ASAYİŞ - 26 Ocak 2026 Pazartesi 14:44

Şişli’de cesedi bulunan kadının son görüntüleri ortaya çıktı

A
A
A
Şişli’de cesedi bulunan kadının son görüntüleri ortaya çıktı

Şişli’de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’nın son görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde genç kadının Fatih’te oturduğu binadan çıktığı görülürken, ardından Ümraniye’ye gittiği öğrenildi.


24 Ocak günü akşam saatlerinde Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak’ta meydana gelen olayda bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri cesedin başı ve bacaklarının kesildiği tespit etmiş; cesedin 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’a ait olduğu belirlenmişti. Soruşturma kapsamında Khokimova’nın Ümraniye’de bir evde öldürüldüğü, ardından cesedinin taksiyle Şişli’ye götürüldüğü anlaşılmıştı, çalışmalar doğrultusunda Khokimova’nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.’nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.’nın (29) ise yardım ettiği belirlenmiş, yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alınmış, cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunmuş, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alınmıştı.


Genç kadının son görüntüleri ortaya çıktı


3 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, genç kadına ait yeni görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde kadının Fatih’te oturduğu binadan çıktığı görülürken buradan da Ümraniye’ye gittiği öğrenildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Datça’da badem ağaçları kış ortasında çiçek açtı Türkiye’nin birçok bölgesinde kış mevsimi soğuk hava, don ve kar yağışıyla etkisini sürdürürken Datça’da badem ağaçları çiçek açtı. Datça’da ılık geçen Ocak ayıyla birlikte açan badem çiçekleri, ilçede beyaz ve pembe tonların hakim olduğu görüntüler oluşturdu. Özellikle Mesudiye ve Palamutbükü Mahallelerinde yoğun olarak bulunan badem bahçeleri, kısa sürede doğaseverlerin ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekti. Bahçelerde oluşan renkli görüntüler, Datça’nın kendine özgü iklim yapısını bir kez daha ortaya koydu. Kış mevsimi devam etmesine rağmen çiçek açan badem ağaçları, ilçeye görsel bir canlılık kattı. Beyaz ve pembe tonlara bürünen bahçeler, hem ilçe sakinleri hem de Datça’yı ziyaret edenler için dikkat çekici manzaralar sundu. Badem Çiçeği Festivali için hazırlıklar sürüyor 12- 15 Şubat’ta düzenlenecek Geleneksel Badem Çiçeği Festivali için geri sayım başladı. 12-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek olan Geleneksel Badem Çiçeği Festivali için hazırlıklar sürüyor. Dört gün sürecek festival kapsamında; doğa yürüyüşleri, konserler, halk oyunları ve dans gösterileri düzenlenecek. Ayrıca festival alanlarında yöresel ürünler ile hediyelik eşya satışları da yapılacak. Doğa, sanat ve eğlencenin bir arada yaşanacağı festivalin, Türkiye’nin dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi Datça’ya çekmesi bekleniyor. Palamutbükü mevkiinde turizm ve badem üreticiliği yapan Evren Uzun, Datça’da yaşanan erken bahara dikkat çekerek şunları söyledi: "Ülkemizin dört bir yanında kış yaşanırken bizler Datça’da baharı yaşıyoruz. Badem çiçeklerimiz baharın müjdesidir. Her taraf bembeyaz oldu. Şubat ayının 12’sinde başlayıp 4 gün sürecek olan Badem Çiçeği Festivalimiz var. Tüm vatandaşlarımızı badem çiçeklerimizi görmeye ve festivalimize bekliyoruz"
Ankara Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş: "Müftü, çareler arayan kimsedir" Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, "Müftü, şehrinde bir yetimin başı okşanmıyorsa, bir aile dağılmanın eşiğindeyse bunun sızısını yüreğinin en derin yerinde hisseden ve bunlara çareler arayan kimsedir" dedi. 45. İl Müftüleri İstişare Toplantısı, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş’un katılımıyla başladı. Arpaguş, yaptığı konuşmada Ataullah İskenderi’nin ‘Kişi kendisinin Allah katındaki değerini bilmek istiyorsa Rabbimin kendisini ne işle meşgul ettiğine baksın’ sözlerini hatırlatarak, şunları kaydetti: "Rabbimize hamdüsenalar olsun ki bizleri din-i mübin-i İslam’a hizmetkar kıldı. Bizleri milletimizin manevi hayatına rehberlik etmek, iyiliği yaymak ve kötülüğe engel olmak gibi peygamberi bir misyonun varisleri eyledi. Ancak unutmayalım ki bu makamlar sadece birer rütbe değil, omuzlarımıza yüklenmiş ağır bir sorumluluktur da. Bizler, ‘İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun’ ilahi fermanının muhatabı olan bir teşkilatız." "Müftü, çareler arayan kimsedir" Müftülerin o şehrin manevi önderi ve kimsesizlerin sığınağı olduğunu belirten Arpaguş, "Müftü, şehrinde bir yetimin başı okşanmıyorsa, bir genç çaresizlik içinde kıvranıyorsa, bir aile dağılmanın eşiğindeyse bunun sızısını yüreğinin en derin yerinde hisseden ve bunlara çareler arayan kimsedir" diye konuştu. "Yayınladığımız eserler, bir yaraya merhem olmuyorsa sorunumuz var demektir" Toplantıda ‘Hizmetlerin Etkinliği ve Sahaya Yansıması’ başlığına dikkati çeken Arpaguş, şu ifadelere yer verdi: "Neden bu başlığı seçtik? Çünkü hazırladığımız strateji ve projeler, yazdığımız raporlar, yayınladığımız eserler, gönderdiğimiz talimatlar; şayet sahada bir karşılık bulmuyorsa, bir insanın hayatına dokunmuyorsa, bir yaraya merhem olmuyorsa sorunumuz var demektir. Hülasa geçtiğimiz günlerde birim amirleri toplantımızda da ifade ettiğimiz üzere Ankara’daki strateji, Anadolu’da pratiğe dönüşmüyorsa Anadolu’daki sorun Ankara’da çözülmüyorsa eksik kalmışız demektir. Amacımız, evrak üzerinde mükemmellik aramak değildir. Gönüller üzerinde ne kadar tesir edebiliyoruz onu hedeflemekteyiz." "İrşat faaliyetlerimiz çarşıya, pazara, sokağa, eve ışık tutabilmelidir" Toplantıda 4 gün boyunca 12 farklı oturum düzenleneceğini kaydeden Arpaguş, minberlerin, kürsülerin ve kursların sadece namaz ve ders vakitlerine sıkışmış mekanlar olamayacağını dile getirerek, "Hutbelerimiz, yaygın din eğitimi ve vaaz-irşat faaliyetlerimiz hayatın tam kalbine dokunmalı; çarşıya, pazara, sokağa, eve ışık tutabilmelidir. Gençlerimiz, bizim geleceğimiz, en büyük imkanımız ve en hassas emanetimizdir. Bugün gençlerimiz, modern çağın getirdiği kimlik bunalımları, inanç problemleri ve nihilizm, deizm gibi akımların kıskacındadır. Onlara yaklaşırken yargılayan değil anlayan, dışlayan değil kucaklayan, mahkum eden değil, ikna eden bir dil kullanmak mecburiyetindeyiz" ifadelerini kullandı. "Gençlerimizin sorunlarını geçiştiremeyiz" Kur’an kurslarından gençlik merkezlerine kadar her alanda Peygamberimizin (s.a.s) kuşatıcı üslubunun hakim kılınması gerektiğini anlatan Arpaguş, "Gençlerimizin sorularını geçiştiremeyiz. Onların dünyasına girmeli, dertleriyle dertlenmeli ve onlara güvenilir bir liman olduğumuzu hissettirmeliyiz hikmetle, güzel öğütle, en güzel yöntemlerle" şeklinde konuştu. "Sahih dini bilgi üretimimiz günümüz inanç problemlerine ışık tutmalı" Toplantının hayati başlıklarından birinin fetva hizmetleri olduğunu aktaran Arpaguş, "Bugünün insanı, sadece haram veya helal denilmesini değil, bunun hikmetini ve gerekçesini de duymak istemekte. Fetva geleneğimiz ve sahih dini bilgi üretimimiz, vatandaşımızın zihnindeki sorulara, ‘Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz’ nebevi düsturuyla hikmetli ve ikna edici cevaplar sunmalı, günümüz inanç problemlerine ışık tutmalı ve dini konulardaki bilgi dezenformasyonu karşısında zamanında ve yerinde toplumu aydınlatmalıdır" diye konuştu. "Artık kürsüler sadece camilerde değil, sosyal medya mecralarındadır" ‘Dini Yayın Hizmetleri ve Kurumsal Tanıtım’ oturumlarında dijital çağda var olmanın stratejilerinin ele alınacağını söyleyen Arpaguş, "Artık kürsüler sadece camilerde değil; televizyonlarda, cep telefonlarında, tabletlerde ve sosyal medya mecralarındadır. Eğer biz hakikati o mecralarda en güçlü şekilde dile getiremezsek, batıl o boşluğu yalan ve iftiralarla dolduruyor. Bilgi kirliliğinin zihinleri işgal ettiği bu çağda ‘sözün en güzelini söylemek’ ve doğru dini bilginin dijital dünyadaki temsilcisi olmak zorundayız" açıklamalarında bulundu. "Hac ve umre hizmetlerimiz, müminlerin kardeşlik buluşmasıdır" ‘Akademi Hizmetleri’ oturumunda mesleki ve hizmet içi eğitim programları ile akademi merkezlerinden mezun olan personelin sahadaki etkisinin konuşulacağını aktaran Arpaguş, şu ifadelere yer verdi: "Bir diğer oturum ise Kur’an-ı Kerim yarışmalarıdır. Bu yarışmalar sadece güzel seslerin yarıştığı bir platform olarak görülmemeli. Kur’an’ın mesajının toplumun gündemine taşınması olarak değerlendirilmelidir. Uluslararası boyutuyla İslam dünyasındaki kardeşlik bağlarını kuvvetlendiren ve ülkemizin dini hizmetlerdeki öncü rolünü pekiştiren stratejik bir adım olarak görülmektedir. Ve elbette sınırlarımızı aşan sorumluluklarımız var. Hac ve umre hizmetlerimiz, sadece bir seyahat organizasyonu değil, müminlerin kardeşlik buluşmasıdır. Bu ibadetin öncesinde ve sonrasında irşat boyutunu ve manevi etkisini artırmak ve daha yukarlara çekmek zorundayız. Yeryüzünde iyiliğin egemen olması için çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Mazlumun, mağdurun, kimsesizin umudu olan vakıf hizmetlerini, ‘Veren el ile alan el arasındaki o nezaket köprüsünü’ yıpratmadan ve yıkmadan daha da büyütmeli, sağlamlaştırmalıyız." "Sanal kumar bataklığı, gençlerimizi ve aile yapımızı tehdit ediyor" Toplumda derin kırılmalar yaşandığına dikkati çeken Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti: "Uyuşturucu illeti, sanal kumar bataklığı, akran zorbalığı, alkol ve fuhuş gibi kötülükler, gençlerimizi ve aile yapımızı tehdit ediyor. Bununla birlikte, din sosuyla sunulan misyonerlik faaliyetleri ve sapkın akımlar, inancımıza ve değerlerimize saldırıyor. Bizler, bu tehlikeler karşısında sessiz kalamayız. Minberden sadece namazı anlatmak yetmez; kumarın yuvaları nasıl yıktığını, uyuşturucunun gençliği nasıl çürüttüğünü de haykırmak zorundayız. Sahada, sokakta, kahvehanede, okulda, kısacası hayatın her alanında aktif olmak, İslam’ın nurunu arayanlara rehberlik etmek, bizim asli vazifemizdir. Unutmayalım ki İslam güneşinin dokunmadığı tek bir hane, Kur’an’ın rahmetinin ulaşmadığı tek bir gönül kalmayıncaya kadar durmak, dinlenmek bize haramdır." 4 gün sürecek olan toplantının açılış programına Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Dr. Hüseyin Hazırlar, Dr. Hafiz Osman Şahin, Fatih Mehmet Karaca ile Başkanlığın üst düzey yöneticileri katıldı.
Samsun Samsun’da başarılı hâkimlere adalet başarı belgesi Samsun’da görev yapan ve mesleki performanslarıyla öne çıkan hâkimler için Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından "Adalet Başarı Belgesi ve Hediye Takdimi Programı" düzenlendi. Samsun Adliyesi İsa Fidan Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen törene hâkimler, savcılar ve adliye personeli katıldı. HSK tarafından yürütülen performans esaslı izleme ve değerlendirme sistemi kapsamında hukuk yönünden Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı Mehmet Ali Aykun, ceza yönünden ise 8. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Harun Raşit Dikmener ödüle layık görüldü. Törende, Adalet Komisyonu Başkanı Nahit Köseoğlu tarafından Adalet Başarı Belgeleri takdim edilirken, hediyeler Cumhuriyet Başsavcı Vekili Turgut Türkmen tarafından verildi. Programda yapılan bilgilendirmede, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde belirlenen hedefler doğrultusunda, adalet hizmetlerinin etkinliğini ve verimliliğini artırmak amacıyla performans esaslı izleme ve değerlendirme sistemi oluşturulduğu belirtildi. Bu sistem kapsamında hâkim ve Cumhuriyet savcılarının mesleki performanslarının objektif ve ölçülebilir kriterlerle teşvik edildiği, performans açısından öne çıkan yargı mensuplarının başarılarının kurumsal düzeyde görünür kılınarak takdir edilmesinin amaçlandığı vurgulandı. Bu anlayışla düzenlenen "Adalet Başarı Belgesi ve Hediye Takdimi Programı"na katılım sağlayanlara teşekkür edildi. Törende konuşan Adalet Komisyonu Başkanı Nahit Köseoğlu, adliyede görev yapan tüm meslektaşlarının son derece başarılı olduğunu belirterek, "Adliyemizde görev yapan tüm arkadaşlarımız çok başarılı. Bu nedenle ödül verilen hâkimlerimiz konusunda herhangi bir tereddüdümüz olmadı. Kendilerini tebrik ediyorum" dedi. Hukuk yönünden ödüle layık görülen Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanı Mehmet Ali Aykun ise konuşmasında, meslekteki 30. yılına dikkat çekerek şunları söyledi: "Mesleğin 30. yılında böyle bir başarı belgesi almak benim için ayrı bir gurur vesilesi oldu. Gerçekten çok mutlu olduk. Bu tür ödüller motivasyonumuzu da artırıyor. Bizim Ticaret Mahkemesi biliyorsunuz heyetli bir mahkeme. Hâkim arkadaşların, üye arkadaşların kendi mahkemeleri dışında heyetli dosyalara da çok büyük katkıları söz konusu. O yüzden ben heyetimde çalışan arkadaşlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Mahkeme personelime de ayrıca teşekkür ediyorum." Ceza yönünden ödül alan 8. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi Harun Raşit Dikmener de yaptığı konuşmada, ödülün kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, "Sağ olsun kurumumuz böyle bir ödüle bizi layık görmüş. İlk seferde böyle bir ödüle layık görülmek ayrıca gurur vesilesi. Ben bunu tek başıma yaptığımı düşünmüyorum. Birlikte çalıştığımız Cumhuriyet savcılarımız, yazı işleri müdürümüz, zabıt kâtiplerimiz ve mübaşirimizle bir ekip olarak başardık. Bu başarı onlar adına da. Hepsine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.