EKONOMİ - 04 Haziran 2021 Cuma 09:24

Çocuk yaşlarda öğrendiği tandırda ekmek pişirme işi gelir kapısı oldu

A
A
A
Çocuk yaşlarda öğrendiği tandırda ekmek pişirme işi gelir kapısı oldu

Iğdır’da yaşayan Necife Karakuş, çocuk yaşlarda annesinden ve ninesinden öğrendiği ekmek pişirme işi sayesinde 5 yıldır ailesini geçindiriyor.

Iğdır’da yaşayan Necife Karakuş, çocuk yaşlarda annesinden ve ninesinden öğrendiği ekmek pişirme işi sayesinde 5 yıldır ailesini geçindiriyor.


Iğdır’da 5 yıl önce, kocası karşı çıkmasına rağmen iş yeri açmak için KOSGEB’e başvuran Necife Karakuş, çocuk yaşlarda annesinin ve ninesinin yanında öğrendiği tandırda ekmek pişirme işiyle şimdi ailesine bakıyor. Havanın ve tandır ateşinin sıcaklığına rağmen işini yapmaktan geri durmayan Karakuş’un şu anda en büyük destekçisi ise kocası. Tek başına başladığı çalışma serüveninde şu anda yanında birçok kişiyi çalıştırdığını söyleyen Karakuş, hemcinslerine çalışmaları konusunda çağrıda bulunmayı da ihmal etmedi.



"İlk başlarda çalışmama karşı çıkan eşim daha sonra bana destek çıkmaya başladı"


4-5 yıldır ekmek pişirme dükkanı açtığını belirten Necife Karakuş, “Eşim ilk başlarda çalışmama karşı çıkıyordu. Ama benim aklımda hep bir iş kurma hayali vardı. Ancak eşim çalışmamı istemediği için ilk başlarda biraz zorlandım fakat daha sonra onu da ikna ederek ekmek pişirmek için iş yeri açmayı düşündüm ve KOSGEB’e başvuruda bulundum. Daha sonra işyeri açma belgesini aldım. İlk başlarda çalışmama karşı çıkan eşim daha sonra bana destek çıkmaya başladı ve şimdi 4-5 yıldır ben bu işi yapıyorum eşim de bu durumdan memnun kaldığı için bana yardım etmeye bile geliyor. Bugün burada değil ancak iki günde bir muhakkak buraya uğrar ve gelir bana yardım eder” dedi.



"Hava sıcaklığı bazen 40-43 derecelere kadar çıkabiliyor"


Ekmek pişirme işinde özellikle sıcak havaların kendilerini zorladığına dikkat çeken Karakuş, “Ben burada çalışarak hem zamanımı değerlendiriyorum hem de ev ekonomisine katkıda bulunuyorum. İşimiz zor ve ağır bir iştir ama üstesinden gelebiliyorum. Iğdır’da havalar şu anda oldukça sıcak. Hava sıcaklığı bazen 40-43 derecelere kadar çıkabiliyor. İçeride de iki tandırın arasında çalışıyoruz ve ekmekleri odun ateşinde pişiriyoruz. Hem içerisi hem de dışarısı sıcak oluyor. Bu da bizi ister istemez zorluyor. Ama bu zorluklara katlanamazsak çocuklarımızı da okutamayız, geçimimizi de sağlayamayız. Bu bizim işimiz ve biz bu işi yapmaya devam ediyoruz. Rahmetli annem ve ninem bu işi yapıyordu. Ben de onlardan öğrendim. Ve şimdi onlardan öğrendiğim bu iş bana ekmek kapısı oldu. Küçük yaşlardan beri de ekmek pişirdiğim için pek zorlandığım söylenemez” ifadelerini kullandı.



"Kadınların çalışmasını istiyorum"


Kadınlara çalışmaları noktasında da çağrıda bulunan ekmek pişirme ustası Necife Karakuş, konuşmasının devamında şunları söyledi:


“Kadınların çalışmasını istiyorum. Şu iş kolay bu iş zor demesinler. İnsan çalıştıkça öğreniyor, öğrendikçe daha çok çalışıyor. Kadınlar çalışarak ev ekonomilerine de katkıda bulunabilirler. Çalışmak güzeldir. Ne iş yaparsanız yapın çalıştığınız sürece her şey güzel oluyor. Çalıştığınız zaman hayatın tadı ve anlamı oluyor.”



"4 senedir burada bu işi yapıyorum"


Necife Karakuş’un açtığı iş yerinde çalışarak ev ekonomisine katkıda bulunduğuna vurgu yapan ekmek pişirme ustası Aynur Demir, “4 senedir burada bu işi yapıyorum. Ateşin başında ekmek pişiriyoruz. Bu işi yapmaya mecburuz. Necife ablanın yanında çalışarak hem eşime hem de çocuklarıma ekonomik yönden destek çıkabiliyorum. Bir oğlum şu anda Ankara’da askerlik görevini yapıyor. Ben de burada çalışarak arada oğluma harçlık gönderiyorum. Bu durum da beni oldukça mutlu ediyor” açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kadıköy vapurunda kaybolan yabancı uyruklu kadının görüntüleri ortaya çıktı Kadıköy’de bindiği vapurdan inmemesi üzerine kaybolduğu tespit edilen yabancı uyruklu kadının cansız bedeni Üsküdar açıklarında bulunurken, şahsın vapura bindiği son görüntüler ortaya çıktı. Olay, 2 Mayıs günü saat 22.00 sıralarında Kadıköy’de meydana geldi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’nce, 2 Mayıs tarihi saat 22.04 sıralarında bir şahsın kayıp olduğu ve en son Kadıköy-Beşiktaş seferini yapan yolcu gemisinde bulunduğunun belirlenmesi üzerine inceleme başlatıldı. Gemi ve iskelelerde yapılan incelemelerde; kimlik bilgileri belirlenen M.H. (44) isimli kadın şahsın saat 20.20’de Kadıköy iskelesinde bulunan turnikeden geçerek vapura bindiği; yolcu gemisinin Beşiktaş iskelesine varış yaptığında şahsın kayıp olduğu belirlendi. Çantasını olay yerinde bırakarak kaybolan şahsa ait bir çanta ise muhafaza altına alındı. Elde edilen görüntülerin kayıp şahsın kızı N.Y. (23) isimli şahsa izletilmesinin ardından, görüntülerdeki şahsın annesi olduğu teşhis edildi. Gemi içerisindeki kamera sistemlerinin ise 14 Nisan tarihinden itibaren çalışmadığı tespit edildi. Kayıp şahsın bulunmasına yönelik yürütülen arama çalışmaları neticesinde şahsın cansız bedeni Üsküdar Selimiye açıklarında tespit edilirken, şahıs otopsi işlemleri için Haydarpaşa GATA’ya kaldırıldı. Öte yandan şahsın son görüldüğü anlar da ortaya çıktı. Görüntülerde M.H.’nin Kadıköy vapuruna bindiği anlar yer aldı.
Diyarbakır Dünya Astım Gününde kritik uyarı: "Astım kontrol altına alınabilir" Türk Toraks Derneği, düzenli tedavi ve doğru inhalerle astımın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Astım hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen, nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle seyreden kronik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Doğru tanı ve uygun tedavi ile hastalık kontrol altına alınabiliyor. Dünya genelinde yaklaşık 350 milyon kişiyi etkileyen astım, önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Astım Günü kapsamında uzmanlar, astımın kontrol edilebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hasranesi Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Mehmet Sinan Bodur, Astım Günü dolayısıyla Türk Toraks Derneğinde birtakım bilgilendirici programlar ve etkinlikler yapıldığını söyledi. Bodur, "Astım, hava yollarında bulunan inflamatuar bir rahatsızlıktır. Hava yollarının inflame olması ile ödemlenmesi sonucu hava yollarında darlık meydana gelir. Bu da hastaların yaşam kalitesini bozmakta ve zaman zaman, özellikle kış mevsimlerinde araya giren enfeksiyonlarla ataklar geçirmesine neden olmaktadır. Astım atakları geçtiği zaman akciğer fonksiyonlarında kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilir. Amacımız astım tanısı alan hastalarımızda tam kontrolü sağlamaktır. Bunun için kullandığımız bir takım inhaler ve tedaviler var. Bu inhaler ve tedavilerde solunum yolu mukozasının stabilizasyonunu uygun doz ve uygun tedavi ile sağlamaya çalışırız. Hastalarımızdan da istediğimiz, tedavilerimize uymaları ve özellikle ilaçlarını kendi başlarına bırakmamalarıdır. Çünkü her bırakılan tedavi bir süre sonra yeni bir atakla ve daha üst basamak tedavilerle araya girmemize neden oluyor. Tekrar söylüyorum astım, hava yolunun duyarlılığıdır. Benzerlik kurulacak olursa, romatoid artritte etken eklemlere yönelerek eklemleri şişirir ve zaman içerisinde eklem disfonksiyonuna neden olur ise astım da aslında enflamatuar bir hastalıktır. Dolayısıyla yıllar içerisinde eğer kontrol edilmezse solunum yollarında kalıcı değişiklikler meydana gelir. Bu da solunum fonksiyonlarını geriletir. Belirtiler olarak da nefes darlığı, hırıltılı solunum, gece öksürükleri ve yaşam kalitesinin bozulması ön planda olmak üzere bu semptomlarla giden hastalar, örneğin sigara içiyorsa durumu sigaraya bağlayabiliyor ancak acil servislere atakla başvurabiliyor. Astım tedavisinin yapılmaması ne yazık ki bazı durumlarda ölüm riskini artırmaktadır. Dolayısıyla biz göğüs hastalıkları uzmanları olarak ve Türk Toraks Derneğinin önerileri doğrultusunda astımın tam kontrol edilebildiğini hastalarımıza söylemek istiyoruz. Düzenli ve etkin tedavi, eğer tedaviden fayda görülmüyorsa basamak artırma ve bazı durumlarda biyolojik tedaviler dediğimiz yeni gelişen ilaçları devreye sokarak alerji ve immünoloji klinikleriyle birlikte hastalarımızı tedavi ve takip ediyoruz. Astım temelinde alerjik ve immünolojik bir patoloji olduğu için genetik yatkınlığı da bulunmaktadır’’ dedi.
Van Doğu Anadolu Kariyer Fuarı kapılarını açtı Doğu Anadolu Bölgesi’nin en kapsamlı kariyer organizasyonlarından biri olan Doğu Anadolu Kariyer Fuarı (DAKAF’26), Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) ev sahipliğinde kapılarını ziyaretçilere açtı. Bu yıl "Gençliğin Üretim Çağı" temasıyla düzenlenen DAKAF’26, İŞKUR koordinasyonunda ve bölgedeki 8 üniversitenin paydaşlığıyla Tuşba ilçesindeki Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde başladı. İki gün boyunca sürecek olan fuar, binlerce öğrenciyi ve mezunu sektör temsilcileriyle bir araya getirdi. Kamu kurumları ve özel sektör firmalarının stant açtığı organizasyon kapsamında, iki gün boyunca çeşitli paneller, atölye çalışmaları ve mülakat simülasyonları gerçekleştirilecek. "Van, istihdam gücünü artıran stratejik bir konumdadır" Fuar’da açılış konuşması yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Van’ın sadece kadim tarihi ve kültürel derinliğiyle değil, arkasına aldığı genç nüfusun enerjisiyle de ülkenin kalkınma vizyonunda müstesna bir kale olduğunu belirtti. Bakan Yardımcısı Aydın, "Bugün Van, sınır ticaretinin kalbinde; Doğu Anadolu bölgemizin üretim ve istihdam gücünü artıran stratejik bir konumdadır. Bu yönüyle Van, gençlerimizin üretim, istihdam ve kariyer fırsatlarıyla buluşması açısından son derece önemli bir merkezdir. Genç istihdamı bizim için sadece bir istatistik değil, aynı zamanda milli bir meseledir. Rakamlar bu konuda bize büyük bir sorumluluk yüklüyor. TÜİK verilerine göre genel işsizlik oranımızı yüzde 8,1 seviyesine çekmiş bulunmaktayız. Ancak asıl odak noktamız olan yüzde 15,3’lük genç işsizlik oranını çok daha aşağı seviyelere çekmemiz gerekmektedir" dedi. 2013 yılından bu yana düzenlenen 489 istihdam fuarının önemine değinen Aydın, "Bugün ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerimizin sayısı 15-24 yaş grubunda 2,5 milyon, 15-29 yaş grubunda ise 4,5 milyona ulaşmış durumdadır. Bu tablo, gençlerimizi istihdamla daha güçlü bir şekilde buluşturmanın önemini açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim 2002’den 2026 yılı Mart ayı sonuna kadar İŞKUR aracılığıyla toplamda 16 milyon 802 bin kişinin işe yerleşmesine aracılık edilmiştir. İşe yerleşenlerin yaklaşık 5,5 milyon genç kardeşlerimiz oluşturmaktadır. Ancak hedefimiz, gençlerimizi sadece sıradan bir işle buluşturmak değil; onları nitelikli, sürdürülebilir ve katma değer üreten kalıcı işlerle buluşturmaktır. Ayrıca şunu özellikle ifade etmek isterim ki; İŞKUR aracılığıyla 2013 yılından bu yana düzenlediğimiz 489 istihdam fuarı, yaklaşık 29 bin firmanın ve 8,5 milyon vatandaşımızın katılımıyla önemli bir birikim ortaya koymuştur" diye konuştu. "İş birliğini kâğıt üzerindeki bir kavram olmaktan çıkartalım" Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise genç yeteneklere kapılarını açan iş dünyası temsilcilerine seslenerek, "Gelin, bu iki gün boyunca üniversite-sanayi ve sektör iş birliğini kâğıt üzerindeki bir kavram olmaktan çıkartıp somut projelere ve uzun soluklu yol arkadaşlıklarına dönüştürelim. Kamu kurumlarımızdan özel sektör temsilcilerimize kadar uzanan bu geniş iş birliği ağıyla, ülkemizin istihdam hedeflerine Van’dan en güçlü desteği hep birlikte verelim. Bu noktada özellikle ifade etmek isterim ki; Doğu Anadolu Kariyer Fuarı, yalnızca bir buluşma zemini değil, aynı zamanda bölge gençliği ile Türkiye’nin önde gelen kurum ve kuruluşları arasında güçlü ve sürdürülebilir bir network köprüsüdür" diye konuştu. Açılış töreni, fuara destek veren firmalara plaket takdimiyle son buldu.
Kayseri Karamustafa: "KAYÜ, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır" Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, 8. kuruluş yıldönümü kutlayan KAYÜ’nün hikayesinin güçlü bir temele dayandığını söyleyerek, "Kayseri Üniversitesi, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır" dedi. Kayseri’nin asırlardır "Makarr-ı Ulemâ" ünvanıyla anıldığını kaydeden KAYÜ Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, KAYÜ’nün bu sağlam temeller üzerine kurulduğunu dile getirerek, "Selçuklu’dan Osmanlı’ya, oradan Cumhuriyet’e uzanan bu köklü mirasın üzerine, tam sekiz yıl önce, 18 Mayıs 2018’de yepyeni bir vizyon doğdu Kayseri Üniversitesi. Bugün Erciyes Dağı’nın eteklerinde yükselen bu genç kurum, Türk yükseköğretiminde "uygulamalı eğitim" denince öne çıkan ilk adreslerden biri hâline geldi. Teorik bilgi ile sanayi pratiğinin aynı masada buluştuğu, öğrencilerin kampüs sınırları içerisinde değil, üretim hatlarının yanı başında yetiştiği bir model inşa edildi. Ahilik kültürü ile bezenen bu model, tam sekiz yıldır "Türkiye Yüzyılı" vizyonuna hem Kayseri özelinde hem de ulusal ölçekte somut ve güçlü katkılar sunmaktadır. Kayseri Üniversitesi’nin hikâyesi, güçlü bir temele dayanmaktadır. Kuruluşunda Erciyes Üniversitesi’nin deneyimli akademik birimlerini stratejik ortak olarak devralan KAYÜ, bu birikimi kendi özgün vizyonuyla harmanladı. 2018’de 4 fakülte ve 11 meslek yüksekokuluyla eğitime başlayan üniversite, bugün 6 fakülte, 13 meslek yüksekokulu, 12 uygulama ve araştırma merkezi ile Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’ne sahip daha güçlü bir kurum hâline geldi. Yaklaşık 14 bin öğrenciye ev sahipliği yapan kurum, dünyanın dört bir yanından gelen 300’ü aşkın uluslararası öğrenciyle küresel bir hüviyete sahip olabilme potansiyeli de taşımaktadır. Mühendislikten gastronomiye, tarımsal ve hayvansal üretimden yapay zekâya uzanan geniş bir yelpazede, reel sektörün ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanmış programlarda, bilgi ve becerilerle donatılmış mezunlar vermekte olan Kayseri Üniversitesi’nde amacımız, öğrencilerimize yenilikçilik odaklı eğitim sunarak onları istihdam edilebilirliği yüksek bir şekilde hayata hazırlamak. Bu dinamik yapının kalbinde "Öğrenci Merkezli Üniversite" anlayışı yer almaktadır. Akademik gelişimin yanı sıra öğrencilerimizin sosyal ve kültürel gelişimini de önceleyen üniversitemiz, bünyesindeki 64 aktif öğrenci kulübü aracılığıyla öğrencilerimize kendilerini ifade etme, liderlik vasıflarını geliştirme ve hobilerini profesyonel bir disipline dönüştürme imkânı da sunulmaktadır" ifadelerini kullandı. KAYÜ’ye ’5 yıllık tam kurumsal akreditasyon’ statüsünün verildiğini hatırlatan Rektör Karamustafa, "KAYÜ ailesi, sekiz yıllık emeğinin en özel karşılığını, Mart 2026’da aldı. Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından Üniversitemize "Beş Yıllık Tam Kurumsal Akreditasyon" statüsü verildi. Bu karar, eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve yönetim süreçlerimizin ulusal standartların en üst seviyesinde gerçekleştiğinin resmi tescili oldu. Artık Kayseri Üniversitesi, yalnızca bölgesel bir değer değil; kalitesi tescillenmiş, ulusal çapta referans gösterilen bir kurum olarak değerlendirilmektedir. Bu başarının arkasında yatan temel güçlerden biri de "sektörel çeviklik" kabiliyetimizdir. Değişen pazar ihtiyaçlarını ve teknolojik dönüşümleri yakından takip ederek müfredatımızı sürekli güncelliyor, sektörün güncel beklentilerine anında cevap verebilen esnek bir eğitim yapısı sunabiliyoruz. Programlarımızın yaklaşık yüzde 40’ının akredite olması, bu kalite ve adaptasyon yeteneğimizin önemli bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Üniversitemizin en ayırt edici özelliği, sloganımızda gizli: "Kampüste Değil, Sahada Eğitim." Bu felsefeyi yalnızca bir söylem değil, işleyişin ana ekseni kılan Üniversitemize özgü geliştirilen ve tüm kurumu kapsayan işyerinde mesleki eğitim [İME] [3+1 meslek yüksekokullarında] ve [7+1 fakültelerde] uygulamalarımızdır. İş yerinde mesleki eğitimi tercihe bağlı kılan bu sistemle öğrencilerimiz, eğitim sürelerinin tam bir dönemini doğrudan sektörde, sahanın içerisinde geçirebilmektedirler. Bu felsefenin en somut yansıması ve zirve noktası ise Kayseri Organize Sanayi Bölgesi’nde [OSB] planlanan Teknik Kampüs’tür. Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi’ni sanayinin kalbine taşıyan bu proje, Türkiye’de üniversite-sanayi iş birliğinin en ileri örneklerinden biri olmaya aday. OSB Meslek Yüksekokulumuz ise istihdam garantili programlarıyla mezuniyet sonrası geçiş için bir köprü vazifesi görmektedir. Öğrencilerimiz, teoriyi gerçek üretim süreçlerinde test edebilmekte, mezun olduklarında ise iş dünyasının ihtiyaç duyduğu bilgi ve becerilerle mücehhez olarak iş hayatına başlayabilmektedirler" diye konuştu. Dijital gelecek ve yeşil dönüşümün öncüsü Karamustafa, "KAYÜ, yalnızca uygulamalı eğitim modeli odaklı olmakla kalmıyor aynı zamanda geleceğin teknolojilerine de öncülük ediyor. Bilgisayar ve Bilişim Bilimleri Fakültesi ile Bilişim Meslek Yüksekokulu bünyesinde yürütülen yapay zekâ ve büyük veri çalışmaları, üniversitemizi dijital dönüşümün öncülerinden biri hâline getiriyor. Öte yandan "Sürdürülebilir Kampüs" vizyonu kapsamında yürütülen sıfır atık ve yeşil dönüşüm projeleriyle gençlerimiz, teknolojiyi doğayla uyumlu kullanma bilinciyle yetişiyor. Kayseri Üniversitesi eğitimi hiçbir zaman mekânla sınırlandırmadı; şehirden ve reel sektörden kopuk programlar tasarlamadı. Aksine, yerel yönetimlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla ve şehir dinamikleriyle kurulan organik bağlar, üniversitemizi şehrin kalkınma lokomotifi hâline getirdi. Yerel mutfağın dünyaya tanıtıldığı gastronomi projelerinden sosyal sorumluluk çalışmalarına kadar her alanda Kayseri Üniversitesi, kampüs sınırlarının ötesine uzanarak ve tüm paydaşlarla bütünleşerek toplumsal fayda üretmektedir" şeklinde konuştu. 8 yılın ardından daha büyük hedeflere doğru KAYÜ’nün başarılı bir model haline geldiğini dile getiren Prof. Dr. Karamustafa, "8 yıl, bir üniversite için kısa bir süre olsa da, KAYÜ bu zaman diliminde "yeni kurulmuş" sıfatını aşarak "başarılı bir model" hâline geldi. "İyiye, daha iyiye; geçmişten ve bugünden öğrenerek, geleceği planlayarak" ilkesiyle hareket eden üniversitemiz, Türkiye’nin 2053 ve 2071 hedeflerine katkı sunmaya hazır. Bu başarı hikâyesinin mimarları olan akademik ve idari personelimize, heyecanlarıyla bizlere güç veren öğrencilerimize ve desteklerini esirgemeyen hayırseverlerimize ve paydaşlarımıza en içten şükranlarımı sunuyorum. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere; YÖK Başkanımıza, Bakanlarımıza, Valimize, Milletvekillerimize, başta Büyükşehir olmak üzere tüm Belediye Başkanlarımıza ve tüm Kayserili hemşehrilerimize verdikleri destekler için teşekkür ediyoruz. Kayseri Üniversitesi’nin sekizinci kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Daha büyük hedeflere, daha güçlü yarınlara. Hep birlikte.