GÜNDEM - 14 Ekim 2025 Salı 12:25

11 bin 200 metre uzunluğa ve 20 metre derinliğe sahip atık su tüneli Türkiye’nin en büyüğü olacak

A
A
A
11 bin 200 metre uzunluğa ve 20 metre derinliğe sahip atık su tüneli Türkiye’nin en büyüğü olacak

Hatay’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından inşa edilen 11 bin 200 metre uzunluğuyla yer yüzünün 20 metre altından geçen atık su tüneli, çalışmaların tamamlanmasıyla Türkiye’nin en büyük atık su tüneli olacak. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 2026 yılı Nisan ayı itibariyle hizmete açılması planlanan projeyle kentin 50 yıldan fazla süreyle alt yapı soru yaşamayacağını ön gördüklerini söyledi.


Depremin büyük yıkıma yol açtığı Hatay’da ihya ve inşa süreci sürüyor. Kentte üst yapı inşa edilirken alt yapı için harekete geçen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, kentin altını tünellerle birleştirerek Türkiye’nin en büyük atık su tünelini inşa ediyor. Kentin dört bir yanında atık su hatlarını birleştirecek tünel, 11 bin 200 metre uzunluğa sahip olacak ve en derin noktada yer yüzünün 20 metre altına kadar inilecek. Hatay Valisi Mustafa Masatlı, tünelin Samandağ ilçesi sınırlarındaki 8.geçidindeki çalışmaları yerinde inceledi.


Asrın felaketinin ardından kentte ihya ve inşa sürecinin hızla devam ettiğini belirten Vali Masatlı, "Malumlarınız üzere literatüre görüntü değiştiren deprem ifadesini getiren 6 Şubat ve devamındaki depremler Hatay’ımızın üst yapısı kadar alt yapısında da ciddi tahribatlara sebep oldu. Bugün de; Güçlü Devletimizin kadim şehrimiz Hatay’ımızın bir Anka Kuşu Misali Küllerinden yeniden doğuşunda alt yapımızın güçlendirilmesi adına hayata geçtiği mega projelerinden birini daha incelemek üzere bir aradayız" dedi.



"11 bin 200 metre uzunluğunda, 430 metre çapında ve 180 bin metreküp kapasiteli tesisimizin Samandağ ilçesi sınırlarındayız"


Atık su tünelinin 11 bin 200 metre uzunluğa ve 180 bin metreküp kapasiteye sahip olduğunu belirten Vali Masatlı, "Defne ilçemizden başlayan; Antakya merkez ve Samandağ ilçelerimizi de içine alan toplamda 11 bin 200 metre uzunluğunda, 430 metre çapında ve 180 bin metreküp kapasiteli tesisimizin Samandağ ilçesi sınırlarındayız. Toplamda 10 farklı şafttan yani geçitten oluşan projemizin şaft 8 olarak adlandırılan kısmında incelemelerde bulunuyoruz. Yerin 20 metre altından geçen tünelimizde doğal eğimle birlikte herhangi bir enerji maliyeti olmadan Antakya ve Defne İlçelerimizin atık suları bir havzada toplanacaktır. Oluşturulacak olan biyolojik arıtma tesisi ile bu atık sular arıtılacak ve Tarımsal üretimde kullanılacak hale getirilecektir. Atık su tüneli ve biyolojik arıtma tesisi ile birlikte; Depremlerden öncesinden beridir süregelen Hatay’ımızın kalbinde akan Asi Nehrimizdeki su kirliliğine de çözüm getirilecektir. Asi Nehrine hiçbir kanalizasyon hattı akmayacağı için Asi Nehrimiz şehrimizin içinden tertemiz akacaktır. Bu projelerin tamamlanması ile birlikte Hatay’ımızın daha sürdürülebilir, çevreci bir yapıya kavuşması sağlanırken kanalizasyon sorununa da kalıcı bir çözüm bulunmuş olacaktır" dedi.



"2026 yılı Nisan ayında projenin tamamen bittiğini ve hizmete alındığını hep birlikte göreceğiz"


Vali Masatlı, projenin 2026 yılı Nisan ayında hizmete açılmasını planladıklarını söyleyerek "Hatay Atık Su Tüneli, yalnızca çevreyi koruyan bir mühendislik yatırımı değil; aynı zamanda halk sağlığını, şehir estetiğini ve yaşam kalitesini yükselten stratejik bir adımdır. Proje tamamlandığında, taşkın ve sel risklerinin azalmasıyla birlikte altyapı güvenliği artacak, temiz ve sağlıklı bir şehir yaşamı için kalıcı bir temel oluşturulacaktır. İnşallah 2026 yılı Nisan ayında projenin tamamen bittiğini ve hizmete alındığını hep birlikte göreceğiz. Şuan itibariyle en az 50 yıldan fazla bu tünelimizin Hatay’ımızın alt yapısına hizmet edeceğini vurgulamak isterim" dedi.



11 bin 200 metre uzunluğa ve 20 metre derinliğe sahip atık su tüneli Türkiye’nin en büyüğü olacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri 25 yıllık usta, tarihi Osmanlı’ya dayanan güllaçın püf noktalarını anlattı Kayseri’de 25 yıllık yaş pastası ustası Ramazan Duran; yüzyıllardır Ramazan sofralarının vazgeçilmezi olan güllaç yapımının püf noktalarını anlattı. Ramazan ayının ortalarına yaklaşırken iftarın vazgeçilmezlerinden olan güllaç büyük ilgi görüyor. Kayseri’de 25 yıllıdır yaş pasta ustalığı yapan Ramazan Duran, güllaç yapımının püf noktalarını anlattı. Güllacın ham maddesinin mısır nişastası olduğuna değinen Duran, yapım aşamasında dökülen sütün ılık olması gerektiğinin altını çizdi. 10-15 dakika dinlendirildikten sonra afiyetle tüketileceğini söyleyen usta Duran," Güllaç Ramazan’ın vazgeçilmez tatlısıdır. Bu tatlının ham maddesi mısır nişastasıdır. Süt ne sıcak olacak ne de soğuk olacak, oda sıcaklığında olacak. Önce tepsimizin altını ıslatıyoruz. Güllaçlarımızı tek tek ıslatıp tepsimize diziyoruz. İsteğe bağlı içeresine ceviz, Antep Fıstığı gibi malzemelerimizi koyduktan sonra üstüne tekrar katlarımızı ekliyoruz. Güllacın üstüne sütünü döküp dinlenmeye bırakıyoruz. Dinlendikten sonra kesip servise sunuyoruz. Dilimlenmesi için 10-15 dakika dinlenmesi gereklidir. Antep fıstıklı, cevizli, muzlu, frambuazlı ve çikolatalı güllaç çeşitlerimiz bulunmaktadır. Ramazan’ın vazgeçilmezi güllaç, vatandaşlarımıza afiyet olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Depremde iş yerleri ve evleri yıkılan afetzede kadınlar, zanaatlarını kültür sanat çarşısında yaşatıyorlar Hatay’da depremde atölyeleri zarar gören depremzede kadın zanaatkarlar, valilik tarafından açılan Kültür Sanat Çarşısı’nda atölyelerine kavuşarak yeniden el sanatlarını yaşatma fırsatı buldular. Medeniyetler beşiği olan Hatay’da depremzede sanatçıları hayata tutundurmak ve sanatlarını yaşatmak için Hatay Valiliği tarafından Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’ne Kültür ve Sanat Çarşısı kurulmuştu. Şehrin kültürünün ve el sanatlarının yaşatıldığı 82 iş yerinde; mozaiğinden ebru sanatına, ahşap yakma sanatından taş oymacılığına onlarca sanat dalı onlarca kadın sanatçının ellerinde hayat buluyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın talimatıyla kurulan çarşıda açılan atölyelerde, kadın sanatçıların emek verip yaptıkları çalışmalar vatandaşların hizmetine sunuluyor. "Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak, sanat çarşısında dükkanın verilmesi, kendi mesleğimi icra etmek bize gerçekten terapi gibi geldi" Dedesinden aldığı ilhamla 30 yıldır kilim dokumacılığı yaparak kadının kendi ayakları üzerinde durabileceğini gösteren Ferdali Bostancı, "Ben 30 yıldır kilim dokuma ustasıyım. Dede mesleğini daha geniş çaplı nesillere aktarabilmek için 1994’te bu sanatın okulunu okudum. Dedem eskiden hasır işlerdi, biz küçükken merakla da onu sürekli izlerdik. Çocukluğumdan aklımda kalan bu mesleği ileride üniversitesini okuyup icra edeceğimi açıkçası düşünmemiştim. Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak ve özellikle şu an sanat çarşısında küçücük de olsa bir dükkanın verilmesi kendi mesleğimi icra edip bunu gelecek nesillere aktarıp bunun için bir imkan sunulması için bize sunulduğundan kaynaklı gerçekten terapi gibi geldi. Kadın öncelikle her şekilde kendi ayaklarının üstünde durur. Bunu her şekilde görüyoruz ve aslında her kadın çok güçlüdür. Yeter ki hiçbir yerden kösteklenmesin ve kendi çabalarıyla düştüğü yerden tek başına kalkabilen bir güce sahiptir. Kadınlar çok zorluklar çekerek bugüne varabilir. Beni destekleyen bir eşim var. Ümit ediyorum ki bütün kadınlara da aynı şekilde belli bir yardım beklemeden kendi seslerini çıkarmak ve kendi güçleriyle ortaya koyabilmek" dedi. "Kadın olarak kendimi kanıtlamaya, kendinizi ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyoruz" Kadınların kafalarına koydukları her konuda başarılı olacağını söyleyen ve 41 yıldır ebru sanatını icra eden Durdunaz Günaydın, "Ben 41 yıldır bu işin içindeyim. Ben hem ressamım hem de ebru sanatçısıyım. Şu anda benim yaptığım meslek ressamlığın dışında Hatay ipeği üzerine ebru sanatçısıyım. Bu ipeğe yönelmem de buradaki ebru sanatçısı olduğum zaman dedim ki bu tek ebru yani kağıtlarda olmasın. Kağıttan çıkartıp seramiğe, ondan sonra işte ahşaba, taşa, deniz kabuğuna kadar her şeye ebru batırdım. Herkesin ebru sanatını tanıması lazım. Bu Hatay’ın ipeklerini, Samandağ ve Harbiye ipeklerini aldım. Onlara o ipekçilerimizi, onlar da bana yardımcı oldular. Onların ipeklerini ebru yaptım. Biz depremde çok kayıplarımız oldu, benim atölyem vardı ve yıkılmadı. Atölyemde kadın olarak benle oğlum beraber çalışıyorduk ve ayakta durmaya çalışıyorduk. Mesleğimi bu şekilde icra etmeye çalışıyorduk fakat depremde çok kayıplarımız oldu. Antakya’da evimiz olduğu halde evimiz yıkıldı. Burada Valimiz Mustafa Masatlı, sağ olsun bize yardımcı oldular. Buradaki sanatçılarımızı toparladılar. Ben de maddi manevi sıkıntıya girdiğim halde ayakta durmaya çalışıyorum. Yavaş yavaş kadın olarak kendimi kanıtlamaya, kendinize ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyoruz. Kadınlar Günü esasında böyle bir günde anmak güzel oldu. Kadınlarımızın ne kadar güçlü ne kadar başarılı olduğunu isterse kadınların hani derler ya taşı sıksa suyunu çıkarırlar. Kadınlar kafalarına bir şey koydukları zaman yaparlar. Kadınlar Günü’nde bütün kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı.