ASAYİŞ - 10 Nisan 2026 Cuma 14:26

İBB’nin hatalı yıkımı 4 aileyi sokakta bıraktı, yakınlarının yanında kaldıklarını iddia eden aileler çözüm istedi

A
A
A

İstanbul Sultangazi’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı yıkım ekibinin gerçekleştirdiği çalışma sırasında bitişikteki binanın taşıyıcı kolonunun patlamasının ardından bina tedbir amaçlı mühürlendi. 17 kişiden oluşan 4 aile ise sokakta kaldıklarını öne sürerek, İBB tarafından kendilerine geçici olarak kalmaları için daire sözü verildiğini, ancak bu sözün yerine getirilmediğini iddia etti.

Olay, İstanbul Sultangazi’de Uğur Mumcu Mahallesi’nde 30 Mart tarihinde yaşanmış, İBB bağlı yıkım ekibinin gerçekleştirdiği çalışma sırasında bitişikteki binanın taşıyıcı kolonu patlamış, yıkılmak istenen bina ise yerle bir olmuştu. Yıkım sırasında yan yatan yapının devrilmesi sonucu bitişikteki binanın taşıyıcı kolonunun zarar gördüğü, bu nedenle binanın boşaltılarak mühürlendiği öğrenildi. Bina tedbir amaçlı mühürlenirken, yetkililer tarafından girişe kapatılan binanın çevresi demir bariyerlerle çevrildi. Zabıta ekipleri bölgede nöbet tutmaya başladı. 17 kişiden oluşan 4 aile ise sokakta kaldı. Günlerdir evlerine giremeyen aileler ise çareyi akrabalarının yanına sığınmakta buldu. Yaşanan olay sonrası defalarca Büyükşehir Belediyesi ile iletişime geçtiklerini iddia eden bina sakinleri, kendilerine geçici barınma sözü verildiğini ancak bu sözün yerine getirilmediğini öne sürdü. Mağdur aileler, yetkililerden bir an önce çözüm beklediklerini dile getirerek duruma tepki gösterdi.

İBB’nin hatalı yıkımı 4 aileyi sokakta bıraktı, yakınlarının yanında kaldıklarını iddia eden aileler çözüm istedi

Öte yandan mahalle sakinleri, yıkım öncesinde ekipleri uyardıklarını ve binada yaşayanlar olduğunu ifade ettiklerini belirtti. Ekiplerin yıkımın çarşamba günü yapılacağını söylediğini aktaran vatandaşlar, buna rağmen pazartesi sabahı erken saatlerde haber verilmeden yıkıma başlandığını iddia etti. Bina sahibi Dursun Sarıtemur, yıkım sırasında ciddi ihmaller yapıldığını iddia ederek, "Ayın 30’unda yıkım ekibi geldi. Yandaki binayı üstten yıkmaları gerekirken alt kolonları keserek benim binamın kolonunu patlattılar. O günden bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden ne bir yardım ne de destek gördüm. İki gündür belediyeye gidip geliyorum, sadece mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum" dedi.

İBB’nin hatalı yıkımı 4 aileyi sokakta bıraktı, yakınlarının yanında kaldıklarını iddia eden aileler çözüm istedi

Yetkililerin geçici olarak kalmaları için daire sözü verdiğini, ancak bu sözlerin tutulmadığını öne süren Sarıtemur, "Bize iki daire verileceği söylendi, bugün ise bunu inkar ettiler. Şimdi aylık 10 bin lira kira yardımı teklif ediyorlar. İstanbul’da 10 bin liraya ev mi var? 17 kişi şu anda sokakta ve akrabalarımızın yanında kalıyoruz. Yapılan zarar karşılanmıyor, mağduriyetimiz giderilmiyor" ifadelerini kullandı. Uğur Mumcu Mahallesi Dernek Başkanı Abdülkadir Demir ise yıkım sürecinde büyük bir ihmal olduğunu iddia ederek, "Yıkım sırasında binanın ne zaman boşaltılacağı konuşulmuş olmasına rağmen, aynı gün çalışma başlatıldı. Bu sırada oluşan hasar nedeniyle bina oturulamaz hale geldi. İçeride yaşayan insanlar bile tam anlamıyla tahliye edilmeden böyle bir işlem yapılması çok yanlış. Şu an 4 aile mağdur durumda, yetkililerden acil çözüm bekliyoruz" dedi. Mahalle sakini İlhan Mumcuoğlu da yıkım saatlerine tepki göstererek, "Belediyede mesai 08.00’de başlıyor ama yıkım sabah 07.00’de başlıyor. Zabıtayı arıyoruz, gelen yok. Akşam 20.00’ye kadar çalışma sürüyor. Bu durum etik değil. Burada ciddi bir rant olduğu düşünülüyor. 15 yıldır bu mahallede huzur vardı, şimdi insanlar mağdur edildi" şeklinde konuştu.

İBB’nin hatalı yıkımı 4 aileyi sokakta bıraktı, yakınlarının yanında kaldıklarını iddia eden aileler çözüm istedi

Hasan Tik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Parkinsonla yaşamak Nilüfer Belediyesi’nin ‘Dünya Parkinson Günü’ nedeniyle düzenlediği seminerde konuşan uzmanlar, parkinson hastalığının belirtileri, tedavi yöntemleri ve hastaların yaşam kalitesini artıracak beslenme önerilerini paylaştı. Nilüfer Belediyesi, ‘Dünya Parkinson Günü’ kapsamında Karaman Dernekler Yerleşkesi’nde ‘Parkinsonla Yaşamak’ başlıklı bir seminer düzenledi. Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek’in moderatörlüğünde Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Demet Yıldız ve Bursa Sağlık Bilimleri Üniversitesi Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel bilgilerini paylaştı. Toplumda parkinson hastalığına dair farkındalık oluşturmayı hedefleyen seminere katılım yoğun oldu. Uzmanlar, parkinson ile mücadelenin sadece ilaçla değil; egzersiz, doğru beslenme alışkanlıkları ve hasta yakınlarının sabırlı desteğiyle bir bütün olarak yürütülmesi gerektiği vurguladı. Seminerin açılışında konuşan Prof. Dr. Çiğdem Sevda Erer Özbek, parkinsonun artık ölümcül bir hastalık kategorisinde yer almadığını söyledi. 1960’lı yıllarda dopaminin keşfinden sonra parkinsonun ölümcül hastalık grubundan çıktığını hatırlatan Özbek, "Artık bu hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik bir süreç olarak yaşayabiliyoruz" dedi. Hastalığın artış nedenlerine de değinen Özbek, "Yaşam süresi uzadı ama çevresel faktörler de artık çok etkili. Özellikle hava ve su kirliliğinin yanı sıra tarım ilaçları en önemli faktörler arasında yer alıyor" diye konuştu. Hastalığın tıbbi boyutlarını ve tanı sürecini anlatan Doç. Dr. Demet Yıldız, parkinsonun sinsi bir hastalık olduğunu kaydetti. 65 yaş üzerinde her 100 kişiden bir veya ikisinde görüldüğünü anlatan Yıldız, "Tanı koydurucu temel belirtilerimiz; hareketlerde yavaşlama, istirahat halindeyken görülen el titremesi ve eklemlerdeki sertliktir" dedi. Erken tanının önemini vurgulayan Yıldız, "Tedavisiz kalan hastalar 5-10 yıl içinde bağımlı hale gelebilirken, doğru tedaviyle bu süreyi 15-20 yıla kadar uzatabiliyoruz. İleri evrelerde ise farklı tedavi yöntemlerine başvuruyoruz" şeklinde konuştu. Beslenme konusundaki detayları aktaran Doç. Dr. Nilüfer Büyükkoyuncu Pekel ise ilaç kullanımı ile beslenme arasındaki bağı aktardı. Parkinson ilaçlarının vücutta proteinlerle yarışacağını belirten Pekel, "Bu yüzden maksimum fayda sağlamak için ilacınızı aç karna almalı ve yemek yemek için en az bir saat beklemelisiniz" diye konuştu. Hastaların yüzde 90’ında görülen kabızlık sorunu için de tavsiyelerde bulunan Pekel, "Günde 8-10 bardak su tüketimi, lifli gıdalar ve düzenli yürüyüş olmazsa olmazımızdır. Ayrıca yutma güçlüğü çeken hastalarımızı asla yatar pozisyonda beslenmemeli, gerekirse gıdaları blenderden geçirerek lapa kıvamında sunmalıyız" dedi. Seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.
Ankara ‘Taşacak Bu Deniz’ oyuncuları Trabzon Günleri’nde hayranlarıyla buluştu Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliği, ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinin oyuncularını ağırladı. Etkinlik kapsamında Başkente gelen oyuncular, hayranlarıyla bir araya geldi. Gerçekleştirilen Trabzon Günleri etkinliği, Karadeniz kültürünü tanıtmanın yanı sıra sanat dünyasından isimleri de bir araya getiriyor. Etkinliğe katılan ‘Taşacak Bu Deniz’ dizisinde yer alan oyuncular, imza günü ve söyleşi programlarında vatandaşlarla buluştu. "Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar" Etkinliğe katılan oyunculardan Ava Yaman, Karadenizlilerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Karadeniz bence adeta bir cennet. İsviçre ya da İskoçya’yı görmek isteyenlerin Karadeniz’e de uğraması gerektiğini düşünüyorum. Bana ‘evimizin kızı’ lakabını taktılar, buna layık olmaya çalışıyorum" dedi. "Oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim" Sosyal medyada yapılan yorumlara da değinen Yaman, "Paylaşımlarımda kıyafetlerim ya da fotoğraflarım hakkında yorumlar yapılıyor. Ben ise oyunculuğum ve sesimle anılmak isterim. Özgürlük var deniyor. Bu da benim özgürlüğüm değil mi" ifadelerini kullandı. "Olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim" Genç oyuncu, sözlerini Kurt Cobain’den duyduğu bir sözle tamamlayarak, "Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum kişi olarak nefret edilmeyi tercih ederim. Sektörde yeniyim, öğreniyorum ama çok mutluyum. Herkese çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Edirne Edirne’de polis teşkilatı nostaljik sergisi ilgi gördü Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde Saraçlar Caddesi’nde bilgilendirme stantları kuruldu. Stantlarda polis teşkilatının eski kıyafetleri ve ekipmanları sergilendi. Edirne’de Türk Polis Teşkilatının kuruluşunun 181. yıldönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde, geçmiş dönemlere ait polis kıyafetleri ve ekipmanlarının sergilendiği stantlar yoğun ilgi gördü. Saraçlar Caddesi’nde kurulan bilgilendirme alanları, hem nostaljik görüntülere sahne oldu, hem de vatandaşlara güvenlik konularında önemli bilgiler sunuldu. Edirne Emniyet Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren narkotik, siber suçlarla mücadele, asayiş ile trafik tescil ve denetleme şube müdürlükleri personelinin görev aldığı stantlarda, vatandaşlara teşkilatın çalışmaları anlatıldı. Kurulan alanlarda özellikle eski dönem polis üniformaları, ekipmanlar ve çeşitli materyaller sergilenerek Türk Polis Teşkilatı’nın köklü geçmişi gözler önüne serildi. Müdür Ayhan, alkol gözlüğü ile yürüyüş parkurunu denedi Polis ekiplerince uygulamalı olarak hazırlanan alkol gözlüğü ile yürüyüş parkuru da yoğun ilgi gördü. Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan da parkuru deneyimleyerek vatandaşlara örnek oldu. Vatandaşlar simülasyon gözlüğü aracılığıyla alkollü araç kullanımının tehlikesini deneyimledi. Etkinlikte ayrıca suçla mücadele yöntemleri, güvenli internet kullanımı ve trafik kuralları hakkında bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Stantları ziyaret eden İl Emniyet Müdürü Muhittin Ayhan, Polis Haftası boyunca farklı etkinlikler gerçekleştirdiklerini belirterek, vatandaşların hem teşkilatın faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olmasını hem de geçmişten günümüze kullanılan ekipmanları yakından görmesini amaçladıklarını ifade etti. Müdür Ayhan, Türk Polis Teşkilatının 181 yıldır vatandaşların huzur ve güvenliği için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini söyledi.