ASAYİŞ - 16 Kasım 2025 Pazar 09:58

Kira fiyatlarının 2 katına çıktığı kentte binlerce deprem konutunun teslimiyle birlikte kira fiyatları dibi görmeye devam ediyor

A
A
A
Kira fiyatlarının 2 katına çıktığı kentte binlerce deprem konutunun teslimiyle birlikte kira fiyatları dibi görmeye devam ediyor

Hatay’da depremin yaşandığı 2023 yılında kira fiyatlarında yüzde yüz oranında artış yaşanırken, kentte deprem konutlarının teslimiyle birlikte ‘Balon’ diye tabir edilen kira fiyatları düşmeye devam ediyor. Kira fiyatlarının dairelerin katlarına ve şehre uzaklığına göre değiştiğini ifade eden emlakçı Jülide Özkan, kentteki bulunan deprem konutlarında en düşük kira fiyatının 8 bin TL iken en yüksek kira fiyatı ise 22 bin TL olduğunu söyledi.


Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremde Hatay’da binlerce bina yerle bir olurken binlerce insan evsiz kalmıştı. Binlerce yapı stoğunun yerle bir olduğu kentte 2023 yılında kira fiyatlarında yüzde 100 oranında artış yaşanmıştı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın kentte yürüttüğü ihya ve inşa çalışmalarıyla birlikte teslim edilen deprem konutları kira fiyatlarını da etkiledi. Geride kalan süreçte toplamda 98 bin 74 bağımsız bölümün hak sahibi belirlenirken insanlarda yeni yuvalarına yerleşmeye devam ediyorlar. Depremin yaşandığı 2023 yılında kira fiyatlarının tavan yaptığı kentte konutların teslimi ve ailelerin yerleşmesiyle birlikte kira fiyatlarında düşüş yaşanmaya devam ediyor. Dairelerin kira fiyatlarının bulundukları katlara ve şehre uzaklıklarına göre değiştiğini ifade eden emlakçı Jülide Özkan; kentteki deprem konutlarında en düşük kira fiyatının 8 bin TL iken en yüksek kira fiyatının 22 bin TL civarında olduğunu söyledi.


"Türkiye geneli ve balon kira fiyatlarında düşüş yaşanmaya başladı, çünkü konut sayısı artmaya başladı"


Asrın felaketinin yaşandığı 2023 yılında deprem sonrası konut fiyatlarının yüzde 100 oranında arttığını ifade eden emlakçı Jülide Özkan, "Hatay’da çok fazla yıkım olduğu için deprem öncesi ve sonrasında fiyatlar neredeyse yüzde 100 varan bir artış yaşadık. Deprem öncesi yaklaşık metrekare fiyatı 30 TL iken deprem sonrasında 60 TL’ye kadar çıkmıştı. Şimdi ise metrekare fiyatı ise 140 TL oldu. Deprem öncesinde 100 metrekarelik bir daireyi 3 bin TL’ye kiralarken deprem sonrasından ise 6 bin TL’ye kiralamış oldu. Depremde çok fazla yıkım ve bina kaybettik ve insanlar daire bulamadığı için balon fiyatlarında yükseliş yaşadık. Hatay’da binlerce deprem konutu teslim edildi ve bununla beraber kira fiyatlarında bir düşüş yaşadık. Türkiye geneli ve balon fiyatlarında düşüş yaşanmaya başladı. Çünkü konut sayısı artmaya başladı. Piyasada konut sayısı ne kadar artarsa bizim içinde kira fiyatları da o kadar normal düzeye düşmeye başlar. Hatay’da yaşayan vatandaşlar, şehir merkezine tekrar dönmek istiyorlar. Çünkü burada insanlar şehir merkezine yakın yerlerde oturmaya alışmış insanların olmasıdır. Deprem konutlarımız genelde şehir dışına daha sağlam zemine yerleştirildiği için insanlar daha çok şehir merkezinde sağlam ve sıfır konutlar arıyorlar. Hatay’da şehir merkezi tam oturmadı. TOKİ konutları hepsi bittiğinde insanlar, şehir merkezine yakın konutlar tercih ediliyor" dedi.


"Hatay’da deprem konutlarında en düşük kira fiyatı ise 8 bin TL’den görebilirken en yüksek kira fiyatı olarak 22 bin TL’den görebiliriz"


Deprem konutlarında kira fiyatlarının en düşük 8 bin TL iken en yüksek 22 bin TL civarında olduğunu söyleyen emlakçı Jülide Özkan, "Deprem konutlarında ortalama kira fiyatlar şuan 15 bin TL bandında diyebiliriz. Şehre uzaklığı, kat ve kot altında olup olmaması birçok etken fiyatları etkiliyor. Şuan en düşük kira fiyatını 8 bin TL’den görebilirken en yüksek kira fiyatı olarak 22 bin TL’den görebiliriz. Bu fiyatlarda; dairenin kaçıncı katta olduğu ve şehre yakınlığı çok fark eder. Kot olan bir daire şuan 8 ila 10 bin TL’den kiraya tutulabilir ve insanlar şehir merkezine daha yakın bir daire ise 20 bin TL’den tutulabilir. Kot altı dairelerimiz çok fazla tercih edilmiyor. Çünkü insanlarda hala bir deprem travması devam ediyor ve insanlar çok fazla zemine yakın dairelerde kalmak istemiyorlar. Genelde talep gören dairelerimiz, üst katlar veya binanın en üst katı oluyor. Bu katlar daha çok talep gördüğü için doğal olarak alt katların dairelerin fiyatı 10 bin TL oluyor" dedi.


"Tüm Türkiye ile beraber; İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir gibi şehirlerimizde sosyal konutların yapılması ilaç gibi olacaktır"


Türkiye genelinde yapımı planlanan 500 bin sosyal konutun deprem bölgesinde olduğu gibi büyükşehirlerde de kira fiyatını etkileyeceğini söyleyen Özkan, "Sosyal konutlar Türkiye genelinde ev fiyatlarında etkileyecek. Sosyal konutların girmesi ile insanların ilk üç temel ihtiyaçtan biri barınma ihtiyacı olduğu için çok yüksek talep görecek ve fiyatlarda bayağı bir gerileme yaşatacaktır. Tüm Türkiye ile beraber; İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir gibi şehirlerimizde sosyal konutların yapılması ilaç gibi olacaktır" şeklinde konuştu.


"Kiralık olarak oturduğum evde 12 bin TL veriyorum"


Kiracı Cüneyt Kurtoğlu, deprem konutuna 12 bin TL kira ödediğini ifade ederek "Gülderen Toki Konutlarında kiralık evde oturuyorum. Deprem konutunda oturuyorum. Kiralık olarak oturduğum evde 12 bin TL veriyorum. 7 aydır kira veriyorum. Ev sahiplerin bazıları kira fiyatlarında abartı yapıyorlar. Buradaki kira fiyatları en fazla 13 ila 15 bin TL civarında oluyor. 12 bin TL’ye oturuyorum ve memnumum" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, Türkiye’nin yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu dile getirerek, "Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir" dedi. Ankara Ticaret Odası’nın 29. Dönem Nisan ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Mustafa Deryal başkanlığında gerçekleşti. ATO Başkanı Gürsel Baran, Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel gerilimler ekonomiyi zorluyor ATO Başkanı Baran, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimlerin enerji ve ticaret dengelerini derinden sarstığını belirterek, yaşanan gelişmelerin küresel enflasyon üzerinde de baskı oluşturduğunu söyledi. Dünyada belirsizliğin yeni bir norm haline geldiğine dikkat çeken Baran, özellikle İran, İsrail ve ABD ekseninde yaşanan gerilimlerin küresel ölçekte etkiler doğurduğunu ifade etti. "Hürmüz’deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı" Dünya petrol ve LNG ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin tedarik zincirlerinin kırılganlığını bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Gürsel Baran, "Hürmüz’deki fiili kısıtlamalar, denizcilik sektöründe benzeri görülmemiş bir tıkanıklığa yol açtı. Enerjiden gübre fiyatlarına, lojistikten sigorta maliyetlerine kadar tüm alanları etkileyen bu dar hat, küresel enflasyonda da yükselişe yol açıyor. Avrupa’dan Asya’ya kadar bütün ülkeler Hürmüz konusunda bir an önce anlaşmanın sağlanmasını bekliyor" açıklamasında bulundu. Türkiye yatırım için güçlü bir merkez Küresel ekonomideki belirsizlik ortamı devam ederken Türkiye’nin ‘Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’ ile yatırımlar açısından güçlü bir vizyon ortaya koyduğunu dile getiren Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan programın, Türkiye’nin güvenli liman olma özelliğini pekiştirdiğini ifade etti. Program kapsamında ihracatçılara yönelik vergi avantajlarının dikkat çekici olduğunu kaydeden Baran, imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin yüzde 20’den yüzde 9’a, imalatçı olmayan ihracatçılar için ise yüzde 20’den yüzde 14’e düşürüleceğini belirtti. Transit ticaret ve yurt dışı alım-satım faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yönelik istisnaların artırılacağını ifade eden Baran, yüksek katma değerli hizmet ihracatına yönelik kazanç istisnasının da yüzde 100’e çıkarılacağını söyledi. Yine programda bölgesel merkezini İstanbul Finans Merkezi’ne taşıyan şirketlere 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanacağının yer aldığını bildiren Baran, merkezini farklı bir noktaya taşıyanlara ise yüzde 95 oranında istisna uygulanacağını kaydetti. "Düzenlemeler, Türkiye’nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendirecektir" Yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesine yönelik ‘Tek Durak Büro’ uygulamasının da önemli olduğunu belirten Baran, "Gündeme gelen yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve işlemlerin tek merkezden yürütülmesi, yatırımcıların en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında geliyor. Bu düzenlemeler, Türkiye’nin yatırımcı dostu bir ülke olma özelliğini güçlendirecektir" diye konuştu. "Dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır" Programın girişimcilik altyapısını güçlendirmeye yönelik boyutuna da değinen Baran, start-up ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemelerin özellikle genç girişimciler açısından önemli fırsatlar sunduğunu ifade etti. Baran, "Start-up ekosistemine yönelik teşvikler, dijital şirket uygulamaları ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemeler, özellikle genç girişimcilerimizin önünü açacak ve ülkemizin yüksek katma değerli üretim hedeflerine katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı. Öte yandan Baran, "Üretimi, ihracatı, istihdamı ve yatırımı teşvik eden, ülkemiz ekonomisini güçlendirecek olan her türlü programı destekliyoruz" şeklinde konuştu. "Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor" Küresel belirsizlikler ve maliyet baskıları nedeniyle şirket karlılıklarının zayıfladığını kaydeden Baran, "Ülkemizde üretim ve istihdamda önemli bir rol üstlenen KOBİ’lerimiz vergi yükünü yüklenirken, yararlanabildikleri indirim ve istisnalar sınırlı. Farklı oranlar hem mevzuata uyumda zorluk oluşturuyor hem de vergi adaleti ve rekabet açısından sorunlara yol açıyor. İş dünyası olarak, düşük oranlı vergi politikalarının ekonomik faaliyetleri artırarak, vergi gelirlerinde de artış sağlayacağını her fırsatta dile getiriyoruz" ifadelerini kullandı. ‘Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’yla birlikte, ülke içinde, üretim ve ticaret yapan işletmeler için de vergi konusunda bir düzenlemeye gidilmesi gerektiğine inandıklarını vurgulayan Baran, "Vergide adalet ve rekabet için yedi ayrı oranda uygulanan kurumlar vergisinin yüzde 15 olarak tek orana indirilmesi gerektiği kanaatindeyiz" dedi. "Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek" Baran, önerdikleri modelin en başarılı örneklerinden birinin İrlanda olduğunu vurgulayarak, "Bu modelin en başarılı örneği, uzun yıllardır yerli sermaye olsun, yabancı sermaye olsun tüm şirketlere yüzde 12,5 kurumlar vergisi oranını uygulayan İrlanda’dır. İrlanda, bu politikasıyla Avrupa Birliği içinde en çok yatırım çeken ve kişi başına milli gelirini en fazla artıran ülkelerin başında gelmiştir. Vergi oranlarında makul ve dengeli bir iyileştirme, işletmelerimizin öz kaynaklarını güçlendirecek, yatırım iştahını artıracak ve kayıtlı ekonomiyi teşvik edecektir. Böylelikle ekonomimizin bütünü, tedarik zincirinin tamamı desteklenmiş olacaktır" diye konuştu.
Manisa Başkan Şimşek: "Şehzadeler’i birlikte yönetip birlikte büyüteceğiz" Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, Kağan ve Sarıalan mahallelerine yaptığı ziyarette, halkın talep ve önerilerini yerinde dinleyerek çözüm üretmeyi sürdüreceklerini belirterek, "Şehzadeler’i birlikte yönetecek, birlikte büyüteceğiz" dedi. Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek, mahalle ziyaretlerine Kağan ve Sarıalan mahalleleriyle devam etti. Vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Şimşek, sorunları, önerileri ve talepleri yerinde dinledi. Mahalle sakinlerinin ilettiği her konuyu dikkatle not alan Başkan Şimşek, ihtiyaçların ilgili birimler tarafından hızla değerlendirilerek çözüme kavuşturulacağını ifade etti. Halkla iç içe, sahada ve doğrudan iletişime dayalı bir yönetim anlayışını benimsediklerini vurgulayan Başkan Şimşek, "Göreve geldiğimiz günden bu yana sosyal belediyeciliği ve halkçı yönetim anlayışını en güçlü şekilde hayata geçirmek için sahadayız. Hemşehrilerimizin talep ve beklentilerini doğrudan dinledik. Bizim için en değerli rehber, vatandaşımızın sesidir. Mahalle mahalle, sokak sokak bu ziyaretlerimize devam edeceğiz; hemşehrilerimizi dinlemeyi, onların sorunlarına yerinde çözüm üretmeyi sürdüreceğiz. Şehzadeler’i birlikte yönetecek, birlikte büyüteceğiz" dedi. Kağan ve Sarıalan mahallelerinde yaşayan vatandaşlar ise Başkan Şimşek’in ziyaretlerinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, sorunlarını birebir anlatabilmenin kendileri için çok kıymetli olduğunu ifade etti.
Ankara Bakan Uraloğlu: "Karadeniz’in sembolü Zigana Tüneli’mizi 3 yılda 5 milyon 277 bin 434 araç kullandı" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Zigana Tüneli’nin açılış yıl dönümüne ilişkin, "Karadeniz’in sembolü Zigana Tüneli’mizi 3 yılda 5 milyon 277 bin 434 araç kullandı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 3 Mayıs 2023 tarihinde açılan Zigana Tüneli’nin yıl dönümü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı. Bakan Uraloğlu, "Trabzon’u Gümüşhane üzerinden Bayburt ve Erzurum’a bağlayan tünelimiz, 14,5 kilometrelik uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun çift tüplü kara yolu tüneli olarak tarihe geçti. Tünel sayesinde güzergah 8 kilometre kısaldı. Seyahat süresi de otomobiller için 10 dakika, ağır tonajlı araçlar için 60 dakika olmak üzere ortalama 20 dakika azaldı" ifadelerini kullandı. "Zigana Tüneli’mizi 3 yılda 5 milyon 277 bin 434 araç kullandı" Uraloğlu, Zigana Tüneli sayesinde 3 yılda zamandan ve akaryakıttan toplam 1,9 milyar lira tasarruf sağladıklarını kaydederek, "Tünelin hizmete sunulmasından bugüne kadar karbon salınımını da 44 bin ton azalttık. Karadeniz’in sembolü Zigana Tüneli’mizi 3 yılda 5 milyon 277 bin 434 araç kullandı" dedi. "Güvenli ve konforlu ulaşım imkanı sağladı" Uluslararası Yol Federasyonu 2023 Global Başarı Ödülleri kapsamında ’yapım metodolojisi’ kategorisinde en iyi proje ödülüne layık görülen tünelin, mevcut Trabzon-Gümüşhane hattındaki keskin viraj ve rampaların yanı sıra dik yamaçlardan taş düşmesi gibi problemleri de ortadan kaldırarak sürücülere daha güvenli ve konforlu ulaşım imkanı sağladığını vurgulayan Uraloğlu, açıklamasını şöyle tamamladı: "Yapılan çalışmalar ile mevcut güzergahtaki 90 virajı ortadan kaldırdık. Trafiğin Karadeniz sahil kesimindeki yerleşkelere, limana, turizm ve sanayi merkezlerine sorunsuz akışını sağladık, yurt içi kara yolu ulaşımı ile uluslararası ticaretin daha hızlı ve güvenilir yapılmasına katkıda bulunduk."