SAĞLIK - 10 Nisan 2020 Cuma 13:45

"Menisküs yırtığı nedir? Belirtileri nelerdir?"

A
A
A
"Menisküs yırtığı nedir? Belirtileri nelerdir?"

Doç.

Doç.Dr. Ahmet İnanır, menisküs yırtığı ve belirtileri hakkında bilgi verdi.


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç.Dr. Ahmet İnanır, “Sporcu hastalığı olarak bilinen menisküs yırtılması aslında her yaşta ve herkeste görülebiliyor. Menisküs dokusuna kısaca ’diz’in beyni diyebiliriz. Menisküs dokusu oldukça önemli bir doku olup dize binen yükler üzerinde şok emici etkisi vardır. Menisküs’ün yüzde 15-34’ünün çıkarılması dizdeki şok emici etkisini azaltmakta ve temas basıncını yüzde 35 oranında artırmaktadır. Hem hastanın kendisi hem de menisküsü tedavi edecek doktor tarafından olabildiğince korunmaya çalışılmalıdır. Burada bir çelişkiyi ifade etmekte yarar var; cerrahlar menisküsü almaz isek kireçlenme gelişir derken, bir başka görüşte menisküs alınır ise yastıkçık olan destek doku ortadan kalkacağı ve yük binen yüzey azalacağı için kireçlenme gelişeceği yönündedir. Yastıkçık fibrokartilaj bir doku olup eklem kıkırdağı ise sadece kartilaj dokudur. Yani menisküs daha esnek yapıya sahip olup şok absorban etkiye sahiptir” dedi.


Diz eklemini oluşturan, kemiklerin arasında yer alan küçük oval kıkırdakımsı (fibrokartilaj) yapıya ’’Menisküs’’ dendiğini ifade eden Dr. İnanır, “Menisküsler, kemiklerin kıkırdak(kartilaj) yüzlerinin birbirine sürtünmesini azaltır ve ekleme gelen yükleri dengeli bir şekilde dağıtır. Menisküs dizde iç ve dış olmak üzere 2 adettir. Bu yapı, vücudun en işlek eklem yerlerinden biri olan dizlerde hareket kolaylığı sağlar. Uyluk ve kaval kemiklerinin birbirleri ile temas yüzeyini artıran menisküs, kemiklerin üzerine binen vücut ağırlığının dengeli bir şekilde dağılmasına imkan sağlar. Menisküsler gençlik çağında yumuşak ve esnek yapıya sahiptir. Bu nedenle de dizin zorlanmalarına karşı dayanıklıdır. Ancak yaşın ilerlemesi ile birlikte menisküs de diğer eklem kıkırdakları gibi yıpranmaya başlar. Buna bağlı olarak şok emici özelliğini de yavaş yavaş kaybeden menisküs aynı zamanda daha da sertleşir. Gençlerde menisküs spor yaptıkları esnada diz ekleminde anormal ve kontrolsüz bir yüklenme meydana geldiğinde hasar görebilir. Bu şekil yırtılmalar dize gelen direkt darbe, dizin dönmesi veya düşmeler sonucu oluşabilir. Gençlere nazaran ileri yaşlardaki kişilerde ise çok daha hafif oluşabilecek diz travmaları menisküs yırtığı ile sonuçlanabilir. Sporcuların sık sık karşılaştığı problemlerden biri olan menisküs yırtığı, günlük hayatta da birçok insanın başına gelebiliyor. Ağır yük taşıyanlar, sürekli ayakta duranlar, yoğun olarak ev işleriyle uğraşan ev hanımları ve yaşlılar menisküs yırtılması ile karşı karşıya kalabiliyor. Genellikle vücut ağırlığı tek bir tarafa verildiğinde gerçekleşen bu tip yaralanmalar, bazen diz çökme, çömelme ve ağır yük kaldırma gibi basit hareketlerde bile ortaya çıkabiliyor. Menisküste oluşan yırtık ve yaralanmalar birkaç ana başlıkta ele alındığında, bu başlıklar aşağıdaki gibi sıralanabilir: Direkt Yaralanmalar: Doğrudan dize gelen darbeler sonucunda oluşan yaralanmaları kapsıyor. Diz üzerine düşme, trafik kazaları, dize gelen tekmeler bu tip yaralanmalara neden oluyor. Dolaylı Yaralanmalar: Gövdenin diz üzerinde dönmesi sonucu gerçekleşen yaralanmalardan oluşuyor. Dejeneratif Yaralanmalar: Yaşlılık nedeniyle vücutta oluşan deformasyonların sebep olduğu yaralanmalar olarak ele alınıyor. Menisküs yırtıkları yırtığın oluş şekline göre 2 gruba ayrılır. Bunlar akut ve kronik yırtılmadır. Ani oluşan yırtılmalar dizi zorlayıcı bir travma ile meydana gelir ve diz birden bire şişer. Bu şişlik diz eklem sıvısı veya eklem sıvısı ile karışık kandan kaynaklanır. Şişlikle birlikte diz çoğunlukla kitlenir ve diz hareket ettirilmeye çalışılırken aşırı ağrı meydana gelir. Akut menisküs yırtıkları çoğunlukla gençlerde (sporla uğraşan) kişilerde olur. Ancak seyrek rastlanan bir durumdur. Kronik menisküs yaralanmaları ise orta ve ileri yaşlardaki kişilerde görülür. Şikayetler yavaş yavaş kendini gösterir. Dizde sıvı toplanması meydana gelse de bu akut yırtıklardaki kadar fazla olmaz. Bu hastalarda dizde kitlenme nadir görülür. Akut yırtığa göre ağrısı daha hafiftir. Hatta bazı kronik yırtıklarda hiç ağrı olmayabilir. Kronik menisküs yaralanmaları çoğunlukla kireçlenme ile beraber oluşur. Menisküs yırtılmalarında hastaların ilk şikayetleri genelde dizlerde ağrı, şişlik ve sertlik oluyor. Merdiven inip çıkarken, oturup kalkarken veya yokuş inip çıkarken dizlerde oluşan ağrılar menisküste oluşan hasarın ilk sinyallerini vermeye başlıyor. Günlük hayatta önemsenmeyen bu tip ağrı ve şişlikler ilerde daha ciddi sorunlara yol açabiliyor. Hastalar bir sonraki aşamada dizlerdeki ağrıya ek olarak kitlenme problemiyle karşı karşıya kalıyor. Oturup kalkarken dizlerde gerçekleşen takılmalar, akabinde dizin belli bir konumda kitlenmesine ve sonrasında da dizlerde boşalma hissine neden oluyor. Erken müdahale edilen menisküs problemleri, ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebiliyor. Ancak ilerleyen safhalarda hastaların menisküs ameliyatı olması zorunlu hale gelebilir” diye konuştu.


Konservatif (menisküse zarar vermeyen) tedavinin, genellikle ilk başvurulan tedavi yöntemi olduğunu kaydeden Dr. İnanır, “Konservatif tedavideki amaç; ağrıyı gidermek, diz eklem fonksiyonlarını arttırmak, hastayı normal yaşamına geri döndürmektir. Menisküs yırtığı bulunan hastalarda, artan kilo ile birlikte kıkırdak hacminde hızlı kayıp ve diz ağrılarında artış saptanmıştır. Yüzde 1’lik kilo vermenin kıkırdak kaybı ve diz ağrılarında azalma ile sonuçlandığı gösterilmiştir. Konservatif tedaviler arasında sayılan PRP, CGF-CD34, karın yağından kök hücre, birçok farklı dejeneratif yumuşak doku problemlerinde başarıyla kullanılan popüler yöntemlerdir. Ayrıca Ozon terapi, Osteopati, Proloterapi ve Nöralterapi de kullanılan yöntemler arasında sayılabilir. Artan yaş ile birlikte, diz ekleminde artritik değişiklikler başlar. Yaşlı hasta popülasyonunda, eğer menisküs yırtıklarına kıkırdak hasarı da eşlik ediyor ise, menisküs yırtığına yönelik uygulanacak cerrahi yöntemlerden hedeflendiği gibi iyi sonuçlar alınamamaktadır. Hasta yaşının ilerlemesi ile birlikte, menisküsün dejenerasyon süreci başlar. Artan yaş ile su içeriği artmakta, hücresel içerik azalmakta, kollajen ve glukozaminoglikan oranları azalır. Bunun sonucunda, menisküs, dejenerasyona ve yaralanmalara karşı korunmasız kalır. Bu bakımdan Glukozamin preparatlarının takviye eklenmesi gerekli olabilir. Minimal bir yer değiştirmeye sahip, dejeneratif veya tam kat olmayan stabil yırtıklar genellikle cerrahi dışı yöntemlerle iyileşmekte veya bulgusuz seyretmektedir. Cerrahi tedavi; konservatif tedaviye rağmen semptomları devam eden veya tekrarlayan hastalara uygulanır” açıklamalarında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Jeotermal tesiste üretilen çiçekler, kentin renklenmesinde önemli rol alıyor Elazığ Belediyesi, kentin yeşil dokusunu güçlendirmek ve mevsimlik çiçek ihtiyacını yerinde karşılamak için faaliyet aldığı Cip sera alanında üretilen çiçekler kentin estetik bir görüntü kazanmasını sağlarken, açılan tesisle birlikte dışarıya bağımlılığın azalmasıyla birlikte de mali tasarruf sağlıyor. Elazığ Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü, kentin yeşil dokusunu güçlendirmek ve mevsimlik çiçek ihtiyacını yerinde karşılamak amacıyla Cip sera alanında tohumdan fide üretim çalışmalarını sürdürüyor. Modern üretim tekniklerinin kullanıldığı serada yetiştirilen çiçek fideleri, Elazığ’ın park, bahçe ve refüjlerini renklendiriyor. 10 bin metrekare alan üzerine kurulu Cip sera alanında yürütülen üretim sürecinde, kaliteli ve sertifikalı tohumlar tercih ediliyor. Uzman ekipler tarafından hazırlanan ekim viyollerine yerleştirilen tohumlar, otomatik sulama ve iklimlendirme sistemleri sayesinde kontrollü şartlarda çimleniyor. Fidelerin gelişim sürecinde sıcaklık, nem ve ışık dengesi düzenli olarak takip edilerek maksimum verim hedefleniyor. Tesiste, 20 günde üretimi gerçekleştirilen çiçekler arasında özellikle kadife çiçeği ve zinya türlerine ağırlık verilirken, üretilen fideler ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde kentin farklı noktalarına ekilerek şehrin daha estetik ve modern bir görünüm kazanmasında önemli rol alıyorlar. "Çok az bir maliyetle çiçeklerin üretimlerini yapıyoruz" Cip jeotermal sera alanının toplamda 10 bin metrekare alan üzerine kurulu olduğunu belirten Elazığ Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü Erdem Key, "Bu tesisimiz içerisinde mevsimlik çiçek üretimini gerçekleştiriyoruz. Bu tesisimiz içerisinde 7-8 çeşit çiçek üretimi yapıyoruz. İlkbahar ve sonbahar dönemleri olmak üzere yılda iki defa yapıyoruz. Bu çiçeklerimiz ortalama bir ay içerisinde alana dikimi yapılacak hale geliyor. 20 günlük bir periyot içerisinde tohumlar, fide haline geliyor. Fide halinden sonra da içeride bakımlarının ardından ekim için buradan alıyoruz. Çiçeklerin burada yetiştirilmesi asgari bir maliyete neden oluyor. Daha önceden ihale yöntemiyle bu çiçekleri satın aldığımız için çok fazla maliyet oluşuyordu, fakat şu anda kendimiz ürettiğimiz için çok az bir maliyetle çiçeklerimizin üretimlerini yapıyoruz. Burada yetiştirdiğimiz çiçeklerimizi tamamıyla peyzaj çalışmalarımızda kullanıyoruz. Peyzaj çalışması yaparken, kentin kavşaklarında, orta refüjlerinde ve park alanlarında ekiplerimiz tarafından dikimleri yapılıyor. Yetiştirdiğimiz tohumların fideye dönüşmesi adeta bir bebek gibi bakılarak özenle yetiştiriliyor" ifadelerini kullandı.
Düzce 80 yataklı hafızlık Kur’an kursunda sona gelindi DÜZCE(İHA) – Düzce’nin Cumayeri ilçesi Belediye Başkanı Mustafa Koloğlu, ilçede yapımı devam eden 80 yataklı Hafızlık Kur’an Kursu projesinde artık son aşamaya gelindiğini açıkladı. Gençlerin manevi eğitimine büyük önem verdiklerini vurgulayan Koloğlu, projenin kısa sürede tamamlanarak hizmete açılacağını belirtti. Cumayeri’nde yükselen bu önemli eğitim yatırımı, özellikle hafızlık eğitimi almak isteyen öğrenciler için modern ve donanımlı bir ortam sunacak. İlçede dini eğitimin güçlendirilmesi amacıyla hayata geçirilen proje, bölge halkı tarafından da büyük takdir görüyor. Başkan Koloğlu yaptığı açıklamada, "Gençlerimizin manevi eğitimi ve hafızlık çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Bu tür kıymetli projeler, geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızın Kur’an-ı Kerim’i öğrenmesi ve hafız olarak yetişmesi adına çok önemli bir yere sahiptir" ifadelerini kullandı. Belediye ile müftülük iş birliğinde yürütülen çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Koloğlu, kursun en kısa sürede tamamlanması için desteklerin sürdüğünü dile getirdi. Projenin tamamlanmasıyla birlikte ilçede önemli bir eksikliğin giderileceği ifade ediliyor. Başkan Koloğlu ayrıca, bu anlamlı eserin hayata geçirilmesinde emeği bulunan herkese teşekkür ederek, "Başta hayırseverlerimiz olmak üzere, müftülüğümüze ve katkı sunan tüm kişi ve kurumlara gönülden teşekkür ediyorum" dedi. Tamamlanma aşamasına gelen Hafızlık Kur’an Kursu’nun açılışıyla birlikte Cumayeri’nin manevi eğitim alanında önemli bir merkez haline gelmesi bekleniyor.
Manisa Manisa’da müzik dolu proje başlıyor Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Genç Sahne Manisa" projesiyle lise öğrencileri, kendi kurdukları müzik gruplarıyla sahne deneyimi yaşayacak. Manisa İl Millî Eğitim Müdürlüğü, gençlerin sanatsal ve kültürel gelişimini desteklemek amacıyla dikkat çeken bir projeye imza attı. "Genç Sahne Manisa" adıyla duyurulan proje kapsamında, Manisa genelindeki resmî ve özel liselerde eğitim gören öğrenciler, oluşturdukları müzik gruplarıyla yeteneklerini sergileme fırsatı bulacak. Proje süreci, öğrencilerin hazırladıkları performans videolarının değerlendirilmesiyle başlayacak. Belirlenen kriterleri karşılayan gruplar ise ilerleyen aşamada canlı sahne performansına davet edilecek. Final aşamasında başarılı bulunan öğrenciler, Manisa Cumhuriyet Meydanı’nda kurulacak sahnede izleyiciyle buluşacak. Yarışma formatının ötesine geçen projede; müzikal uyum, teknik yeterlilik, sahne hâkimiyeti, özgünlük ve yorum gücünün geliştirilmesi hedefleniyor. Öğrencilerin sanatsal yönlerini keşfetmeleri ve kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulması amaçlanırken, aynı zamanda okullarına olan aidiyet duygularının güçlendirilmesi de hedefler arasında yer alıyor. Manisa İl Millî Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli, projenin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile örtüştüğünü belirterek, gençlerin milli ve kültürel değerlerinden kopmadan çağdaş eserler ortaya koyabileceklerine inandığını ifade etti. Uğurelli, öğrencilerin sanat alanında da önemli başarılara imza atacaklarına olan güvenini dile getirdi. Öte yandan etkinlik süresince gerçekleştirilecek tüm video ve fotoğraf çekimlerinin, öğrencilerden oluşan Manisa Çocuk TV ekibi tarafından yapılacağı bildirildi.
Manisa Manisa’da ’Din ve hayat’ uluslararası arenada masaya yatırılacak Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenecek olan "Uluslararası Geçmişten Günümüze Manisa’da Din ve Hayat Sempozyumu", yerli ve yabancı çok sayıda akademisyeni Manisa’da buluşturmaya hazırlanıyor. Manisa’nın köklü dini ve kültürel mirası, ekim ayında uluslararası katılımla akademik bir zeminde ele alınacak. 16-17 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek sempozyum, Manisa’nın tarihi süreçte dini, sosyal ve kültürel hayatına yön veren dinamikleri disiplinlerarası bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlıyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ev sahipliğinde yapılacak etkinlikte, alanında uzman çok sayıda bilim insanı bildiri sunacak. Sempozyumun onursal başkanlığını Prof. Dr. Rana Kibar, başkanlığını ise Prof. Dr. Halit Ev üstlenirken, düzenleme kurulunda üniversitenin farklı akademik birimlerinden çok sayıda öğretim üyesi yer alıyor. Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden akademisyenlerin de yer aldığı bilim ve danışma kurulu, etkinliğe uluslararası nitelik kazandırıyor. Sempozyum kapsamında; Manisa’da tarihi süreçte dini hayat, dini kurumlar, alimler ve ilim geleneği, din eğitimi, modernleşme sürecinde din, din ve toplum ilişkisi gibi pek çok başlık ele alınacak. Ayrıca dini çeşitlilik, sosyal hizmetler, sanat ve estetik ile güncel sorunlar da akademik çerçevede münazara edilecek. Bildiri özetlerinin 15 Nisan tarihinden itibaren kabul edilmeye başlanacağı sempozyumda, son başvuru tarihi 1 Eylül olarak açıklandı. Kabul edilen bildiriler 15 Eylül’de ilan edilecek, sempozyum programı ise 1 Ekim’de kamuoyuyla paylaşılacak. Yetkililer, sempozyumun Manisa’nın dini ve kültürel mirasının akademik açıdan ortaya konulmasına katkı sağlamasının yanı sıra, yeni bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi ve şehir hafızasının güçlendirilmesi açısından önemli bir platform olacağını ifade etti.