ASAYİŞ - 17 Ocak 2012 Salı 11:33

KCK OPERASYONUNDA GÖZALTI SAYISI 9`A ÇIKTI

A
A
A
KCK OPERASYONUNDA GÖZALTI SAYISI 9`A ÇIKTI

Bölücü terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik düzenlenen ve aralarında BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in makam şoförlüğü ve korumalığını yapan Gülten Ç’nin de bulunduğu operasyonda gözaltı sayısı 9’a yükseldi.
Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Maltepe Gülsuyu Mahallesi ile Ümraniye’de gerçekleştirilen operasyonlarda 7 şüpheli gözaltına alınmıştı. Şüpheliler arasında BDP Milletvekili Sebahat Tunceli’n makam şoförlüğü ve korumalığını yapan Gülten Ç’nin yanı sıra gazeteci H.B. de bulunuyor. H.B’nin 20 Aralık günü KCK’nın medya ayağına yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alındığı ve serbest kaldığı öğrenildi.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Dünyayı imar görevinde kadın konferansı düzenlendi Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen "Emanetin Sahibi: Dünyayı İmar Görevinde Kadın" başlıklı konferans gerçekleştirildi. İstiklal Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Fatma Günaydın, insanın varoluşsal değerlerinin hayata geçirilmesinde ve nesillere aktarılmasında merkezi bir role sahip olduğunu ifade etti. Kadın meselesinin bir problem alanı olarak değil, insanlığın ortak sorumluluğu çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Günaydın, tür etkinliklerin toplumsal ve ahlaki değerlerin yeniden güçlendirilmesine katkı sunduğunu belirtti. Konuşmasına Kur’an’da önemli bir yer tutan "maruf" kavramına dikkat çekerek başlayan Prof. Dr. Hülya Terzioğlu, bu kavramın toplumsal meselelerde katı kalıplardan ziyade adalet ve ortak iyi ekseninde çözüm üretmeyi ifade ettiğini dile getirdi. Maruf anlayışının, farklı durumlara göre esneklik gösterebilen ve toplumsal dengeyi gözeten bir yaklaşım sunduğunu belirten Terzioğlu, kadın ile ilgili tartışmaların da çoğu zaman dış kaynaklı ve ideolojik çerçeveler üzerinden şekillendiğine işaret etti. Toplumsal cinsiyet kavramına da değinen Terzioğlu, bu kavramın biyolojik cinsiyetin ötesinde, toplumun kadın ve erkeğe yüklediği rollerle ilişkili olduğunu ifade etti. İslam düşüncesinde kadın ve erkeğin insan olma temelinde eşit; sorumluluk ve roller farklılıklar içerebilen bir yapıda ele alındığını vurgulayan Terzioğlu, eşitlik kavramının yanı sıra adalet kavramının daha kapsayıcı bir yaklaşım sunduğunu belirtti. Konuşmasında kadınların tarihi süreçte her zaman üretim içinde yer aldığına dikkat çeken Prof. Dr. Terzioğlu, kadınların çalışma hayatına katılımının yeni bir durum olmadığına işaret etti. Prof. Dr. Hülya Terzioğlu konuşmada ayrıca, İslam düşüncesinde kadın ve erkeğin karşılıklı sorumluluklar çerçevesinde konumlandırıldığı, her iki cinsin de insan olma temelinde eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğu ifade etti. Program, teşekkür belgesi takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Erzurum Söğütlü Mahallesi’nde "Cami Aile Buluşması" düzenlendi Aziziye İlçe Müftülüğü tarafından Söğütlü Mahallesi Camii’nde düzenlenen programda Kur’an-ı Kerim okunup dualar edilirken, aile ve gençlik vurgusu ön plana çıktı. Aziziye İlçe Müftülüğü’nün koordinesinde Erzurum merkezine 17 kilometre, ilçe merkezine ise 7 kilometre uzaklıktaki Söğütlü Mahallesi Camii’nde "Cami Aile Buluşması" programı gerçekleştirildi. Akşam ile yatsı namazı arasında düzenlenen programa mahalle sakinleri yoğun ilgi gösterdi. Program kapsamında Kur’an-ı Kerim tilaveti, cemaatle birlikte namaz kılınıp dualar edildi. "Camiler birlik ve beraberliğin merkezidir" Söğütlü Mahallesi İmam Hatibi Mustafa İpek programda yaptığı konuşmada,"Camiler sadece ibadet ettiğimiz yerler değil, aynı zamanda birlik ve beraberliğimizi pekiştirdiğimiz mekânlardır. Bugün burada ailelerimizle, çocuklarımızla birlikte bulunmamız çok kıymetlidir. Gençlerimizin camiyle bağ kurması, geleceğimiz açısından büyük önem taşıyor. Bizler de elimizden geldiğince onları doğru şekilde yönlendirmeye gayret ediyoruz. Bu tür programlar hem kaynaşmamıza hem de manevi olarak güçlenmemize vesile oluyor. Katılım sağlayan tüm cemaatimize teşekkür ediyorum" ifadelerine yer verdi. "Çocuklarımıza değerlerimizi öğretmeliyiz" İlçe Müftüsü Osman Gülbe ise konuşmasında, "Kıymetli annelerimiz, babalarımız; bu yavrularımız sizleri örnek alacak, sizleri model alacak. Camiyi, cemaati, namazı, abdesti burada görerek öğrenecekler. İnşallah yarın dinine, değerlerine sahip çıkan nesiller olacaklar. Cenab-ı Allah yavrularımızın hepsini hayırlı eylesin, vatanımıza, milletimize faydalı bireyler kılsın.Hayatın bir başlangıcı olduğu gibi bir sonu da vardır. Hepimiz bir zamanlar küçüktük, büyüdük, bugünlere geldik. Ramazan ayı geldi geçti; orucu, teravihi, yardımlaşmayı bizlere hatırlattı. Rabbim tekrarını nasip etsin. Değerli kardeşlerim, hiçbir şey boşuna yaratılmamıştır. İnsan da büyük bir gaye için yaratılmıştır. Bu gaye, Cenab-ı Allah’ı tanımak ve O’na kul olmaktır. Bizler de çocuklarımıza bu şuuru vermeli, dinimizi ve değerlerimizi öğretmeliyiz. En büyük hedefimiz Allah’ın rızasını kazanmak olmalıdır" ifadelerini kullandı. Taziye evinde sohbet gerçekleştirildi Programın ardından cemaatle birlikte Söğütlü Mahallesi Taziye Evi’ne geçildi. Burada özellikle gençlere yönelik dini sohbet gerçekleştirildi. İlçe Müftüsü Osman Gülbe öncülüğünde yapılan buluşmada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın gençlere yönelik çalışmaları ve manevi destek faaliyetleri hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Mahalle sakinleriyle samimi bir ortamda gerçekleşen sohbet, karşılıklı fikir alışverişiyle devam etti. Bir sonraki program Ağören Mahallesi’nde Öte yandan Aziziye İlçe Müftülüğü’nün "Cami Aile Buluşması" programının bir sonraki durağının 9 Nisan Perşembe akşamı olacağı bildirildi. Programın, akşam ile yatsı namazı arasında Aziziye ilçesine bağlı Ağören Mahallesi’nde gerçekleştirileceği ifade edildi.
İzmir 25. yıla notalarla görkemli kutlama Yaşar Üniversitesi, 25’inci kuruluş yıl dönümünü sanatla kutladı. Devlet sanatçısı Rengim Gökmen yönetimindeki Yaşar Üniversitesi Senfoni Orkestrası ve piyanist Salih Can Gevrek, İzmirli sanatseverlere notaların sihirli dünyasında unutulmaz bir konser yaşattı. Yaşar Üniversitesi Senfoni Orkestrası, üniversitenin ‘25’inci Kuruluş Yıl Dönümü Konseri’nde sanatseverlerle buluştu. İzmir’de vakıf üniversitelerinin müziğe desteğinin ilk örneğini oluşturan ve Selçuk Yaşar’ın fikriyle hayata geçirilen Yaşar Üniversitesi Oda Orkestrası, 2019 yılında farklı kurumlarda görev yapan sanatçıların katılımıyla Yaşar Üniversitesi Senfoni Orkestrası’na dönüştü. Bu sene 20’nci yılını kutlayan orkestranın Yaşar Üniversitesi’nin 25’inci kuruluş yıl dönümü onuruna düzenlenen konseri Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleşti. Konsere, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, Selçuk Yaşar Spor ve Eğitim Vakfı Başkanı ve Yaşar Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller ile çok sayıda İzmirli sanatseverler katıldı. Salih Can Gevrek’ten iz bırakan yorum Konserin ilk yarısında Yaşar Üniversitesi Senfoni Orkestrası’na, birçok uluslararası ödülün sahibi, çalışmalarını Brüksel Kraliçe Elisabeth Müzik Şapeli’nde sürdüren Piyanist Salih Can Gevrek solist olarak eşlik etti. Şef Devlet Sanatçısı Rengim Gökmen yönetiminde gerçekleşen konserde; seslendirilen S. Rachmaninoff’un Piano Concerto No. 2 in C minor eseri izleyicilere büyülü anlar yaşattı. İkinci yarıda ise P. I. Tchaikovsky’den Fantasy Overture "Romeo and Juliet" ve Italian Capriccio eserleri seslendirildi. Orkestra ve solistin performansı, dinleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. "Orkestramız kültürel belleğe silinmez izler bıraktı" Yaşar Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ahmet Yiğitbaşı, yaptığı konuşmada duygu ve düşüncelerini şu sözlerle ifade etti ‘’ Üniversitemizin temellerini atarken en büyük gayemiz; topluma değer katan, özgür düşünen ve sanatı yaşamın merkezine koyan nesiller yetiştirmekti. Temelleri 2006 yılında bir "oda orkestrası" olarak atılan Yaşar Üniversitesi Senfoni Orkestramız, Kurucumuz ve Ebedi Onursal Başkanımız Sayın Selçuk Yaşar’ın sanata olan büyük inancı ve vizyoner girişimiyle hayat bulmuştur. Bu vesileyle, kendisini bir kez daha şükran ve saygıyla anıyoruz. 20. yıl dönümünü kutladığımız Senfoni Orkestramız, İzmir’in ve Türkiye’nin kültürel belleğinde silinmez izler bırakmış; şehrimizin sanat hayatında vazgeçilmez bir buluşma noktası haline gelmiştir. Bu sahne, bugüne kadar pek çok dev ismi ağırladı. Suna Kan, İdil Biret, Ruşen Güneş, Gülsin Onay, Alexander Rudin, Şefika Kutluer ve Kerem Görsev gibi nice kıymetli sanatçının notaları bu salonda yankılandı. Bu akşam da senfoni orkestramız, çok değerli şefimiz Sayın Rengim Gökmen’in yönetiminde sahnede. Piyanoda ise genç kuşağın parlak isimlerinden Salih Can Gevreği ağırlamaktan büyük gurur duyuyoruz. Bilimin ve sanatın ışığında geçen 25 yılımızı selamlarken, Senfoni Orkestramıza da başarılarla dolu nice 20 yıllar diliyorum. Sanata verdikleri kesintisiz destek için İzmir Büyükşehir Belediyesine ve Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’ne en içten teşekkürlerimi sunuyorum." "Ahmed Adnan Saygun’un öğrencisi sanatçı" Ankara Devlet Konservatuvarı’nda eğitim gördüğü yıllarda Ahmed Adnan Saygun’un öğrencisi olan duayen Şef Rengim Gökmen, Yaşar Üniversitesi’nin 25’inci yılı anısına yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Yaşar Üniversitesi’nin konserine 3’üncü defa konuk oluyorum. Benim için her zaman unutulmaz, güzel deneyimler oldu. Bir üniversitenin doğmasının, yaşatılmasının ve geliştirilmesinin ne demek olduğunu en iyi bilenlerdenim. Özellikle müzik ve sanata yatırım yapan, müzik öğrencilerini yetiştiren üniversitelerin işi hiç kolay değil. Yaşar Üniversitesi’nin bugün varmış olduğu noktayı büyük takdirle karşılıyorum. Çeyrek yüzyıl boyunca, tüm eğitim hayatında pozitif anılarla anılan, sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan ve Sayın Kurucu Selçuk Yaşar’ın da çok önemsediği şekilde müzik bölümünü yaşatmak için her türlü çabayı gösteren bir üniversite. Gerçekten bir üniversitenin 25’inci yılında bu noktada olması çok önemli ve büyük bir başarı. Ülkemiz ve İzmir için çok büyük bir gurur kaynağı. Nice 25 yıllara ulaşmasını diliyorum."
Samsun Küresel gübre krizine yerli çözüm: Arz sorunu yok Orta Doğu’da yaşanan gerilim ve ABD-İran savaşı sonrası küresel gübre ham maddesi tedarikinde yaşanan sıkıntılar, Türkiye’de yerli üretimle dengeleniyor. Eti Gübre Satış ve Pazarlama Direktörü Kürşat Akın, ham maddenin büyük bölümünü kendi entegre tesislerinden sağlayan yapıları sayesinde piyasadaki dalgalanmalardan minimum düzeyde etkilendiklerini belirterek, Türkiye’nin fosfatlı gübre ihtiyacının tamamını karşılayabilecek kapasitede olduklarını söyledi. Dünya genelinde gübre ham maddesine erişimde ciddi sorunlar yaşandığını ifade eden Akın, Eti Bakır’ın markası Eti Gübre’nin Samsun ve Mardin’deki üretim tesisleriyle iç piyasaya güçlü bir katkı sunduklarını dile getirdi. 750 bin tonluk kompoze gübre üretim kapasitesiyle önemli bir açığı kapattıklarını vurgulayan Akın, özellikle ilkbahar dönemi için herhangi bir arz sorunu öngörmediklerini kaydetti. "Uluslararası piyasalarda gübre fiyatları değişken" ABD-İran Savaşı’nın sürmesiyle gübre fiyatındaki dalgalanmaların devam edeceğini ifade eden Eti Gübre Satış ve Pazarlama Direktörü Kürşat Akın, "İçinde bulunduğumuz ilkbahar dönemi için Eti Bakır’ın gübre markası Eti Gübre olarak biz hazırlıklarımızı yaptık. Hem gübreyi hem de ham maddesini kendimiz ürettiğimiz için ilkbahar döneminde bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum. Diğer gübre firmaları da kendi tedarik kanallarını Orta Doğu’nun dışından sağlayacakları için büyük bir sıkıntı yaşanmayacaktır. Biz gübrenin yüzde 85’ini kendi ham maddemizden üretiyoruz. Diğer firmalar ise yaklaşık olarak yüzde 50’sini ithalat yoluyla getiriyorlar. Arz-talep dengesinden kaynaklanan, ham madde ve mamul gübre arzının azalması ve Orta Doğu’daki tedarikçilerin ortadan kalkmasından dolayı gübre fiyatlarında dalgalanmalar olabilir. İlkbahar dönemi için büyük artışlar görmeyeceğiz ama daha sonraki dönemlerde eğer savaş devam ederse fiyat artışları yaşanabilir" dedi. "Türkiye’nin fosfatlı gübre ihtiyacının yüzde 100’ünü, tüm gübre ihtiyacının da yüzde 20’sini karşılayacak durumdayız" Ülke genelinde yılda yaklaşık 6 milyon ton gübre tüketildiğini ve fosfatlı gübre ihtiyacının tamamını karşılayacak durumda olduklarını dile getiren Kürşat Akın, "Türkiye’nin gübre tüketimi yaklaşık olarak 6 milyon ton. Bizim Mardin-Mazıdağı’ndaki fabrikamız ve Samsun’daki gübre fabrikamızda bu ihtiyacın yaklaşık olarak yüzde 20’sini, özellikle fosfatlı gübrelerde DAP dediğimiz gübrenin ise yüzde 100’ünü karşılayacak durumdayız. Mardin-Mazıdağı’nda 400 bin ton DAP üretim kapasitemiz var. Samsun tesislerimizde ise 450 bin ton. Bunu kompoze gübreye dönüştürdüğümüz zaman ise 700-750 bin ton civarında üretim kapasitemiz oluyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük özel sektör yatırımı olma özelliğine sahip Mardin-Mazıdağı’ndaki metal geri kazanım tesisimiz ve gübre entegre tesisimizi 1,2 milyar dolarlık yatırımla kurduk. Bunun dışında Samsun’da ise sadece gübre tesisine 300 milyon dolarlık yatırım yaptık. İlk başta Eti Bakır olarak bakır üreticisiyiz. Bakırın yan ürünü olarak çıkan sülfürik asidin değerlendirilmesi, katma değeri daha yüksek bir ürüne dönüştürülmesi için gübre yapmayı planladık. Bunun üzerine yatırımlarımızı gübre üzerine yoğunlaştırdık. Mardin-Mazıdağı’nda fosfat madeni var. Orada kendi sülfürik asidimizi üretiyoruz. Buradaki gübre üretiminde ham maddemizin yüzde 100’e yakınını yine kendimiz üretiyoruz. Samsun’daki tesisimizde bakır üretirken çıkan sülfürik asidi yine katma değeri yüksek olan gübreye çevirmeye karar verdik. Türkiye’nin de yaklaşık olarak yüzde 20’lik gübre ihtiyacını karşılayacak durumdayız" diye konuştu. "Sürdürülebilir ekonomik değerler ve sıfır atık doğrultusunda gübre üretimi yapıyoruz" Çevreye duyarlı üretim modelini benimsediklerinin altını çizen Kürşat Akın, "Eti Bakır tesislerinde üretilen sülfürik asidin değerlendirilmesi için oluşturduğumuz gübre fabrikalarında sürdürülebilir ekonomik değerler ve sıfır atık doğrultusunda gübre üretimi yapıyoruz. Eti Bakır tesislerinde üretilen sülfürik asidin katma değeri yüksek gübreye çeviriyoruz ve zaman zaman Eti Gübre markasıyla yurt dışına sattığımız da oluyor. Bunun döngüsel ekonomiye katkısının daha fazla olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Çay, şeker pancarı, mısır, ayçiçeği gibi alanlara özel niş gübreler üretiyoruz" Birçok tarım ürününe özel gübreler de ürettiklerini belirten Kürşat Akın, her bölge ve ürüne özel paketlemelerinin de mevcut olduğunu belirterek şunları söyledi: "İlk önce bizim değerli çiftçimizin, Türk çiftçisinin ihtiyacını karşıladıktan sonra ölü dönemlerde yurt dışına ihracatlarımız oluyor. Niş ürünler üzerine de çalışıyoruz. Bir fabrikamızın Karadeniz’de yer almasından kaynaklı olarak buradaki çay üreticisinin ihtiyacı olan 25-5-10 gübresini üretmeye başladık. Çay bahçeleri dağlık alanlarda olduğu için çiftçinin bu dağlık alanlarda gübreyi daha rahat uygulayabilmesi açısından 25 kilogramlık torbalarda üretiyoruz. Bunun yanında şeker pancarı, mısır, ayçiçeği gibi farklı tarım ürünleri için de gübrelerimiz var."