DÜNYA - 05 Ocak 2026 Pazartesi 22:18 | Son Güncelleme : 05 Ocak 2026 Pazartesi 23:00

Dışişleri Bakanı Fidan: "İsrail'e gereken baskıyı yapmalıyız"

A
A
A

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Gerekli miktarda gıda ve barınma imkanının Gazze’ye girişi için İsrail’e gereken baskıyı yapmalıyız" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Portekiz’e yaptığı resmi ziyaret kapsamında, Portekiz Radyo ve Televizyon Kurumu’na (RTP) mülakat verdi. Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) ne gibi bir katkı sağlayabileceği şeklinde bir soru alan Fidan, "Öncelikle, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri bildiğiniz gibi tarihi bir ilişki. Biz birbirimizi tamamlıyoruz. Türkiye, çok uzun zamandır Avrupa Birliği’ne üye olma isteğinde, ancak Avrupa Birliği’ndeki bazı siyasi konular nedeniyle bu gerçekleşemiyor. Ancak biz, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin de tam üye olmasıyla tam dayanışma içerisinde bir araya gelememesinin tarihi bir talihsizlik olduğunu düşünüyoruz" dedi.

"Dünyanın geri kalanına da tarihi fırsatlar sunabiliriz"

Sözlerinin devamında Fidan, "Çünkü Türkiye’nin dinamik bir ekonomisi var, iyi bir savunma sanayii var, iyi ve genç bir nüfusu var ve son derece önemli bir bölgede bulunuyor. Askeri gücümüz ve bölgedeki etkimiz de Avrupa Birliği ile bütünleşebilir ve bu şekilde gerçekten tarihi bir işbirliği tesis edebiliriz. Ve bu şekilde sadece içinde bulunduğumuz bölgeye değil, aynı zamanda dünyanın geri kalanına da tarihi fırsatlar sunabiliriz. Zira söylediğim gibi Avrupa Birliği uluslar üstü bir birlik oluşturabildi ancak hiçbir zaman medeniyetler üstü bir birlik kuramadı. Aslında dünyanın ihtiyaç duyduğu bu, medeniyetler üstü bir birlik, bütünlük, farklı medeniyetlerin aynı çatı altında yaşaması ve dünyaya başka şeyler katması. Bence bu çok önemli" diye konuştu.

"Portekiz ile savunma sanayinde iyi bir iş birliği başladı"

Türkiye ile Portekiz arasındaki ilişkilerin nasıl gelişebileceği şeklindeki soruya Fidan, "Portekiz ile son derece iyi ikili ilişkilere sahibiz ve ilişkilerimiz mükemmel devam ediyor. Bildiğiniz gibi bunu geliştirmenin sınırı yok. Turizm, ticaret, yatırım, savunma sanayi, enerji ve tüm alanlar ve sektörlerde iş çevrelerinin ve diğer çevrelerin de kullanabileceği çok önemli fırsatlar var" ifadelerini kullandı.

Fidan, "Şu anda sevgili dostum Paola (Rangel) ile yapmaya çalıştığımız; ikili anlaşmalar ve üst düzey ziyaretlerle mevcut ilişkileri daha kurumsal hale getirebilmek. Ticaret hacmimiz 3.5 milyar doları aştı ve bu bizim için gerçekten iyi. Ancak daha da yükseltmek istiyoruz bu rakamı. Savunma sanayinde iyi bir işbirliği başladı, turizmde de iyi bir işbirliği mevcut. Artan sayıda Türk iş insanı Portekiz’de fırsatları değerlendiriyor ve Portekiz, Türk yatırımcıları için son derece dostane bir ortam sağlıyor ve bu bizim için yine son derece önemli" dedi.

"Türkiye, her zaman çatışmaların dışında kaldı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin Orta Doğu’da lider konumda olmasına yönelik vizyonu hakkında bir soru alan Fidan, "Bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yılı aşkın bir süredir tekrar tekrar seçilen liderimiz. Bu Orta Doğu’da çok sıklıkla karşılaştığımız bir durum değil ve kendisi bölgenin istikrarı, refahı ve güvenliği için bu güçlü lider konumunu ve etkisini kullanıyor" dedi.

Türk dış politikasının omurgasını refah, istikrar ve güvenliğin oluşturduğunu vurgulayan Fidan, "Bölgemizde bu alanlarda daha fazla katkı sağlamak istiyoruz çünkü Türkiye çok önemli bir jeostratejik konumda bulunuyor. Doğumuzda daha farklı bir dizi siyasi öncelik var. Kuzeyimizde yine farklı bir dizi siyasi öncelik var. Maalesef kuzeyde Ukrayna ve Rusya arasında savaş var. Doğumuzda ise uzun zamandır Suriye, Irak ve ötesinde devam eden bölgesel çatışmalar var. En azından batımızda şu anda farklı bir sorun yok ancak bütün bu problemli alanlarda eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son 20 yılda başardıklarına bakarsanız öncelikle Türkiye’nin her zaman çatışmaların dışında kalmış olduğunu ve hiçbir zaman çatışmaları teşvik etmediğini görürsünüz. Ve terörizme karşı son derece etkin bir savaş sürdürdük. Çünkü terörizm aslında sadece güvensizliğin kaynağı olmakla kalmıyor, birçok ülkede yolsuzluk ve devlet kurumlarının erozyonunun da kaynağını teşkil ediyor. Ve terörizmle başarılı bir şekilde mücadele ederek bu aynı zamanda bölgeye istikrar getiren bir faktör oldu. Yapmaya çalıştığımız şu; ekonomimiz, savunma sanayimiz, teknolojimiz ve kurumsal kapasitemiz bölge ülkelerine çok daha fazla katkı sağlayabilir. Biz Avrupa Birliği, Orta Asya ve Orta Doğu arasında önemli bir konumdayız. Ve sadece bu farklı bölgeler arasında köprü olmakla kalmayıp bu bölgeler arasında sentez oluşturmak ve farklı sinerjiler oluşturmak için önemli ve büyük bir rol oynayabiliriz. Ve Türkiye bu farklı bölgelere erişimi olan bir ülke olarak kendisine özgü konumuyla bu avantajları hayata geçirebilir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dış politika öncelikleri uzun bir zamandır bölgenin istikrarı, güvenliği ve refahını artırma yönünde" ifadelerini kullandı.

"İsrail’e gereken baskıyı yapmalıyız"

Uluslararası toplumun Gazze konusunda nasıl bir sınav verdiği konusunda bir soru alan Fidan, "Bence maalesef bu sınavda başarısız olduk. Şimdi bu hatadan geri dönmeye çalışıyoruz. Çünkü biliyorsunuz son iki yıldır birçoğunun kadın ve çocuk olduğu 70 binden fazla masum kişinin katledilmesini izledik. Uluslararası toplum ve uluslararası kuruluşlar maalesef bu 21’inci yüzyılın ortasındaki kıyım karşısında çaresiz kaldılar. Bazı ülkelerde ve birliklerde bu zulme karşı durmak için gerekli adımlar bile atılmadı" dedi.

Dışişleri Bakanı Fidan, "Ancak şimdi bu durumdan çıkıyoruz ve en azından bir ateşkes var. Belki kırılgan bir ateşkes. Şu anda en azından küçük bir miktar insani yardımın Gazze’ye girişine izin veriliyor. Bu hiç yoktan iyi. Ancak şimdi kış ortasındayız ve Gazze halkının barınmaya ihtiyacı var. Çünkü vicdani olarak bir halkın aç kalmasına, ölmesine ve onların donmalarına izin veremeyiz. Dolayısıyla barınma önemli. Gazze’ye gıda ve ilaç girişi önemli. Gerekli miktarda gıda ve barınma imkanının Gazze’ye girişi için İsrail’e gereken baskıyı yapmalıyız" ifadelerine yer verdi.

"Bu artık sadece Ukrayna ve Rusya arasında bir savaş değil"

Türkiye’nin Ukrayna’ya yönelik arabuluculuk çalışmaları ve ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planına ilişkin bir soruya Fidan, "Sayın Trump ve ekibinin son birkaç aydır, özellikle iktidara geldiklerinden bu yana Ukrayna-Rusya savaşı ile ilgili yapmaya çalıştıkları, kesinlikle desteklediğimiz hususlar. Baştan beri biz Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve güvenliğini destekliyor olsak da, aynı zamanda şunu biliyorduk; bu çatışmayı durdurmanın tek yolu diyalog, barış ve ateşkes" diye cevap verdi.

Ukrayna’daki savaşın bir kazananı olmayacağının bilindiğini ifade eden Fidan, "Çünkü artık bu sadece Ukrayna ve Rusya arasında bir savaş değildi. Savaş, Ukrayna ve Rusya’nın çok ötesinde bir şey halini aldı. Fay hatları oluşturdu, büyük bölünmelere neden oldu. Avrupa’dan başlayan ve başka ülkelerde de devam eden ekonomik krizler, enerji krizi ve siyasi krizlere yol açtı. Ve aynı zamanda tahıl sevkiyatı sorunları nedeniyle gıda krizine yol açtı. Ve bir dizi küresel büyük krize bu şekilde aslında yol açtı. Dolayısıyla bitmesi gerekiyordu. Şimdi Sayın Trump’ın yapmaya çalıştığı, bizim de yapmaya çalıştıklarımızla tamamıyla örtüşüyor" şeklinde konuştu.
Fidan, "Dediğiniz gibi Türkiye, savaşın taraflarını bir araya toplayabilen tek ülke. Aynı masanın etrafına onları oturtabildik. Sayın Trump belki farklı taraflarla görüşerek bir mekik diplomasisi uyguluyor ki bu çok iyi. Biz de onlara yardım etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Umarım başarırlar ve biz de gerçekten en kısa zamanda bu anlamsız savaşın bittiğini görebiliriz" diyerek sözlerini tamamladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kadıköy’de denizdeki dalgaların çarptığı 3 yüzücünün arkadaşı konuştu. "Arkadaşlarımızın amacı denize girmek değildi" Kadıköy Şaşkınbakkal Sahili’nde 4 Ocak’ta denize girmek isteyen 3 kişi, lodosun etkisiyle sahile vuran dev dalgalara kapılarak kayalıklara düşerek yaralanmıştı. Yaşananlar çevredeki kişiler tarafından cep telefonuyla kaydedilirken, yüzücülerden birinin bacağında kırıklar olduğu öğrenildi. Olaydan sonra açıklamalarda bulunan üç yüzücünün arkadaşı Kahraman Nail, " Arkadaşlarımızın amacı denize girmek değildi. Kıyıdan dalgalarla keyif yapmak istediler, o dalgayı hesap edemediler. Dalganın boyu 3 metreye kadar çıktı" dedi. Olay, Kadıköy Şaşkınbakkal Sahili’nde 4 Ocak Pazar günü meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, denize girmek isteyen 3 kişi, lodosun etkisiyle bir anda yükselen dalgalara kapıldı. Lodos nedeniyle sahilde etkisini artıran dalgalar, Yavuz C., Haluk Ç. ve Nusret M.’yi kayalıklara savurdu. Sert şekilde kayalıklara çarpan yüzücüler çeşitli yerlerinden yaralanırken, ihbar üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. İlk müdahaleleri sahilde yapılan yaralılar, ambulanslarla hastaneye kaldırılırken o anlar çevrede bulunan vatandaşlar tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. Yaralılardan Yavuz C. ve Haluk Ç.’nin sırt, bacak ve bel bölgelerinde derin yaralar oluştuğu; tedavilerinin evlerinde sürdüğü öğrenildi. Bacağında kırık tespit edilen Nusret M.’nin ise hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenildi. "Amaçları lodosta denize girmek değildi, kıyıdan dalgalarla keyif yapmak istediler" Olayla ilgili konuşan yüzücülerin arkadaşı ve spor hocası Kahraman Nail, "Arkadaşlarımızla Yalova’da şehit düşen polislerimizi anmak için soğuk havada denize girdik. Ondan sonraki günlerde lodos başladı. Amaçları lodosta denize girmek değildi, kıyıdan dalgalarla keyif yapmak istediler. Dalga olmasaydı denize gireceklerdi çünkü bizim ekibin en eskileridir ve 20 yıllık yüzücülerdir. O dalgayı hesap edemediler, dalgaların boyu 3 metreye kadar çıkıyordu, o sırada kıyıdalardı. Kıyıdan dalga alıyor, duvara çarparak hepsini yere düşürüyor. Bir arkadaşımız hastanede şuan da ameliyata aldılar, bacağına platin takıldı. Diğer arkadaşlarımız da derin yarıklar var" dedi. "Keşke böyle talihsiz bir olayla gündeme gelmeseydik" diyen Nail, "Spor ve sağlıkla alakalı yada kendi yaptığımız faaliyetlerle alakalı gündeme gelmek isterdik. Kışın denize girmemizin en büyük sebebi denizden gelen sodyum, kükürt, doğal klor, potasyum, magnezyum ve diğer elementlerden faydalanmak. Kış mevsiminde denizin kükürt oranı biraz daha yüksek oluyor. Besinlerden alamadığımız elementleri alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Biz yaşadığımız talihsiz olaya rağmen denize girmeye devam edeceğiz" Gelen tepkilere ve yorumlara üzüldüklerini belirten Nail, "Bazı haber ajansları ve gazetelerde hepsinin bacağı kırıldı diye haber yapıldı, öyle bir şey yok. Sadece bir arkadaşımızın kaval kemiği kırıldı, kaval kemiği de kolay kırılacak bir kemik değil. Sağlam bir darbe aldı gözümüzle gördük. Arkadaşlarımız lodosta denize girecek kadar bilgisiz adamlar değil, amaçları mendireğin üzerinde dalgalara karşı keyif yapmak. Biz yaşadığımız talihsiz olaya rağmen denize girmeye devam edeceğiz. Bir spor hocası olarak şunu da söyleyeyim lodoslu havalarda bırakın denize girmeyi kıyıdan bile uzak durun" diye konuştu.
Adana Kozan’da Çanakkale Savaşı Gezici Müzesi kapılarını açtı Adana’nın Kozan ilçesinde Çanakkale Zaferi’nin 110. yıl dönümü çerçevesinde Çanakkale Savaşları Sergisi açıldı. Kozan Kaymakamlığı, Belediyesi ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün koordinesiyle getirilen Çanakkale Savaşları Gezici Müze Sergisi, Halk Eğitim Merkezi yanındaki belediyeye bağlı tesiste kapılarını ziyaretçilere açtı. Müzeyi gezen öğrenciler, tarih kitaplarında okudukları destanın kalıntılarını görmenin heyecanını yaşadı.Ücretsiz olan serginin, 11 Ocak Pazar gününe kadar ilçede ziyaretçilerini ağırlayacağı kaydedildi. İlk kez böyle bir deneyim yaşadığını belirten öğrencilerden Fatma Zehra Sürek, "Bizim için çok anlamlı oldu. Bazı eserlerde duygulandık. Özellikle sağlık kısmındaki o dönemin iğneleri ve hasta ilaçları çok dikkatimi çekti" dedi. Bir diğer öğrenci Bulem Nur Yıldırım ise müzedeki en çarpıcı eserlerden birine dikkat çekerek, "Çok heyecanlıydım. Beni en çok etkileyen, havada birbirine çarpışmış mermiler oldu" ifadelerini kullandı. Çanakkale Gezici Müze Sorumlusu Ali Murat Kalegil ise, "Müzemiz 25 masa üzerinde, 73 çeşit ve toplamda bin 90 adet savaş malzemesinden oluşuyor. Hepsi o döneme ait, kültür varlığı statüsünde şehit ve gazilerimizin emanetleri. Amacımız bu tarihi gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak" diye konuştu. Çanakkale Savaşları’nın Osmanlı’nın savaştığı 9 cepheden kazanılan tek cephe olduğunu ve başkent İstanbul’u kurtardığını hatırlatan Kalegil, 253 bin şehidin verildiği bu kara harekatı zaferinin 9 Ocak’ta 110. yıl dönümünün kutlanacağını belirtti.