EKONOMİ - 08 Mayıs 2026 Cuma 10:32

Çelik ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde buluştu

A
A
A
Çelik ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde buluştu

Çelik sanayi ile teknoloji, enerji, tüketici sektörleri, girdi tedarikçileri, sürdürülebilirlik şirketleri ve kamu temsilcilerini aynı platformda buluşturan 3. Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda, İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirve, çelik ve yeşil dönüşüm ekosisteminden yaklaşık 250 üst düzey yönetici ve uzmanı bir araya getirdi.


Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini çok boyutlu bir perspektifle ele alan "Yeşil Çelik Zirvesi - Green Steel Summit 2026" 7 İstanbul’da gerçekleştirildi. SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda düzenlenen zirve, küresel rekabet, regülasyonlar ve teknolojik dönüşüm ekseninde çelik endüstrisinin geleceğine odaklandı. Enerji, teknoloji, finans ve kamu başta olmak üzere farklı disiplinlerden üst düzey temsilcilerin katıldığı etkinlikte; karbonsuzlaşma stratejileri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri kapsamlı şekilde ele alındı.


Zirve, SteelData Yöneticisi Şahap Ataman’ın açılış konuşmasıyla başlarken, Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin bir keynote sunum gerçekleştirdi. Günün ilk oturumlarından ‘Yeşil Çelik Endüstrisine Adım Atmak ve Gelecek Beklentileri’ başlıklı CEO paneli, Escarus CEO’su Dr. Kubilay Kavak moderatörlüğünde; Hasçelik CEO ve Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Naci Faydasıçok, Metsims Sustainability CEO’su Dr. Hüdai Kara ve ClimeCo Türkiye CEO’su Volkan Ural’ın katılımıyla gerçekleştirildi.


‘CBAM ve ETS’nin Gerçekleri, Ticaret Yönetimi, Maliyetler ve Tedarik Zinciri’ başlıklı panel ise Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek moderatörlüğünde; ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı, Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal, Metalurjist Muammer Bilgiç ve Çolakoğlu Metalurji Sürdürülebilirlik Müdürü Can Ediboğlu’nun katılımıyla düzenlendi. Öğleden sonraki ‘Sıfır Net Emisyon Hedefine Geçiş ve Yeni Dönemde Küresel Çelik Sanayi ve Ticaretinin Dinamikleri’ oturumunda; Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi, C&D Turkey Kıdemli Ticaret Müdürü Tuğçe Ebru Paget, GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko ve SteelWatch Çelik Analisti Constantin Johnson değerlendirmelerde bulundu. Zirvenin son oturumunda ise MY Advisor CEO’su Murat Yapıcı, çelik ticaretinde değişen kurallar ve uluslararası ticaretin dinamiklerine, AKÇT Anlaşması, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve AB ile ticari ilişkilere ilişkin görüşlerini paylaştı.


Etkinliğin organizasyonunu üstlenen SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, çelik sanayi ile yeşil dönüşüm ekosistemini bu yıl üçüncü kez bir araya getirmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, "Sürdürülebilirlik artık bir tercih değil, zorunluluk. Çelik sektörü ise bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Bu zirve, yalnızca bugünü anlamak için değil, yarını birlikte inşa etmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Tüm paydaşları aynı zeminde buluşturarak sektörün dönüşüm yolculuğunda güçlü bir sinerji ve iş birliği ortamı oluşturan bu organizasyonda emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz" dedi.



"Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor"


Zirve kapsamında çelik sektörüne yönelik değerlendirmelerini paylaşan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, sektörün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekerek, "Son yıllarda çelik sektöründe arz-talep dengesi kalıcı biçimde bozulurken, yüz milyonlarca tonluk âtıl kapasiteye rağmen piyasa dengelenemiyor. Bu tablo bize açık bir gerçekliği gösteriyor. Artık sadece üretmek ve büyümek yeterli değil. Rekabetin doğası köklü biçimde değişiyor. Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkarken ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor. Bu nedenle çelik sektörü, tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlanıyor; Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere birçok ekonomi sektörü korumaya yönelik adımlar atıyor. Bizim de ülke olarak çelik sektörünü stratejik olarak yeniden konumlandırmamız gerekiyor. Bu yeni dönemde rekabet kadar iş birliği ve uyum politikaları da kritik bir belirleyici haline gelecek" ifadelerini kullandı.



"Yeşil çelikte Türkiye önemli bir avantaja sahip"


Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu vurgulayan Fuat Tosyalı, "Türkiye, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. SKDM kapsamındaki ithalatta ise, toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından 2. sırada yer alıyoruz. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranımız %82 seviyesinde; 1000 ton üzerindeki ihracatlarda ise bu oran %90’ın üzerine çıkıyor. Hurdaya dayalı üretim yapımız ve düşük emisyonlu teknolojilere yaptığımız yatırımlar, bizi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıyor. Yeter ki bu tabloyu doğru anlatalım. Avrupa ile dengeli ticaret yapımızı, lojistik avantajımızı ve stratejik rolümüzü net bir şekilde ortaya koyabilelim. Bunu başardığımızda Türkiye, yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelir. Bu dönüşümü de hep birlikte önemli bir fırsata çevirebiliriz" diye konuştu.



"Karbonsuzlaşma, çelik sektöründe rekabetçiliğin temel belirleyicisi haline geldi"


Küresel çelik sektöründe yeşil dönüşümün dinamiklerine ilişkin konuşmasında çok kritik konulara değinen Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, "Çelik sektörü bugün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmalar gibi dört büyük küresel trendin kesişim noktasında bulunuyor. Bu dönüşüm yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Buna rağmen sektör olarak geleceğe iyimser bakıyoruz. Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasını bekliyoruz. Talep artık gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kayıyor; başka bir ifadeyle çelik tüketiminde batıdan doğuya, kuzeyden güneye doğru önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Türkiye ise stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip" dedi.


Karbon azaltımı artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, aynı zamanda rekabetçiliğin ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldi diyerek sözlerine devam eden Basson, "Sektör genelinde elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümleri gibi çok sayıda yatırım hayata geçiriliyor. 2040 yılına kadar çelik sektörünün CO2 emisyonlarında yaklaşık %30 oranında düşüş sağlayabileceğimize inanıyoruz. 2050’de tam anlamıyla net sıfır bir noktaya ulaşmak kolay olmayabilir ancak bugüne kıyasla çok daha düşük karbonlu bir üretim yapısına yaklaşacağımız konusunda güçlü bir inanca sahibiz. Çelik sektörü ekonomik büyümeyi desteklemeye, istihdam oluşturmaya ve sürdürülebilir şehirlerin dönüşümüne katkı sunmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.



Çelik ve Yeşil Dönüşüm Ekosistemi Yeşil Çelik Zirvesi’nde buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul "Savcıyım" diyerek vatandaşı tehdit eden kadın tahliye edildi İstanbul’da toplu taşımada savcı olduğunu iddia ederek bir yolcuya tehdit ve hakaret eden kadın adli kontrol tedbiriyle tahliye edildi. Toplu taşımada savcı olduğunu iddia ederek bir yolcuyu tehdit eden Y.S. isimli kadının yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Y.S. ile tarafların avukatları hazır bulundu. "Yobaz kelimesini küfür olarak söylemedim" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Y.S., yaşananlardan dolayı üzgün olduğunu belirterek, "Kendi kurduğum cümlelerin mağduru oldum. Polislerden ve herkesten özür diliyorum. Hiçbir şekilde tesettürlü insanlara olumsuz bir söylemde bulunmadım. Yobaz kelimesini küfür olarak söylemedim. Müştekiden ve herkesten özür diliyorum. Tekrardan cezaevine dönmek istemiyorum. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Beyanda bulunan müşteki avukatı, sanığın üzerine atılı suç yönünden cezalandırılmasını talep etti. Savunma yapan sanık avukatı ise, söz konusu olayda suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle, sanığın tahliyesini ve beraatını istedi. Tahliye edildi Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Y.S.’nin ’yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmederek, olay anını kayda alan kişinin tanık sıfatıyla beyanının alınması için duruşmayı erteledi.
Kars Kars’ta hayvancılık için güç birliği: KATSO’dan Eren Alp’e hayırlı olsun ziyareti Kars Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Bozan, Meclis Üyeleri ile birlikte yeniden Kars İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığına seçilen Eren Alp’e hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Gerçekleşen ziyarette, Kars’ın hayvancılık sektörünün mevcut durumu, üreticilerin beklentileri ve yeni dönemde hayata geçirilebilecek ortak projeler ele alındı. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmede, Kars’ın Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekilerek, sektörün gelişimi adına kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yapıldı. Özellikle büyükbaş hayvancılık, süt üretimi, üretici destekleri ve kırsal kalkınma konularında atılabilecek ortak adımlar üzerine karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. KATSO Başkanı Kadir Bozan, Kars’ın tarım ve hayvancılık alanındaki potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, üreticilerin güçlendirilmesine yönelik projelerin önem taşıdığını ifade etti. Bozan, birlik ve beraberlik içerisinde yürütülecek çalışmaların hem üreticilere hem de bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi. Yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeleyen Eren Alp ise ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, Kars hayvancılığının gelişimi için tüm kurumlarla iş birliğine açık olduklarını söyledi. Alp, yeni dönemde üreticilerin sorunlarının çözümüne yönelik daha aktif çalışmalar gerçekleştirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Ziyaret sonunda KATSO heyeti, Eren Alp’e yeni görev döneminde başarı dileklerini ileterek nazik ev sahipliği dolayısıyla teşekkür etti. Görüşmenin, Kars’ın tarım ve hayvancılık alanındaki gelişimine katkı sağlayacak yeni projelerin hayata geçirilmesi açısından önemli bir adım olduğu değerlendirildi.
Kars Kars’ta koruyucu aile hizmeti için farkındalık toplantısı düzenlendi Kars Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruyucu aile hizmet modelinin tanıtılması ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla Sarıkamış ilçesinde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda, çocukların aile ortamında büyümesinin önemine dikkat çekilirken koruyucu aile hizmetinin toplumsal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olduğu vurgulandı. Toplantıya Kars Valisi Ziya Polat’ın eşi Pınar Filiz Polat, Vali Yardımcısı Şeyma Aktaş Semiz, Sarıkamış Kaymakamı Enis Aslantatar’ın eşi Sema Aslantatar ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Tosunoğlu katıldı. Programda protokol üyeleri, koruyucu aile sisteminin çocukların sevgi, güven ve şefkat ortamında yetişmesine sağladığı katkılara dikkat çekti. Uzman personeller tarafından yapılan sunumlarda koruyucu aile hizmet modelinin kapsamı, başvuru şartları, değerlendirme süreçleri ve ailelere sağlanan destekler hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verildi. Çocukların kurum bakımından ziyade aile ortamında büyümesinin sosyal, psikolojik ve duygusal gelişimleri açısından büyük önem taşıdığı ifade edildi. Program kapsamında katılımcılar da merak ettikleri soruları uzmanlara yönelterek süreç hakkında bilgi aldı. Koruyucu aile olmanın yalnızca bir çocuğun hayatına dokunmak değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluğun önemli bir parçası olduğu belirtildi. Yetkililer, koruyucu aile hizmet modeline yönelik farkındalık çalışmalarının ilerleyen süreçte farklı ilçelerde de devam edeceğini belirterek, daha fazla çocuğun sıcak bir aile ortamına kavuşmasının hedeflendiğini ifade etti.
Sakarya Bu sokaklar açık hava müzesi: Osmanlı’dan günümüze tanıklık eden miras Osmanlı’dan günümüze taşınan geleneksel mimari yapısıyla hem sinema sektörünün hem de tarih meraklılarının gözde mekanları arasında yer alan Sakarya’nın Taraklı ilçesi özgün sokak dokusu ve asırlık evleriyle ziyaretçilerini tarihi bir atmosferde ağırlıyor. Sakarya’nın güneyinde yer alan Taraklı’da, Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini yansıtan 2 ve 3 katlı tarihi konaklar görenlerin ilgisini çekiyor. Doğal güzelliklerle bütünleşen bu yapılar, ilçeye karakteristik bir kimlik kazandırırken, geçmişin estetik anlayışını bugüne taşıyor. Sokak yapısı ve mimari bütünlüğü bozulmadığı için sit alanı olarak koruma altına alınan bölge, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası haline gelmiş durumda. Tarihi dokusunun yanı sıra Taraklı, küresel ölçekte de başarısını tescilledi. İlçe, 2021 yılında Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü tarafından düzenlenen ‘En İyi Turizm Kırsal Yerleşimleri ve Köyleri Girişimi’ çerçevesinde ödüle layık görüldü. Tarihi evleri ve korunan atmosferiyle Taraklı, Sakarya’nın turizm potansiyeline önemli katkı sunmaya devam ediyor. "Safranbolu’yu kuranlar Taraklılardır" Tarihi evler hakkında bilgi veren Alaattin Yılmaz, "Taraklı evleri sivil, Türk ve Osmanlı mimarisine göre yapılmış evlerdir ve konakların kendilerine göre hikayeleri de vardır. Eğer evler 3 katlıysa zemin katta evin hanımı günlük işleri yapar ve evlerin mahremiyetini korumak için büyük değil küçük pencereler vardır. Evin ikinci katı kışlık, üçüncü katı yazlık olarak kullanılır. Safranbolu evleri, Taraklı evleriyle benzer. Sebebi Safranbolu’yu kuranlar Taraklılardır. Safranbolu’nun eski ismi Medine-i Taraklıborlu’dur. Bazen insanlar köklerini bulmak için Taraklı’ya ziyarete de gelirler. Buradaki evler 150-200 yıllık evlerdi hatta 300 yıllık evler de bulunur. Ahşap evlerin özelliği restore edilirse nesilden nesle aktarılıyor ama beton evlerin özelliği 50-100 yıl kadardır" dedi.
Trabzon Bakan Bak: "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza yüzme öğrettik" Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Hepimiz derelerde öğrendik ama esas havuzda öğrenmek çok daha başka. Havuzda hocalar eşliğinde stilini öğreniyorsunuz. Biz su ile kavga ediyorduk" dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Trabzon’un Akçaabat ilçesi Yaylacık Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Yarı Olimpik Yüzme Havuzu’nun açılışına katıldı. Törende bir konuşma yapan Bakan Bak, Türkiye’nin spor tesisleri devrimi yaşadığını belirterek, "Geldiğimizde sınırlı sayıda olan spor tesislerinin hepsini katlayarak her mahalleye, köye, ilçeye yayılmasını gerçekleştirdik. Türkiye’de şu anda tamamlanmış 780 tane yarı olimpik ve olimpik yüzme havuzu var. İnşaatı devam eden 100 tane havuz var. Yüzme Bilmeyen Kalmasın projesi çerçevesinde bu zamana kadar yaklaşık 12 milyon insanımıza, çocuğumuza, gencimize yüzme öğrettik. Hepimiz derelerde öğrendik ama esas havuzda öğrenmek çok daha başka. Havuzda hocalar eşliğinde stilini öğreniyorsunuz. Biz su ile kavga ediyorduk. Akçaabat yüzme havuzundan açıldığında beri 9 bin 800 kişi faydalanmış. Bir çocuğun yüzme bilmediği için boğularak hayatını kaybetmesinin karşılığı yok. O yüzden Cumhurbaşkanımız ’Gittiğiniz her yere spor tesisi yapacaksınız’ diye talimat verdi. Dijital bağımlılık, uyuşturucu, içki ve kumar gibi bağımlılıklarla mücadelenin önleyicisi spordur" ifadelerini kullandı. "Anadolu efsanesini oluşturan Trabzonspor çok kıymetli" Trabzon’un bir spor şehri olduğunu kaydeden Bakan Bak, "Trabzon’u tartışmaya gerek yok. Trabzon bir spor şehri. Neresinden bakarsanız bakın Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ve daha öncesinde de sporla iç içe olmuş bir şehir. Trabzonspor gibi bir dünya markası var. Trabzonspor’u da tebrik ediyoruz. Anadolu efsanesini oluşturan Trabzonspor çok kıymetli. Çocukluğumuzda onları takip ederdik. Trabzonspor’un lige getirdiği renk, alt yapısından yetiştirdiği sporcular ve teknik adamların hepsinin farklı bir özelliği var. Trabzon hakikaten sporun başkenti" diye konuştu. "Toplumumuz obezite tehlikesi ile karşı karşıya" diyen Bakan Bak, "Çok hareket etmemiz lazım. Hareket etmeyen bir toplum sağlık sorunları yaşamaya başlıyor. Herkesi spor yapmaya ve hareket etmeye davet ediyoruz. Spora yapılan bir liralık yatırım, bize 5 lira olarak geri geliyor" şeklinde konuştu. "1 milyon yatak kapasitesine ulaştık" Öğrenci yurtlarında 1 milyon yatak kapasitesine ulaştıklarını dile getiren Bakan Bak, "Bu yıl üniversiteye başvuran öğrencilerden yüzde 99,6’sını yerleştirdik. 1 milyon yatak kapasitesine ulaştık. Cumhurbaşkanımız, ’Dışarıda hiçbir öğrenci kalmayacak, her çocuğumuza eğitimde barınma hakkını sağlayacaksınız’ diye talimat verdi. Öğrencilerimize sabah kahvaltısını ve akşam yemeğini ücretsiz veriyoruz. Sadece ayda bin TL sembolik ücret alıyoruz. Böyle bir yapı dünyada yok. Gençlerimizi diğer akımlardan uzak tutmak, devletin kanatları altında tutmak için böyle talimatı var" ifadelerini kullandı. Bakan Bak, Türkiye Yüzyılı’nın gençliğin yüzyılı olacağını vurgulayarak, "Şampiyon Trabzonspor’u tebrik ediyoruz" dedi. Konuşmaların ardından Bakan Bak’a Sebat Gençlik Spor’un forması hediye edildi. Kurdele kesiminin ardından Bakan Bak ve beraberindekiler açılışı yapılan yüzme havuzunda incelemelerde bulundu. Açılışa Bakan Bak’ın yanı sıra Trabzon Valisi Tahir Şahin, AK Parti Trabzon milletvekilleri, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, ilçe belediye başkanları, sporcular ve vatandaşlar katıldı.