SAĞLIK - 01 Ekim 2019 Salı 11:57

1-31 Ekim Meme kanseri farkındalık ayı

A
A
A
1-31 Ekim Meme kanseri farkındalık ayı

Tüm dünyada ’Meme Kanseri farkındalık ayı’ olarak anılan Ekim ayı olarak kutlanıyor.

Tüm dünyada ’Meme Kanseri farkındalık ayı’ olarak anılan Ekim ayı olarak kutlanıyor. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Deveci, yüzde 33 oranla Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olan meme kanseriyle ilgili merak edilen sorulara yanıt vererek, tüm kadınlara seslendi.



Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl Meme Kanseri farkındalık ayı olarak kabul edilen Ekim ayı boyunca, kampanyanın simge rengi pembe pek çok yerde göze çarpacak. Düzenlenen etkinliklerle kadınlarda en çok ölüme yol açan meme kanserine dikkat çekilecek. Farkındalık kampanyaları o kadar işe yaradı ki tüm dünyada meme kanseri vakaları artmasına rağmen, erken tanı sayesinde hastalıktan ölüm oranları azaldığı belirtiliyor.


Ekim ayı boyunca erken tanı ve bilinçlendirme kampanyalarıyla meme kanserine dikkat çekecek Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Uğur Deveci, yüzde 33 oranla Türkiye’de kadınlarda en çok görülen kanser türü olan meme kanseriyle ilgili merak edilen sorulara yanıt vererek, tüm kadınlara seslendi. Doç. Dr. Deveci, "Meme kanseri korkulacak değil, tedavisi olan bir durumdur. Önemli olan erken saptamaktır. Gelişmiş cerrahi yöntemlerle hem hayatınız hem memeniz kurtarılabilir" dedi.



"Meme kanseri arttı, ölüm oranı azaldı"


Doç. Dr. Deveci dünyada ve Türkiye’de tüm kanser oranlarında olduğu gibi meme kanseri görülmesinde bir artış olduğunu ancak meme kanserinden ölüm oranlarının giderek azaldığına dikkat çekti. Erken teşhis, cerrahi yöntemlerin gelişmesi, farkındalığın artması nedeniyle ölüm oranlarının azaldığını belirten Doç. Dr. Deveci, "Batı ülkelerinde kansere yakalanma oranı daha yüksek olmasına karşın Türkiye ve ülkemizin daha doğusundaki ülkelere göre ölüm oranları daha da az. Çünkü daha erken yakalıyorlar" dedi.


Meme kanserinin erken yakalanmasında son beş yıl içinde önemli yol alındığına vurgulayan Doç. Dr. Deveci, 10 yıl önce 10 hastada bir olan erken evre meme kanseri yakalama oranının bugün 5 hastada 1’e çıktığını söyledi.



Kendi kendine muayene nasıl yapılır?


Meme kanseri nasıl erken yakalanabilir, neler yapmak gerekir? sorusunu cevaplayan Doç. Dr. Deveci, ilk tarama yönteminin 20 yaşından itibaren ayda bir kez kendi kendini muayene etmek olduğunu söyleyerek, bu muayenenin nasıl yapılacağını şöyle anlattı: "Banyodan önce veya sonra aynanın karşısına geçin. Ayakta iken her iki meme birbirine simetrik mi, herhangi görüntüsel farklılık var mı, meme renginde bir değişiklik var mı bakın. Sonra elinizle dairesel hareketlerle tüm memeyi kontrol edin. Elinize gelen farklı bir durum var mı? Lenf bezi büyümesi olup olmadığını kontrol için koltuk altına bakın. Her iki meme ve koltuk altında bunu yapın. 20 yaşında bu kontrole başlandığında zaman içinde kadın memesinin yapısına alıştığı için nerede ne var bilecektir. Orada bir farklılık olduğunu anladığınız anda hekime başvurun. Ya da memenin başından kanlı akıntı, deride kızarıklıklar olduğu zaman başvurmalı. Bu tespitler bize araştırılması gereken bir durum olduğunu gösteriyor".



"Mamografiden korkmayın"


40 yaşından itibaren her yıl mamografi ve ultrason çekilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Deveci, şöyle devam etti: "Bazı hastalar radyasyon nedeniyle mamografi çektirmek istemiyor. Oysa günümüzde mamografilerin radyasyon oranları çok düşük. O kadar radyasyonu gün boyunca ekranlardan, televizyondan, çevreden zaten alıyoruz. Yılda en az 1 kez yaptırılmalıdır. İşlem sırasında yapılan sıkıştırmada memesi yoğun olanlarda bir miktar ağrı olabilir. Ama az sıkıştırılarak yapılan işlemde tanı değeri düşüktür. Söz konusu ağrı kabul edilebilir seviyededir".



"Başvuran 10 hastadan biri kanser"


Hastaneye memesinde kitle olduğu şikayetiyle başvuran hastaların yüzde 10’unda meme kanseri tespit edildiğini belirten Doç. Dr. Deveci, "Meme ağrısıyla başvuran hastaların büyük çoğunluğunda memeye ait kötü huylu hastalık, meme kanseri saptamıyoruz. Ağrı bize daha çok iyi huylu hastalıkları, ağrısız ele gelen kitleler meme kanserine işaret edebilir. Cildimizdeki et benleri gibi memede bir takım yağ bezeleri, kistler olabilir. Bunlar kötü şeyler değillerdir. Burada önemli olan bunu takibe almaktır. İleride bunların nasıl değişim, dönüşüm yapabileceğini bilemeyiz" dedi.



"Biyopsi kanseri yaymaz"


Meme kanserinde kesin tanı koymanın tek yolunun biyopsi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Deveci, bazı hastaların "Meme kanserini yayar mı?" endişesiyle yaptırmaktan çekindiğini belirterek, "Kanser tanısı koymadan ameliyat yapılmaz. Tanıyı da biyopsi ile koyuyoruz. Günümüzde uygulanan tru-cat biyopsi yöntemi güvenlidir. Uygulamada ucunda iğne olan bir tabanca kullanılıyor. İçeri giren iğnenin ucu açılıyor. Parçayı içine aldıktan sonra çıkar. Çevreye bulaşmaz. Biyopsi lokal anestezi ile yapıyor. Ağrı hissedilmiyor. Korkulacak, çekinilecek bir işlem değil. Bu işlemde doğruluk oranı yüzde 96-98’dir" şeklinde konuştu.



"Artık meme de kurtuluyor"


Doç. Dr. Deveci, "Artık mastektomi denilen memeyi çıkarma cerrahisi yapmak yerine meme koruyucu cerrahi, memeyi yerinde bırakarak yapılan cerrahiler daha çoğunluklu yapılıyor" dedi.


Meme kanseri tedavisinin temelinin cerrahi olduğunu belirten Doç. Dr. Deveci, teşhis sonrası izlenen yolu şöyle anlattı: "Cerrahi uygulanmadan, meme kanserine şifa bulma ihtimali yok. Vücutta dağılımı olmayan ve meme ile sınırlı olan hastalarda ilk tercih cerrahi olarak tümörün alınmasıdır. Bu işlem genellikle meme koruyucu cerrahi olarak yapılmaktadır. Çok nadiren memenin alınması söz konusu olur. Meme kanseri tanısı alınan hastada vücuda dağılımı olan bir tümör saptanırsa o zaman cerrahiden önce onkolojik tedavi alması gerekiyor. Onkolojik tedaviyle evresi geriletip sonra cerrahi tedavi alabiliyor hasta".


Doç. Dr. Deveci, genel cerrahların meme dokusunda büyük kayıplar olmasına karşın memeyi tekrar dizayn edebilir hale geldiklerine de dikkat çekerek, "Artık tüm memeyi aldığımız ameliyatların oranı çok azaldı. Ancak 10 hastadan birinin memesi alınırken, 9’unda meme koruyucu cerrahi uygulanıyor. Eskiden memenin tamamının alındığı hastalarda, kalan tedavilerin ardından 1-2 yıl sonra vücudun kendi kas sistemi ya da silikon protezlerle rekonstrüksiyonlar yapılıyordu. Ama günümüzde kendi memesini kullanarak bu iş yapılabilir hale geldi. Onkoplastik cerrahide kendi meme dokusundan işlem yaparak orijinale yakın görüntü elde ediyoruz. Bu yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra hastaya radyoterapi veriliyor. Eğer koltuk altı yayılımı varsa aynı cerrahiyle koltuk altı lenf bezleri temizlemesi yapılıyor" ifadelerini kullandı.



Kimler risk altında?


Doç. Dr. Uğur Deveci meme kanseri riskini artıran yaş, genetik, hormonal ve çevresel faktörleri şöyle sıraladı:


Yaş. Yaş ilerledikçe, özellikle 40 yaşından sonra meme kanseri riski artıyor.


Genetik. Özellikle birinci derece akrabalarda meme kanserinin, ailesel kanser sendromlarının varlığı meme kanseri riskini arttırıyor.


Östrojen. Bir kadın hayatı boyunca östrojen hormonuna ne kadar maruz kalmışsa meme kanserine yakalanma riski o kadar artıyor. Adet görmeye erken başlamak, menopoza geç girmek de östrojene maruz kalma süresini uzatmış oluyor. Çocuk doğurmamış olmak, emzirmemiş olmak, meme kanser riskini artıyor. Menopoza girdikten sonra hormon tedavileri almak riski arttırıyor.


Beslenme. Kişide obezite olması, yağlı beslenmesi, alkol tüketimi meme kanser riskini artıyor.



Riski nasıl azaltabiliriz?


Doç. Dr. Deveci, meme kanserine yakalanma riskinin nasıl azaltılabileceğini de şöyle sıraladı:


Genetik kaynaklı riskler azaltılamaz. Koruyucu cerrahi ile önlem almak gerekebilir.


Çevresel faktörler değiştirilebilir. Obezite azaltılmalı. Yağlı gıdalar azaltılıp, sebze-meyve ağırlıklı beslenmeli. Alkol kullanılmamalı. Hareketli yaşam tercih edilmeli.


Menopoz sonrasında kullanılan hormon replasman tedavisi, özellikle 5 yılı aşıyorsa meme kanser gelişimini iki buçuk kat arttırdığı için artık kadın doğum uzmanları da çok fazla önermiyorlar.



Kanser oranı neden arttı?


Doç. Dr. Deveci, kanser oranlarında son yıllarda görülen artışın çevresel faktörlerden kaynaklandığını söyleyerek, şunlara dikkat çekti: "Besinlerdeki antioksidan azaldı. Eskiden bir domatesten elde ettiğimiz antioksidan miktarını almak için artık üç domates yemek gerekiyor. Genetiği ile oynanmış gıdalar, kimyasallar ile ilaçlanmış sebze ve meyveler, hormonlu havyaların etlerini tüketiyoruz. Ekranlar, telefonlar, tabletler, her yerde radyasyon var. Maruz kaldığımız radyasyon oranının artması, besinlerdeki koruyucu özelliklerin azalması, toksik etkilerin artması kanser oranlarının yükselmesine neden oluyor” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce Belediyesi yolları açık tuttu ulaşım sekteye uğramadı Sezonun ilk yoğun kar yağışında hızlı, koordineli ve kesintisiz bir çalışma ortaya koyan Düzce Belediyesi, karla mücadelede ortaya koyduğu performansla zorlu kış şartlarını başarıyla yöneterek başarılı bir sınav verdi. Düzce Belediyesi, sezonun ilk yoğun kar yağışında sergilediği başarılı karla mücadele çalışmalarıyla vatandaşlardan tam not aldı. Kar yağışının başlamasıyla birlikte hızla sahaya inen ekipler, şehir genelinde ulaşımın ve günlük yaşamın aksamaması için 24 saat esasına göre görev yaptı. Fen İşleri, Su ve Kanalizasyon, Temizlik İşleri, Destek Hizmetleri ile Park ve Bahçeler Müdürlüklerinden oluşan karla mücadele ekipleri; 33 araç ve 196 personel ile sahada yoğun bir çalışma yürüttü. Ana arterler başta olmak üzere tüm yollarda kar küreme ve tuzlama çalışmaları yapılırken, kaldırımlar, duraklar ve yaya köprüleri de ekipler tarafından temizlendi. Bu sayede yollar açık tutuldu, toplu ulaşımda herhangi bir aksama yaşanmadı. Çalışmaların kesintisiz sürmesi için Destek Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri, arızalanan araçlara anında müdahale etmek üzere 24 saat nöbet tuttu. Ayrıca mobil mazot aracı sayesinde karla mücadelede görev yapan iş makinelerinin yakıt ikmali sahada gerçekleştirildi. Karla mücadele çalışmalarının yanı sıra çöp toplama gibi temel hizmetler ve ihtiyaç sahiplerine yönelik sıcak yemek dağıtımı da aksatmadan sürdürüldü. Düzce Belediyesi ayrıca komşu il Bolu’ya ve Düzce’nin Yığılca ilçesine karla mücadele araçlarıyla destek vererek dayanışma örneği sergiledi. Öte yandan yoğun kar yağışı sırasında ana su hattında iki ayrı arıza meydana geldi ve bazı mahallelerde geçici su kesintileri yaşandı. Ancak ekiplerin hızlı ve özverili müdahalesi sayesinde arızalar kısa sürede giderilerek su şebekesine su akışı yeniden sağlandı. Düzce Belediyesi, kar yağışı süresince fedakârca görev yapan tüm personeliyle, zorlu kış şartlarında vatandaşların güvenliği ve konforu için çalışmalarını kararlılıkla sürdürmeye devam ediyor.
Erzurum Aras EDAŞ’tan yeni yıla kesintisiz enerji mesaisi Doğu Anadolu Bölgesi’nde elektrik dağıtım hizmeti sunan Aras EDAŞ, yeni yıl gecesinde de kesintisiz enerji sağlamak amacıyla sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Tüketicilerin yeni yıla sorunsuz bir şekilde girebilmesi için ekipler, yılbaşı gecesi boyunca zorlu hava ve arazi koşullarına rağmen görev başında oldu. Özellikle kar, tipi ve soğuk hava şartlarının etkili olduğu bölgelerde Aras EDAŞ ekipleri, gece boyunca sahada aktif olarak görev yaptı. Zorlu koşullarla mücadele eden ekipler, enerji sürekliliğinin korunması için 24 saat esasına göre mesai yaptı. Yılbaşı gecesinde birçok noktada karla kaplı alanlarda saha çalışmaları yürütüldü. Bunun yanı sıra SCADA (Uzaktan Kontrol ve Kumanda) Merkezi üzerinden elektrik şebekesi anlık olarak izlenerek ölçüm, kontrol ve kumanda faaliyetleri kesintisiz şekilde sürdürüldü. SCADA sistemi sayesinde şebeke online olarak takip edilirken, saha ekipleriyle koordineli bir çalışma yürütüldü. Teknoloji ve insan gücünün eş zamanlı kullanımıyla enerji hizmetinin sürekliliği sağlandı. Yeni yıl öncesinde olası risklere karşı bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayan Aras EDAŞ, yılbaşı gecesinde de hazırlıklı yapısıyla dikkat çekti. Ekipler, enerji arzının sürdürülebilirliği adına sahada yoğun bir mesai gerçekleştirdi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Aras EDAŞ Genel Müdürü Fikret Akbaş, "Yeni yıl akşamı boyunca kesintisiz enerji için tüm ekiplerimizle sahadaydık. İhtiyaç duyulan bölgelerde bakım ve onarım çalışmalarını günler öncesinden tamamlamıştık. Zorlu hava şartlarına rağmen ekiplerimiz, her yeni yılda olduğu gibi bu yıl da kesintisiz enerji hizmeti sunmak için büyük bir özveriyle görev yaptı." dedi.
Samsun Profesör açıkladı: "Metamfetamin ve kokain gençler arasında tehlikeli boyutlara ulaştı" Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya, tüm dünyada çocuk ve gençleri etkileyen iki önemli bağımlılığın metamfetamin ve kokain olduğunu belirterek, her iki uyuşturucunun ciddi sağlık sorunlarına ve ölümlere yol açtığını açıkladı. Prof. Dr. Şevket Özkaya, çocukları ve gençleri etkileyen bağımlılıklar hakkında açıklamalarda bulundu. Metamfetaminin sentetik bir uyuşturucu olduğunu ve kullanımının ölümcül sonuçlar doğurduğunu ifade eden Özkaya, "Tüm dünyada çocukları ve gençleri etkileyen iki önemli bağımlılıktan bahsetmek istiyorum. Bunlar metamfetamin ve kokain bağımlılığıdır. Metamfetamin en ölümcül, en çok bağımlılık yapan, okul çağında en kolay ulaşılabilen bir sentetik uyuşturucudur. Kullanıma bağlı ciddi akciğer ve karaciğer sorunları ortaya çıkıyor. Çok küçük dozlarda bile anında bağımlılık yapabiliyor ve tedaviyle bırakılması çok zor bir bağımlılıktır" dedi. Özkaya, gençler arasında ölümcül etkileri olan diğer bir uyuşturucunun da kokain olduğunu belirterek, "Kokain, gençler arasında ölüme neden olan uyuşturucu maddelerden birisidir. Toplumda aile kontrolü dışında kalan gençler bu maddelere çok kolay yöneliyor" diye konuştu. Açıklamalarında, her iki uyuşturucunun beyin hasarı oluşturduğunu ve nöro sinir hücrelerini harap ederek solunum ve kalbin durmasına sebep olduğunu vurgulayan Özkaya, "Metamfetamin tüm dünyada bir sorun olmanın ötesinde, ülkemizde de gençlerimizi etkileyen toplumsal bir sorun olarak görülmelidir" ifadelerini kullandı.
Erzurum Aşkale’de kar sonrası belediye ekipleri sahadaydı 2025 yılının son gününde başlayan ve aralıklarla etkisini sürdüren kar yağışının sona ermesiyle birlikte Aşkale ilçe genelinde her yer beyaza büründü. Yoğun kar yağışının ardından Aşkale Belediyesi ekipleri, vatandaşların mağduriyet yaşamaması için sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kar temizleme çalışmalarına başladı. İlçe merkezi başta olmak üzere ana arterler, mahalle yolları ve ara sokaklarda yürütülen çalışmalar, gecenin ilerleyen saatlerine kadar aralıksız devam etti. Kar küreme ve tuzlama çalışmalarıyla ulaşımın aksamaması sağlanırken, ekipler sahada yoğun mesai harcadı. Aşkale Belediye Başkanı Şenol Polat, yürütülen çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, meteorolojiden gelen kar yağışı uyarıları doğrultusunda gerekli tüm hazırlıkların önceden tamamlandığını belirterek, "Kar yağışıyla birlikte ekiplerimiz ilçe merkezimiz başta olmak üzere tüm mahallelerimizde görev aldı. İki gün boyunca etkili olan kar yağışı süresince vatandaşlarımızın ve sürücülerimizin herhangi bir zorluk yaşamaması için araç-gereçlerimiz ve personelimizle sahada olduk" dedi. Başkan Polat, ilçe genelinde karla ilgili ciddi bir sorun kalmadığını ifade ederek, "Ana arterler ve ara sokaklarda kar temizleme ve tuzlama çalışmalarımız büyük ölçüde tamamlandı. Ancak yine de olası olumsuzluklara karşı ekiplerimiz sahada görev yapmaya devam ediyor" şeklinde konuştu. Belediye Başkanı Şenol Polat, karla mücadele çalışmalarını yerinde inceleyerek ekiplerden bilgi aldı.