SAĞLIK - 06 Kasım 2019 Çarşamba 10:16

(Özel) Organ nakli olan hastalar ikinci doğum günlerini pasta keserek kutladı

A
A
A
(Özel) Organ nakli olan hastalar ikinci doğum günlerini pasta keserek kutladı

Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası dolayısı ile organ nakli olduktan sonra hayatlarına devam eden hastalarla bir araya geldi.

Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası dolayısı ile organ nakli olduktan sonra hayatlarına devam eden hastalarla bir araya geldi. Organ nakli sayesinde ikinci kez hayata tutunan hastalar için ‘ikinci doğum günü pastası’ kesilirken, hastane yönetimi ve hastalar bu anlamlı günü birlikte geçirdi. Kalp nakli olan 67 yaşındaki hasta Nurettin Özırmaktepe ile 8 yaşındaki Hafsa Zeynep Koç da etkinlikte ikinci doğum günlerini kutlamak için pasta kesti.


3-9 Kasım Organ Nakli Haftası nedeni ile Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bir dizi program düzenlendi. Günü ilk bölümünde, hastane konferans salonunda düzenlenen organ nakli bilinçlendirme seminerine Başhekim Prof. Dr. Kaan Kırali, Akciğer Nakli Birimi Klinik Şefi Doç. Dr. Erdal Taşçı, hastane yöneticileri, organ nakli olan ve organ nakli bekleyen hastalar ile hastaların yakınları katıldı. Organ bağışı konusunda yanlış bilinenlerin masaya yatırıldığı seminerde vatandaşların organ bağışı konusunda çok daha duyarlı olmaları gerektiği vurgusu yapıldı. Kalp naklinin bilinmesine rağmen akciğer naklinin neredeyse hiç bilinmediği kaydedilirken, Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kalp ve akciğer naklinde Türkiye’de üstlendiği öncü role dikkat çekildi. Nakilli hastaların sahneye çıkarak söz aldığı programda salona hitap eden 8 yaşındaki Hafsa Zeynep Koç’un konuşması, salonda duygusal anlara neden oldu. Bazı hastalar gözyaşlarını tutamadı.


Seminer sonunda Başhekim Prof. Dr. Kaan Kırali tarafından organ nakli operasyonu geçiren ve hayatlarına başarılı bir şekilde devam edenler ile organ nakli bekleyen hastalara hediye takdim edildi. Ardından da hastane tarafından, organ nakli sayesinde ikinci hayatlarına sımsıkı tutunan hastalar için Organ Nakli Haftası’na özel olarak hazırlatılan pasta kesildi. Pastanın mumları, hastanenin en küçük kalp nakli hastası Hafsa Zeynep Koç tarafından üflendi.



"Prof. Dr. Kaan Kırali: Esas amaç organ naklinde duyarlılığı tüm topluma yaymak"


Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kaan Kırali, günün önemine ilişkin İhlas Haber Ajansı’na konuştu. Organ yetmezliğine bağlı hayat kalitesi düşmesi ve hayati tehlikenin, son yüzyılın belki de en önemli sorunu haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kırali, “Hastanemizde özellikle kalp ve akciğer nakli konusunda Türkiye’nin öncüsüyüz. Türkiye’de kalp nakillerinin en az üçte birini, akciğer nakillerinin de yaklaşık yarısını hastanemiz gerçekleştiriyor. Bu bağlamda, ülkemizin bu ciddi sağlık sorununa çok büyük bir çözüm ürettiğimizi düşünüyoruz. Ancak ülke bazında baktığınızda organ nakli sayıları çok az. Nakil yaptığımız hastalarla Organ Bağışı Haftası’nda bir araya geldik. Çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdik. Burada tekrar hayata bağlanan, hayata dönen, hayata tutunan nakilli hastalarımızla bir arada olmak bizi çok duygulandırdı. Onların hissiyatlarını içimizde hissettik. Tabi ki esas amaç duyarlılığı tüm topluma yaymak. Toplumdaki bağışçı sayısının arttırılması için gerekli kampanyaları başlatabilmek, öncü olabilmek. İnşallah organ nakli yaptığımız bu hastalar da toplum içerisinde bizim birer elçimiz olarak bu işlerin ne kadar başarılı yapıldığını, sonuçlarının ne kadar iyi olduğunu tüm topluma göstererek, organ bağışına niyetlenecek vatandaş sayımızın arttırılmasına katkıda bulunacaklarını düşünüyoruz” diye konuştu.


Kalp nakli olan en küçük hasta 8 yaşındaki Hafsa Zeynep Koç, “Ben ameliyat olmadan önce oynayamadım, okuyamadım, okula gidemedim, dışarıya çıkamadım, hep öksürdüm. Ama sonunda kalp geldi, bana çıktı. Ben de ameliyatımı oldum ve sonunda okula gidiyorum” dedi. Kendisine organ nakli operasyonunu başarılı bir şekilde gerçekleştiren hekimlere teşekkür eden Hafsa, “Onlar beni ameliyat ettiler, beni hayata döndürdüler. Ama tek onların elinde değildi. Allah istedi, bana kalp verdi. Eğer beni yaşatmak istemeseydi yaşatmazdı, yaşatmak isteseydi yaşatırdı ve şu anda hayattayım, ayakta yürüyorum. Düşe kalka öğreneceğim, düşe kalka oynayıp zıplayacağım, okuyacağım” diye konuştu.



En büyük ve en küçük kalp nakli hastası bir arada


Türkiye’nin en yaşlı kalp nakli olan hastası unvanına sahip 67 yaşındaki Nurettin Özırmaktepe ise, “Buraya Halkalı’dan geldim. Tabi önce Allah bunu bize nasip etti. Bunun için de müteşekkirim ve teşekkür ediyorum hocama” dedi.


Bu sırada hastanenin en büyük ve en küçük nakilli hastalarıyla birlikte olmanın önemli bir mesaj içerdiğine dikkat çeken Başhekim Prof. Dr. Kaan Kırali, “Buradan çok önemli bir mesaj çıkıyor. Her türlü organ naklinin 7’den 70’e herkese yapılabildiğini, hiç kimsenin bundan muaf olmadığını ve herkesin eğer yaşayacak ömrü varsa bunun bir şekilde karşısına çıkacağını buradan anlıyoruz” ifadelerini kullandı.


Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Akciğer Nakli Birimi Klinik Şefi Doç. Dr. Erdal Taşçı ise, “Hastalarımıza tekrar nefes aldırabildiğimize inanıyoruz. Ayağa kalkan her hasta bizim için çok önemli. Çünkü onlar bizim hastalarımız değil, ailemizin bir parçası ve biz git gide, günden güne büyüyen bir geniş aileyiz” diye konuştu.


Akciğer nakli olan hastalardan Oktay Yüksel, “Ben akciğer nakli olalı 19 ay oldu. Daha evvel 24 saat oksijene bağımlı yaşıyordum. Nakilden sonra Allah’a çok şükür, hocalarımın sayesinde yeni bir hayata başladım. Şu anda gayet sağlıklı yaşantımı sürdürebiliyorum ve rahat nefes alabiliyorum” dedi. Bir diğer akciğer nakli hastası Sinan Gürsoy, “Ben de son 2 ayda 24 saat makinelere bağlıydım. Akciğer nakli maalesef vurgulanamıyor. İlaç prospektüslerinde dahi bütün nakillerin isimleri var, akciğer nakli yok. Bunların bir şekilde geliştirilmesi ve Türkiye’de organ bağışının ne kadar önemli olduğunu bir şekilde anlatabilmemiz gerekiyor” diye konuştu.



’İki kardeşe iki kalp nakli’


Her ikisi de kısa aralıklarla kalp nakli olan Leyla Çelik ve Adnan Ok kardeşler ise organ naklinin bambaşka bir duygu olduğunu anlattı. Abla Leyla Çelik, “Kardeşim kalp nakli beklerken, ‘Sen de kalp nakli olmak zorundasın’ dediler. Kardeşimi ilk duyduğumda zaten bir şok yaşadım. Onu yaşayınca benim durumum biraz daha kolay oldu. O çıktı, ben yattım. 2018 Eylül ayında nakil gerçekleşti. Gerçekten herkesin yapması gereken bir şey. İnsanı yaşatmak ne güzel. Ailelerle de görüşüyoruz” dedi. Adnan Ok ise insan hayatı kurtarmanın önemli olduğunu belirterek, “O insanlar Bulgaristan’dan gelmişti. O şekilde bağışladılar. Onlar sayesinde hayata tutunduk. Artık biz de onların evladı gibiyiz, görüşüyoruz. Gerçekten buraya düşmeden önce insan anlamıyor. Önemli olan buraya gelmeden anlamak. 8 ay bekledim ben. Çocuğum burayı benim evim olarak biliyordu çünkü beni hep burada gördü küçükken. Çok zor bir süreç. O yüzden bağışın yapılması çok önemli. Toprak olacağına hayat olsun. Bağış, duygusu anlatılmayacak bir şey. Kardeş olarak çok mutluyuz. Aileler için de çok zor. Herkese bir gün olacak ama en azından geride kalanlara bir hayat veriyor” şeklinde konuştu.


Günün devamında Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki birimlerin oluşturduğu futbol takımlarının katılımıyla düzenlenen futbol turnuvasının final turu gerçekleştirildi. Üçüncülük mücadelesinin ardından Teknik Servis ve Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım Ünitesi, turnuvanın birinciliği için mücadele etti. Renkli maçı kazanarak kupaya uzanan taraf Teknik Servis oldu. Takımlar üçüncülük ödülünü Beşiktaşlı eski futbolcu Ali Cansun Begeçarslan, ikincilik ödülünü hastanede kalp nakli olan Varol Kanbur ve birincilik kupasını Kurucu Onursal Başhekim Prof. Dr. Cevat Yakut’un elinden aldı. Kupa seremonisi sırasında renkli görüntüler oluştu.


Organ bağışı gibi önemli bir konuda Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi ailesinin kendisini misafir etmelerinden onur duyduğunu anlatan Ali Cansun Begeçarslan, “Organ bağışının hayat kurtardığı gerçeğini unutmayan ve böyle güzel bir organizasyon yapan tüm arkadaşları tebrik ediyorum. Burada olmak gerçekten büyük bir mutluluk. Bu konuda çok ihtiyacı olan insanlar oluyor. Organ bağışının, bir insanın hayatını kurtarmanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Çok duyarlılık gerektiren bir konu. Ben bu konuda hassasiyet gösteren herkese teşekkürlerimi iletiyorum. Ben de dahil, organ bağışının hayat kurtardığı gerçeğini unutmamamız gerekir” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Çorum’da yurtta yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükseldi Çorum’un Sungurlu ilçesinde KYK yurdunda akşam yemeği yedikten sonra zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuran öğrenci sayısı 77’ye yükselirken, tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı duyuruldu. Çorum’un Sungurlu ilçesinde bulunan Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Kız Öğrenci Yurdu’nda kalan öğrenciler dün akşam yemeğinden sonra kusma, ishal ve mide bulantısı şikayetleri yaşamaya başladı. Şikayetleri yaşayan öğrenciler, Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Konuyla ilgili Çorum Valiliği’nden yapılan açıklamada, hastaneye başvuran öğrenci sayısının 77’ye yükseldiği ve tedavi edilen öğrencilerden 35’inin taburcu edildiği, tedavileri süren öğrencilerin herhangi bir hayati riskinin bulunmadığı duyuruldu. Yurttan yemek ve su numunelerinin incelenmek üzere alındığının belirtildiği açıklamada, konuyla ilgili adli ve idari soruşturma başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "5 Mayıs’ta tarihinde, Çorum ili Sungurlu ilçesinde bulunan KYK yurdunda akşam yemeği tüketen öğrencilerde bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ortaya çıkmıştır. Söz konusu şikayetler üzerine öğrenciler, bugün saat 08.10’dan itibaren Sungurlu Devlet Hastanesi’ne başvurmaya başlamışlardır. Bugün saat 17.30 itibarıyla toplam başvuru sayısı 77 olup, bu başvuruların tamamı ayaktan yapılmıştır. 35 öğrenci tedavilerinin ardından taburcu edilmiştir. Başvuran öğrencilerin genel sağlık durumları iyi olup herhangi bir hayati risk bulunmamaktadır. Konuya ilişkin olarak Sungurlu İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından gerekli incelemeler başlatılmış, su numuneleri alınmıştır. Ayrıca Sungurlu İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından yemek numuneleri alınarak analiz edilmek üzere Çorum İl Gıda Kontrol laboratuvar Müdürlüğüne teslim edilmiştir. Süreç ilgili kurumlarımız tarafından yakından takip edilmekte olup konuyla ilgili Sungurlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma ve Valiliğimizce idari soruşturma başlatılmıştır."
Kırklareli Vali Turan: "Okul çevrelerinde denetimler artırılacak" Kırklareli Valisi Uğur Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurguladı. Okul ve çevresinde güvenliğin artırılmasına yönelik alınacak tedbirlerin ele alındığı "Okul ve Çevresi Güvenlik Tedbirleri Toplantısı" Vali Uğur Turan başkanlığında ilgili kurum yöneticilerinin katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda; okul çevrelerinde alınan mevcut güvenlik tedbirleri, denetim faaliyetleri, servis güvenliği, okul giriş-çıkış saatlerinde yaşanan yoğunluk, bağımlılıkla mücadele çalışmaları, trafik düzenlemeleri ve risk oluşturan unsurlar ele alınarak kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan Vali Turan, çocukların ve gençlerin güvenli bir eğitim ortamında bulunmasının en öncelikli konuların başında geldiğini belirtti. Turan, "Geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın huzur ve güven içerisinde eğitimlerini sürdürebilmeleri için tüm kurumlarımızla koordinasyon içerisinde çalışıyoruz. Okul ve çevresinde alınacak her türlü tedbir, sadece güvenliği değil aynı zamanda eğitim kalitesini de doğrudan etkilemektedir" dedi. Turan, okul çevrelerinde denetimlerin artırılacağını, risk oluşturan unsurların ortadan kaldırılması için ilgili kurumların iş birliği içinde hareket edeceğini vurgulayarak, öğrencilerin güvenliği için tüm imkanların seferber edildiğini ifade etti. Toplantı, ilgili kurumların sunumları ve alınacak tedbirlerin değerlendirilmesinin ardından sona erdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" dedi. Vizyon 100 Platformu’nun düzenlediği Vizyon 100 İstanbul Summit etkinliği, Türkiye’deki şirketlerin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen etkinlik, "Küresel Liderler Oturumu"na da ev sahipliği yaptı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, küresel ekonomik mimarinin yeniden şekillendiği tarihsel bir eşikten geçildiğini gördüklerini belirterek, "Jeopolitik gerilimler derinleşirken ticaret düzeninin yeniden şekillendiği, yapay zekânın üretim ve emek piyasalarını dönüştürdüğü, iklim değişikliğinin ekonomik maliyetlerinin giderek somutlaştığı, demografik dönüşümün eş zamanlı baskı oluşturduğu bir eşikte bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. Küresel büyümenin bu gelişmelere paralel olarak hala dayanıklılık göstermiş olsa da son üç yıldır yüzde 3’ler seviyesinde seyrederek 2000-2019 ortalaması olan yüzde 3,7’nin altında gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Küresel mal ve hizmet ticaretinin yıllık ortalama büyüme hızı 2000-2019 döneminde yüzde 4,8’den 2020-2025 döneminde yüzde 3 seviyesine gerilemiş; ticaretin yapısı giderek daha bölgesel ve güvenlik odaklı hale gelmiştir" açıklamalarında bulundu. "Bugün bölgemizde yaşanan gerilimler bu kırılgan yapıya yeni riskler eklemektedir" diyen Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Orta Doğu’da yaşanan savaş; enerji fiyatlarından ulaşım maliyetlerine, finansal piyasalardan para politikası beklentilerine kadar geniş bir alanda etkisini hissettirmektedir. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksamalar petrol ve LNG arzını olumsuz etkileyerek enerji fiyatlarını yükseltmiş; artan güvenlik riskleri sigorta primlerini ve navlun maliyetlerini artırmıştır. Doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, gübre maliyetleri üzerinden gıda fiyatları için yukarı yönlü risk oluştururken, bu gelişmeler küresel enflasyon beklentilerini bozarak fiyatlar üzerinde ilave baskı meydana getirmiştir. Jeopolitik risk algısındaki artış, risk primlerini ve borçlanma maliyetlerini yükseltmiş; finansal koşullar sıkılaşmıştır." "Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır" IMF’nin güncel tahminlerinde 2026 yılı küresel büyüme beklentisinin yüzde 3,1’e gerilediğini ve enflasyon beklentisinin yüzde 4,4’e yükseldiğini kaydeden Yılmaz, "Böylesine kırılgan ve belirsizliklerin arttığı bir küresel tabloda, Türkiye ekonomisi güçlü bir dayanıklılık ortaya koymakta ve birçok alanda pozitif yönde ayrışmaktadır. Son dönemde uyguladığımız ekonomi programı sayesinde makroekonomik ve finansal istikrar belirgin şekilde güçlenmiş, ekonomimizin dış şoklara karşı direnci ciddi ölçüde artmıştır. Nitekim 2020-2025 döneminde dünya ekonomisi yüzde 19 büyürken, Türkiye ekonomisi yüzde 35 büyüme kaydetmiştir. Gerçekleştirdiğimiz yüksek büyüme performansımızla milli gelirimiz 2025 yılında 1,6 trilyon dolara ulaşmış, kişi başına gelirimiz ise 18 bin doların üzerine çıkmıştır" şeklinde konuştu. "Türkiye adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda" Çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile Türkiye’nin adeta bir istikrar adası ve ’Güvenli Liman’ konumunda olduğunu hatırlatan Yılmaz, "2025 yılında Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı 13,1 milyar dolara ulaşmış, aynı yıl 475 yatırım projesi için karar alınmıştır. Bu projeler kapsamında yaklaşık 21 milyar dolarlık yatırım ve 47 binin üzerinde istihdam öngörülmektedir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, nitelikli insan kaynağının Türkiye’ye çekmeye yönelik teşviklerin, Türkiye’yi yatırımcılar açısından üretim ve değer oluşturma bakımından çok daha güçlü bir merkez konumuna taşıdığımı vurguladı. Geçtiğimiz günlerde ’Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı’nı açıkladıklarını aktaran Yılmaz, "Bu program, Türkiye’nin yeni dönemdeki ekonomik konumlanmasını net biçimde ortaya koyan kapsamlı bir stratejidir. Meclisimizde yasal çerçevesi için çalışmaların başladığı program kapsamında üretim ve ihracat odaklı firmalar için son derece rekabetçi bir vergi yapısı oluşturuyoruz. İhracat yapan firmalar için kurumlar vergisini önemli ölçüde indirerek Türkiye’yi küresel ölçekte güçlü bir üretim üssü haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. İstanbul Finans Merkezi’nin küresel ölçekte etkin bir finans üssü olarak konumlandırma hedefi doğrultusunda finansal piyasaların derinliğini artırdıklarını, uluslararası sermaye ile entegrasyonu güçlendirdiklerini kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Küresel ekonominin yönünün yeniden belirlendiği böyle bir dönemde, doğru konumlanan ülkelerin önümüzdeki yılların kazananları olacağı açıktır. Türkiye, güçlü makroekonomik temelleri, stratejik konumu, nitelikli insan kaynağı ve kararlılıkla uyguladığı politikalarla bu yeni dönemin merkezinde yer almaya devam edecektir."
Karabük Karabük’te minibüs esnafından "haksız rekabet" tepkisi Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, belediyenin toplu taşıma uygulamalarının minibüsçü esnafını olumsuz etkilediğini belirterek, mahkeme kararına uyulması çağrısında bulundu. Karabük Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Cemal Topçu, yaptığı açıklamada yalnızca bir meslek grubunun sorunlarını değil, kentte hukukun ve esnaf onurunun da zedelendiğini savunduklarını ifade etti. Minibüsçü esnafının yıllardır zor şartlar altında hizmet verdiğini dile getiren Topçu, pandemi döneminde artan maliyetlerin esnafı ekonomik açıdan zorladığını kaydetti. Topçu, "Pandemi döneminde artan maliyetler altında ezilen, kontak kapatma noktasına gelen toplu taşıma esnafına el uzatması gereken eski belediye yönetimi; çözüm üretmek yerine esnafın ekmeğine kan doğramıştır. Mevcut duruma çözüm bulmak yerine 60 adet dolmuş alarak belediyeyi bir ’minibüs işletmesine’ çevirmek, 30 yıllık esnafın rızkına göz dikmektir. Belediye, esnafı yaşatmakla mükelleftir, esnafıyla rekabet edip onu bitirmekle değil" dedi. Emeklilere yönelik ücretsiz ulaşım uygulamasının da esnafı zor durumda bıraktığını iddia eden Topçu, "Emeklilerimize yönelik ücretsiz ulaşım kararı, esnafın sırtından yapılan bir siyasi şovdur. Sosyal belediyecilik, bir kesime iyilik yaparken başka bir kesimi açlığa mahkûm etmek değildir. Artan akaryakıt fiyatları, amortisman giderleri, ağır vergi ve SGK yükleri altında beli bükülen şoför esnafı, bir de belediyenin haksız rekabetiyle siyasete kurban edilmiştir" diye konuştu. Konuya ilişkin yargıya başvurduklarını ve mahkemenin kendilerini haklı bulduğunu belirten Topçu, "Mahkeme kararı açıktır. Bu uygulamadan derhal dönülmesi gerektiği belirtilmiştir" dedi. Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya’ya çağrıda bulunan Topçu, mahkeme kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak, "Belediye yönetimini ivedilikle mahkeme kararına uymaya ve haksız rekabeti sonlandırmaya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Topçu, aksi halde hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini ve demokratik haklarını kullanacaklarını sözlerine ekledi.