GÜNDEM - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 12:18

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz "Türkiye savunma sanayiinde bir devrim yaşadı"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz "Türkiye savunma sanayiinde bir devrim yaşadı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayiinde yaşadığı gelişime işaret ederek "Son 23 yılda Türkiye Cumhuriyeti savunma sanayiinde bir devrim yaşadı. Ben bir değişim yaşadı demiyorum bir devrim yaşadı. Geçmişte yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlı olan savunma sanayiimiz, bugün yüzde 80’in üzerinde yerli ve millî imkânları olan bir savunma sanayiinde ulaştık" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a fuar ziyaretinde Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar da eşlik etti.


Heyet, fuar kapsamında ASELSAN ve Baykar stantlarını ziyaret ederek yeni nesil savunma sanayi ürünleri hakkında yetkililerden bilgi aldı. ASELSAN standında sergilenen Tufan ve Kılıç denizaltı araçları da incelenirken, sistemlerin teknik özelliklerine ilişkin bilgi alındı. Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayindeki gelişimini yansıtan ürünlerin incelendiği ziyarette, yüksek teknolojiye dayalı sistemler dikkat çekti.


Fuarda yapılan incelemelerde, Türkiye’nin savunma sanayinde son yıllarda kaydettiği ilerlemeye vurgu yapılırken, yerlilik oranının artmasıyla birlikte dışa bağımlılığın azaldığı ve ihracat kapasitesinin güçlendiği değerlendirildi. Program kapsamında fuar alanını gezen heyetin, farklı stantları da ziyaret ederek çalışmalar hakkında bilgi aldı.



"Türkiye savunma sanayiinde bir devrim yaşadı"


Fuarda açıklamalarda bulunan Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayiinde yaşadığı gelişime işaret ederek, "SAHA Expo’yu gezme imkânımız oldu. Açıkçası ürünlerin tamamını görmeye vakit yetmedi; çok daha fazla zaman ayırmak gerekiyor. Ancak gördüklerimizle büyük bir gurur duyduk. Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktayı somut ürünlerle ortaya koyan çok önemli bir fuardayız. Son 23 yılda Türkiye Cumhuriyeti savunma sanayiinde bir devrim yaşadı. Ben bir değişim yaşadı demiyorum bir devrim yaşadı. Geçmişte yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlı olan savunma sanayiimiz, bugün yüzde 80’in üzerinde yerli ve millî imkânları olan bir savunma sanayiinde ulaştık. Burada en kritik hususlardan biri, Türkiye’nin bu alanda erken yola çıkmış olmasıdır. Bugün dünya savunma sanayiinin önemini kavrakmış durumda ama Türkiye bunu çok daha önceden yaptı. Bunun avantajlarını da bugün net şekilde görüyoruz" ifadelerini kullandı.


"Savunma sanayii olmayan bir ülkenin bağımsız dış politikası olamaz"


Türkiye’nin artık savunma sanayiinde ciddi bir kapasiteye ulaştığına dikkat çeken Yılmaz, "Bugün 20 milyar doların üzerinde cirosu olan, geçen yıl itibarıyla 10,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirmiş bir sektörden söz ediyoruz. Türkiye, bu alanda dünyanın 11’inci büyük ihracatçısı konumundadır. İnşallah kısa vadede ilk 10 arasında da gireriz. Savunma sanayii, güvenlik açısından çok çok önemli elbette. En az bunun kadar önemli olan bağımsız dış politika açısından da kritik. Savunma sanayii olmayan bir ülkenin bağımsız dış politikası olamaz. Bu sektör, Türkiye’nin genel bağımsızlığına ve dış politikadaki hareket alanına büyük katkı sağlamaktadır. Bunun yanı sıra savunma sanayii; ekonomik ve sosyal refah açısından da önemli. Katma değeri yüksek bir ekonomi inşa etme sürecinde en kritik sektörlerden biri savunma sanayii. Burada elde ettiğimiz yetkinlikler, doğrudan ihracat ve doğrudan istihdam yoluyla refaha katkıda bulunduğu gibi, sivil endüstrilere de bu teknolojiler sirayet ederek topyekün ekonomimizin teknolojik seviyesini yükseltiyor" şeklinde konuştu.


Savunma sanayiinde oluşan ekosistemde genç girişimcilerin ve yeni işletmelerin dikkat çektiğini vurgulayan Cevdet Yılmaz, "ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ ve Baykar gibi büyük firmalarımızla gurur duyuyoruz. Bunlar aynı zamanda birer ’amiral gemisi’. Bunların etrafında ikinci üçüncü halkalarda çok sayıda firmalar gelişiyor. Bunlar da yenilikçilik ve girişimcilik kapasitemizi destekliyor. Fuarda 200’ün üzerinde yeni ürünün sergileniyor. Bundan da iftihar ediyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde savunma sanayiimizi daha da geliştirerek ve derinleştirerek ileriye taşımaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mühendislerimizin, girişimcilerimizin, kurumlarımızın ve şirketlerimizin katkısıyla bu sektörü çok daha ileri seviyelere ulaştıracağız. Dost ve kardeş ülkelerle iş birliklerimizi artırarak, küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu olmayı sürdüreceğiz" diye konuştu.


23 Nisan’da Ermenistan’da Türk bayrağı yakılmasına ilişkin soruya yanıt veren Cevdet Yılmaz, "Geçen yıl yaşanan menfur hadise hepimizi derinden üzdü. Ben geçen Ermenistan’daydım, bu konuyu da konuştuk. Sayın Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın bu olayı kınadığını biliyorsunuz. Aynı şekilde Ermenistan Meclis Başkanı da olayı kınadı ve Ermenistan kamuoyundan da tepkiler geldi. Buna da sevindik. Biz Güney Kafkasya’da kalıcı bir barışın tesis edilmesini istiyoruz. Ermenistan ve Azerbaycan bu süreçte önemli bir ilerleme kaydetti. Artık barışa çok az kaldığını değerlendiriyoruz. Bu barışın sağlanmasıyla birlikte Güney Kafkasya, stratejik önemi yüksek bir bölge olarak hem bölgesel hem de küresel ölçekte çok daha farklı bir rol oynayacak. Özellikle orta koridorun gelişmesi ve Zengezur Koridoru’nun açılması ile birlikte hem güvenliğin hem de refahın artacağına inanıyoruz. Bu vesileyle Azerbaycan’a gönülden selamlarımı iletiyorum.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz "Türkiye savunma sanayiinde bir devrim yaşadı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı: Eylem "kasten öldürme" kapsamında Ankara’da 15 yaşındaki Fatih Acacı’nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, suça sürüklenen çocuk hakkında verilen 12 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, sanığın eyleminin "kasten öldürme" kapsamında olduğunu vurgularken, olayın başlangıcında maktulden gelen saldırı nedeniyle "haksız tahrik" indirimi uygulandığını belirtti. Fatih Acacı cinayeti davasında gerekçeli karar açıklandı. Gerekçeli kararda, olayın 8 Eylül 2025 tarihinde meydana geldiği, suça sürüklenen çocuğun maktulün kız arkadaşıyla mesajlaşması nedeniyle Acacı ile aralarında husumet oluştuğu kaydedildi. Tarafların Pursaklar Şehit Murat Dülger Parkı’na gittikleri, burada çıkan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, suça sürüklenen çocuğun olayda ele geçirilemeyen kesici aletle Acacı’yı göğüs, batın, kol, uyluk ve sırt bölgelerinden yaraladığı aktarıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Fatih Acacı’yı öldürme kastının bulunmadığı ve kendisini savunmak amacıyla hareket ettiği yönündeki savunmalarına itibar etmedi. Kararda, Acacı’nın olayda kullandığı bir bıçağın bulunmadığı, olay yerinde veya üzerinde herhangi bir bıçak ele geçirilmediği, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun olaydan sonra kullandığı bıçağı saklamaya çalıştığı ve eylemi başlangıçta inkâr ettiği belirtildi. Mahkeme meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti Gerekçeli kararda, "maktulün önce saldırdığı, suça sürüklenen çocuğun kendisini korumak amacıyla bıçağı rastgele salladığı" yönündeki savunmanın tanık beyanları, kamera kayıtları ve olay yeri tespitleriyle uyumlu olmadığı vurgulandı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun Acacı’yı yakın mesafeden birden fazla kez bıçakladığını, olay yerinden kaçmak yerine dönerek maktulü yaralamaya devam ettiğini belirterek, meşru savunma hükümlerinin uygulanamayacağına hükmetti. Kararda, taraflar arasındaki tartışmanın maktulün kız arkadaşına mesaj atılması nedeniyle başladığı, Acacı’nın suça sürüklenen çocuğa yönelik "Senin bacaklarını kırarım" şeklinde sözler söylediği, bu sözlerin ve devamındaki arbede ortamının haksız tahrik oluşturduğu kaydedildi. Bu nedenle mahkeme, cezada haksız tahrik indirimi uygulandığını belirtti. Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildi Mahkeme, eylemin tasarlayarak işlendiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığını da belirtti. Kararda, taraflar arasında aynı gün yaşanan tartışma sonrası olayın meydana geldiği, Yargıtay içtihatlarında aranan soğukkanlılıkla karar verme, plan yapma ve tasarlama düzeyine ulaşan olguların dosyada bulunmadığı kaydedildi. Ayrıca canavarca hisle öldürme değerlendirmesi yönünden de çok sayıda bıçak darbesinin tek başına bu nitelendirme için yeterli olmadığı ifade edildi. Adli Tıp Kurumu raporuna da yer verilen kararda, Acacı’nın vücudunda 10 adet kesici-delici alet yarası tespit edildiği, ölümün sol böbrek, dalak, karaciğer, ince bağırsak ve diyafram yaralanmasına bağlı iç ve dış kanama sonucu meydana geldiği belirtildi. Suça sürüklenen çocuğun yaralanmasının ise kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı kaydedildi. Mahkeme, D.G.’nin üzerine atılı "çocuğa karşı kasten öldürme" suçunu işlediğinin sabit olduğuna hükmederek önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Ardından haksız tahrik nedeniyle ceza 24 yıl hapse, suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubunda olması nedeniyle 16 yıl hapse indirildi. Türk Ceza Kanunu’nun 31/3 maddesi gereği çocuklar hakkında verilecek hapis cezasının 12 yılı aşamayacağı dikkate alınarak sanık 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, suça sürüklenen çocuğun yargılama sürecindeki tutumu, pişmanlığa yönelmeyen davranışları ve suçu inkâr etmesi nedeniyle takdiri indirim uygulanmasına yer olmadığına karar verdi.