POLİTİKA - 30 Ocak 2026 Cuma 15:14

Bakan Fidan: "İran’a yönelik saldırıyı benimsememiz mümkün değil"

A
A
A
Bakan Fidan: "İran’a yönelik saldırıyı benimsememiz mümkün değil"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından her iki bakan da ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta" dedi.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Şişli’de bir otelde gerçekleşen görüşmede tarihi bağlara sahip Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler, bölgesel güvenlik, istikrar, refah ve ticaret ve gibi konu başlıkları yer aldı. Toplantıya her iki ülkenin dışişleri yetkilileri, temsilciler ve yurt dışında birçok gazeteci katıldı. . Görüşmelerin tamamlanmasının ardından her iki bakan kameraların karşısına geçip ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaptığı konuşmada Türk dış politikasında öncelikli hedeflerinin bölgesel istikrar ve sınır güvenliği olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, İran’ın huzuru ve refahını da ayrıca önemsediklerini söyledi.


"PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir"


İran’da son günlerde meydana gelen toplumsal olayları takip ettiklerini aktaran Bakan Fidan, "Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına baş sağlığında bulunduğumuzu yinelemek isterim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükûnetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran’ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK ya karşı ortak bir mücadele sergilememiz gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz. İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımların kalkmasının ve İran’ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır" dedi.


"Sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta"


Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduklarını her fırsatta tüm muhataplara da bu şekilde aktardıklarına dikkat çeken Bakan Fidan,’’ Cumhurbaşkanımız bu sabah Pezeşkiyan’la telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de Irak’ta Afganistan’da Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz. Bugün yaptığımız görüşmede bu hususları değerli kardeşim Arakçi’ye bizzat aktardım" diye konuştu.


"İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir"


İsrail’in ABD’ye İran askeri sahaları yapmaya ikna etmeye çalıştığını söyleyen Bakan Fidan, "İsrail’in bu çabaları bölgemizin kırılgan durumdaki istikrarına büyük zarar verme potansiyeli taşımaktadır. ABD yönetiminin sağduyuyla hareket ederek buna fırsat vermeyeceğini ümit ediyoruz. İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" dedi.


"Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir"


İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede Gazze konusunu da gündeme getirdiklerini aktaran Bakan Fidan, ateşkesin sağlanmasında Türkiye’nin çok büyük bir katkı sağladığını vurguladı. Gazze Barış Planı’nın artık ikinci aşamasına geçildiğini belirten Bakan Fidan, "Barış Kurulu mekanizmalarında yer almaktayız, ben de Gazze’nin yönetimi ulusal Komitesi ve yüksek temsilcilerin çalışmalarına destek vermek üzere Gazze Yürütme kurulu çalışmalarına katılacağım. Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir. Gazze’nin sınırları değiştirilmelidir, Gazze’de yeniden imar Gazze halkının ihtiyaçları ve geleceği esas alınarak Gazzeliler için gerçekleştirilmelidir. Türkiye olarak bu esaslar temelinde sorumluluk almakta ve en iyi hissiyatı üstlenmekteyiz" dedi.


"Cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta"


Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürdüklerini kaydeden Bakan Fidan, "Bilindiği gibi 24 Ocak‘ta uzatılmış bir Çatışmasızlık süreci yaşanmakta bugünde entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibarıyla bize mesajlar gelmişti bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye’nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor, cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta, diğer taraftan ortak komşumuz Irak’ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına üyelik sürecini de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak’ta güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümeti ile bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Değerli basın mensupları Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığını sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil bölgesel güvenlik ve refah içinde yararlı olduğuna yürekten inanıyorum" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Eskişehir Türk Ocağı’nda ‘Nüfus Mübadelesi’ anlatıldı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Volkan Marttin, Eskişehir Türk Ocağı’nın gelenekselleşen "Perşembe Sohbetleri" kapsamında yaptığı "İmparatorluk’tan Ulus Devlete Geçişin Sancılı Mirası: Nüfus Mübadelesi" başlıklı konuşmasında, zorunlu göçün hukuki, tarihi ve sosyal boyutlarını dinleyicilerle paylaştı. Mübadelenin, yakın tarihte Türkiye ile Balkan ülkeleri arasındaki kitlesel nüfus değişimini ifade ettiğini belirten Marttin, bu sürecin sadece 1923 Türk-Yunan Mübadelesi ile sınırlı kalmadığını, 1913 İstanbul Antlaşması ile Osmanlı ve Bulgaristan arasında gerçekleşen ilk organize nüfus değişiminin de bu sürecin bir öncülü olduğunu vurguladı. Lozan ve zorunlu göç Konuşmanda, 1923 Türk-Yunan Mübadelesi hakkında çarpıcı veriler paylaşan Prof. Dr. Marttin, Lozan Barış Antlaşması’na ek protokol uyarınca Türkiye ve Yunanistan’ın kendi yurttaşlarını din esası üzerine zorunlu göçe tabi tuttuğunu hatırlattı. Marttin, bu anlaşma ile Anadolu’dan yaklaşık 1 milyon 200 bin Ortodoks Hristiyan’un Rum Yunanistan’a; Yunanistan’dan ise 500 bin Müslüman Türk’ün, Türkiye’ye göç etmek zorunda kaldığını anlatan Marttin, İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türklerinin bu uygulamanın dışında tutulduğu belirtti. Devletin iskân politikası ve mülkiyet sorunu Yeni kurulan Cumhuriyetin bu devasa nüfus hareketini yönetmek için 13 Ekim 1923’te "Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti"ni kurduğunu belirten Marttin, gelen mübadillerin Samsun, Adana, Balıkesir, İzmir ve Manisa gibi illere yerleştirildiğini ifade etti. Konuşmada, mübadillerin geride bıraktıkları malların tasfiyesi ve tazminat sorunlarının yıllarca sürdüğü, bu krizin ancak 1930 yılında imzalanan Ankara Sözleşmesi ile taşınmazların bulundukları ülkenin mülkiyetine geçmesi kararıyla aşılabildiği vurgulandı. Kaçınılmaz bir cerrahi müdahale Mübadelenin sosyal ve ekonomik etkilerine de değinen Prof. Dr. Marttin, Türkiye’ye gelen nüfusun ekserisinin tarım sektöründen olmasının tarımsal işgücüne katkı sağladığını, ancak giden Rum nüfusun sanayi ve zanaat alanında bıraktığı boşluğun uzun süre doldurulamadığını belirtti. Konuşmasını, mübadelenin her iki toplumda derin yaralar açmasına rağmen dönemin şartlarında kaçınılmaz olduğunu belirterek sonlandıran Marttin, bir Rum mübadilin yıllar sonra sarf ettiği, "Atatürk ve Venizelos iyi yaptı. Yoksa şimdi Bosna gibi olabilirdik. Bir yerden patlak verirdi" sözleri hatırlattı. Soru-cevap bölümünün ardından Eskişehir Türk Ocağı tarafından Prof. Dr. Volkan Marttin’e şükran beratı takdim edildi.
İstanbul Bakan Fidan: "Sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından her iki bakan da ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İstanbul’da bir araya geldi. Şişli’de bir otelde gerçekleşen görüşmede tarihi bağlara sahip Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler, bölgesel güvenlik, istikrar, refah ve ticaret ve gibi konu başlıkları yer aldı. Toplantıya her iki ülkenin dışişleri yetkilileri, temsilciler ve yurt dışında birçok gazeteci katıldı. . Görüşmelerin tamamlanmasının ardından her iki bakan kameraların karşısına geçip ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda yaptığı konuşmada Türk dış politikasında öncelikli hedeflerinin bölgesel istikrar ve sınır güvenliği olduğuna dikkat çeken Bakan Fidan, İran’ın huzuru ve refahını da ayrıca önemsediklerini söyledi. "PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir" İran’da son günlerde meydana gelen toplumsal olayları takip ettiklerini aktaran Bakan Fidan, "Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına baş sağlığında bulunduğumuzu yinelemek isterim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükûnetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran’ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK terör örgütü sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike olduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK ya karşı ortak bir mücadele sergilememiz gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyoruz. İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımların kalkmasının ve İran’ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır" dedi. "Sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız. Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da ve Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta" Türkiye olarak İran’a yönelik askeri müdahaleye karşı olduklarını her fırsatta tüm muhataplara da bu şekilde aktardıklarına dikkat çeken Bakan Fidan,’’ Cumhurbaşkanımız bu sabah Pezeşkiyan’la telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurmasına karşıyız bunun çok fazla işe yarayacağını da inanmıyoruz müzakereyi ve diplomasi savunuyoruz. Suriye’de Irak’ta Afganistan’da Gazze’de yaşananlar hafızamızda ve tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz. Bugün yaptığımız görüşmede bu hususları değerli kardeşim Arakçi’ye bizzat aktardım" diye konuştu. "İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" İsrail’in ABD’ye İran askeri sahaları yapmaya ikna etmeye çalıştığını söyleyen Bakan Fidan, "İsrail’in bu çabaları bölgemizin kırılgan durumdaki istikrarına büyük zarar verme potansiyeli taşımaktadır. ABD yönetiminin sağduyuyla hareket ederek buna fırsat vermeyeceğini ümit ediyoruz. İsrail bölgedeki istikrarsızlaştırma politikalarına son vermelidir" dedi. "Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir" İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmede Gazze konusunu da gündeme getirdiklerini aktaran Bakan Fidan, ateşkesin sağlanmasında Türkiye’nin çok büyük bir katkı sağladığını vurguladı. Gazze Barış Planı’nın artık ikinci aşamasına geçildiğini belirten Bakan Fidan, "Barış Kurulu mekanizmalarında yer almaktayız, ben de Gazze’nin yönetimi ulusal Komitesi ve yüksek temsilcilerin çalışmalarına destek vermek üzere Gazze Yürütme kurulu çalışmalarına katılacağım. Gazze’deki temel hedeflerimiz bellidir. Gazze, Gazzeliler tarafından yönetilmelidir. Gazze’nin sınırları değiştirilmelidir, Gazze’de yeniden imar Gazze halkının ihtiyaçları ve geleceği esas alınarak Gazzeliler için gerçekleştirilmelidir. Türkiye olarak bu esaslar temelinde sorumluluk almakta ve en iyi hissiyatı üstlenmekteyiz" dedi. "Cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta" Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürdüklerini kaydeden Bakan Fidan, "Bilindiği gibi 24 Ocak‘ta uzatılmış bir Çatışmasızlık süreci yaşanmakta bugünde entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk. Gece itibarıyla bize mesajlar gelmişti bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye’nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor, cezaevindeki tutukluların güvenli şekilde Irak’a transferi tamamlanması büyük önem taşımakta, diğer taraftan ortak komşumuz Irak’ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına üyelik sürecini de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak’ta güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümeti ile bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Değerli basın mensupları Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığını sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil bölgesel güvenlik ve refah içinde yararlı olduğuna yürekten inanıyorum" diye konuştu.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş duruşmasında İSFALT eski Genel Müdürü savunma yaptı: "Aziz İhsan Aktaş’ın benimle ilgili herhangi bir beyanı yoktur" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada İSFALT eski Genel Müdürü Burak Sırali savunma yaptı. Sırali savunmasında "İddianamede suçlama konusu ihaleler İSKİ ihalesinin serim işlerinin alt taşeron ihaleleridir. Bu ihale süreçleri benden önce nasıl yürütülüyorsa aynı yöntemle yürütülmüştür. Aziz İhsan Aktaş’ın benimle ilgili herhangi bir beyanı yoktur" dedi. Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine mahkeme tarafından verilen bir saatlik aranın ardından devam edildi. Aranın ardından ‘ihaleye fesat karıştırmak’ suçundan tutuklu olan Esenyurt Belediyesi’ne bağlı ESPAŞ personeli Mert Çelik savunma yaptı. Çelik "Ben 10 yıldır Esenyurt Belediyesi’nde farklı görevlerde çalıştım. Ben iddianamede yer alan ihalenin olduğu gün hastaneye gittim. İhale öncesinde ihaleyi hazırlayan birimde değilim. Komisyonda zorunlu mali üye olarak yer aldım. Bu nedenle imzam var. 13 aydır tutukluyum. Tahliyemi talep ediyorum. İhaleye ben katılmadım" dedi. Tutuklu İSFALT eski Genel Müdürü Burak Sırali savunmasında "İSFALT ben göreve geldiğimde mali olarak kötü durumdaydı. Göreve başladığımda şirketin icra aşamasına gelmiş vergi ve SGK borcu bulunmaktaydı. Hatta çarşamba günü göreve başladım cuma günü ise şirkete icra tebliği geldi. İşlerden elde edilen gelir arttıkça asfalt üretimini kendi tesislerimizde karşılayabilir hale geldik. Ancak asfalt serim ekipmanımız bulunmadığından, işleri alt taşeronlara ihale etmek durumunda kaldık. İddianamede suçlama konusu yapılan ihaleler de bu kapsamda. İddianamede suçlama konusu ihaleler İSKİ ihalesinin serim işlerinin alt taşeron ihaleleridir. Bu ihale süreçleri benden önce nasıl yürütülüyorsa aynı yöntemle yürütülmüştür. Hem iç hem dış denetimlerden geçen ihalelerde fesat karıştırmaya yönelik bir tespit bulunamamıştır. Bu ihalelere ilişkin bilirkişi raporunda mevzuata uygun olduğu belirtilmektedir. Aziz İhsan Aktaş’ın benimle ilgili herhangi bir beyanı yoktur. İSFALT’tan kendi isteğim ile istifa ettim. Ben şirketi kara geçirdim ve görevimden ayrıldım. İddianamede bir ihaleden söz ediliyor İSFALT’a araç alımı işe ilgili ama bu benim dönemimde gerçekleşmedi, bilgim yok. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum" şeklinde konuştu. Duruşmaya diğer sanıkların savunmaları ile devam ediliyor.
Erzurum ETSO’nun Güney Kore hamlesi tamamlandı: Seul’de 4 günlük ticaret diplomasisi Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) tarafından "Yurt Dışı Hamlesi" kapsamında Güney Kore’ye düzenlenen iş gezisi başarıyla tamamlandı. Medikal, kozmetik ve laboratuvar malzemeleri sektörlerinde faaliyet gösteren 28 firma ile Seul’e çıkarma yapan ETSO heyeti, büyükelçilik ziyaretinden teknoloji fuarına, üretim incelemelerinden B2B görüşmelerine kadar dolu dolu bir takvim izledi. Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hayata geçirilen ve Ticaret Bakanlığı destekleriyle organize edilen Güney Kore Sektörel Ticaret Heyeti programı sona erdi. TOBB Üst Kurul Delegesi ve ETSO Meclis Üyesi Haktan Ömeroğlu’nun başkanlığını yürüttüğü ve ETSO Genel Sekreteri Osman Ömeroğlu’nun da yer aldığı 28 kişilik heyet, başkent Seul’deki temaslarıyla Erzurum’un üretim gücünü Uzak Doğu pazarına taşıdı. Başkan Özakalın: "Teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi vizyonu şehrimize taşıyoruz" Programın sonuçlarını değerlendiren TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, yurt dışı hamlesinin sadece pazar bulmak değil, vizyon kazanmak olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti: "Firmalarımızı küresel rekabete hazırlamak adına başlattığımız bu hareketin ilk somut ve güçlü adımını Güney Kore’de attık. Devletimizin ve Ticaret Bakanlığımızın sağladığı eşsiz desteklerle firmalarımız dünyanın en önemli pazarlarından birinde bayrağımızı dalgalandırdı. Temel amacımız; dünyadaki teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi üretim modellerini yerinde inceleyerek, Erzurum’un üretim potansiyelini doğru pazarlarla ve çağın gerektirdiği vizyonla buluşturmaktır." Ömeroğlu: "Erzurum firmaları için yeni bir kapı araladık" Heyet Başkanlığını yürüten Haktan Ömeroğlu ise yaptığı değerlendirmede, organizasyonun sektörel açıdan nokta atışı olduğunu belirtti. Ömeroğlu, "Medikal, kozmetik ve laboratuvar malzemeleri alanında dünyanın en ileri teknolojilerine sahip ülkelerinden biri olan Güney Kore’de bulunmak firmalarımız için büyük bir vizyon kazanımıdır" dedi. Seul’de 4 günlük ticaret diplomasisi: Adım adım yurt dışı hamlesi Haktan Ömeroğlu başkanlığındaki Erzurum heyetinin Güney Kore’deki yoğun mesaisi şu stratejik duraklarla yapıldı. Program kapsamında ilk gün Büyükelçilik Ziyareti ve Pazar Sunumu Programın ilk günü diplomatik ilişkilere ayrıldı. ETSO Heyeti, Türkiye Cumhuriyeti Seul Büyükelçiliği’ne nezaket ziyaretinde bulundu. Heyeti makamında ağırlayan Ticaret Ataşesi Özlem Üntez, Güney Kore pazarının dinamikleri, teknolojik altyapısı ve iş yapma kültürü hakkında heyete kapsamlı bir sunum yaptı. Heyet ikinci gün Seul Ticaret Odası ve Büyükşehir Belediyesi Temasları İkinci gün, kurumsal iş birlikleri ve kültürel bağların güçlendirilmesiyle geçti. Heyet program kapsamında iki ayrı önemli ziyarette bulundu. İlk olarak Seul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ile görüşülerek kentsel ticaret yönetimi hakkında bilgi alındı. Ardından Seul Ticaret Odası ziyaret edildi. Burada Genel Sekreter’den 150’nin üzerinde firmanın üretim kapasiteleri hakkında brifing alındı ve mesleki eğitim kampüsleri incelendi. Heyet ayrıca, Kore Savaşı’nda şehit düşen askerlerimizin anısına Kore Barış Müzesi’ni ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Programın üçüncü gününde, Fuar Çıkarması ve Teknoloji Takibi Heyet, programın üçüncü gününde Seul’de düzenlenen uluslararası fuara katılım sağladı. Medikal, kozmetik ve laboratuvar malzemeleri alanında stant açan Güney Koreli ve uluslararası firmaların ürünlerini yerinde inceleyen Erzurum heyeti, sektördeki son teknolojik gelişmeler, Ar-Ge çalışmaları ve inovatif üretim bantları hakkında detaylı bilgi topladı. Son gün programında ise ikili İş Görüşmeleri (B2B) ve Büyükelçi’nin Katılımı Gezinin finali, en kritik ticari adımla yapıldı. Erzurum firmaları, düzenlenen ikili iş görüşmeleri (B2B) etkinliğinde Güney Koreli muhataplarıyla bir araya geldi. Toplamda 57 Koreli firma ile yüz yüze görüşme sağlandı. Yoğun günde Seul Büyükelçisi Murat Tamer, heyeti B2B görüşmelerinin yapıldığı salonda ziyaret ederek toplantılara bizzat katıldı. Firmaların görüşmelerine eşlik eden Büyükelçi Tamer, Erzurum firmalarının yurt dışı yolculuğunda Büyükelçilik olarak tam destek vereceklerini yineledi. Ayrıca Ticaret Bakanlığı Uzmanı Muhammet Furkan Altınsoy da heyetle birlikte incelemelerde bulunarak sürece rehberlik etti. Heyet yurda dönüyor Güney Kore’de Erzurum ekonomisi adına verimli temaslarda bulunan, teknolojik yenilikleri yerinde inceleyen ETSO heyeti, 31 Ocak 2026 Cumartesi günü yurda döneceği belirtildi.