EKONOMİ - 02 Haziran 2026 Salı 10:55

İş Bankası, Avrupa’nın en güçlü 10 banka markası arasında

A
A
A
İş Bankası, Avrupa’nın en güçlü 10 banka markası arasında

Dünyanın önde gelen uluslararası marka değerleme ve strateji danışmanlığı kuruluşu Brand Finance, bankacılık sektöründe en değerli markaların sıralandığı 2026 yılına ilişkin Banking 500 raporunu açıkladı.


Türkiye İş Bankası, Avrupa’nın marka gücü en yüksek ilk 10 bankası arasında yer alırken aynı zamanda üst üste üçüncü kez en yüksek marka değeri ile Türkiye’de birinci oldu.


İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın Avrupa’nın en güçlü 10 banka markası arasına girmesini ve üst üste üçüncü kez "Türkiye’nin en değerli banka markası" seçilmesini, yalnızca bir başarı değil, aynı zamanda artan bir sorumluluk olarak değerlendirdi.


Finansal göstergelerin ötesinde güven, yenilikçilik ve müşterilerle kurulan bağ gibi ölçütlere dayanan bu sıralamanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Aran, "Bu tür değerlendirmelerde yer almak, doğru yolda ilerlediğimizi hissettirir. Ama asıl önemli olan, her yeni güne bu güveni tazeleyecek bir heyecanla başlamak, kendimize müşterilerimiz ve ülkemiz için neyi daha iyi yapabileceğimizi sormak, bugün bu yanıtları teknoloji ve yapay zekanın sunduğu olanaklarla verirken odağımızın her zaman insan olduğunu unutmamak" dedi.


Türk bankacılık sektörünün teknolojik ve finansal altyapısıyla küresel ölçekte rekabetçi bir noktada durduğuna dikkat çeken Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Küresel arenada fark oluşturmanın yolu, rekabeti ülke dışına taşımaktan, Türkiye’deki fintech’leri ve faaliyet gösterdiğimiz alanlardaki oyuncuları rakip yerine yol arkadaşı olarak görmekten geçiyor. Trendlerin peşinden gitmek yerine bir adım önde olmaya; oyunun kuralını belirleyen tarafta yer almaya çalışıyoruz. İkinci yüzyılımızda güçlü dijital altyapımızla geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren, küresel ölçekle rekabet eden bir oyuncu olma yolunda ilerlerken, Avrupa’nın ilk 10 bankası arasında yer almak ve uluslararası arenada görünürlüğümüzü artırmak da stratejik önceliklerimiz açısından kıymetli."


Aran, uluslararası başarıların bu yolculuğun bir yansıması olduğunu, ancak asıl işin her gün yeniden kazanılması gereken müşteri güveni olduğunu da sözlerine ekledi.



İş Bankası, Avrupa’nın en güçlü 10 banka markası arasında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara "Sürekli yorgunluk hafife alınmamalı" Günlük yaşamın sıradan bir parçası gibi görülen yorgunluk hissinin, aslında önemli sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Başaran, "Yorgunum diyen bir hastada yalnızca vitamin düzeylerine bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan bu yorgunluğun neden kaynaklandığını doğru şekilde analiz etmektir. Ferritin değeri normal sınırlar içinde olsa bile alt seviyelerde ise kişi halsizlik yaşayabilir. B12 vitamini alt sınıra yakın olduğunda ‘beyin sisi’ ve odaklanma problemleri görülebilir. Benzer şekilde kan şekeri normal çıkmasına rağmen gün içindeki dalgalanmalar ciddi yorgunluk hissine neden olabilir" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Elif Başaran, kronik yorgunluk hissinin çoğu zaman metabolik ve hormonal dengesizliklerin ilk sinyali olabileceğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Kaç saat uyursanız uyuyun sabah uyanmakta zorlanıyorsanız, gün içinde kahveyle ayakta kalmaya çalışıyor ve akşamları tükenmiş hissediyorsanız bu durum normal değildir" diye konuştu. "Yorgunluk bir hastalık değil, belirtidir" Yorgunluğun tek başına bir teşhis olmadığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Başaran, çoğu zaman altta yatan bir sağlık sorununun habercisi olduğunu belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Yorgunluk, vücudun verdiği erken bir uyarıdır. Bu nedenle yalnızca ‘yoğunluk’ ya da ‘stres’ ile açıklanıp geçiştirilmemelidir" dedi. En sık gözden kaçan nedenlere değinen Dr. Öğr. Üyesi Başaran, demir eksikliği (özellikle ferritin düşüklüğü), B12 vitamini eksikliği, D vitamini yetersizliği, tiroid fonksiyon bozuklukları ile insülin direnci ve kan şekeri dalgalanmalarının bu tabloya yol açabileceğini dile getirdi. Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Yorgunum diyen bir hastada yalnızca vitamin düzeylerine bakmak yeterli değildir. Asıl önemli olan bu yorgunluğun neden kaynaklandığını doğru şekilde analiz etmektir" ifadelerini kullandı. "Referans aralığı her zaman yeterli değildir" Laboratuvar sonuçlarının her zaman gerçek durumu yansıtmayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Kan değerlerinin referans aralıkta olması, kişinin kendini iyi hissedeceği optimal düzeyde olduğu anlamına gelmeyebilir" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Ferritin değeri normal sınırlar içinde olsa bile alt seviyelerde ise kişi halsizlik yaşayabilir. B12 vitamini alt sınıra yakın olduğunda ‘beyin sisi’ ve odaklanma problemleri görülebilir. Benzer şekilde kan şekeri normal çıkmasına rağmen gün içindeki dalgalanmalar ciddi yorgunluk hissine neden olabilir" diye konuştu. "Modern yaşam yorgunluğu derinleştiriyor" Yorgunluğun yalnızca biyolojik nedenlerle açıklanamayacağını belirten Dr. Öğr. Üyesi Başaran, yaşam tarzının da bu tabloyu belirgin şekilde etkilediğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Başaran, düzensiz uyku, uzun süreli ekran maruziyeti, hareketsiz yaşam, yetersiz protein ve mikrobesin alımı ile kronik stresin zamanla metabolizmayı yavaşlattığını ve hormonal dengeyi bozduğunu vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Başaran, "Bu faktörler tek başına küçük gibi görünse de bir araya geldiğinde kişinin gün boyu süren bir yorgunluk hissi yaşamasına neden olabilir" dedi. "Yorgunluk göz ardı edilmemeli" Yorgunluğun bazı durumlarda mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Başaran, şu uyarılarda bulundu: "Eğer yorgunluk 2-3 haftadan uzun sürüyorsa, günlük yaşam kalitesini etkiliyorsa, konsantrasyon güçlüğü eşlik ediyorsa ya da çarpıntı, kilo değişimi ve uyku bozukluğu gibi belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır." Dr. Öğr. Üyesi Başaran, yorgunluğun basit bir vitamin eksikliğinden ciddi metabolik hastalıklara kadar geniş bir yelpazede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Toplumda ‘hepimiz yorgunuz’ algısı, birçok hastalığın erken dönemde fark edilmesini engelliyor. Oysa insan bedeni sebepsiz yere yorulmaz. Yorgunluk, vücudun ‘bir şeyler yolunda değil’ deme biçimidir. Doğru değerlendirildiğinde ise sağlığınızı yeniden kurmak için önemli bir fırsattır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Karabük KBÜ takımı Uluslararası İnsansız Kara Aracı Yarışmasında finalist oldu Karabük Üniversitesi (KBÜ) Evrenos İnsansız Kara Aracı (İKA) Takımı, geliştirdiği otonom kara aracıyla dünyanın prestijli yarışmalarından Intelligent Ground Vehicle Competition (IGVC) 2026’da finale yükselerek uluslararası başarı elde etti. Karabük Üniversitesi Evrenos İnsansız Kara Aracı (İKA) Takımı, ABD’de düzenlenen IGVC 2026 Akıllı Kara Aracı Yarışması’nda finale kalarak Karabük Üniversitesi’ni ve Türkiye’yi uluslararası platformda temsil etme hakkı kazandı. Karabük Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencisi Şayan Yusefi tarafından 2024 yılında kurulan ve Prof. Dr. Raif Bayır danışmanlığında çalışmalarını sürdüren Evrenos İKA Takımı, geliştirdiği otonom kara aracıyla önemli bir başarıya imza attı. Yapay zekâ tabanlı sürüş sistemi, haritalandırma, engel algılama ve otonom hareket kabiliyetine sahip araç, yoğun Ar-Ge çalışmaları sonucunda geliştirildi. LiDAR teknolojisi, çevre tarama sensörleri ve kameralarla donatılan araç, farklı arazi şartlarında bağımsız hareket edebiliyor. Daha önce TEKNOFEST 2025 İnsansız Kara Aracı Yarışması’nda Türkiye beşincisi olan takım, elde ettiği deneyimi uluslararası arenaya taşıyarak IGVC 2026’da finale yükseldi. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, yayımladığı mesajda öğrencileri tebrik ederek, "Uluslararası alanda üniversitemizi ve ülkemizi gururla temsil eden öğrencilerimize finalde başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı. Akademik danışmanlığını Prof. Dr. Raif Bayır’ın yaptığı takımın kaptanlığını Şayan Yusefi üstlenirken, ekipte Ulaş Kapucuoğlu, Emre Şermet, Orkun Furkan Aydilek, Feyzanur Güneş, İsmail Samurkaş, Fahrettin Kömürcü ve Ali Haydar Düzenli yer alıyor. Evrenos İKA Takımı, IGVC 2026 final etabında başarılı sonuçlar elde ederek yeni başarılara imza atmayı hedefliyor.
İzmir Yangın sezonu öncesi İzmir’de kritik zirve İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde bir araya gelen kamu kurumları ve 30 ilçe belediyesi, 2026 orman yangını sezonuna yönelik hazırlıkları masaya yatırdı. Geçmiş yangınlardan çıkarılan dersler ışığında alınan ortak kararlarla, yangınlara karşı önleyici çalışmaların artırılması ve müdahale süreçlerinde kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, yaz aylarıyla birlikte artan orman yangını riskine karşı hazırlıklarını sürdürüyor. 2026 yılı yangın sezonu öncesinde kamu kurumları ve ilçe belediyelerini bir araya getiren Büyükşehir Belediyesi, yangınlara karşı önleyici çalışmaların güçlendirilmesi, müdahale kapasitesinin artırılması ve kurumlar arası koordinasyonun daha etkin hale getirilmesi amacıyla kapsamlı bir değerlendirme toplantısı düzenledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Afet Koordinasyon Merkezi Şube Müdürlüğü (AKOM) koordinasyonunda gerçekleştirilen toplantıya, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili birimleri ile 30 ilçe belediyesinin afet işleri ve risk yönetimi müdürlüklerinin temsilcileri katıldı. Toplantıda ayrıca Orman Genel Müdürlüğü, AFAD İl Müdürlüğü, TEİAŞ 3. Bölge Müdürlüğü ve Gediz Elektrik temsilcileri de yer aldı. Geçmiş yılların yangın verileri değerlendirildi Toplantıda, İzmir’in 2026 yılı orman yangını sezonuna ilişkin riskleri kapsamlı şekilde ele alındı. Önceki yıllarda meydana gelen yangınlardan elde edilen veriler, istatistikler ve saha deneyimleri değerlendirilerek mevcut durum analiz edildi. Ayrıca afet planları kapsamında yürütülen hazırlık çalışmaları ve kurumların sorumluluk alanlarındaki faaliyetler gözden geçirilirken, mevcut işleyişin daha etkin hale getirilmesine yönelik öneriler görüşüldü. Orman yangınlarıyla mücadelede ortak kararlar alındı Toplantıda, kurum ve kuruluşların orman yangınlarıyla mücadelede hayata geçirdiği iyi uygulama örnekleri paylaşıldı. Yangın öncesi hazırlık süreçleri, müdahale kapasitesi ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmaları ayrıntılı biçimde değerlendirilirken, süreç içerisinde karşılaşılan eksiklikler ve geliştirilmesi gereken alanlar üzerinde duruldu. Orman yangınlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alındığı toplantıda, iklim değişikliğinin etkisiyle artan risklere karşı alınabilecek önlemler değerlendirildi ve kurumlar arasında iş birliğini güçlendirecek ortak kararlar alındı.