SAĞLIK - 25 Ocak 2024 Perşembe 08:59

Cumartesi gecesi felcine dikkat

A
A
A
Cumartesi gecesi felcine dikkat

Elin ve kolun sırt kısmına gelen radial sinirin sıkışması ile oluşan cumartesi gecesi felci ile ilgili Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nazan Eryiğit bilgilendirmelerde bulundu.


Özellikle hafta sonu aşırı alkol alan kişilerin sinir sıkıştıracak şekilde ters pozisyonda uyuyakalması, sandalye kenarına kolunu koyarak sızması ya da kolun uzun süre bası altında kalması gibi durumlarda görülen ve cumartesi felci olarak bilinen rahatsızlık hakkında Çakmak Erdem Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nazan Eryiğit bilgilendirmelerde bulundu. Uzm. Dr. Nazan Eryiğit, “Bu rahatsızlık kollar ve ellerde yaşanan karıncalanmalar, sinir köklerinin sıkışması sonucunda oluşur ve bölge hareket ettirildiğinde geçer. Alkollü durumdayken bu uyuşukluklar fark edilemediği için, cumartesi gecesi felci olarak tabir edilen rahatsızlık meydana gelmektedir” dedi. Nazan Eryiğit ayrıca cumartesi gecesi felci rahatsızlığının, çadırda kalan kampçılarda veya sert yerde yatan sporcularda da görülebildiğini hatırlattı.


Felce maruz kalan kişilerin, sabah uyandıklarında ellerini kaldıramayacaklarını aktaran Eryiğit, “Yani uygunsuz pozisyonda sinirin uzun süre bası altında kalması radial sinirin fonksiyonunu bozar, el düşer, parmaklar ve bilek hareket ettirilemez. Çoğunlukla hastalar ne olduğunu anlayamaz ve büyük panik yaşarlar” şeklinde konuştu.


Hangi pozisyonda ve ne şekil uyunmalı


Rahatsızlığa engel olmak adına hangi pozisyonda ve ne şekil uyunması gerektiğine dair de önerilerde bulunan Eryiğit, “Alkol alındığı gece; omuzla dirsek arası bölge bası altında kalmayacak şekilde, yumuşak ve rahat bir şekilde yatmak son derece önemlidir. Sağlıklı olan ve önerilen, sırtüstü uyumaktır. Çok sarhoş bir şekilde yatmamak için uyumadan önce kahve içmek gibi basit önlemler de düşünülebilirsiniz” dedi.


Son olarak da tedavisi hakkında konuşan Eryiğit, “Güzel haber ise, Cumartesi gecesi felcinin, birkaç saat içinde kendiliğinden düzeleceği gibi nadiren bazı ağır vakalarda fizik tedavi, atel ile müdahale gerekebilir” diyerek sözlerini sonlandırdı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Amasya Amasya Valiliği’nden şehirdeki içerik üreticilerine ’bilinçli içerik’ semineri Amasya’da içerik üreticilerine yönelik dijital çağda bilinçli içerik üretimi başlıklı seminer düzenlendi. Amasya Valiliği’nin düzenlediği programda çeşitli alanlarda yetkili isimler bilgilerini katılımcılarla paylaştı. Afet ve kriz anlarında etkili yönetim ile sosyal medya paylaşımlarına dikkat çeken Vali Önder Bakan, "Doğru bilgi kriz anında hayat kurtarırken yanlış bilgi ise telafisi çok güç sonuçlar doğurabiliyor" dedi. Alanlarında etkin isimler sunum yaptı Afet ve kriz anlarında iletişim, sosyal medya mecralarının dünü, bugünü, geleceği, güncel siber tehditler, bireysel ve kurumsal koruma yöntemleri, çocuklarda ve hassas gruplarda sosyal medya, sosyal medyada yapay zekanın kullanımı, kamu düzeni ve kullanımı açısından sosyal medya kullanımı, yardım toplama mevzuatı ve bunun sosyal medyaya yansımaları, siber suçlara genel bakış ve hukuki çerçevesi başlıklı sunumlar gerçekleştirildi. Bakanlıklar ile İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalar izletildi. Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Yakup Türköz, Amasya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nazan Kahraman, Avukat Buğrahan Koçak ile sosyal destek uzmanı, emniyet ve jandarma görevlileri programda sunum yaptı. "Doğru bilgi kriz anında hayat kurtarıyor" Afet ve kriz anlarında etkili yönetim ile sosyal medya paylaşımlarının önemine dikkat çeken Amasya Valisi Önder Bakan, "Bilgi paylaşırken teyitli bilgi olması çok önemli. Sorumluluk bilincinde hareket etmek büyük önem taşıyor. Doğru bilgi kriz anında hayat kurtarırken yanlış bilgi ise telafisi çok güç sonuçlar doğurabiliyor" diye konuştu. Büyük Amasya Oteli’nde gerçekleşen programa katılan içerik üreticisi Nagehan Öztürk, yapay zeka, siber suçlar gibi alanlarda bilgi edindiklerini belirtti. İçerik üreticisi İsmail Koç da, verimli geçen programı organize eden Amasya Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü görevlilerine teşekkür etti.
Kastamonu Genç sanatçı alçıyla duvarları resim tablosuna dönüştürüyor Kastamonu’da uzun yıllardır resimle ilgilenen 22 yaşındaki genç sanatçı, rölyef çalışmasıyla duvarları tabloya dönüştürüyor. Bir çalışma için günlerini harcayan sanatçı, yaptığı eserlerin yapay zeka ürünü olduğu sanıldığını ifade etti. Kastamonu’da yaşayan 22 yaşındaki Alperen Karaahmetoğlu, küçük yaşlardan itibaren resime duyduğu ilgiyi duvarlara yansıtıyor. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde son sınıf öğrencisi olarak eğitimine devam eden Alperen Karaahmetoğlu, kabartma ve oyma teknikleriyle duvarlara rölyef çalışmaları yapıyor. İlk olarak çalıştığı bir kafenin duvarını rölyef sanatıyla buluşturan Karaahmetoğlu, gelen olumlu dönüşlerin ardından sanatını profesyonel hale getirmeye karar verdi. Daha sonra iş yerlerine, evlere, binalara alçı kullanarak kabartma ve oyma tekniğiyle rölyef çalışması yapmaya başlayan Karaahmetoğlu, günlerce uğraşarak yaptığı çizimleri tuval yerine duvara çiziyor. Karaahmetoğlu, günlerce uğraşarak yaptığı çalışmaları gören birçok kişinin yapay zeka ya da kalıp kullanıldığını düşündüğünü ifade etti. "Ekmek hamuru, sakızlara şekil verme çabasındaydım" Kardeşlerinin de kendisi gibi resimle ilgilendiğini söyleyen Alperen Karaahmetoğlu, "Küçükken elime geçen ekmek hamuru, sakızlara şekil verme çabasındaydım. Resime de ilgim hep devam etti. Liseyi de Güzel Sanatlar Lisesi’nde bitirdim, üniversite eğitimimi de Güzel Sanatlar Fakültesinde sürdürüyorum. Duvar resmi sektörüne yaklaşık 5 sene önce girdim. Çalıştığım kafenin duvarına resim yapmıştım. O zaman ki şartlarında çok bilinen bir teknik olmadığı için fazla talep görmedi. Daha sonra farklı alanlarda çalışma sürecim oldu, kafelerde ve farklı sektörlerde çalıştım. Ama sanatım için vakit yeterli olmadı. "Benim yaptığım işe de ‘yapay zeka’ diyorlar" Yaptığı sanata vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini söyleyen Karaahmetoğlu, "Günümüzde yoğun talep görüyor, insanlar ilgi gösteriyorlar. El yapımı sanat malzemelerine hasret kaldık. Günümüzün belası yapay zeka, benim yaptığım işe de ‘yapay zeka’, ‘kalıptan çıkartmış, oraya yapıştırmış’ dediler. Yapay zekaya yetişebildiysek ne mutlu bana" diye konuştu. "Bu işin en uzun süren safhası tasarım" Yaptığı eserlerin yapılma sürecini anlatan Karaemetoğlu, "Bu teknik, Rönasans’tan, Orta Çağ’dan nasıl devam ediyorsa biz de ham maddeleri biraz değiştirerek aynı şekilde devam ediyoruz. O zaman mermer tozu kullanılıyorsa şu an alçı kullanılıyor, o zaman yumurta akı kullanılıyorsa şu an tutkallar ve akrilikler kullanılarak aynı emekle işliyoruz. Bu çalışmanın yapımında tasarımını da kendim yapıyorum. Bu işin en uzun süren safhası tasarım. Bu işi bir kez yaptıktan sonra bina yıkılana kadar göz önünde olacak. Toplum olarak el emeğine gereken değeri veren bir millet olduğunu düşünüyorum. Bir defa yapıldıktan sonra o eser orada hep kalacak. Tasarımdan sonra işçiliği başlıyor. Her çalışmada teknik değişiyor. Yüzeyler birbirini tutmuyor. Kastamonu’da yılın büyük kısmında havanın soğuk olmasından dolayı alçının kuruması zaman alıyor. Alçı kurumadığı için zaman istiyor" şeklinde konuştu. Türkiye’yi sanat dünyasında iyi bir yere taşımayı hedeflediğini dile getiren Karaahmet, "Oturduğum bir kafelerde, gittiğim bir yerde yaptığım tablonun olması, rölyefin olması beni çok mutlu ediyor. Yaptığım işten dolayı çok mutluyum. İnsanların olumlu dönüşleri beni çok mutlu ediyor. İnsanlar görmese sadece ben bile görsem seviniyorum. Çünkü bir duvara ruh katıyorsunuz. Tamamen zihninizden tasarladığınız işleri ortaya koymak mutlu ediyor. Bu işi mesleğim haline getirmek istiyorum. Amacım sanat adına ülkemizde ve ülkemiz dışında bir şeyler yapmak" ifadelerini kullandı.
Kütahya Kütahya’da 5 bin yıllık göç yeniden başladı Kütahya’nın Domaniç ilçesinde her yıl doğanın en dikkat çekici olaylarından biri yaşanıyor. Binlerce yıldır sürdüğü belirtilen kurbağa göçü, bu yıl da başladı. Sadece bu bölgede görüldüğü belirtilen Domaniç kurbağaları, üreme dönemlerinde sergiledikleri ilginç davranışlarla dikkat çekiyor. Hava şartlarına bağlı olarak genellikle 15 Mart ile 15 Nisan tarihleri arasında ormanlık alanlardan çıkan kurbağalar, yaklaşık bin 500 rakımdaki Topuk Yaylası Göleti’ne doğru zorlu bir yolculuğa başlıyor. Göç sırasında Domaniç-İnegöl yolu üzerinden geçmek zorunda kalan kurbağalar, ne yazık ki araç trafiği nedeniyle büyük risk altında kalıyor. Yaklaşık 20 yıl öncesine göre sayılarının ciddi şekilde azaldığı belirtilen kurbağaların, her yıl binlercesi araçların altında kalarak hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu durumun devam etmesi halinde türün yok olma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekiyor. Üreme süreci dikkat çekiyor Domaniç kurbağalarının üreme davranışı da oldukça ilginç. İri olan dişi kurbağa, erkeği sırtına alarak gölete ulaşıyor. Gölette ise erkeğin yardımıyla spiral şeklinde uzun sıvı yumurta dizileri suya bırakılıyor. Üreme sonrası dişi kurbağanın öldüğü, erkeklerin ise yeniden ormanlık alana döndüğü gözlemleniyor. Tarihi keşiflerle destekleniyor Kütahya Dumlupınar Üniversitesi tarafından Seyitömer bölgesinde yapılan kazılarda bulunan 5 bin yıllık kurbağa figürlerinin de Domaniç kurbağalarını temsil ettiği değerlendiriliyor. Bu keşifler, söz konusu göçün tarihi derinliğini ortaya koyuyor. Doğal miras niteliği taşıyan bu göç, korunmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar ve çevreciler, yetkililerin acil önlem alması gerektiğini vurguluyor.