TEKNOLOJİ - 28 Ocak 2026 Çarşamba 14:52

Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri, çorak toprakları yeniden canlandırmak için inceleniyor

A
A
A
Tuz Gölü’nün dayanıklı bitkileri, çorak toprakları yeniden canlandırmak için inceleniyor

Isparta’da TÜBİTAK tarafından bu yıl desteklenen projede, Tuz Gölü Havzası’nda yetişen halofit bitkilerin tuzlu toprakların ıslahında kullanılıp kullanılamayacağı araştırılırken, aynı zamanda bu bitkilerin biyokimyasal içerikleri incelenerek tıp, eczacılık, kozmetik ve gıda gibi alanlarda yüksek değerli bileşenlere dönüştürülme potansiyeli ile kanser tedavisinde değerlendirilebilecek antikanser özelliklerinin belirlenmesi hedefleniyor.


Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar yürütücülüğündeki "Tuz Gölü Havzasında Yetişen Bazı Halofit Bitki Türlerinin Tuzlu Toprakların Islahı ve Yüksek Değerli Metabolit Kaynağı Olarak Değerlendirilme Potansiyellerinin Belirlenmesi" adlı çalışma, TÜBİTAK’ın bu yıl desteklediği projeler arasında yer aldı. Projede, Tuz Gölü Havzası’na doğal olarak uyum sağlamış halofit bitki türlerinin topraktaki tuzu bünyelerine çekme kapasiteleri araştırılarak, tuzlanma nedeniyle verimliliği düşen tarım alanlarının bitkisel yöntemlerle yeniden üretime kazandırılması amaçlanıyor. Ayrıca, bu bitkilerin tuz stresine karşı geliştirdiği fizyolojik ve biyokimyasal adaptasyon mekanizmaları da detaylı olarak incelenecek.


Halofit bitkiler yüksek katma değerli ürüne dönüştürülecek


Halofit bitkiler, yüksek tuz içerikleri nedeniyle gıda veya hayvancılıkta doğrudan kullanılamıyor. Bu nedenle proje, bu bitkilerin biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesine ve tıp, eczacılık, kozmetik, gıda ve parfümeri gibi alanlarda doğal katkı maddesi, antioksidan, antimikrobiyal ya da antikanser bileşen olarak kullanılabilirliklerinin değerlendirilmesine odaklanıyor. Kanser tedavisinde kullanılabilecek bitkisel bileşenlerin antikanser potansiyeli de bilimsel yöntemlerle incelenecek. Elde edilecek verilerle halofit türlerinin tarımsal atık olmaktan çıkarılarak yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülmesi hedefleniyor.


Tuzlanmış tarım alanları yeniden üretime kazandırılacak


Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Göktürk Baydar, "TÜBİTAK’a sunduğumuz 1001 projeleri kapsamındaki çalışmamız kabul edildi. Yaklaşık 3 yıllık bir süreci kapsayacak olan bu proje; Aksaray Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi ve mensubu olduğum Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden değerli akademisyen arkadaşlarımızla birlikte yürütülecektir. Multidisipliner bir anlayışla hazırladığımız bu projenin temel amacı, doğal ya da insan kaynaklı yanlış uygulamalar sonucu tuzlanarak tarım toprağı özelliğini yitiren alanların ıslah edilerek yeniden tarıma kazandırılmasıdır" dedi.


"Bitkilerle tuzlu toprakları iyileştirmeyi hedefliyoruz"


Prof. Dr. Baydar, halofit bitkilerin topraktaki tuzu bünyelerine çekme gücüne dikkat çekerek, "Bu kapsamda, toprak ıslahında bitkileri kullanmayı planlıyoruz. Çünkü bazı bitkiler, topraktaki tuzu absorbe ederek bünyelerinde biriktirme kapasitesine sahiptir. Biz de bitkilerin bu özelliklerinden yararlanarak tuzluluk gibi önemli bir stres faktörüne karşı topraklarımızı iyileştirmeyi ve yeniden tarıma kazandırmayı hedefliyoruz.


Çalışmamızda, özellikle Tuz Gölü Havzası gibi ekstrem ve tuzlu toprak koşullarına adapte olmuş türleri değerlendirmeyi amaçlıyoruz. İçerisinde endemik türlerin de bulunduğu 10 farklı bitki türünün topraktaki tuzu bünyelerine alma ve biriktirme kapasitelerini inceleyerek, bu türlerin tuzlu toprakların ıslahında ne derece kullanılabilir olduğunu belirlemeye çalışacağız" şeklinde konuştu.


"Tarımsal atığı yüksek katma değerli ürüne dönüştürmeyi planlıyoruz"


Halofit bitkilerin ekonomik değerine yönelik çalışmaları anlatan Baydar, "Bu bitkiler yüksek tuz içeriğine sahip olduklarından insan veya hayvan beslenmesinde doğrudan kullanılamamaktadır. Bu nedenle, toprak ıslahı için kullandığımız bitkileri hasat sonrası tarımsal atık olmaktan çıkarıp ekonomiye kazandırmaya yönelik çalışmalar da planladık. Bu kapsamda, üzerinde çalışacağımız bitkilerin şimdiye kadar biyokimyasal açıdan detaylı bir analizinin yapılmadığını gördük. Öncelikle bu türlerin biyokimyasal içeriklerini ortaya çıkaracağız. Ardından tıp, eczacılık, gıda, kozmetik ve parfümeri gibi alanlarda yüksek katma değerli metabolit kaynağı olarak kullanılabilir potansiyellerini değerlendireceğiz. Tıp ve kozmetikte kullanılan hammaddelerin büyük çoğunluğunun bitkisel kökenli olduğu bilinmektedir. Biz de bu bitkileri tarımsal atık olmaktan çıkararak doğal katkı maddesi, doğal antioksidan kaynağı ya da değerli bileşenler olarak kullanılabilir hale getirip getiremeyeceğimizi araştıracağız. Ayrıca, insan patojenlerine karşı etkilerini belirlemek için antimikrobiyal analizler yapacağız. Günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri olan kansere yönelik olarak da, kolay ulaşılabilir, ekonomik ve etkili bileşenlere sahip bitkilerin antikanser potansiyelini değerlendireceğiz. Bunun yanı sıra, hem tıp hem de kozmetik alanında kullanılmak üzere bu bitkilerden elde edilen ekstraktların yara iyileştirici ve cilt üzerindeki etkilerini belirlemeye yönelik analizler gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.


Tuz toleransının sırları araştırılacak


Projenin bilimsel hedeflerini özetleyen Prof. Dr. Baydar, "Projemizin bir diğer önemli amacı ise tuz stresine karşı bitkisel adaptasyon ve toleransın altında yatan fizyolojik ve biyokimyasal mekanizmaları ortaya çıkarmaktır. Özetle, tuzlu toprakları bitkiler aracılığıyla ıslah edebilir miyiz ve ıslah için kullanılan bu bitkileri ekonomiye kazandırabilir miyiz? Çalışmamızın temel amacı bu sorulara bilimsel yanıt üretmektir.


Yaklaşık 3 yıl sürecek olan projemizin sözleşmesinin önümüzdeki birkaç ay içinde imzalanmasını öngörüyoruz. Destekleri için TÜBİTAK’a, projede yer alan akademisyen arkadaşlarıma ve katkı sunacak bursiyerlerimize şimdiden teşekkür ederim. Bu bir ekip işidir ve güçlü bir ekip ruhuyla bu çalışmayı başarıyla tamamlayacağımıza inanıyorum" diye konuştu.


Genç araştırmacılar için büyük bir deneyim fırsatı


Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü’nde doktora eğitimi gören İlknur Albayrak, "Biz, daha önceki proje çalışmalarında olduğu gibi Nilgün Hocamızın danışmanlığında birçok projede yer alma fırsatı bulduk. Şu anda desteklenmeye hak kazanan bu projede de hem yazım aşamasında hem laboratuvar çalışmalarında hem de sonuçların raporlanması sürecinde hocamızın bize yer vermesi bizim için büyük bir gurur kaynağıdır. Bu projede daha çok laboratuvar analizlerinde hocamıza destek olmak amacıyla bulunuyoruz. Bu süreç, bizim için çok değerli bir deneyim niteliği taşıyor. Proje disiplinini, laboratuvar çalışmalarını ve araştırma kültürünü öğreniyor olmak; akademik hayata adım atmadan önce bizim açımızdan büyük bir şans olarak değerlendiriyorum" şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sapanca Gölü kıyısında kaçak iskele ve yapı yıkımları devam ediyor: 89 yapı kaldırıldı Sakarya’da Sapanca Gölü kıyı şeridini kaçak yapılardan arındırmak için başlatılan çalışmanın ilk etabı tamamlandı. Proje kapsamında 6 kilometrelik hat üzerinde bulunan toplam 89 kaçak iskele ve yapı kaldırıldı. Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar’ın talimatıyla hayata geçirilen "Sapanca Park" projesi çerçevesinde, göl kıyısının vatandaşların kullanımına açılması için düğmeye basıldı. Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri tarafından yürütülen çalışmalarda, sahil şeridinde doğal dokuyu bozan ve kıyı kanununa aykırı olan yapılar tespit edildi. Yapılan incelemelerin ardından sahil boyunca belirlenen 89 kaçak iskeleden 61’i, tebligatların ardından mülk sahipleri tarafından gönüllü olarak söküldü. Geriye kalan 28 yapı ise SASKİ ekiplerince bulunduğu yerden kaldırıldı. 6 kilometrelik sahil şeridinde gerçekleştirilen bu temizlik operasyonuyla göl kıyıları tamamen boşaltılmış oldu. Kaçak yapıların temizlenmesinin ardından bölgede doğaya uyumlu sosyal donatı alanları ve yürüyüş yollarını içeren "Sapanca Park Projesi"nin inşasına başlanacağı bildirildi. SASKİ Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Sakarya’mızın en büyük değeri olan Sapanca Gölü’müzün korunması, geleceğe miras bırakılması için başlattığımız kıyı şeridi temizleme çalışmalarında bugün itibarıyla neticeye ulaşılmıştır. Özveriyle çalışan ekiplerimiz, bölgedeki vatandaşlarımızın da katkı ve desteğiyle kıyı şeridinde, göl havzasının içerisine yerleştirilen toplamda 89 kaçak iskeleyi bulunduğu yerden sorunsuz şekilde kaldırmıştır. Süreç boyunca ekiplerimize büyük bir hassasiyetle yaklaşan, işlemlerin gerçekleştirilmesi için destek sunan tüm vatandaşlarımıza ve mülk sahiplerimize teşekkür ederiz."
Samsun Başkan Kul: "Terme’yi makam koltuklarından değil, evlerden ve sokaklardan yönetiyoruz" Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, mahalle ve ev ziyaretlerini ara vermeden sürdürdüklerini belirterek, "Bizim yönetim merkezimiz belediye binası değil, Terme sokaklarıdır. En büyük referansımız hemşehrilerimizin hayır duasıdır" dedi. Belediye Başkanı Şenol Kul, ilçenin farklı noktalarında vatandaş buluşmaları ve ev ziyaretlerini sürdürüyor. Başkan Kul, ilçenin Yalı Mahallesi’nde Mahalle Muhtarı Seyfullah Gülmez ile birlikte mahalle sakinlerinden Fatoş Gelmez’in evine konuk oldu. Samimi bir ortamda gerçekleşen ziyarette Başkan Kul, belediyecilik anlayışlarının temelinde halkla birebir kurulan güçlü bağların yer aldığını vurguladı. Mahallelerdeki ihtiyaçları yerinde tespit etmenin hizmet kalitesini artırdığını ifade eden Kul, "Bizim yönetim anlayışımız masa başında değil, sokakta ve vatandaşlarımızın arasında şekilleniyor. İletişim bizim olmazsa olmazımız. Hem birimlerimizle hem de hemşehrilerimizle yaptığımız birebir görüşmeler sayesinde adımlarımızı daha hızlı ve sağlam atıyoruz. Büyüklerimize saygı ve sevgiyi medeniyetimizin bir gereği olarak görüyoruz. Bugün Fatoş Hanım ile bir araya gelerek hem geçmişi yad ettik, hem de çocukluğumuzun geçtiği Terme’nin geleceğini konuştuk. Hemşehrilerimizle kurduğumuz bu gönül bağı ve onların hayır duaları bizim en büyük motivasyon kaynağımızdır" ifadelerini kullandı. Başkan Kul, belediyecilik hizmetlerinin odağında halkın mutluluğunun yer aldığını belirterek, "Bizler halkımızın mutluluğu ve refahı için varız. Her fırsatta hemşehrilerimizi evlerinde ziyaret ederek dertleşmeye, Terme’yi birlikte güzelleştirmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.