GÜNDEM - 21 Eylül 2025 Pazar 09:35

Vefakar anneanne; depremde vefat eden kızının ve damadının emaneti olan 3 torunuyla hayata tutundu

A
A
A
Vefakar anneanne; depremde vefat eden kızının ve damadının emaneti olan 3 torunuyla hayata tutundu

Hatay’da asrın felaketinde kızını, damadını ve torununu kaybeden Nazlı Varan, depremde enkazdan kurtarılan 3 torunuyla birlikte yaşayarak hayata tutunmaya devam ediyor. Torunlarına hem anne hem de baba olmaya çalışan Varan’ın yürek ısıtan davranışı takdir topluyor.


Asrın felaketine İskenderun ilçesinde yakalanan; 39 yaşındaki Ali Kozan ve 32 yaşındaki Büşra Kozan ile 4 evladı deprem anında binanın çökmesiyle birlikte enkaz altında kaldılar. Enkazdan anne, baba ve 8 yaşındaki Miraç’ın cansız bedeni çıkarılırken diğer kardeşler; 11 yaşındaki Ensar, 7 yaşındaki Azra ve 5 yaşındaki Hira arama kurtarma çalışmalarıyla enkazdan sağ salim çıkmayı başardı. Depremde anne, baba ve kardeşlerini kaybeden 3 kardeş, anneanneleri olan Nazlı Varan’ın yanında Reyhanlı ilçesinde yaşamaya başladılar. Depremde kaybettiği kızı, damadı ve torunundan geriye kalan 3 kardeşe gözü gibi bakan vefakar anneanne, evladının emanetlerine gözü gibi bakıyor. Depremin ardından kocasını kaybeden Varan, torunlarını okula götürüp getirirken onların ödevleri de yardımcı olmaya çalışıyor. Reyhanlı Belediye Başkanı Ahmet Salman Yumuşak’ta aileyi ziyaret ederek ihtiyaçlarına destek olarak yanlarında olmaya çaba gösteriyor.


"Ben torunlarımla birlikte ayakta durmaya çalışıyorum"


Depremde evladını ve gelinini kaybetmenin acısını yaşayan Nazlı Varan, torunlarıyla birlikte hayata tutunmaya çalıştığını belirterek "Ben içeride yatalak kocam uyandı ve bana seslendi. Yataktan kalktım ve kapının yanına gittiğimde depreme yakalandım. Tekrar dışarıya çıktım ve pencereden dışarıya baktığımda çok yağmur yağdı. Geri eve döndüğümde hemen çocuklarımı aradım. Evlatlarımın hepsine ulaştım ama kızım Büşra Kozan’a ulaşamadım. İskenderun’da kızım Büşra, damadım Ali ve torunlarım; Hira, Azra, Miraç ve Ensar yaşıyordu. Ensar torunumun enkazdan hemen sonra çıktı. Miraç torunumu enkaz altında kaybettik. Ailemden çok kişiyi kaybettim ama evlat olunca diğerlerine göre biraz daha ağır basıyor. Depremden 1 yıl sonra tam 6 Şubat 2024 yılında kocam öldü. Ben torunlarımla birlikte ayakta durmaya çalışıyorum. Ensar 11 yaşında, Azra 7 yaşında ve Hira ise 5 yaşındalar. Onlar bende kalmak istedi ve bende yalnız yaşıyordum. Beraber birlikte yaşamaya başladık. Yaşım ilerledikçe zor oluyor. Çocuklar ister istemez koşuşturuyor. Sabah kalkıp çocukları okula gönderiyorum. Küçük Hira’yı ana okuluna ben götürüyorum, Azra’yı dayısı götürüyor ve Ensar’da servisle okula gidiyor. Belediye başkanımızdan Allah razı olsun. Bizi hiçbir zaman yalnız bırakmadılar. Devletimize ve milletimize sağ olsun. Torunlarımın rahmetli anne ve babası da varken bana düşkünlerdi. Sürekli beraberdik ve öylede devam ediyor" dedi.


"Ben annemin ve babamın geleceklerini düşünüyordum ama sonrasında annemin telefonundaki mesajlarında teyzemin annem ‘Büşra Kozan vefat etti’ diye mesaj gördüğümüzde o zaman annemin öldüğünü anladık"


Asrın felaketinde yaşadığı korku dolu anları anlata Ensar Kozan, "Biz deprem olduğunda uyuyorduk. Ben hemen uyandığımda, çalan sirenlerden dolayı kulağım patlamak üzereydi. Annem ve babam bana, kardeşim miracı alıp dışarıya çıkmamı söyledi. Kardeşim miraçla aşağıya indiğimizde balkonun demir korkulukları üzerimize düştü. Bizim önümüzde komşularımız vardı. Onlar bana yardım edip çıkarttılar. O gece sadece ben çıkmıştım. Sonra Hira ve Azra’yı çıkarttılar ve sevinçten ağlamıştım. Ben annem ve babamın geleceklerini düşünüyordum ama sonrasında annemin telefonu bende kalmıştı. Telefonundan mesajlarında teyzem, merak edenler için annem Büşra Kozan vefat etti diye mesaj yayınladı ve o zaman annemin öldüğünü anladık.. Depremden beri babaannemin yanında kalıyoruz. Ben büyüyünce veteriner olmak istiyorum" ifadelerini kullandı.



Vefakar anneanne; depremde vefat eden kızının ve damadının emaneti olan 3 torunuyla hayata tutundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.