SAĞLIK - 23 Eylül 2025 Salı 10:08

Kanseri dört kez yenen oyuncu Açelya Elmas: Gülümseyerek iyileşin

A
A
A

Altın Eylül: Çocukluk Çağı Kanser Farkındalık Ayı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşma yapan Prof. Dr. Gülyüz Öztürk, çocuklarda 10 günden uzun süren ateşin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. 4 kez kanseri yenen ünlü oyuncu Açelya Elmas ise etkinlikte çocuklarla bir araya gelerek moral verdi.

Medicana Zincirlikuyu Hastanesi, "Birlikte Daha Farkında" başlığı altında çocukluk çağı kanserlerine yönelik farkındalık ve bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Uzman isimlerin yer aldığı toplantıda Medicana Sağlık Grubu Bilim Kurulu Başkanı ve Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Tezer Kutluk, Medicana International İstanbul Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Gülyüz Öztürk, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Genel Müdürü Alican Yurtsever ve ünlü oyuncu Açelya Elmas konuşma yaptı. Toplantının ardından kanser tedavisi gören çocuklar, drama atölyesinde Açelya Elmas ile keyifli anlar yaşadı.

Kanseri dört kez yenen oyuncu Açelya Elmas: Gülümseyerek iyileşin

Eylül ayının yıllar önce, bazı çocuk kanserleri örgütleri tarafından Altın Eylül olarak isimlendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Tezer Kutluk, "Gold September adıyla bütün dünyada kabul ediliyor. Çocuğa verilen değeri yansıtmak amacıyla, altının kıymeti de malum olduğu için, Altın Eylül olarak isimlendirilmiş. Bugün de bu ay içerisinde dünyadaki bütün çocuk kanserleriyle uğraşan kişiler, örgütler, kurumlar, aktiviteler düzenleyerek çocuk kanserlerinin daha iyi bir yöne gitmesi için faaliyet gösteriyorlar" dedi.

Kanseri dört kez yenen oyuncu Açelya Elmas: Gülümseyerek iyileşin

"Türkiye’de her yıl 3 bin 500 çocuk kansere yakalanıyor"

Erişkin kanserlerinde çevresel nedenlerin, çocukluk çağı kanserlerinde ise genetik faktörlerin öne çıktığını belirten Prof. Dr. Tezer Kutluk, "Çocuk kanserleri erişkinler kadar sık değil. Dünyada her sene 20 milyon kişi kansere yakalanırken, çocuklarda her yıl 400 bin kişi kansere yakalanıyor. Türkiye’de her yıl 0-14 yaş grubunda 3 bin 500 çocuk kanser oluyor. Türlerine baktığımız zaman çocuk kanserleri erişkin kanserlerinden farklı. Erişkinlerde meme, bağırsak, prostat, akciğer gibi kanserler görülürken; çocuklarda ilk üç sırayı lösemi, lenfoma ve beyin tümörleri alıyor" ifadelerini kullandı.

Tedavide başarı oranı yüzde 85’e çıktı

Çocukluk çağı kanserlerinde tedavi başarı oranının yüzde 85’e çıktığını söyleyen Prof. Dr. Kutluk, "Önümüzdeki yıllarda bunu daha da yukarı çekmeye çalışıyoruz. Ancak bu tedavi başarısını yakalayabilmek için hastanın doğru zamanda, doğru yerde, doğru tedaviyi alması gibi bir ön koşul var. Ülkemizde de çocuk kanserlerinin tedavisinde iyi durumdayız. Türkiye’nin birçok yerinde artık bu tedaviler yapılabiliyor. Birçok çocuğu sağlığına kavuşturabiliyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.

Kanseri dört kez yenen oyuncu Açelya Elmas: Gülümseyerek iyileşin

"Geçmeyen ateş varsa sebebi mutlaka araştırılmalı"

Prof. Dr. Gülyüz Öztürk ise çocukluk çağında hematoloji kaynaklı kanserlerin yaygın olduğunu belirtirken, tedavi oranındaki başarıya dikkat çekti. Prof. Dr. Öztürk, tedaviye cevap vermeyen yüzde 10-15’lik gruba kemik iliği nakli başta olmak üzere hücresel tedaviler uygulandığını ifade etti.

Çocukluk çağı kanserlerinin belirtilerine değinen Prof. Dr. Gülyüz Öztürk, "Bir çocuğun 10 günden daha uzun süren ateşi, halsizliği, kilo kaybı, terlemesi varsa bu çocukta bir sorun var demektir. O ateş sinsi bir ateş de olabilir. Bunun sebebini mutlaka aramak gerekir. Bizim hekim olarak yaklaşımımız, herhangi bir kanser türü hastalığın olup olmadığını ekarte ettikten sonra diğer hastalık gruplarını arıyoruz. Hastaların solukluğu hemen hemen en son anlaşılan bulgudur. Ten rengi insanlarda farklılık gösterdiği için o ten renginin solukluk olduğunu anlamak vakit alabilir. Ama bizim trombosit dediğimiz kan pulcuklarında düşme olursa onun belirtileri ciltte peteşi dediğimiz küçük noktasal morluklar şeklinde ortaya çıkar. Onun dışında özellikle boynundaki lenf bezleri şişebilir ve düşmeyen ateş de en sık eşlik eden belirtilerden bir tanesidir" diyerek önemli bilgiler verdi.

Kanseri dört kez yenen oyuncu Açelya Elmas: Gülümseyerek iyileşin

4 defa kanseri yenen ünlü oyuncudan umut dolu sözler

Daha önce kanseri 4 kez yenmeyi başaran oyuncu Açelya Elmas, tedavi sürecindeki en önemli faktörlerden birinin moral olduğunu vurgulayarak, "Ben 4 defa kanser atlattım. Bu dönem içerisinde pek çok farkındalık kazandım. Bunlardan en önemlisi moral ve motivasyon. Sonrasında ise çevremizin ve ailelerin doğru bilgilendirilmesi. Biz de bunun için buradayız. Hem çocuklarla oyun oynayacağız, onların biraz gülmelerini, eğlenmelerini sağlayacağız. Drama eğitiminden faydalanacağım. Yaşadıklarımı paylaşacağım" dedi.

"Kansere karşı gülümseyerek var olmak gerekiyor"

Kanser tedavisinde büyük aşama kaydedildiğini hatırlayan Elmas, "Eskisi gibi bu hastalığa farklı isimler takmak artık çok geride kaldı. Umut doluyuz. Çok rahat bir şekilde tedavilerimizi yaptırabiliyoruz artık. Ben 4 defa atlatmış, 2 defa ilik nakli olmuş, sapa sağlam işinde gücünde, hayatın içinde olan bir sanatçıyım. Ailelerin de çocukların da bu umudu taşımalarını istiyorum. Eskiden daha zor olabilir bazı şeyler ama artık atlatılamayacak hiçbir şey yok. Bu hastalığa karşı korkuyla değil umutla yaklaşmak gerekiyor. Bu dönemde hastaymış gibi değil, faaliyetlerimizin içinde, hayatın içinde oynayarak, gülümseyerek var olmak gerekiyor. Ne kadar gülümsersek hücrelerimizi o kadar çabuk iyileştirebiliyoruz diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Kanseri dört kez yenen oyuncu Açelya Elmas: Gülümseyerek iyileşin

"Mutsuzluk, tedavinin karşısındaki en büyük engel"

KAÇUV Genel Müdürü Alican Yurtsever, kanser tedavisinde fiziksel tedavi kadar psikolojik desteğin önemine vurgu yaparak, "Vakıf olarak, fiziksel tedaviden arta kalan zamanlarda çocuklara psikolojik destekler verilmesi, sosyal hizmetler desteklerinin ulaştırılması, hem çocuğun hem ailenin tedavi sürecinin daha bütüncül bir şekilde desteklenmesi noktasında çalışmalarımızı yürütüyoruz. 25 yıllık bir vakıfız. 2000 yılında ilk kurulduğumuzda tedavi sürecindeki ilaçlar paralı olduğu için o noktada destek oluyorduk. İlerleyen yıllarda şu görüldü ki; çocuklar odalarında yalnız başlarına duruyor ve bu çocukları mutsuz ediyor. Ve mutsuzluk aslında tedavinin çok karşısında olan bir noktada. Oyun odaları kurarak çocukları tedavi süreçlerinde oyunla da iyileştirmeye başladık" dedi.

Ailelere konaklama desteği verdiklerini de belirten Yurtsever, "Barınma desteğinin yanında psikologlarımızla sürekli aile evlerindeyiz. Psikologlarımız bireysel seanslar yapıyorlar, terapiler gerçekleştiriyorlar. Sadece İstanbul’da faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşu olarak gözüksek de 25 ilde 48 hastane servisiyle birlikte çalışıyoruz. 76 ildeki 2400’ü aşkın çocuğa burs desteği veriyoruz. Tedavi sürecinin daha sosyal boyutuna odaklanmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.
Hatay Hatay’da çöl tozu etkisini sürdürüyor Libya üzerinden kuvvetli rüzgarla birlikte Türkiye’ye ulaşan çöl tozu, ülkenin en güneyinde yer alan Hatay’da etkisini sürdürüyor. Libya üzerinden Türkiye’ye gelen toz taşınımı konusunda meteoroloji uyarıda bulunmuştu. Türkiye’nin en güneyinde yer alan Hatay’da Libya üzerinden gelen çöl tozu etkisini sürdürüyor. Antakya ve Defne ilçelerinde toz taşınımından dolayı puslu bir hava hakim olurken, güneş gündüz olmasına rağmen güçlükle görülebildi. Havadan çekilen görüntülerde kent merkezinin çöl tozu içerisinde kaldığı görüldü. "Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın" Çöl tozu nedeniyle dışarıya çıkılmayacak bir havanın olduğunu ifade eden Semire Coşkun, "Bugün havalar çok kötü ve tozlu olduğu için her yerde toz var. Tozun etkisi geçer diye düşündük ama geçmedi ve berbat bir hava var. Dün toz havası çok etkiliydi. Bu sabah çok iyiydi ama öğleye doğru toz etkisini gösterdi. Dışarıya çıkılmayacak bir hava var, maskesiz kimse dışarı çıkmasın. Yağmur yağarsa toz havası etkisini kaybeder" dedi. "Bu havada nefes almakta zorlanıyorum" Tozlu havalarda nefes almakta zorlandığını anlatan İbrahim Elmas, "Dün hava çok bulanık ve tozdu, bugün de etkisi devam ediyor. Bu havalarda çok bunalım içindeyiz. Bu çöl fırtınası Yemen veya Libya tarafından geliyor. Her yıl birkaç gün böyle havalar oluyor. Yağmur yağarsa tozları yıkar gider. İnşallah yağmur yağar. Bu havada nefes almakta zorlanıyorum ve öksürüyorum. Benim yaşımdaki insanların dışarıya çıkmamalarını tavsiye ederim. Evlerde kalmaları daha güzel olur. Aslında bu havada maske takmanın tam zamanı" ifadelerini kullandı.