ASAYİŞ - 16 Ekim 2025 Perşembe 19:23

Babasının gözyaşlarıyla "Oğlum bizi duyuyorsan, lütfen gel" dediği Kerem ve arkadaşının cansız bedeni bulundu

A
A
A

Hatay'da 4 gündür kendilerinden haber alınamayan 16 yaşındaki Kerem Güney ve 22 yaşındaki Adnan Demircan’ın cansız bedeni motosikletle menfeze uçmuş halde bulundu. Evladının cansız bedeni bulunmadan önce gözyaşları arasına evladına seslenen baba Hüseyin Güney, "Oğlum eğer bizi duyuyorsan, lütfen çık gel" dedi.

İskenderun ilçesi Denizciler Mahallesi’nde 16 yaşındaki Kerem Güney ve 22 yaşındaki Adnan Demircan’dan 4 gündür haber alamayan yakınları kayıp başvurusunda bulunmuştu. Polis ve jandarma ekiplerinin hummalı çalışması sonrası kayıp 2 gencin cansız bedenlerine Arsuz ilçesi Akçalı Mahallesi’nde ulaşıldı. İlk belirlemelere göre; motosiklette seyreden 2 arkadaşın 31 VE 334 plakalı motosikletle direğe çarptıktan sonra menfeze uçtukları belirlendi. Kerem Güney ve Adnan Demircan’ın cenazeleri, incelemelerin ardından İskenderun Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Babasının gözyaşlarıyla

"Benden habersiz hiçbir yere gitmezdi, mutlaka konum atar ya da haber verirdi"

Evladının kazada can verdiğinden habersiz halde evladına seslenen baba Hüseyin Güney, "Ayın on üçüncü gününden beri dördüncü gün bugün. Hiçbir haber yok, hiçbir iz yok. Kerem Güney ve arkadaşı Adnan Demircan o günden beri kayıp. Mahallede oldukları söylendi ama gece saat 23.00’ten sonra kendilerinden haber alınamadı. Kimliği, telefonu ve motoru yanında kalmış. Sadece evden az miktarda para almış. Benden habersiz hiçbir yere gitmezdi, mutlaka konum atar ya da haber verirdi. Böyle bir şey ilk defa oluyor. Mahallede görüldükleri söylendi ama gelen ihbarlar asılsız çıkıyor. Yaylada, Dörtyol’da, Arsuz’da görüldükleri yönünde bilgiler geliyor ama gittiğimizde hiçbirine rastlayamıyoruz. Eşim üç gündür hiçbir şey yemedi, uykusuzuz. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Oğlum eğer bizi duyuyorsan, lütfen çık gel" dedi.

Babasının gözyaşlarıyla

Ogün Aslan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Tıkla, paylaş vicdanın rahatlasın Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla Türkiye’de 2025 yılının kelimesinin "dijital vicdan" olarak seçildiğini duyurdu. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, "Sosyal medyada paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler, insani görevlerini yerine getirdiklerini hissediyor. Oysa vicdan, kişinin kendi davranışları hakkında ahlaki bir yargıda bulunmasını sağlayan güçtür" dedi. Türk Dil Kurumu (TDK), 300 bin vatandaşın katılımıyla yaptığı oylama sonucunda 2025 yılının kelimesini "dijital vicdan" olarak belirledi. Mudanya Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dursun Boz, kavramın çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı yeni ve çoğu zaman yanıltıcı işlevi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tıklayarak vicdanını rahatlattığını zannediyorsun İnsanların gerçek hayatta sorumluluk almadıkları ya da almak istemedikleri konularda sosyal medya platformlarındaki paylaşım ve beğeniler ile vicdanlarını rahatlatma eğilimine girdiklerini vurgulayan Doç. Dr. Dursun Boz, "Bu durum vicdanı tıklanabilir bir duruma getirmektedir. Paylaşım, beğeni ve yorum yapan bireyler "tıklama" aracılığıyla insani görevlerini yerine getirdiğini hissetmektedir. Halbuki vicdan; kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlâk değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç olarak tanımlanmaktadır" dedi. "Gazze ve Doğu Türkistan’daki dramları ile ilgili paylaşımları beğenmek sorumluluktan uzak tutmaktadır" Boz, "dijital vicdan" kavramının çağımızda vicdanın dijital ortamda aldığı bu yeni, çoğu zaman yanıltıcı işlevi anlatan gerekli bir kavram olarak dilimizde yerini aldığını ifade ederek, "Mesela Gazze ve Doğu Türkistan gibi kamuoyunun önünde gerçekleşen insanlık dramlarında, ilgili konunun sosyal medya içeriğini beğenmek ve hatta bu durumlar için ’içerik üretmek’, o olayın gerçekliğini bozarak bireyde sanal bir vicdani rahatlamaya yol açmaktadır. Sosyal ve bireysel sorumluluktan uzak tutmaktadır. Dijital vicdan, insanları somut gerçekler karşısında somut çözümler üretmekten alıkoyarak sorun alanının genişlemesine ve derinleşmesine neden olmaktadır" dedi. "Vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır" Geleneksel olarak vicdanın, insanların ahlaki bilinçlerini ve doğru ile yanlış arasındaki farkı ayırt etme kabiliyetini temsil ettiğini aktaran Dursun Boz, "Dijital vicdan sayesinde, bireylerin ve kuruluşların dijital platformlar ve çevrimiçi alanlardaki faaliyetlerinde etik sorumluluğu göz önünde bulundurması gerekiyor" diye konuştu. Dijital vicdan kavramı, ile dijitalleşme döneminde etik sorumlulukların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini ifade eden Boz, "Dijital vicdan ile insanları "şimdi ne yapmam gerekir" sorusuyla baş başa bırakan bir konuya değiniliyor. Bir şey icra etmek yerine bir gösterim yapmanın yeterli olduğu, fakat yine de iç huzurumuzu sağladığımız bir durumdur. Dijital vicdan açısından bakıldığında vicdan, bir eyleme dönüşmekten çıkarak sembolik bir ifade halini almaktadır. Hareket geri planda kalıyor, sorumluluk yok oluyor; geride yalnızca bir tıklamayla hem vicdanı rahatlatan hem de diğerlerini yargılamaya yarayan bir dijital etik kalmaktadır" diye konuştu. Doç. Dr. Dursun Boz, sosyal medyada dijital vicdanı nasıl kullanmak gerektiğine ilişkin de şu önerilerde bulundu: "Paylaşım yapmadan önce kaynağını doğrulamalıyız. Gereksiz uygulama izinleri iptal edilmeli. Yapay zekâ içerikleri şeffaf bir şekilde paylaşılmalı. Ekranın arkasında gerçek insanların olduğunu unutmamalıyız. Linç kültürü ve psikolojik baskıya karşı empati ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz."
Erzurum Karaca’nın yeni eseri: "Dünya zirvelerine tırmandığımızın belgeseli" Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun (TDF) eski başkanı Alaattin Karaca, 22 yıllık yurt dışı dağcılık deneyimlerini kitaplaştırdı. "Dünya Zirvelerinde 22 Yıl / Hafızalardan Silinmesin" adlı eser, geçtiğimiz günlerde Zafer Yayınları’ndan çıktı. Alaattin Karaca, 1997-2016 yılları arasında federasyon başkanlığı döneminde düzenlenen yurtdışı tırmanışları kitapta detaylı bir şekilde ele aldı. ‘Dünya Zirvelerinde 22 Yıl’ kitabında, TDF organizasyonlarıyla gerçekleştirilen tüm yurtdışı faaliyetlere katılan sporcular, antrenörler ve teknik ekip üyelerinin isimleri yer aldı. Kitap, Türk dağcılığının dünya sahnesindeki yolculuklarını unutulmaktan korumayı sağlarken, katkı sunanları da onurlandırmayı amaçlıyor. Alaattin Karaca, kitap hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: "Çalışma dönemimizde, Türk dağcılığının uluslararası alandaki başarısıyla gelişimini belgeleyen, emeği geçen tüm paydaşları kayıt altına alan önemli bir arşiv niteliği taşıyor. Kütüphanesinde Dünya Zirvelerinde 22 yıl kitabının bulunmasını isteyenler 0 532 433 61 45 numaralı telefona başvurabilir." Dağcı sayısını 919’dan 39 bine, kulüp sayısını 25’ten 1060’a, aktif il sayısını 23’ten 81’e çıkardıktan sonra TDF’ye veda eden Alaattin Karaca ilk kitabı olan "Tur Kayaklı Anılarım" adlı eserini yayımladı. Ardından Karaca hakkında, Prof. Dr. Metin Karadağ tarafından "Dağların Ruhu" isimli monografik bir eser çıkarıldı. Alaattin Karaca son olarak "Dünya Zirvelerinde 22 Yıl / Hafızalardan Silinmesin" adlı kitabını dağlara gönül verenlere armağan etti.
Düzce Düzce’de en çok tercih edilen bebek isimleri belli oldu DÜZCE (İHA) – Düzce’de yeni doğan bebeklere verilen isimlerde dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Açıklanan istatistiklere göre, erkek bebeklerde Alparslan, kız bebeklerde ise Defne ismi en çok tercih edilen isimler oldu. Düzce’de 2025 yılında dünyaya gelen erkek bebeklerde Alparslan isminin ilk sırada yer alması, ailelerin tarihi ve güçlü anlamlar taşıyan isimlere yöneldiğini gösterdi. Türk tarihinde önemli bir yere sahip olan Alparslan ismi, son yıllarda Türkiye genelinde de popülerliğini artıran isimler arasında bulunuyor. Uzmanlar, bu tercihin milli ve kültürel değerlere olan ilginin bir yansıması olduğunu belirtiyor. Kız bebeklerde "Defne" sürprizi Kız bebek isimlerinde ise Defne isminin birinci sıraya yükselmesi dikkat çekti. Doğayı çağrıştıran, sade ve modern bir isim olarak öne çıkan Defne’nin, son yıllarda ebeveynler tarafından giderek daha fazla tercih edildiği ifade ediliyor. Düzce gibi doğayla iç içe bir şehirde Defne isminin öne çıkması, ailelerin anlamı güçlü ve kulağa hoş gelen isimlere yöneldiğini gösteriyor. Gelenek ile modern tercihler bir arada 2025 verileri, Düzce’de bebek isimlerinde hem geleneksel hem de modern eğilimlerin bir arada olduğunu ortaya koydu. Erkek bebeklerde tarihi ve güçlü figürleri çağrıştıran isimler ön plana çıkarken, kız bebeklerde doğa temalı ve modern isimlerin tercih edilmesi dikkat çekti.