anlayışıyla, emeği ve başarıyı takdir etmeyi sürdürüyoruz. Yayınlardan projelere, patentlerden toplumsal etki oluşturan çalışmalara kadar pek çok alanda fark oluşturan öğretim üyelerimizi yürekten tebrik ediyorum. Bu üretkenlik sayesinde üniversitemiz hem ulusal hem de uluslararası düzeyde daha güçlü bir konuma ulaşmaktadır" ifadelerini kullandı. Destek mekanizmaları güçlenerek devam edecek Bilimsel teşvik uygulamalarının araştırma motivasyonunu artırdığını belirten Rektör Hacımüftüoğlu, üniversite olarak akademik çalışmaları destekleyen mekanizmaları güçlendirmeye devam edeceklerini ifade etti. Araştırma kültürünün sürdürülebilirliğine büyük önem verdiklerini dile getiren Hacımüftüoğlu, bilimsel başarıların kurumsal kimliği daha da ileri taşıyacağını kaydetti. Program, ödül takdiminin ardından akademisyenlerle çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Ankara Bakan Bayraktar: "TPAO’nun 1 milyar dolarlık 5 yıl vadeli sukuk ihracını başarıyla tamamladık" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "TPAO’nun 1 milyar dolarlık 5 yıl vadeli sukuk ihracını başarıyla tamamladık. bu tarihi işlem, ülkemizde bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük şirket kaynaklı sukuk ihracı" dedi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) 1 milyar dolarlık 5 yıl vadeli sukuk ihracını başarıyla tamamladığını bildirdi. Bayraktar, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "TPAO’nun 1 milyar dolarlık 5 yıl vadeli sukuk ihracını başarıyla tamamladık. Başlangıç hedefinin tam 7,3 katı yani 5,5 milyar dolarlık talep gören bu tarihi işlem, hem ülkemizde bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük şirket kaynaklı sukuk ihracı hem de bir KİT tarafından yapılan ilk işlem olarak kayıtlara geçti. Avrupa’dan Körfez’e, Asya’dan Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada tam 165 uluslararası yatırımcı kuruluşun katılımıyla sağlanan bu talep derinliği, Türkiye’nin enerji vizyonuna, Sakarya Gaz Sahası ve Gabar projelerimize duyulan güvenin göstergesidir. Yüzde 6,30 fiyatlamayla sonuçlanan ve başlangıçta 750 milyon dolar olarak planlanıp gelen yoğun ilgi üzerine 1 milyar dolara çıkarılan bu ihraç, TPAO’nun küresel sermaye piyasalarındaki konumunu da perçinlemiştir. Millî enerji hamlemiz kapsamında yürüttüğümüz dev projelerimize alternatif finansman kaynakları oluşturarak ülkemizin değerine değer katmaya devam edeceğiz."
İstanbul 28 Şubat zulmünün sembol ismi Yakup Köse: "Hu der Allah diyen çocuklara tahammülsüzlük 28 Şubat refleksidir" Gazeteci-Yazar Yakup Köse, "Hu Der Allah" ilahisini çocukların söylemesini hazmedemeyenlerin 28 Şubat zihniyetini yeniden diriltmeye çalıştığını savunarak, "Hu der Allah deyince kaos diyenler 28 Şubat’ı hortlatmak istiyor. 28 Şubat bitmedi, sadece uyuyor" dedi. 28 Şubat ‘Postmodern Askeri Darbe’ olarak bilinen süreçte henüz 14 yaşında İmam Hatip öğrencisi olan Yakup Köse, Çeçenistan ile ilgili katıldığı bir gösteri nedeniyle tutuklandı ve idam cezası aldı. Yaşadığı zorlu süreçte dönemin sembol isimlerinden olan Köse, küçük yaşlarda soğuk zindanlarda işkenceler gördü. Gazeteci-Yazar Yakup Köse 28 Şubat’ta zihniyetinin bitmediğini sadece uyuduğu konusunda uyarılarda bulundu. Çocukların "hav hav" diyerek şarkı söylemesinden rahatsız olmayanların, çocukların ilahi ve Allah demesinden rahatsız olanların 28 Şubat’ı yeniden ayağa kaldırmak isteyenler olduğunun altını çizdi. "Hu Der Allah deyince birden kaos diyorlar" Son dönemde Ramazan ayıyla birlikte çocukların ve Türkiye’nin dilinden düşmeyen" Hu Der Allah" ilahisi üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Köse, "Hu Der Allah, deyince birden bu iş kaos haline dönüştürülüyor. ‘Gençlerin beyni yıkanıyor’ deniliyor. Oysa mübarek Ramazan ayıyla birlikte neredeyse bütün okullarda, sınıflarda, parklarda çocukların ağzında bu ilahi var. Bir çocuğun ilahi söylemesi, oruç tutması, Kur’an okuması ya da namaz kılması kime ne zarar verebilir" dedi. Geçmişte gençlerin bazı şarkılarla farklı söylemlere yönlendirildiğini hatırlatan Köse, "Birkaç yıl önce gençlere ‘hav hav’ diye şarkılar söyletildi. O zaman kimse çıkıp ‘Çocuklarımızı niye hayvan yerine koyuyorsunuz?’ demedi. Ama Allah deyince birileri ayağa kalktı. Bu yaklaşım Türkiye’nin gençliğine yakışmıyor. Bu açıkça bir 28 Şubat refleksidir" ifadelerini kullandı. "28 Şubat uyuyor ama hortlamaya hazır" 28 Şubat sürecinde 14 yaşında tutuklandığını, yaklaşık 10 yıl cezaevinde kaldığını ve daha sonra beraat ettiğini hatırlatan Köse, "Türkiye mahkemelerinde beraat etmiş bir insanım. Beraat eden insan suçsuzdur. Ama bugün resmi bir işlemim olduğunda arşiv kayıtlarından 28 Şubat fişlemeleri çıkıyor ve birçok işimi çözemiyorum. Bu da 28 Şubat’ın hala bitmediğini gösteriyor. 28 Şubat’ın sadece geçmişte kalmış bir süreç değildir. 28 Şubat artıkları ve 28 Şubat’ın uyuyanları var. Şu an uyuyor olabilirler ama fırsat bulduklarında Hu Der Allah diyen çocuklara ve ailelerine aynı zulmü yaşatmak isterler. 28 Şubat zulümdü; çocuklara, kadınlara, yaşlılara yönelik baskıydı. 28 Şubat’la gerçek anlamda hesaplaşmak darbeyle hesaplaşmaktır" dedi.