ASAYİŞ - 30 Aralık 2023 Cumartesi 15:55

Kırmızı ışıkta geçen Tesla sürücüsü önce minibüse sonra KGYS direğine çarptı: 1 yaralı

A
A
A

Arnavutköy’de kırmızı ışıkta geçtiği iddia edilen Tesla sürücüsü önce bir ticari araca daha sonra Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) direğine çarptı. Kaza da araç içinde bulunan 1 çocuk yaralanarak hastaneye kaldırılırken KGYS direği yerinden sökülerek devrildi.

Kaza, saat 14.00 sıralarında Arnavutköy Gazi Fahrettin Paşa Caddesi Memba Işıkları Mevkii’nde gerçekleşti. İddiaya göre ışıklardan Boğazköy istikametine doğru giden Orhan Şengül yönetimindeki 34 GOZ 066 plakalı ticari araca cadde üzerinde Arnavutköy istikametinde seyir halinde olan 34 ASK 047 plakalı Tesla marka elektrikli araç çarptı.

Kırmızı ışıkta geçen Tesla sürücüsü önce minibüse sonra KGYS direğine çarptı: 1 yaralıÇarpmanın etkisiyle ticari araç ve elektrikli araç savruldu. Savrulan elektrikli araç yol kenarında bulunan KGYS direğini de yerinden döktü. Sökülen direk caddeye devrildi. Feci kaza da caddedeki başka herhangi bir araç hasar almadı.

Kırmızı ışıkta geçen Tesla sürücüsü önce minibüse sonra KGYS direğine çarptı: 1 yaralıKaza nedeniyle Gazi Fahrettin Paşa Caddesi Arnavutköy istikametinde trafik yoğunluğu oluştu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Araçta bulunan kimlik bilgileri henüz öğrenilemeyen 2 kişiden biri yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri kazayla alakalı çalışma başlattı.

Batuhan Toprak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Kurum: "Atıkların ekonomiye katkısı 450 milyar liraya çıkacak" Sıfır Atık Projesi’nin planlı bir şekilde büyüdüğünü belirten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Atıkları dönüştürerek ekonomiye Mart 2026 itibarıyla 365 milyar lira kazandırdık. Yıl sonuna kadar bu rakamı 450 milyar liraya çıkarmayı hedefliyoruz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 ve Sıfır Atık Projesi ile ilgili bir gazeteye açıklamalarda bulundu. Sıfır Atık Projesi’nin planlı ve istikrarlı bir şekilde büyüdüğüne dikkat çeken Kurum, "Toplanan atıkları geri dönüştürerek, ülkemiz ekonomisine Mart 2026 itibarıyla 365 milyar lira kazandırdık. 2026 yılı sonuna kadar bu rakamı 450 milyar liraya çıkarmayı ve sonraki yıllarda bu kazancı katlayarak artırmayı hedefliyoruz" dedi. Böylece atıklar yılsonuna kadar ekonomiye ilave 85 milyar lira, yani aylık yaklaşık 10 milyar lira katkı verecek. "2026’da 100 milyon ton hedefi" 2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranının; kademeli bir artışla 2023’te yüzde 34,92’ye, 2024’te yüzde 36,08’e ve 2025 yılı itibarıyla yüzde 37,53’e yükseldiğini kaydeden Kurum, 2026 yılında hedeflerinin geri kazanım oranını yüzde 39’a çıkarmak olduğunu vurguladı Kurum, "Geri kazanım oranını 2035 yılında yüzde 60’a, 2053 yılında ise yüzde 70’e çıkarmayı hedefliyoruz. Proje başlangıcından 2025 yılı sonuna kadar geçen süreçte; toplamda 90 milyon ton geri kazanılabilir atığı ekonomiye kazandırdık. 2026 yılında hedefimiz bu rakamı 100 milyon tonun üzerine çıkartmak" dedi. Bakan Kurum sözlerine şöyle devam etti: "Ama şunu belirtmem lazım, aslında en önemli kazanım şu: Biz anlayışı değiştirmeye başladık, zihinlerde bir dönüşüm yaptık. Bakın bunlar sıradan bir istatistik değil; alışkanlıkların, zihniyet kalıplarının ve gündelik yaşam pratiklerinin yeniden düzenlenmesi demektir. Ben özellikle yeni nesillerde gençlerde, çocuklarda bu farkındalığın çok yüksek olduğunu görüyorum. Çocuklarımız daha kreşte sıfır atığı, geri dönüşümü, israf etmemeyi öğreniyor. Bu bizim en önemli kazanımımız." "Birleşmiş Milletler’den şartız destek" 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü ve bu yıl Türkiye’de yapacağımız COP31 zirvesinin ABD’deki görüşmelerin ana gündemi olduğunu dile getiren Bakan Kurum, "BM Genel Sekreteri Sayın Antonio Guterres ile görüştük, yine başka ikili görüşmelerimiz de vardı. İklim krizini bütün boyutlarıyla masaya yatırdık, paydaşlarımızla değerlendirdik. COP31 vizyonumuzun somut, uygulanabilir ve sonuç odaklı bir anlayışa dayandığını vurguladık ve bu noktada BM yetkilileri, Türkiye’nin alacağı tüm kararların arkasında olduklarını ifade ettiler" dedi. Birleşmiş Milletler’de de tüm dünyaya hem sıfır atık kazanımlarını hem COP31 hazırlıklarını anlattıklarını dile getiren Kurum sözlerini şöyle sürdürdü: "İki ayrı oturumda iki başlığı ayrı ayrı ele aldık. Tabii özellikle bu yıl Kasım ayında COP31’le, ki dünyanın en büyük zirvesi bu, 196 ülkeyi ağırlayacağız. Zirveye hazırlıklarımız noktasında, bu bilgilendirmeye ihtiyaç olduğunu da oradaki izlenimlerimizden gördük. Bizim bilgilendirmemiz bu noktada çok faydalı oldu, geri dönüşleri de aldık, Avrupa’dan Asya’ya Afrika’ya her kıtadan destek aldığımızı gördük. COP31’in ev sahibi ve başkanı olarak bu zirveye ilişkin vizyonumuzu anlattık. Biz artık taahhütlerin konuşulduğu değil, somut adımların atıldığı bir noktaya gelmek istiyoruz. Yaptığımız toplantılarda şu gerçeği bir kez daha fark ettik ki, ülkeler de bizimle aynı çizgide. Artık uygulamaların konuşulmasını istiyorlar. Bu görüşümüzü teyit etmiş olduk." Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde filizlenen Sıfır Atık Hareketi’nin artık sınırları aşan küresel bir çevre hareketi olarak kendilerini gururlandırdığını vurgulayan Kurum, "Şimdi biz burada Sıfır Atık Hareketimizle iyiliğin yayıldığını, insanlığın ortak vicdanına seslenen bir çağrıya dönüştüğüne hep birlikte şahitlik ettik. İklim krizi bir ihtimal değildir. Şu anda aslında yaşadığımız gerçeğin ta kendisidir. New York’tan dünyaya haykırdığımız bu söz, verilerle örülmüş bir tespitin özlü ifadesiydi aslında. Dert büyükse çare de büyük olurmuş, o halde hem tehditlerin hem de çarelerin büyüklüğünü cesurca konuşmak lazım diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Türkiye’yi bekleyen tehditlere de değinen Kurum, "Türkiye, coğrafyasının bir lütfu olarak dünyanın en zengin biyoçeşitliliklerinden birine ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda coğrafyasının bir bedeli olarak iklim krizinin en ağır yükünü taşıyan bölgenin tam ortasında duruyor. Bilim insanlarının da bu konudaki öngörüleri açık: Akdeniz havzası, küresel ısınmanın dünya ortalamasının üzerinde bir hızla ısındığı coğrafya. Bu ne demek? Kuraklık, seller, orman yangınları ve aşırı hava olayları Türkiye için artık "olabilir" kategorisinde değil. Artık "ne zaman ve ne şiddetle" olacak? Bu sorunun gündemde tutulduğu bir gerçeklik var" diye konuştu. İklim krizini hayatın her alanında hissedildiğine vurgu yapan Kurum, "Tarım arazilerimizin verimliliği düşüyor, su havzalarımız baskı altında, kıyı şeridimiz deniz seviyesi yükselmesiyle tehdit altında, yaşadığımız seller, orman yangınlarının bir çoğu iklim krizinin sonucu. Bunların her biri aslında, yalnızca ekolojik değil; ekonomik, sosyal ve insani birer krizdir. Peki bu krizle nasıl mücadele edeceğiz? Bu değişim sürecine uyum sağlayacağız. Su yönetiminden kentsel planlamaya, tarımsal dönüşümden kıyı koruma yapılarına kadar her alanda uyum stratejilerini hayata geçirmeye devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. "Yeni dünyaya uyumlu konutlar inşa ediyoruz" Halihazırda yeni yapıların tamamını iklim dirençli, sıfır atık uyumlu, yenilenebilir enerjili olduğunu kaydeden Kurum, "Yani yeni dünyayla uyumlu. Bakın deprem bölgesinde 11 ilde 2 yılda 455 bin konut yaptık, bu evleri yaparken de sadece sağlam konutlar olarak tasarlamadık, iklim değişikliğine uyumlu yapılar da inşa ettik. Bu anlayışı her yerde ortaya koyuyoruz, koyacağız. Yeşil dönüşümü bir fırsat olarak göreceğiz. Yenilenebilir enerji alanında Türkiye, kayda değer bir yol kat etmiştir; ancak sanayi sektörünün döngüsel ekonomi ve temiz teknoloji yatırımları hem istihdam üretecek hem de rekabet gücümüzü pekiştirecektir" açıklaması yaptı. Burada en önemli konulardan birinin halkın desteğini almak olduğunu belirten Kurum, "Toplumsal farkındalık oluşturmak. Toplumsal farkındalık ve eğitim ile politikaların sürdürülebilirliğini artıracağız. Sıfır Atık hareketinin bugün 105 ülkede yankı bulması, en başta gönülleri kazanmanın gücünü göstermektedir. İklim bilinci, sınıf duvarlarından taşarak sokağa, fabrikaya, tarlaya ve sofra başına kadar ulaşmalıdır diyoruz" diye konuştu. "Depozito iade makineleri Türkiye’de yayılacak" Sıfır Atık’ın en kritik ayağının "sistemi değiştirmek" olduğunun altını çizen Bakan Kurum, "Bu noktada Depozito Yönetim Sistemi çok önemli. Siz de hatırlarsınız; eskiden şişeleri verir bakkaldan ücretini alırdık. Şimdi depozito iade makinelerimize şişeler atılacak, vatandaşımız depozito ücretini alacak, şişeler de dönüşüme gidecek, ekonomiye kazandırılacak. Bu sistemi Kızılcahamam ve Sakarya’da pilot il olarak başlatmıştık, şu anda 53 ilimizde de tam anlamıyla iade noktalarının kurulumu tamamladık. İnşallah bu yıl tüm Türkiye’de hayata geçecek" dedi. Depozito makineleri ile 3.3 milyon kW enerji tasarrufu Proje başlar başlamaz, ciddi bir geri dönüşüme şahit olduklarını dile getiren Kurum, proje tüm illerde uygulanmamasına rağmen bu sistemle bugüne kadar yaklaşık 14 milyon ambalajı geri topladıklarını kaydederek, "Bu bin 200 ton atığın ekonomiye dönmesi, 3.3 milyon kWh enerji tasarrufu ve 820 ton sera gazının önlenmesi anlamına geliyor" mesajı verdi. Yurtdışından yapılan ve her yıl artarak devam eden atık ithalatına da değinen Murat Kurum, "Şimdi sürekli gündeme geliyor değil mi? Yurtdışından çöp ithal ediliyor diye. Bizi eleştiriyorlar. Biz de anlatıyoruz, onlar çöp değil atık, hepsi bir değer. İşte bu sistem tamamen oturduğunda bu ithalat da tamamen ortadan kalkacak, kendi atıklarımızı değerlendirecek, ekonomiye kazandıracağız. Hem çevreyi koruyacağız, hem ekonomimize katkı sağlayacağız. Bir pet şişeyi çöpe değil, geri dönüşüm kutusuna atmak, tek başına anlamsız gibi görünebilir; ancak bu bilinç 86 milyon insana yayıldığında çok şey fark edecektir. Bu anlayışla inşallah daha kuracak çok sistemimiz, çok projemiz olacak" şeklinde konuştu. Sıfır Atık Projesi kapsamında Sıfır Atık Mavi Hareketi’ni, 10 Haziran 2019’da başlattıklarını hatırlatan Kurum şöyle devam etti: "Bu kapsamda düzenlemeler yaptık. Bugüne kadar yaklaşık 325 bin tondan fazla deniz çöpü toplandı. 3,1 milyon metrekare hayalet ağı kaldırıldı ve 10 milyon deniz canlısının yok olması önlendi. Az önce de bahsettim. Sıfır Atıkta, çevre hareketlerinde toplumsal farkındalık çok önemli. Bunun için de çalışıyoruz. Mesela son olarak Türkiye Basketbol Federasyonu ile başlattığımız "Sporda Sıfır Atık" modelini futbol başta olmak üzere diğer spor branşlarına da yaygınlaştırmayı hedefliyoruz." "Konut ve sitelere özgü yeni modeller" Önümüzdeki dönemde konutlarda ve özellikle sitelerde uygulanacak modellerle geri kazanım oranlarını artıracaklarını, eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla toplum genelinde sıfır atık bilincini daha da güçlendireceklerini bildiren Kurum, aynı zamanda kuracakları yeni iş birliği protokolleriyle sahadaki uygulamaları yaygınlaştırarak sıfır atık yaklaşımını günlük hayatın doğal bir parçası haline getireceklerini ifade etti. "Hürmüz’ün kapanması dünyaya çok şey anlattı" Bakan Murat Kurum, COP31’de herkesin uzlaşısıyla, gelecek nesillere de ışık tutacak bir Antalya Deklarasyonu’na imza atmak istediklerine dikkat çekti. Kurum, "Burada özellikle okyanuslara, tükenecek suya dikkat çekmek istiyoruz. Son zamanlarda yaşanan gelişmeler, ABD-İran gerilimi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması temiz enerji dönüşümü, enerji verimliliği ve enerji arzı güvenliğinin ne kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bunun için temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, gıda güvenliği, su yönetimi, iklime dirençli şehirler ve kırılgan bölgelerde dayanıklılığın güçlendirilmesi başlıkları üzerinde paydaşlarımızla yoğun bir çalışma sürdürüyoruz" dedi. Dirençli şehirler meselesini de özellikle öne çıkarmak istediklerini vurgulayan Kurum, "Türkiye’nin 2023 depreminin ardından 2 yılda 500 bin konutu depremzede vatandaşlarımıza teslim etmesi, bu alanda dünyaya aktaracak somut bir birikimimizin olduğunu gösteriyor. Bu bilgi, beceri ve tecrübeyi tüm dünyayla paylaşmak istiyoruz" şeklinde konuştu. "COP31 Zirvesi Türkiye için büyük fırsatlar sunacak" COP31 için belirlenen, "Söz değil, eylem zamanı" temasına değinen Bakan Murat Kurum, "Tema tesadüfen belirlenmedi. Uygulama COP’ı diyoruz. Dünya kamuoyunun iklim zirvelerine olan güveni sarsılmış durumda; her toplantıdan koca vaatler, buna karşın ufak icraatlar çıkıyor. Biz bu kısır döngüyü kırmak için yola çıktık. Eylem planımız üç katmanlı işliyor: Birincisi hazırlık: Nisan’da ülke görüşlerini topluyoruz, Mayıs’ta Eylem Gündemini olgunlaştırıyoruz, Haziran’da operasyonel hâle getiriyoruz. İkincisi zirve: 9-20 Kasım boyunca müzakereler, 11-12 Kasım’da ise Liderler Zirvesi ile taahhütler somut kararlara dönüşecek. Üçüncüsü ise takip: Antalya’dan çıkan kararların uygulanıp uygulanmadığını izleyecek bir mekanizma kuruyoruz. Süreç bu şekilde işleyecek" dedi. Muazzam buluşmanın, Türkiye’yi küresel iklim çözümlerinin merkezi olarak konumlandırırken eşsiz ekonomik ve diplomatik fırsatlar da sunacağını anlatan Kurum, "Yenilenebilir enerji, yeşil teknoloji, döngüsel ekonomi ve temiz üretim alanlarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketler için COP31, dev bir iş geliştirme platformuna dönüşecektir. Türk şirketleri bu vitrinde hem teknolojilerini hem de kapasitelerini sergileme imkânı bulacaktır. Bunun yanı sıra yeşil yatırım ortaklıkları için zemin oluşacak, teknoloji transferi kapıları aralanacaktır" dedi. COP31 için 3 ilke: "Diyalog, uzlaşı, aksiyon" COP31 ile ilgili düşüncelerini de paylaşan Kurum, "Öncelikle masadaki tabloyu net görmek gerekir. Jeopolitik kırılmaların derinleştiği, hemen hemen her sabah dünyanın başka bir köşesinde afetlerin yaşandığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Yalnızca doğa eliyle değil, insan eliyle de yani savaşlar, soykırımlar, şehirlerin yerle bir edilmesi gibi sebeplerle iklim değişikliğinin tetiklenmesi gibi durumlar, iklim kriziyle iç içe geçmiş birbirini besleyen bir felaketler zinciri oluşturmaktadır. Bununla beraber; dünyanın ısınma hızına bizim Bu noktada COP31’de sesimiz daha da gür çıkacaktır. COP31 başkanlığı olarak 3 ilkeyle yürüyoruz: Diyalog, uzlaşı ve aksiyon. Dünya artık yeni söz değil; sonuç istiyor" dedi. Her ülkenin kendi kendine yettiği bir dünyayı hayal ettiklerini vurgulayan Bakan Kurum "Bu çerçevede çok taraflılığı savunan, kimsenin geride bırakılmadığı anlayışını öne çıkaran adil ve hakkaniyetli bir COP başkanlığı sürecini yürütüyor olacağız. Bu anlamda COP31, ülkemizi tüm ihtişamıyla dünyaya tanıtmak ve Türkiye’nin çözüm üreten, güven veren, liderlik eden bir ülke olduğunu tescil ettirmek için de eşsiz bir fırsat olacaktır" ifadelerini kullandı.