KÜLTÜR SANAT - 03 Şubat 2025 Pazartesi 11:26

Doğu Roma döneminde geçiş kapısıydı, kaybolmaya yüz tutan tarihi yapı böyle görüntülendi

A
A
A
Doğu Roma döneminde geçiş kapısıydı, kaybolmaya yüz tutan tarihi yapı böyle görüntülendi

İstanbul’da 1. Justinianus ve eşi Theodora tarafından deniz tarafındaki surlara güvenlik nedeniyle inşa edilen 1499 yıllık Küçük Ayasofya Poternesi toprağa gömüldü. Şehirden uzaklaşmak için geçit kapısı olarak yaptırılan eser hakkında konuşan Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, "Poterne denizden yüksekti, gemiler yanaşıyordu. Direkt gemiye geçiş yapılabiliyordu. İmparator şehirde bir olumsuzluk olduğunda kiliseden bu kapıya geçip, bu kapıdan da gemiye binebiliyordu. Şuan da ise yarısı toprağa gömülmüş durumda. İstanbul’un fethinde burası kaçış noktalarından biri olarak düşünülmüş olabilir" dedi.


İstanbul’da 1. Justinianus ve eşi Theodora tarafından 526 yılında Aya Sergios ve Bakhos Kilisesi inşa edildi. Fatih’teki kilisenin inşa edildiği tarihte deniz tarafındaki surlara güvenlik amacıyla Küçük Ayasofya Poternesi yaptırıldı. Geçiş kapısı olarak düşünülen kapı, denizden yaklaşık 6 metre yüksekti. Poterne, şehirde olumsuz bir durum yaşandığında bu kapıdan geçilip, surlara yanaşan gemiye binilerek uzaklaşılması üzerine tasarlandı. İstanbul’un fethinde Küçük Ayasofya Poternesi’nin kaçış noktalarından biri olarak kullanıldığı da iddia edildi. Sultan 2. Bayezid döneminde ise Aya Sergios ve Bakhos Kilisesi, Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından camiye dönüştürüldü. Kiliseden geçilerek ulaşılan geçit kapısı, Osmanlı döneminde kullanılmadı. Zamanla unutulan geçit kapısının yarısı denizin doldurulması nedeniyle toprağa gömüldü. Tarihi yapı, uyuşturucu madde kullanan şahıslar ve evsizlerin mekanı haline geldi. Harabeye dönen tarihi yapının içi çöplerle doldu. Küçük Ayasofya Poternesi’nin içler acısı halinin düzenlenerek restore edilmesi bekleniyor. Öte yandan, yarısı toprağa gömülen geçiş kapısı havadan görüntülendi.


"Poterne’nin içinde bir boşluk var, maalesef giren ve çıkan belli değil"


Küçük Ayasofya Poternesi’nin tarihini anlatan Arkeolog Ömer Faruk Yavaşçay, "Arkamızda görmüş olduğunuz yapı, Küçük Ayasofya Poternesi. Yapıyı anlatmadan önce Küçük Ayasofya Camii’ni anlatmak istiyorum. Bu yapı, cami için inşa edilmiştir. Cami ilk olarak kiliseydi. M.S. 526 yılında yapılmıştır. 1. Justinianus ve eşi Theodora tarafından yaptırılmıştır. Kilisenin inşasından sonra güvenlik amacıyla arkamızda görülen poterne inşa edilmiştir. Poterne, ‘geçiş kapısı’ demektir. 2. Bayezid döneminde ise Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından camiye dönüştürülmüştür. Zamanla artık bu poterne kullanılmamıştır. Doğu Roma dönemi geçmişti. Osmanlı da kullanmayı tercih etmedi. Çünkü burası bir kaçış kapısıydı. Günümüzde ise maalesef hem kara tarafındaki yol hem de denizin doldurulmasıyla birlikte bu eser toprağa gömülmüş durumda. Normalde burası denizden yaklaşık 6 metre yüksekti. Osmanlı dönemindeki buraya ait fotoğraflardan görülmektedir. Şuan da ise yarısı toprağa gömülmüş durumda. Böyle önemli bir eserin bu durumda olması bizi rahatsız ediyor. Poternenin öncelikle yüzeye çıkarılması gerekiyor. Restore edilmesi lazım, eser ve çevresindeki surlar çok kötü durumda. Daha sonra da turizme kazandırılması gerekiyor. Bukoleon Sarayı çok göze çarpan bir yapıydı. Bu poterne maalesef iç kısımda kalıyor. Poternenin içinde bir boşluk var, maalesef giren ve çıkan belli değil. İnsanlar buraya gelmekten biraz çekiniyorlar. Burayı defalarca incelemeye geldim. İçeriye girdiğimde, orada kalanlar vardı. Dışarı çıkmak zorunda kalmıştım. Açık hava müzesine dönüştürülmesi lazım. Burası denizden yüksekti, gemilerden yanaşıyordu. Direkt gemiye geçiş yapılabiliyordu. İmparator şehirde bir olumsuzluk olduğunda kiliseden bu kapıya geçip, bu kapıdan da gemiye geçebiliyordu. Muhteşem bir şey. Eski fotoğraflarınızı gördüğünüz vakit, burası ile ilgili her şey belli oluyor. İstanbul’un fethinde burası kaçış noktalarından biri olarak düşünülmüş olabilir" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bingöl Bingöl’de 350 dönümlük askeri alan belediyeye devredildi Bingöl’de yerel ve ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelen Başkan Arıkan, şehrin geleceğine yön verecek projelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, seçim döneminde ‘vizyon proje’ olarak açıkladığı 350 dönümlük askeri alanın belediyeye devri için protokolün imzalandığını duyurarak, Bingöl’e hayırlı olmasını dedi. Arıkan, uzun süredir üzerinde çalışılan askeri alanın devri sürecinin tamamlandığını belirterek, önemli bir kazanım elde edildiğini vurguladı. Milli Savunma Bakanlığı kullanımında bulunan alanın devrine ilişkin protokolün imzalandığını ifade eden Arıkan, "Uzun süredir yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde askeri alanın belediyemize devrini sağladık. Bu önemli kazanımın ilimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Alan için kapsamlı bir proje hazırladıklarını belirten Arıkan, yaklaşık 350 dönümlük alanın büyük bölümünün sosyal donatı alanı olarak değerlendirileceğini söyledi. Arıkan proje kapsamında şehir parkı, geniş ulaşım bağlantıları, eğitim, sağlık ve sosyal alanlar ile ticari ve konut alanlarının yer alacağını dile getirdi. Yeni bağlantı yollarıyla özellikle Genç yolu üzerinden Kültür ve Yeşilyurt mahalleleri arasındaki ulaşımın rahatlayacağını belirten Arıkan, şehir merkezindeki yoğunluğun da azaltılacağını ifade etti. Ticari hareketliliğin farklı noktalara yayılmasıyla şehirde önemli bir rahatlama sağlanmasının hedeflendiği kaydedildi. Başkan Arıkan, 2026 yatırım programı kapsamında Az Seyir Terası, Kültür Mahallesi ile Saray Mahallesi arasında bağlantı köprüsü, Aşağı Çarşı yol yapım projesi ve günlük 20 bin ekmek üretim kapasiteli halk ekmek fabrikası projelerinin ihale sürecinde olduğunu açıkladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, belediye olarak önceliklerinin tartışmalar değil hizmet olduğunu belirterek, şehrin gelişimi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti.