ASAYİŞ - 24 Şubat 2026 Salı 16:03

İddianameyi değerlendiren Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci: "Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim"

A
A
A
İddianameyi değerlendiren Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci: "Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim"

Eyüpsultan’da 17 yaşındaki Timur Cihantimur’un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur hakkında 10’ar yıla kadar hapis cezası talep edilmesine ilişkin konuştu. Acılı baba Özer Aci, "Burada mağdur olan benim, biziz. Evladını kaybeden benim. Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim" ifadelerini kullandı. Acılı anne Pervin Aci ise, "Çok özledim. Gece bile kalkıp mezara gidiyorum. 10 yıl değil de 25 yıl vermeleri lazım. Ömür boyu vermeleri lazım. Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" dedi.


Eyüpsultan’da 2024’de 17 yaşında olan Timur Cihantimur’un karıştığı kaza sonucu hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci’nin ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede anne Eylem Tok ve baba Bülent Cihantimur’un 10’ar yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti. Timur Cihantimur hakkında olay tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle ayrı yürütülen soruşturma sürerken, acılı aba Özer Aci ve acılı anne Pervin Aci süreci değerlendirerek sorumluların ömür boyu hapiste kalmalarını istedi.



"İsterim ki ömür boyu içeride kalsınlar"


Baba Özer Aci, şüphelilerin ömür boyu hapiste kalmalarını istediğini belirterek, "İsterim ki ömür boyu içeride kalsınlar. Ben bir evlat kaybettim. 29 yaşında, genç yaşta, hayata doymadan bu dünyadan gitti. Kim sebep oldu? Bülent Cihantimur’un oğlu. İddianamede yer aldığı gibi, başından beri ’baba suçlu, baba suçlu’ dilimde tüy bitti ama sağ olsun savcılık onu göz ardı etmemiş. İddianamesine bunu da yazmış. Baba; kendi evladını evlat görüp, başkalarının evladını evlat görmeyen bir yapıya sahip. Vicdan yok, merhamet yok, insaf yok. Bu çerçevede ’Bir tek benim oğlum kurtulsun da diğerleri ölürse ölsün.’ Buna ’doktor’ diyoruz ne yazık ki. Ama zaman içerisinde anlaşıldı ki benim oğlum kan kaybından ölüyor. Ambulans 81 dakika sonra oğlumu hastaneye götürüyor. Yani 81 dakika. İstanbul gibi yerde ambulansın hastayı hastaneye ulaştırma süresi 9 dakika, 10 dakika gibi bir zamanken 81 dakika çok uzun bir zaman. Olay yerine neredeyse 40 dakika civarında geliyor" dedi.



"Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim"


Baba Aci, "Ben adalete sığınıyorsam o da adalete sığınsın, sığınmak zorunda. Burada mağdur olan benim, biziz. Evladını kaybeden benim. En az bir empati kurmasını çok isterdim. Ama bir insanda merhamet, vicdan, insaf olmayınca empati kurmak çok zor oluyor. Ne yazık ki acı bir olay. Bunlar müebbet yeseler bile ’az’ derim. Niye? Sonuçta hapisten çıkacaklar. Var olan ömürlerini öyle veya böyle yaşayacaklar. Eninde sonunda hepimiz öleceğiz. Doktor Bey’e sesleniyorum; bir gün öleceğini unutma Doktor Bey, Nedir bu? Milyonlar harcadın. Eline ne geçti? Kendini tatmin edebildin mi acaba? Vicdanın rahat mı? Bu acılı anneye, bu acılı babaya. Bir ’başınız sağ olsun, Allah rahmet etsin’ diyemedin. Yazıklar olsun" diye konuştu.



"Kamuoyunun vicdanı rahatlarsa ben eminim ki o kamuoyu vicdanı içerisinde benim vicdanım da rahatlayacak"


Kamuoyunun vicdanının rahatlamasıyla kendi vicdanının da rahatlayacağını belirten Aci, " Bir hukuk devleti çerçevesinde benim vicdanımı ’şu kadar ceza verilirse rahatlar’ veya ’şöyle olursa böyle olur’ deme lüksüm yok. Ancak kamuoyunun vicdanı rahatlarsa ben eminim ki o kamuoyu vicdanı içerisinde benim vicdanım da rahatlayacak. Ama kamuoyunun vicdanı rahatlamazsa o kendi vicdanıyla zaten boğulacak. Yani hiç kimse kusura bakmasın. Bu doktor ilk değil, son da olmayacak. Ama benim çabam burada; örnek bir ceza verilsin, bir örnek olsun. Ehliyetsiz çocuklar araba kullanmasın. Çocuğu apar topar yurt dışına götürdü. Alkol testi yapılmadı, bilmem ne olmadı. Sarhoş muydu, uyuşturucu mu kullanmıştı, ne kullanmıştı? Bilemem. Ama yasal prosedür neyse bir vatandaş, insani olarak ne türlü davranması gerekiyorsa o davranışları beklerdim. 112’yi aramaya üşendiler. Bir insan minnacık da olsa bir empati kurar. ’Acaba benim çocuğum bu kazada ölseydi ne olurdu acaba, ne yapabilirdim? Bu aile ne yaşıyor?’ Bu çektiğimizin hesabını eninde sonunda öyle veya böyle verecektir. Adalet önünde verecektir. Olan oldu, ölen geri gelmiyor. O vicdansız, o merhametsiz benim torunumu da benim elimden aldı. Ne söyleyeyim ki ben ona?" şeklinde konuştu.



"Kendi çocuklarını bile yok ettiler"


Kendi çocuklarını bile yok ettiklerine değinen Aci, "Bizi evlat sevgisinden iki türlü mahrum ederek ne geçti eline? Kendi hayatını mı kurtardı, çocuğunun hayatını mı kurtardı? 20 aydır hapisteler eski eşiyle çocuk. O yaşta eğitim hayatı bitti. O travmadan o çocuk kurtulabilecek mi acaba? Kendi çocuklarını bile yok ettiler. Ben ne söyleyeyim ki onlara? Benim rahmetli oğlum, Münevver Karabulut cinayetini beraber oturduk yan yana izliyoruz haberleri. İşte kaçırdılar çocuğu, öte oldu beri oldu. Ne oldu sonuç? Hapishanede öldü gitti, Allah rahmet eylesin. Oğluma sordum, dedim. "Oğlum. Bu tip bir olay başına gelse. Ben baba olarak ne yapardım biliyor musun?" dedim. Bu durdu, "Baba, kulağımdan tutar jandarmaya teslim edersin’ dedi" ifadelerini kullandı.



"Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin"


Anne Pervin Aci ise şüphelilerin çok fazla ceza alması durumunda içinin o kadar çok rahatlayacağını belirterek, "O parayla sanki bir şeyler satın alır gibi oldu. Üç beş kişiyi satın aldı, başka kişileri de satın alabilirim zannediyor. Ben bu anda hiçbir şey gözüm görmüyor. Evlat ateşi öyle bir yaktı beni ki gözüm hiçbir şey görmüyor. Çok özledim. Gece bile kalkıp mezara gidiyorum. Geçen gece eşimi de rahatsız ettim, ’Kalk gidelim’ dedim gece. 10 yıl değil de bir 25 yıl vermeleri lazım. Ömür boyu vermeleri lazım. Çünkü bu kasti bir ölüm. Benim çocuğumun yarasına bir turnike yapsaydı benim oğlum yaşardı. 112’yi arasaydı. Erken gelirdi, 10 dakikaya gelirdi. Benim oğlum kurtulurdu. Benim oğlum titrerken kan kaybından, onlar hala milletle, çocuğunu kaçırmaya çalışıyor. Önce bir o çocuğu kurtarsaydın bir doktorsan eğer. O ne kadar fazla ceza aldıkça benim içime su serpilecek. Onlar çıkmasınlar, gün yüzü görmesin" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Burdur Burdur’da genç çifti ayıran kazaya sebep olan kamyon sürücüsü tutuklandı Burdur’da meydana gelen ve sürücünün yaralandığı, eşinin ise hayatını kaybettiği kazaya sebebiyet verdiği iddiasıyla gözaltına alınan kamyon sürücüsü tutuklandı. Kaza, gece saatlerinde Emek Mahallesi Bülten Ecevit Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Orhan Y. (22) idaresindeki 20 SE 787 plakalı otomobil sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüjdeki elektrik direğine çarptı. Kazada otomobil sürücüsü yaralanırken, otomobilde yolcu olan eşi Rabia Yalçın (23) olay yerinde hayatını kaybetti. İhbar üzerine adrese itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralı otomobil sürücüsü sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulansla Burdur Devlet Hastanesine kaldırıldı. Rabia Yalçın’ın cenazesi ise otopsi yapılmak üzere morga götürüldü. Kaza haberi alarak olay yerine gelen Rabia Yalçın’ın yakınları sinir krizi geçirdi. Kaza anında otomobili sıkıştırarak kazaya sebep olduğu iddia edilen 55 BZ 360 plakalı kamyonun sürücüsü C.G. (49), ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Ekipler tarafından yapılan incelemede kamyon sürücüsünün otomobili sıkıştırdığı tespit edilirken kamyon sürücüsü polis merkezindeki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece taksirle öldürme suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kazayla ilgili tahkikat sürüyor.
Zonguldak Zonguldak’ta yalnız yaşayan yatalak kadına komşuları sahip çıkıyor Zonguldak’ta yalnız yaşayan ve iki aydır yatağa bağımlı olan 72 yaşındaki kadına komşuları sahip çıkıyor. Yaklaşık iki ay öncesine kadar ayağa kalkabilen ancak yürüme güçlüğü sebebiyle sürekli düşen 72 yaşındaki Selvet Kalafat, son dönemde tamamen yatağa mahkum oldu. Vücudunda yaralar açılan ve beslenme güçlüğü çeken Kalafat, durumunu soranlara "Sudan başka bir şey içemiyorum" diyerek çaresizliğini dile getirdi. "Doktorlar ’evinize götürün’ dedi" Selvet Kalafat’ın bakımını yapan 60 yaşındaki komşusu Mukaddes Kamış, yaşlı kadının durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirterek süreci şöyle anlattı: "Kendisi tek başına yaşıyor, ben gelip gidip bakıyorum. Doktora götürdük, sadece enfeksiyon çıktı. Parkinson hastası olduğu için doktorlar ’Böyle kalabilir, alın evinize götürün’ dedi. Şu an yatalak bir şekilde. İki aydır hiç kalkamıyor, ayaklarında ve vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Eskiden az da olsa bir şeyler yiyordu ama artık yemiyor." Bakımevi için süreç devam ediyor Komşular Selvet Kalafat’ın profesyonel bir bakıma ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Huzurevi ve bakım merkezi için gerekli başvuruların yapıldığını ifade eden Mukaddes Kamış, "Başvurularımızı yaptık, süreç devam ediyor. Ben elimden geldiğince bakmaya çalışıyorum ama sürekli başında duramıyorum. Dün cenaze için şehir dışındaydım, bugün gelir gelmez hemen yanına koştum" diyerek yetkililerden yardım beklediklerini ifade etti. Sadece suyla beslenebilen ve vücudundaki yaralar nedeniyle acı çeken Selvet Kalafat için mahalle sakinleri, bir an önce bakım sürecinin hızlanmasını umut ediyor.