KÜLTÜR SANAT - 14 Temmuz 2023 Cuma 15:11

KidZania İstanbul’un “Sen de Yaz” öykü yarışmasının finalistleri açıklandı

A
A
A
KidZania İstanbul’un “Sen de Yaz” öykü yarışmasının finalistleri açıklandı

Çocuklar Ülkesi KidZania İstanbul ve Erbulak Evi’nin; çocuklara yazma alışkanlığı edindirmek, edebiyatı sevdirmek ve hayal güçlerini zenginleştirmek amacıyla ikincisini düzenlediği “Sen de Yaz” öykü yarışması finalistleri belli oldu.



KidZania İstanbul’un, çocukların gelecek hayallerinin izini sürmek amacıyla Erbulak Evi ile ortaklaşa hayata geçirdiği “Sen de Yaz” öykü yarışmasının finalistleri belli oldu. Başvuruları 21 Mayıs 2023 tarihinde tamamlanan ve 10-14 yaş aralığındaki çocukların “Daha iyi bir dünya” temasıyla yazdıkları öykülerle katıldıkları yarışmanın finalistleri belirlendi. İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerden katılan finalistler 14 Temmuz 2023 tarihinde KidZania İstanbul web sitesinden duyuruldu.



Aralarında Ayşe Erbulak, Dağhan Külegeç, Göktuğ Canbaba, Ömür Kurt, Özden İnal, Özden Özgürdal ve Sevinç Erbulak gibi edebiyat dünyamızın önemli isimlerinin yanı sıra Kidzania İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Meral Molinas ve KidZania İstanbul CEO’su Ebru Timur’un yer aldığı Yarışma Seçici Kurulu başvuruları değerlendirerek 20 finalisti belirledi.



"Çocuklar yaşadığımız dünyaya ve geleceklerine sahip çıkıyor"


Öykü yarışmasına dair düşüncelerini aktaran KidZania İstanbul CEO’su Ebru Timur “Daha iyi bir dünya temasıyla düzenlediğimiz “Sen De Yaz” öykü yarışması sürecinde çocukların öğrenmeyi sevdiği, öğrenmenin kıymetini bildikleri ve daha iyi bir insan olmak için hayal güçlerini kullandıklarını keşfettik. Yarışmayı ilk tasarladığımızda kitabı, okumayı, yazmayı seven çocukların hayallerine zemin olmayı umut etmiştik. Bugün, öykü yarışmasının ikinci senesinde, Sen De Yaz yarışmasına gönderilen hikâyeleri okuyunca ne kadar doğru bir iş yaptığımızı anlıyorum. KidZania İstanbul’da çocukların rol oyunlarıyla hayatı deneyimlemelerine ve eğlenirken öğrenmelerine destek olurken bir yandan da çocuklarımızın hayallerini gerçek kılmak çok mutluluk veriyor. Bu yıl “Daha iyi bir Dünya” temasıyla yazılan öykülerde gördük ki çocuklar yaşadığımız dünyaya ve geleceklerine sahip çıkıyor. Bugünden yarınlarının nasıl olması gerektiğini öyküleriyle bize anlatıyorlar. Çocuklarımızın üretici zihinlerinin ürünü öyküleri okumak daha iyi bir geleceğe kısa bir yolculuk gibi. Hepsini yürekten tebrik ediyor, hayal güçlerini ve üreticiliklerini hep korumalarını diliyorum” ifadelerini kullandı.



"Sanat çok iyileştirici, kurtarıcı bir şey"


Yarışma Seçici Kurul Üyelerinden Özden İnal ise düşüncelerini şöyle paylaştı: “Sanat çok iyileştirici, kurtarıcı bir şey. Yazmak da öyle. Yazmak sadece kâğıdı kalemi alıp bir hayal kurmaktan ibaret değildir. Yazmak; okumakla, izlemekle, araştırmakla, deneyimlemekle, düşünmekle, derinden anlamakla, yine ve daha çok okumakla geliştirilebilen bir beceri. Böylesi bir kültürel donanıma sahip insan; incelmiş zevklere, hoşgörüye, nezakete, iyi insan olmakla ilgili sağlam bir duruşa, aydınlık bir dünya görüşüne de sahip olur. Onun artık kalın duvarları yoktur. Dünya böyle insanlarla yaşanılır bir yer olabilir. Yıllardır Erbulak Evi’nde genç yazarlar ile Türkiye’de eşi olmayan bir eğitim süreci paylaşıyorum. Yeteneği fark edilen ve doğru yönlendirilen bir çocuğun veya gencin başaramayacağı şey yok. Üretirken yetişkinlere kıyasla daha özgür, daha tabusuz, daha köşesiz bir bakış açısını çok hızlı yakalıyorlar. "Sen de Yaz" yarışmayı tasarladığımız andan bu yana, benim için mesafe fark etmeksizin pek çok genç yazara ulaşabileceğimiz bir heyecana vesile oldu. Bazen çok büyük yeteneklerin keşfedilmesi için sadece ufacık bir kapının aralanması yeterli olur.”



"Yeni gelen her öykü bir öncekinden çok daha anlamlı"


Yarışmayla ilgili yaptığı değerlendirmede çocuklara yazmaktan asla vazgeçmemelerini söyleyen Ayşe Erbulak, “Her şeyden önce yazmak özgürlüktür. İnsanın kendi kafası ile kendi kendine kalıp o an ki bilgi birikimini kelimelere dökmesidir. Sen de Yaz süreci içinde çocuklara her yıl şaşkın bakıyorum. Çünkü yeni gelen her öykü bir öncekinden çok daha anlamlı oluyor. “Söz uçar yazı kalır” demiş atalarımız. Biz tarihi eski duvar yazılarından öğrendik. Yazı sonraki nesillere bırakacağımız en büyük armağandır” dedi.



"Sürdürülebilir bir dünyaya çok daha duyarlı bir nesil var"


Yarışmayla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Varol Yaşaroğlu “Her yeni nesil bir öncekinden daha zeki doğar derler. Sen de Yaz’a gönderilen öykülerde bu zekâ kullanımlarını açık şekilde görüyoruz. Dünyanın şu anda karşılaştığı tehlikeleri doğuran yetişkinlere inat, sürdürülebilir bir dünyaya çok daha duyarlı bir nesil var karşımızda. Yazdıklarının temelinde hep sürdürülebilir doğa dostu bir dünya hayali var. Ve en uçuk kaçık fikirlerle kocaman hayal dünyaları oluşturmakta hiç tereddüt etmiyorlar ve bu çok güzel” dedi.



"En önemlisi gözlem ve kısıtlanmaması gereken hayal gücü"


“Sen de Yaz”ın adından da anlaşıldığı gibi her şeyden önce teşvik etmeye yönelik bir yarışma olduğunu vurgulayan Özden Özgürdal sözlerine şöyle devam etti: “Yazarken ilk yola çıkış ürkütebilir ancak harika bir yolculuk olduğunu düşünüyorum. Çocukların kendi saf dünyalarından gönderme yapmak istemeleri, mesaj çabaları takdir edilmesi gereken bir durum. Farkındalıklarının çok gelişmiş olduğunu görmek müthiş. Nelerden etkilenmiş olurlarsa olsunlar, özgün satırların çoğu bana umut verdi. Bunu sağlayan şey kendilerine duydukları güven, samimiyet ve edebiyat. Geleceğin yazarlarına en büyük tavsiyem gelişmeye, değişime açık olmaları. En önemlisi de gözlem ve kısıtlanmaması gereken hayal gücü. Ne olursa olsun iyi bir okur olma alışkanlıklarını da devam ettirmeleri”.



"Dünyaya sevgiyle, kelimelerle bir iz bırakmak"


Sen de Yaz öykü yarışmasının en büyük anlamının; dijital aygıt kullanımının, ekran bağımlılığının aşırı hale geldiği bu dünyada çocukların yazma kabiliyetlerine alan açmak olduğunu ifade eden Dağhan Külegeç sözlerine şöyle devam etti: “Öykü yarışmamızla çocukların gizli yazarlık yeteneklerini keşfetmelerini sağlıyoruz. Çocukların yazarlık kariyerlerine yol açıyoruz. Bir insanın öykü yazmasının en büyük nedeni insanın insana ve doğaya olan sevgisidir. Bu sevgi sayesinde insan hem kendine hem de diğer insanlara sembolik anlatım yapar. Dünyaya sevginle, kelimelerinle bir iz bırakmak istersen yazma sanatı bunun için en değerli yollardan birisidir. İnsanın insana, evrene olan sevgisinin en büyük oluşumunun yazarlık olduğunu düşünüyorum” dedi.



29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda yayımlanacak


Daha iyi bir dünya için düşlerinde canlandırdıkları dünyayı yazıya dökerek öykü yarışmasında finale kalan 20 hikâye, Erbulak Kitap tarafından toplu bir öykü kitabı olarak basılacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda yayımlanması planlanan kitap internet siteleri, kitabevleri ve KidZania National Store’da satışa sunulacak.



İlk kitabın satış gelirleriyle sosyal sorumluluğa destek


Öykü yarışmasının ilk kitabı olan “Gelecekte Ben” kitap satış gelirleriyle de kırtasiye bağışı yapılarak SosyalBen Vakfına, dezavantajlı çocukların eğitimine destek olmak amaçlanıyor. Kırtasiye bağışı, SosyalBen Vakfı’nın dezavantajlı bölgelerdeki okullarda okuyan çocuklara yardımcı olmayı hedefliyor.


KidZania İstanbul’un “Sen de Yaz” öykü yarışmasının finalistleri açıklandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Yüksel Yıldırım: "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, 2-0 mağlup oldukları Fenerbahçe maçı sonrası, "Kaleci İrfan Can Eğribayat transferi için Fenerbahçe ile anlaştık" dedi. Samsunspor, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Yeni Adana Stadyumu’nda karşılaştığı Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu. Maç sonu açıklamalarda bulunan Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, "Van Drongelen’i oynatırsak, en az 6-8 hafta yok olacak dediler. Oynatmayalım dedik. Bizimle devam ediyor. Satma şansım yok. Samsunspor’un hedefleri var. O isteniyor, Holse isteniyor, Marius’u istiyorlar. Talepler var. Musaba’yı bırakmak istemedik. Serbest kalma maddesi vardı. Onu kullandı kendisi ve engelleyemedik. Onun dışında oyuncu vereceğimi sanmıyorum. Çok astronomik teklif gelirse olabilir" ifadelerini kullandı. "Musaba seyirciyi coşturma hareketini Samsunspor maçında yapmamalıydı" Anthony Musaba ile ilgili de konuşan Yüksel Yıldırım, "Musaba’yı çok seviyorum. Alırken iki ay pazarlık yaptım. İkinci babası gibiyim. Bizden ayrıldı, Fenerbahçe’ye hayırlı olsun. Güzel de başladı. Seyirciyi coşturma hareketi Samsunspor maçında yapmamalıydı, üzdü. Pek çok hoş olmadı. Bazı televizyonlar beni yanlış anlamış. Bedava aldılar dedim. 6 milyon euro’ya aldılar. Nene’yi 18 milyona aldılar, Musaba’yı 6’ya aldılar dedim. Bana göre Musaba, Nene’den daha iyi futbolcu. Kıyaslama yaptık. Bunu zaman gösterecek. Musaba’yı normalde veriyor olsaydım, bir sonraki satışından pay alacaktım, bonus alacaktım, Fenerbahçe şampiyon olursa bonus alacaktım. O rakam belki 10-15’e çıkacaktı. Ben bunun için ’bedava’ dedim. Yoksa bedavaya gitmedi. Oyuncu, 3 milyon istedi (Samsunspor’a transfer süreci) sonrasında pazarlıkla 5 milyon yaptık. Samsunspor tarihinde 5 ay kalıp 6 katı para kazandıran bir oyuncu olmamıştı. Ekonomik katkılarından dolayı Musaba’ya teşekkür ettik ama onu da bazı taraftarlarımız da yanlış anladı. Nene’ye karşı yanlış bir şey söylemedim ama Musaba bana göre daha iyi futbolcu dedim" açıklamasını yaptı.
Ankara Bakan Tunç: "Avukatlık vakarına uygun davranış göstermeyen avukat hakkında soruşturma başlatıldı" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır" dedi. Adalet Bakanı Tunç sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular. Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir. Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir" dedi. İzmir Barosu’na kayıtlı bir avukatın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar dolayısıyla hakkında soruşturma başlatıldığını açıklayan Bakan Tunç, "Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar. Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır. Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır" ifadelerini kullandı.