GÜNDEM - 08 Ocak 2026 Perşembe 13:11

Beyoğlu’nda esnaftan su baskınlarına karşı kum torbalı önlem

A
A
A

İstanbul Beyoğlu’nda fırtınayla birlikte şiddetli rüzgar da etkili oluyor. Bölgedeki esnaf ise bir yandan dükkanlarının önündeki su birikintilerini temizlemek için büyük çaba sarf etti, diğer yandan su baskınlarına karşı kum torbalarıyla önlem aldı. Bir esnaf ise rögar kapağını açarak suyun tahliyesini sağladı.

İstanbul Beyoğlu’nda lodosla birlikte şiddetli rüzgar da etkili oluyor. Yağışa hazırlıksız yakalanan vatandaşlar zor anlar yaşadı. Bazı vatandaşlar şemsiyeleriyle yağmurdan korunurken, yağmuru hesaba katmayanlar ise ıslandı. Bir vatandaşın ise yağmurdan çanta yardımıyla korunmaya çalıştığı görüldü. Yollarda su birikintileri oluşurken, sürücüler ise yağışın şiddetiyle yolda ilerlemekte zorlandı.

Beyoğlu’nda esnaftan su baskınlarına karşı kum torbalı önlem

Esnaf kum torbalarıyla önlem aldı, bir kişi rögar kapağını açtı

Karaköy Perşembe Pazarı’ndaki esnaf ise dükkanlarının önündeki su birikintilerini temizlemeye çalıştı. Yağmurun altında sırılsıklam olan esnaf bir yandan da kum torbalarını kapılarını kapının önüne koyarak su baskınlarına karşı önlem aldı. Bazı esnafın ise göle dönen yolları ise fırça yardımıyla süpürmeye çalıştıkları görüldü. Şiddetli rüzgarın etkisiyle bir binadan sıva dökülürken, dükkanın önündeki ürünler ise yere savruldu. Oradaki esnaf ise "Sıvılar düşüyor sıvalar bina yıkılıyor" dedi. Rögar kapağını açan bir esnaf ise göle dönen yolda yüzen metal kutuları tutarak, suyun akıp gitmesini sağladı.

Murat Horoz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Uzmanlardan Van Gölü Havzası için uyarı: Kar yağışı aldatmasın Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, son günlerde etkili olan kar yağışlarının iklim değişikliğinin durduğu anlamına gelmediğini belirterek, "Bu yağışlar su sorununu çözecekmiş gibi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Dünya ısınmaya devam ediyor ve bu sürecin geri dönüşü yok" dedi. Bu yıl Aralık ayının son haftasında Türkiye’nin büyük bir kısmında olduğu gibi Van Gölü Havzası’nda da yoğun kar yağışı etkili oldu. Kar yağışlarının artmasıyla birlikte iklim değişikliğinin etkilerinin geri planda kaldığı yönünde bir algı oluştu. Ancak uzmanlar, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkan bu yağış ve soğuk hava dalgalarının yanıltıcı olabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. "Su sorununu ortadan kaldıracağı düşüncesine kapılmamak gerekir" İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, küresel ısınma sürecinin devam ettiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Bu yıl Aralık ayının son haftasıyla başlayan ve tüm ülkeyi etkisi altına alan yağışlı ve soğuk hava dalgası, Türkiye genelinde bazı bölgelerde kar, bazı bölgelerde ise yağmur şeklinde etkisini gösterdi. Havzamızda olduğu gibi ülkenin farklı bölgelerinde de görülen bu yağışlar elbette değerli ve anlamlıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, küresel ısınma olarak adlandırdığımız sürecin içindeyiz ve bu ısınma devam ediyor. Bu süreçte herhangi bir yavaşlama ya da iyileşme söz konusu değildir. Dünya ısınmaya devam ettiği sürece, içinde bulunduğumuz kapalı havza da bu durumdan payını alacaktır. Bu kar yağışları kuşkusuz önemlidir ancak önümüzdeki süreçte bölgenin ihtiyaç duyduğu suyu tamamen karşılayacağı ve su sorununu ortadan kaldıracağı düşüncesine kapılmamak gerekir. Çünkü bu kar yağışı zaten beklenen, olağan bir durumdur" dedi. "Daha ekstrem soğuklar yaşamamız da mümkün" İklim değişikliğiyle birlikte hava sistemlerindeki dengenin bozulduğunu vurgulayan Alaeddinoğlu, "İklim değişikliğinin en temel sonuçlarından biri; yaz aylarında sıcak hava dalgalarıyla birlikte aşırı sıcakların ve şiddetli buharlaşmanın yaşanması, kış aylarında ise özellikle kuzey kökenli soğuk hava dalgalarının Türkiye’yi ve Doğu Anadolu Bölgesi’ni etkilemesidir. Bu durum son derece doğaldır. Hatta önümüzdeki yıllarda daha ekstrem soğuklar yaşamamız da mümkündür. Dünya ısınmaya devam ederken, Ekvator ile Kuzey ve Güney Kutbu arasındaki sıcaklık farkının azalması, bu bölgeler arasındaki geçirgenliği artırmaktadır. Bunun sonucunda kutupların soğuk havası daha güneye, güneyin sıcak hava dalgaları ise daha kuzeye ilerleyebilmektedir. Dolayısıyla sıcak havanın kuzeye, soğuk havanın güneye inmesi daha sık ve daha şiddetli hale gelecektir. Kış aylarında gördüğümüz bu tablo, iklim değişikliğinin bir sonucudur. Benzer şekilde bahar aylarında da şiddetli soğuklar ve yoğun kar yağışları görülebilir; hatta eksi 30, eksi 40 derecelere varan sıcaklıklar bile normal sayılabilir" diye konuştu. "Havzada Akdeniz ikliminin etkisinin artması beklenmektedir" İklim değişikliği olarak adlandırılan bu yeni sürecin, bu tür ekstrem hava olaylarına zemin hazırladığının altını çizen Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki yıllarda özellikle içinde bulunduğumuz havzada Akdeniz ikliminin etkisinin artması beklenmektedir. Bu durum, kuraklığın şiddetlenmesine, yaz ve kurak sezonun uzamasına, yağışsız ayların sayısının artmasına neden olacaktır. Tüm bunlar; içme, kullanma ve sulama sularını ciddi şekilde olumsuz etkileyecektir. Özetle, bu kar yağışları anlamlıdır ancak sorunun çözümü için kesinlikle yeterli değildir. Kar yağışının devam etmesi dahi, su sorununu tamamen çözdüğümüz ve sürecin geri kalanını sorunsuz şekilde geçireceğimiz anlamına gelmemektedir."
Kayseri Talas’ın Çanakkale Müzesi 2 yaşında Talas Belediyesi tarafından 9 Ocak 2024 tarihinde görkemli bir törenle hizmete açılan ’Çanakkale’den Cumhuriyet’e 100. Yıl Müzesi’; açılışından bu yana tarihe ve milli değerlere sahip çıkan ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Genç kuşaklara Çanakkale ruhunu aktarmak ve Cumhuriyet tarihini yaşatmak amacıyla hayata geçirilen müze, bugün itibarıyla 215 bini aşkın ziyaretçi ağırladı. Bu rakam, müzenin toplumun her kesiminden ne kadar ilgi gördüğünün somut bir göstergesi oldu. Müze; Çanakkale Kara Savaşları’ndan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarına uzanan tarihi süreci anlatan eser ve belgeleri bir araya getirerek ziyaretçilerini derin bir tarih yolculuğuna çıkarıyor. Osmanlı Kültür Sokağı’nda tarihi bir taş konağın içinde kurulan müzede 2 kütüphane, 2 sergi salonu ve bir seminer salonu olmak üzere toplam 5 ayrı bölüm yer alıyor. 6 bin 400 parça eserin yer aldığı müzede ziyaretçiler burada orijinal objeler, görseller, belgeler ve anlatımlarla Türkiye’nin dönüm noktası niteliğindeki Çanakkale ve Milli Mücadele yıllarını bütün ayrıntılarıyla görebiliyorlar. Özellikle okullarla yapılan rehberli geziler ve düzenlenen özel etkinliklerle müze gençler arasında tarih bilincini güçlendiren bir eğitim alanı haline geliyor. Ayrıca Ramazan, 18 Mart Çanakkale Şehitleri Günü ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gibi özel dönemlerde ziyaretçi sayısında önemli artışlar gözlemleniyor. Nesilden nesile milli değer Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın; müzenin sadece bir sergi alanı olmadığını, aynı zamanda tarihi hafızayı canlı tutan bir eğitim ve kültür merkezi olduğunu belirterek, "Çanakkale destanı ile Cumhuriyetimizin kuruluş sürecini gençlerimizle buluşturmak, milli değerlerimizin nesilden nesile aktarılması için bu müze büyük bir fırsat sunuyor." diyerek müzenin öneminden bahsetti. Müze, pazartesi hariç haftanın diğer günlerinde ücretsiz olarak ziyaretçilere kapılarını açıyor ve özellikle öğrencilere özel randevu sistemiyle rehberli ziyaret imkânı tanıyor. Toplumun her kesiminden ilgi gören bu kültür hazinesi, Talas’ın kültürel yaşamına değerli bir katkı sunmaya devam ediyor.
İzmir İzmir’de akciğerini kaybeden hasta karın dokusu nakliyle sağlığına kavuştu İzmir’de geçirdiği başarısız ameliyatlar sonrası sağ akciğerini kaybeden ve hayati tehlikesi bulunan 57 yaşındaki hasta, karnından alınan dokunun göğüs boşluğuna nakledilmesiyle gerçekleştirilen zorlu operasyon sonucu sağlığına kavuştu. İzmir’de yaşayan 57 yaşındaki Nesrin Bayırlı, yaklaşık 7 ay önce akciğerde hava kaçağı ve enfeksiyon şikayetiyle iki kez özel bir hastanede ameliyat masasına yattı. Kanser dışı nedenlerle yapılan bu operasyonların ardından iyileşme süreci beklendiği gibi gitmedi. Hastada, akciğer ile göğüs boşluğu arasında "bronş fistülü" adı verilen bir kaçak ve buna bağlı olarak "ampiyem" ismi verilen ağır bir enfeksiyon tablosu gelişti. Gelişen komplikasyonlar nedeniyle 5 ay boyunca vücudunda dren (göğüs tüpü) takılı halde yaşayan ve yoğun antibiyotik tedavisi gören Bayırlı’nın enfeksiyonu kontrol altına alınamadı. Süreç içerisinde hava kaçağının devam etmesi, sağ akciğerin kalan tek lobunun da tamamen tükenmesine ve işlevini yitirmesine neden oldu. Günden güne kilo kaybeden ve genel sağlık durumu kötüleşen hasta için durum hayati bir risk boyutuna ulaştı. Riskli olduğu gerekçesiyle ameliyat edilemedi Vakanın taşıdığı yüksek risk ve komplikasyonların ağırlığı nedeniyle hastanın başvurduğu pek çok merkezde operasyon kararı alınamadı. Son olarak Medical Park İzmir Hastanesi’ne başvuran Bayırlı, Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz ve ekibi tarafından değerlendirilerek ameliyata alındı. Cerrahi müdahale sırasında ilk olarak, enfeksiyon odağına dönüşen ve fonksiyonunu yitiren sağ akciğer dokusu temizlendi. Operasyonun en kritik aşamasında ise tıp literatüründe "omental transpozisyon" olarak bilinen yöntem uygulandı. Doktorlar, karın bölgesinde bulunan, bol damarlı yapısıyla "vücudun tamirci dokusu" olarak bilinen omentum dokusunu hazırladı. Karın ile göğüs arasında açılan özel bir tünel (hiatus özofagus) vasıtasıyla bu canlı doku göğüs boşluğuna taşındı. Nakledilen doku ile akciğerdeki delik (fistül hattı) güvenli bir şekilde kapatılarak desteklendi. Vücudun kendi dokusuyla yapılan yama sayesinde hava kaçağı durduruldu ve bölgeye sağlanan taze kan akışı ile enfeksiyon tamamen kurutuldu. Operasyonun ardından 10 gün içerisinde enfeksiyon tablosu gerileyen ve hızla toparlanan Nesrin Bayırlı, yakın zamanda taburcu edilecek. Hayati tehlike ve zorlu ameliyat süreci Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gürhan Öz, hastanın yaklaşık 6-7 ay önce sağ akciğerinde sönme şikayetiyle hastaneye başvurduğunu ve gelişen enfeksiyon sonucu sağ taraftan iki kez ameliyat edilerek iki lobunun alındığını belirterek, "Ameliyat sonrası süreç maalesef oldukça ağır seyretmiş. Göğüs kafesi içinde yaygın enfeksiyonla seyreden ampiyem tablosu gelişmiş ve bu durum tedaviye uzun süre yanıt vermemiş. Yaklaşık 6 ayın sonunda hastamız bize başvurduğunda, sağ akciğerinin kalan üst kısmı tamamen sönmüş, akciğer zarları ciddi şekilde kalınlaşmış ve göğüs kafesi içindeki enfeksiyon cilt altı ile kas tabakasına kadar ilerlemişti. Bu tablonun son derece ciddi olduğunu, hava kaçağının mutlaka kesilmesi gerektiğini ve hayati risk taşıdığını hastamıza ve yakınlarına açıkça anlattık. Tüm riskleri kabul eden hastamızı opere ettik ve yaklaşık 7-10 gün içerisinde hava kaçağı tamamen kesildi, enfeksiyon kontrol altına alındı ve hastamız sağlığına kavuştu. Şu anda servisimizde rahatlıkla dolaşmakta, yemeğini yiyebilmekte ve iştahı artmış durumdadır; bu şekilde taburcu etmeyi planlıyoruz." dedi. Yüksek riskli operasyon Hastanın daha önceden romatoid artrit tanısı olduğunu ve kortizon kullandığını, buna bağlı bağışıklık sistemi zayıflığının iyileşme sürecini olumsuz etkileyerek enfeksiyonun uzamasına ve sonuçta iki lobun alınmasına neden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öz, "Göğüs cerrahisinde en korkulan komplikasyonlardan biri fistül gelişimidir ve bu durumda erken müdahale büyük önem taşır. Hastamız enfeksiyonun tedavisi amacıyla yaklaşık 4-5 ay medikal tedavi almış, ancak bu durum ameliyat sürecimizi oldukça zorlaştırmıştır. Buna rağmen gerekli görüşmeler yapıldıktan sonra, enfeksiyon kontrol altına alındığında masif hava kaçağını kesmek amacıyla ciddi bir cerrahi girişim gerçekleştirdik ve sağ akciğerin kalan üst lobunu da alarak hava kaçağını sonlandırdık. Hastamız bu süreçte birçok devlet ve özel sağlık kuruluşuna başvurmuş, ameliyatın ciddiyeti ve ölüm riski kendisine ifade edilmiştir. Ancak Medical Park’ta anestezi, hemşirelik ve tüm cerrahi ekibimizin deneyimiyle bu ameliyatın yapılabileceğini kendisine ve yakınlarına anlattık. Çok şükür ameliyat sorunsuz geçti ve hastamız kısa sürede normal yaşamına döndü." ifadelerini kullandı. "Yeniden doğmuş gibi hissediyorum" Tedavi süreci boyunca büyük zorluklar yaşadığını ancak pes etmediğini belirten Bayırlı, göğüs tüpünün çıkarılmasıyla rahat bir nefes aldığını ifade ederek şunları söyledi: "Sağ akciğerim sönmüştü ve iki kez ameliyat oldum. Bu süreçte çok zorluklar çektim ama hep direnerek ayakta kaldım. O zamana kadar buraya gelene dek büyük bir mücadele verdim. Onların sayesinde tüpten kurtuldum. Kendimi adeta yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Elbette sürecim hala devam ediyor ve ağrılarım var, ama bunun normal olduğunu biliyorum. Daha önce yürürken nefes alamıyor, göğsümde ve sırtımda şiddetli ağrılar hissediyordum. Şu an ise rahatça yürüyebiliyorum, akıntım yok. Tüp hocamız tarafından çıkarıldı ve bu benim için her şeyden önce çok güzel bir gelişme. Doktorumuza, hemşirelerimize ve hastanemize çok teşekkür ederim; hepsinden son derece memnunuz."