SPOR - 24 Haziran 2024 Pazartesi 14:37

Doğan Alemdar, sakatlığı nedeniyle A Milli Takım kampından ayrıldı

A
A
A
Doğan Alemdar, sakatlığı nedeniyle A Milli Takım kampından ayrıldı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), A Milli Takım’ın dün gerçekleştirilen antrenmanında sakatlanan ve sol diz ön çapraz bağında kopma tespit edilen kaleci Doğan Alemdar’ın kamptan ayrıldığını, şampiyona süresince kaleci yeterliliğini sağlamak adına RAMS Başakşehir’den Muhammed Şengezer’in kampa çağrıldını açıkladı.

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), 2024 Avrupa Şampiyonası sürecindeki kaleci yeterliliğini sağlamak adına kampta bulunan Doğan Alemdar’ın sakatlığı nedeniyle kamptan ayrıldığını ve yerine RAMS Başakşehir’den Muhammed Şengezer’in çağırıldığını duyurdu. Konuya ilişkin Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, "A Milli Takımımızın dün akşam gerçekleştirilen antrenmanı esnasında dizinde travma meydana gelen milli kalecimiz Doğan Alemdar’ın muayene ve tetkikleri tamamlandı. Yapılan kontroller neticesinde, Doğan’ın sol diz ön çapraz bağında kopma tespit edildi ve milli kalecimizin tedavisinin bir sonraki aşamasına geçmek üzere kamptan ayrılmasına karar verildi. 2024 Avrupa Şampiyonası sürecindeki kaleci yeterliliğini sağlamak adına, Başakşehir takımından Muhammed Şengezer, A Milli Takım kampına çağrıldı" denildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İadesi sağlanan eser sayısı 12 bin 139’a ulaştı Kültür ve Turizm Bakanlığı 2024 yılında 19 eserin iadesinin sağlandığını açıkladı. Böylece, 2002 yılından bu yana Türkiye’ye iade edilen eser sayısının 12 bin 139’a, 2018 yılından bu yana ise 7 bin 823’e ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 2024 yılı Türkiye’nin tarihi ve kültürel mirasına önemli katkılar sağlayan eser iade çalışmalarıyla geçti. Açıklamada; İngiltere, İtalya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) geri getirilen eserlerin, Türkiye’nin kültürel hazinesine yeniden kazandırıldığı kaydedildi. Mustafa Dede’nin Kur’an-ı Kerim’i 2017 yılında İngiltere’de satışa çıkarılan ve Mustafa Dede tarafından istinsah edilen Kur’an-ı Kerim’in, yasa dışı yollarla ülkemizden kaçırıldığı tespit edilerek Türkiye’ye geri getirildiği bilgisi verilen açıklamada, “Sultan II. Abdülhamit’in koleksiyonunda yer alan bu eser, 5 Nisan 2023’te İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde muhafaza altına alındı” denildi. Boubon Antik Kenti Kökenli Bronz İmparator Heykeli New York’ta Christie’s Müzayede Evi tarafından 2011 yılında satışa çıkarılan bronz imparator heykelinin Türkiye’den yasadışı yollarla çıkarıldığı kaydedilen açıklamada, “ABD ve Türkiye tarafından sürdürülen bir araştırma sonucu ortaya çıktı. Eseri elinde bulunduran kişiyle irtibata geçilerek deliller sunuldu, heykelin yasadışı kökeninden bu yolla haberdar olan koleksiyoncu, iyi niyetli bir yaklaşım sergiledi ve eserin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin malı olduğunu kabul etti. Heykel, ülkemize iade edildi ve 2 Şubat 2024 tarihinde Antalya Müzesi’nde kamuoyuna tanıtıldı” ifadeleri kullanıldı. Milet kökenli Kore Torsosu Christie’s Müzayede Evi’nin 2021 tarihli müzayedesinde satışa sunulduğu bildirilen açıklamada, “Mermer Kore Torsosu, uzman incelemeleri sonucunda Türkiye kökenli olduğu belirlenerek iade edildi. Eser, 26 Ocak 2024 tarihinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde muhafaza altına alındı” bilgisi verildi. İtalya’dan iadesi sağlanan 11 pişmiş toprak eserler Bakanlığın açıklamasında, Floransa Savcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, Türkiye’ye ait olduğu belirlenen 11 adet pişmiş toprak eserin, bilimsel raporlar ve hukuki süreçler tamamlanarak 24 Ocak 2024 tarihinde Türkiye’nin Roma Büyükelçiliğine teslim edildiği kaydedildi. Ayrıca, 2002 yılından bu yana Türkiye’ye iade edilen eser sayısının 12 bin 139’a, 2018 yılından bu yana ise 7 bin 823’e ulaştığı bilgisi verildi. Bakanlığın titiz çalışmaları ve uluslararası iş birlikleri sayesinde, Türkiye’nin tarihi ve kültürel değerleri bir kez daha ülke tarihine kazandırıldığı bildirildi. Bu yılın iade edilen eserleri, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Antalya Müzesi ve Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi gibi prestijli kurumlarda sergilenmeye devam edecek.
Ankara Devlet koruması altındaki çocuklardan teknoloji başarısı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı çocuk evi ve çocuk evleri sitesinde kalan 14 çocuk, TÜBİTAK tarafından düzenlenen ’Deneyap Teknoloji Atölyeleri ve Öğrenci Seçme Sınavı’nı kazanarak büyük başarı yakaladı. Sınavı kazananlara, robotik ve kodlamadan nano teknolojiye, tasarım ve üretimden yapay zekaya kadar 11 farklı alanda eğitim verilecek. TÜBİTAK tarafından, geleceğin mühendislerini, teknoloji girişimcilerini ve teknoloji liderlerini yetiştirmek üzere kurulan "Deneyap Teknoloji Atölyeleri" teknoloji üretme yetkinliği yüksek gençleri bir araya getiriyor. Çocuklara eğitim desteği sağlandı Programa 81 ildeki ortaokul düzeyindeki 4. ve 5. sınıflar, lise düzeyindeki 8. ve 9. sınıflar ile lise hazırlık sınıflarındaki öğrenciler başvuru yapabilirken, eğitim almak isteyen öğrenciler, E-Sınav, Çevrim içi Eğitim ve Görev Tamamlama, Uygulama Sınavı olmak üzere üç aşamalı öğrenci seçme sınavına tabi oldular. Bu doğrultuda Deneyap Teknoloji Atölyelerine başvuru yapan kuruluş bakımı altındaki çocuklara, sınavlara hazırlanmaları için üniversiteler ile iş birliği yapılarak eğitim desteği sağlandı. 11 farklı alanda eğitim alacaklar Bu kapsamda geçtiğimiz gün açıklanan sonuçlarla birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı çocuk evi ve çocuk evleri sitesinde kalan 14 çocuk, TÜBİTAK tarafından düzenlenen ’Deneyap Teknoloji Atölyeleri ve Öğrenci Seçme Sınavı’nı kazanarak büyük başarı yakaladı. Sınavı kazanan gençlere, “Tasarım ve Üretim”, “Robotik ve Kodlama”, “Elektronik Programlama ve Nesnelerin İnterneti”, “İleri Robotik”, “Siber Güvenlik”, “Enerji Teknolojileri”, “Havacılık ve Uzay Teknolojileri”, “Yazılım Teknolojileri”, “Malzeme Bilimi ve Nanoteknoloji”, “Mobil Uygulama” ve “Yapay Zeka” olmak üzere 11 farklı alanda eğitimler verilecek. "Çocuklarımızın bu başarısı göğsümüzü kabarttı" Çocukların yakalamış olduğu bu başarıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Bakanlığımızın çatısı altında bulunan her çocuğumuzu büyük bir özenle yetiştirip hayata hazırlıyoruz. Bizler de çocuklarımızın mutluluğunu paylaşıyor, sevinçlerine ortak oluyoruz. Bu sınavı kazanarak, Milli Teknoloji Hamlesinin dip dalgasını oluşturmaya aday gençlerin arasında yer bulacak olan çocuklarımızın başarısıyla göğsümüz kabardı. Devlete ve millete faydalı bireyler olarak çalışacaklarına inancım tam" dedi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs Türklerine yönelik sözlerine tepki göstererek, "Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan KKTC ziyareti dönüştü uçakta gazetecilerle sohbet etti. “Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak göstermeye kimsenin gücü yetmez” Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz bağlara vurgu yapan Erdoğan, “Bundan 50 sene önce olduğu gibi bugün de ana vatan ve garantör devlet olarak Kıbrıs Türkünün yanındayız. İktidar ve muhalefet olarak verdiğimiz birlik, beraberlik ve dayanışma tablosunu bu bakımdan kıymetli görüyorum. Kıbrıs davasının sadece bizim değil, 85 milyonun davası, kırmızı çizgisi olduğu böylece anlaşılmıştır. Şunun bir defa anlaşılması gerekir. Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görmeye ve göstermeye kimsenin gücü yetmez. Bugünkü ziyaretimizde bunu adeta perçinlemiş olduk. İki devletli modelin Kıbrıs meselesinin yegane çözüm yolu olduğu gün geçtikçe daha net ortaya çıkıyor. Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı, çözüm yolunda bugüne kadar her türlü fedakarlığı göstermiştir. Annan Planı’na ‘evet’ diyen taraf Kuzey Kıbrıs olduğu halde, takdir edilen maalesef yine Rumlar oldu. Bu anlayışla artık bir yere varılması mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin müktesep hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeden bir yere varılamaz. Her iki tarafın masaya eşit oturup eşit kalktığı bir denklem kurulmadan yeni bir müzakere sürecinin başlamasını açıkçası mümkün görmüyoruz. Bunu Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar da tören hitabında şüpheye mahal verilmeyecek şekilde açıkça ifade etti” diye konuştu. “Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerimiz sürüyor” Ambargolara rağmen Kıbrıs Türkleri ile birlikte devlet hizmetlerinin sürdürülebilmesi için ortak çalıştıklarını söyleyen Erdoğan, “Belediyelerimiz, devlet kurumlarımız ve şirketlerimiz tüm imkanlarıyla Kıbrıs Türk halkına destek olmaktadır. Geçen yıl Ercan Havalimanı’nın yeni terminal binasını hizmete aldık. Konut projelerinden, ulaştırma yatırımlarına, elektronik devlet hizmetlerinden sağlığa, savunmadan eğitime kadar her alanda KKTC’nin kalkınmasına katkı sağlıyoruz. 2024 Yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması ile Kıbrıs Türk halkına büyük fayda sağlayacak yeni projeleri hayata geçireceğiz. Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda maruz kaldığı haksız izolasyonun kaldırılması için de gayretlerimiz sürüyor. İslam İşbirliği Teşkilatı ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında Kuzey Kıbrıs’ın hak ettiği yeri alması için gerekeni yapıyoruz. Sayın Tatar’ın Şuşa’da düzenlenen Türk Devletleri Zirvesi’ne katılması bu bakımdan son derece anlamlı oldu. İnşallah önümüzdeki süreçte bunu yeni adımlar takip edecek. 1974 Barış Harekatı’yla kurduğumuz, 1983 Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanıyla tahkim ettiğimiz kazanımları, tüm dünyada tanınan Kıbrıs Türk Devleti ile taçlandıracağız” şeklinde konuştu. “Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım” Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias’ın Kıbrıs Türklerine yönelik açıklamalarına tepki gösteren Erdoğan, “Zaman zaman Yunanistan’daki popülist figürlerin bu tür söylemlerle iki ülke arasındaki ilişkileri dinamitleme gayretlerine şahit oluyoruz. Biz Yunanistan ile iyi komşuluk anlayışıyla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Tabii bu durum, böylesi hezeyanlara sessiz kalmamızı gerektirmiyor. Herkesin çok iyi bildiği gibi Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı adından da anlaşılacağı gibi barış için yapmıştır ve bu müdahale neticesinde huzur tesis edilmiştir. O tarihte Kıbrıs’ta hem Rum kesimi hem Yunanistan’daki darbeciler tarafından başlatılan soykırıma Türkiye, net ve keskin bir son vermek için bu harekatı yapmıştır. Yani uluslararası hukukun bize tanıdığı garantörlük hakkı kapsamında bu müdahale yapılmıştır. Türk askeri düşmanına bile zulmetmeyen ama mazlumun hakkını asla çiğnetmeyen şanlı bir maziye sahiptir. Aynı anlayışla bugün de gelecekte de hareket etmeye devam edecektir. Bilsinler ki Mehmetçiğin ayak bastığı topraklarda işgal kültürü değil, huzur hakim olur. Son NATO zirvesinde Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile konuştum. ‘Aynı gün ben Kuzey Kıbrıs’ta bulunacağım, orada Kuzey Kıbrıs halkına hitap edeceğim. Öğrendiğime göre siz de Güney’de olacakmışsınız, orada hitap edecekmişsiniz. Herhalde birbirimizi rahatsız edecek herhangi bir açıklama yapmayız’ dedim. O da benim gibi düşündüğünü söyledi. Fakat Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ne yazık ki; farklı bir havada, belli ki Miçotakis ile yaptığımız görüşmeden haberi yoktu, ileri geri açıklamalar yaptı. Onun bir defa kalkıp da Türklerin orada işgalci olduğunu söylemesinden daha densiz, edep dışı bir ifade olamaz. Dolayısıyla, Sayın Miçotakis’in bu bakanına haddini bildirmesi lazım. Bizim çok daha fazla konuşmamıza zaten gerek yok. Konuşacaklarımızı bugün zaten konuştuk. Yolumuza da aynen devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. “Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Gerekirse Kuzey’de deniz üssü yaparız” Güney Kıbrıs’ın Yunanistan ile birlikte Larnaka kıyılarında bir deniz üssü inşa etme girişimlerini değerlendiren Erdoğan, “Şu anda Ada’da Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı binasıyla, Kuzey Kıbrıs Parlamento binası inşaatı yapıyoruz. Onları bir göreyim, durum nedir dedim. Her ikisi de muhteşem birer bina oluyor. Allah nasip ederse en geç Kasım ayı ortalarında bitecek. Bu iki bina, başkanlık binasıyla parlamento binası bittiği zaman, yanında da oraya hizmet verecek gayet güzel bir mescit yapılıyor. Herhalde bu üslerden daha önemli bir şey yok. Onlar askeri üs yapıyor, biz siyasi üs yapıyoruz. Çalışmayı en güzel şekilde devam ettireceğiz. Bu arada, tekrar bir kontrole gidip inşaat ne durumda onu görmem lazım. Gördüğüm kadarıyla Kıbrıs taşından hakikaten muhteşem bir eser meydana geliyor. Yani Türkiye gerektiği zamanda gereken adımları atar, yapılması gerekenleri yapar. Ada’nın huzuruna asla katkı sağlamayacak, gerginlikleri artıracak ve uluslararası hukuk ihlallerine yol açacak adımlardan özenle kaçınmak gerekir. İsrail’deki katliama ortak olmak ne Rumlara ne Yunanistan’a fayda sağlar. Ayrıca gerekirse deniz üssü ve deniz yapılarını Kuzey’de yaparız. Bizim de denizimiz var. Mesela yeni bir doğal gaz gemisi alıyoruz. Sakarya Gaz Sahası’ndaki gaz üretiminde kullanılacak, yüzer gaz işletme platformu gemisi. Yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’de olacak. 300 metre boyunda 58 metre genişliğinde. 5 milyon hane halkına yetecek kadar doğalgazı üretecek bu platform belki orada 15-20 yıl kalacak. Adeta bir üs gibi. Önümüzdeki hafta yola çıkıyor ve Türkiye’ye gelecek. Zaten o üssü gördükleri zaman yeter onlara” açıklamalarında bulundu. “Batı ülkeleri bizden insansız hava aracı siparişi veriyor” Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktaya dikkat çeken Erdoğan, “Biliyorsunuz, uçaklarımızın lastiklerini dahi alamıyorduk ama şu anda Petlas uçaklarımızın lastiklerini yapar hale geldi. Çok önemli bir adım. Üstelik Anadolu’nun göbeğinde. İnsansız hava araçlarından SİHA’lara kadar geldiğimiz nokta belli. Aselsan, Havelsan, Roketsan, tüm bunlar şu anda savunma sanayiinde dünyayla adeta yarış halinde. Bundan dolayı da çok çok mutluyuz. Özellikle de şu anda Batı ülkeleri bizim insansız hava araçlarımızla ilgili sipariş üstüne sipariş veriyor. Ülkelerin hangileri olduğunu söylemeyeceğim. Ama Avrupa Birliği ülkelerinin artık bizden bu tür taleplerde bulunması devranın nasıl değiştiğini gösteriyor. Bu bizi ayrıca mutlu ediyor. Kızılelma şu anda devreye giriyor. Bunların devreye girişinin o malum çevreleri çok daha çıldırtacağına eminim. Özellikle Amerika’daki seçimin de bu işte tayin edici bir rolünün olduğunu düşünüyoruz. Bu seçimin neticesiyle birlikte ne gibi adımlar atılabilir, bunları da ayrıca göreceğiz ama ibre Türkiye’nin lehine dönüyor diye düşünüyorum. Bundan dolayı da huzur içindeyim. Sizler de huzur içinde olun. Kendi uçağımızı yapıyoruz, kendi uydumuzu yapıp uzaya yolladık. Daha iyisini yapacak, daha ileri gideceğiz. Bizi en çok duygulandıran ise artık bizim gençlerimizin asla yılgınlığa kapılmadan ‘ben yaparım’ demesidir. Biz çok güçlü tohumlar attık, onlar filizleniyor ve gelecekte boy verecekler” dedi. “Terör meselesini kökünden bitireceğiz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milli Savunma Bakanlığı uzun süredir Kuzey Irak’a ilişkin operasyonları paylaşıyor. Siz de dönem dönem Irak’ın kuzeyinde PKK varlığının tamamen bitirileceğini belirttiniz. Bu konuda neredeyiz? Bu yaz döneminde bu iş biter mi, ne dersiniz” sorusu üzerine şunları söyledi: “Terörle mücadele bir matematik olayı değil. İki kere iki dört diyemezsiniz. Örneğin Pençe Kilit Harekat bölgesinde Piyade Yarbay Abdullah Cem Demirkan kardeşimiz yaralandı. 15 gün yaralı olarak kaldı ve maalesef şehit oldu. Bunların hepsinin intikamını alıyoruz. Faturayı çok ağır ödüyorlar, ödemeye de devam edecekler. Ama bilsek ki terörle mücadele bir matematik olayıdır, kalkarız açıklamayı da ona göre yaparız. Dolayısıyla da terörle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. Önünde sonunda kazanan inşallah yine biz olacağız. Artık onları bekleyen son yakındır. Bu ülkenin insanlarına çektirdikleri acıların hesabı soruluyor. Terör meselesini kökünden bitireceğiz. Sağa sola koşturmaları, destek arama çabaları da bu yüzden. Ne yaparlarsa yapsınlar fayda göremeyecekler. Bu ülkenin insanlarına yaşattıklarının hesabını öyle ya da böyle veriyorlar. Askerimiz, polisimiz, istihbaratçılarımız sahada ve onların güçlü nefesini sürekli enselerinde hissediyorlar. Burunlarını dahi çıkartamadıkları mağaralar onları koruyamayacak.” “İsrail durdurulmalıdır, bunu sağlamak hepimizin görevidir” Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’i işgalci ilan etmesine yönelik değerlendirmelerde bulunarak, “Uluslararası Adalet Divanı aynı zamanda İsrail’i tazminata mahkum etti. Miktarını henüz açıklamadılar. İsrail zaten bugüne kadar Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararların hiçbirini uygulamadı. Çünkü yanında başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, Batı var. Biz şu anda Uluslararası Adalet Divanı’na karşı dünyanın değişik birçok ülkesiyle birlikte gerekli baskıyı yapıyoruz ve buna devam edeceğiz. İspanya’nın duruşu burada çok çok önemliydi. Finlandiya’nın, Norveç’in tüm bunların duruşları önemliydi. Biz bu işi takip edeceğiz, kovalayacağız ve en sonunda inşallah burada bir netice alacağız diye düşünüyorum. İsrail durdurulmalıdır. Bunu sağlamak hepimizin görevidir. İsrail’e destek olarak, mazlum Filistin halkının yıllardır yaşadığı sistematik zulmü görmezden gelerek bir yere varmak mümkün değildir. İsrail yaptıklarının cezasını çekmeli, bu ceza bir daha kimsenin böylesi bir zulmü aklından geçirememesini sağlayacak kadar ibretlik olmalıdır. Umarım bu karar ve bundan önce alınan ve İsrail tarafından uygulanmayan kararlar uluslararası toplumda bir uyanışı beraberinde getirir. Filistinlilerin acılarına alışmamalı, onların durumunu olağan görmemeliyiz. Her yeni günde daha çok artan bir tonda sesimizi zulme karşı yükseltmeliyiz. Bu bizim insani görevimiz, tarihe borcumuzdur. Bugün takınılan ya da takınılmayan her tavır tarihe geçmektedir. Herkesi tarihin doğru tarafında durmaya bir kez daha davet ediyorum” ifadelerini kullandı. “Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması şart” İsrail’in 1947 yılında yaptıklarının aynısı yapmaya devam ettiğini söyleyen Erdoğan, “Tüm mesele İsrail’in bu davranışlarına karşı haktan yana olanlar, adaletten yana olanların el ele verip bu Uluslararası Adalet Divanı’nın verdiği kararın yanında herkesin yer almasını sağlamaktır. Bu oyunu ancak, böylesi bir duruşla bozarız. Bu zulmü sona erdirmek için ABD yönetiminin İsrail’e baskı yapması, katil Netanyahu’ya ve beraberindekilere verdiği desteği çekmesi şarttır. İsrail’in coğrafyamızı kendi karanlığına çekip bölgeyi yangın yerine çevirme isteği ortadadır. Gazze’de onca zulme rağmen hedeflerine ulaşamamanın hıncı ile hareket etmektedir. Uluslararası toplumun bir ve kararlı karşı koyuşu İsrail’in en istemediği şeydir. İsrail zulmüne karşı birleşmeli ve onları uluslararası hukuka uymaya zorlamalıyız. Bu sayede sadece Gazze ya da Filistin değil, ateş çemberine dönmüş bölgemiz de büyük çatışmaların içine çekilmekten kurtulur” ifadelerini kullandı. Amerika’daki başkanlık seçimlerine ilişkin görüşleri sorulan Erdoğan, “Bu konuya şimdi girmem pek doğru olmaz. Çünkü yapacağımız çok ilginç çalışmalar var. Geçen hafta çarşamba günü Macar Başbakanı Viktor Orban konuğumuzdu. Görüşmemizden sonra da ‘Trump’la bir akşam yemeği yiyeceğiz’ dedi. Bu arada aynı zamanda da NATO zirvesi devam ediyordu. Ertesi gün Viktor Orban’ı yoğun bir şekilde eleştirmeye başladılar. ‘Yok şöyle dedi, yok böyleler, biz Viktor’un dediklerine katılmıyoruz, söyledikleri doğru şeyler değil’ dediler. Sayın Orban malum Moskova’ya gitti, eleştirdiler. Çin’e gitti aynı şekilde eleştirdiler. Ardından Şuşa’daki toplantıya katıldı, eleştirdiler. Şimdi de Macaristan’ı AB dönem başkanlığından nasıl alırız, bunun hesabı içindeler. Bize de düşen şu anda sabır. Bu sabırla birlikte de inşallah gereğini vakti saati geldiğinde birlikte yaparız. Sayın Trump ile kendisine yapılan suikast girişimini konuştum. Kendilerini alçakça saldırı karşısında demokrasinin yanında durmaları nedeniyle tebrik ettim. Biz demokrasinin tarafındayız ve ülkelerin geleceklerine halkların özgür iradelerinin karar vermesinden yanayız” dedi. Geçtiğimiz günlerde tüm dünyada yaşanan bilişim krizine ilişkin görüşlerini açıklayan Erdoğan, “Bu kriz nedeniyle bizde bir sıkıntı yok şu anda. Arkadaşlar, Türk Hava Yolları’nda olsun, diğer tüm birimlerde olsun tedbirleri aldılar. Şu anda işlerimiz ufak tefek aksamalarla yürüyor. Yani dünyadaki sıkıntı bizde aynen yok. Daha iyiyiz. Bu konuda ek tedbirler almak gerekiyorsa alırız. Bununla ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Hiçbir alanı boş bırakmadığımız gibi bu alanı da boş bırakmıyor ve atılması gereken adımları hızla, vatandaşlarımızı mağdur etmeden atıyoruz” açıklamalarında bulundu. “Emeklimizin daima yanındayız” Emekli maaşlarında yapılan düzenleme ve vergi adımları ile ilgili sorulan soruya yanıt veren Erdoğan, “Bizler toplumumuzun her kesimi gibi emeklilerimizin de daima yanındayız. Emeklilerimizi enflasyona ezdirmemek için azami gayret gösteriyor, elimizden gelenin daha fazlasını imkanlar nispetinde yapıyoruz. Eldeki imkanlar dahilinde en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Engelleri aşmayı kendimize şiar edinmiş bir iktidar olarak sürekli tüm vatandaşlarımızın refahını artırmak için sürekli yeni yol haritaları oluşturuyoruz. Ekonomik istikrardan taviz vermeden, popülizm tuzaklarına düşmeden en rasyonel adımı nasıl atarız anlayışı içinde hareket ediyoruz. Aslında Grup Başkanımız Abdullah Güler gerekli açıklamaları yaptı. En düşük emekli maaşının 12 bin 500 lira olacağını açıkladı. Bütün bunlara rağmen muhalefet bakıyorsunuz, düşünmeden, görüşmeden, konuşmadan ‘asgari ücret 17 bin’ diyor. Bunların sırtında maalesef küfe yok. Biz ölçüyoruz, biçiyoruz. Nasıl bu işi ekonomik dengeleri bozmayacak biçimde götürürüz? Buna bakıyoruz, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Onun için de yeni yasama döneminde inşallah bu konuyu gündeme alacağız. O şekilde de yola devam edeceğiz. Grup başkanımız ne açıkladıysa gündemimizde o konular var, gerisi söylentiden ibaret” dedi.