SPOR - 14 Mart 2025 Cuma 03:38

Mourinho: "Takımımla gurur duyuyorum"

A
A
A
Mourinho: "Takımımla gurur duyuyorum"

Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho, penaltılar sonrası UEFA Avrupa Ligi’ne veda ettikleri Rangers maçının ardından yaptığı açıklamada, "Takımımla gurur duyuyorum" dedi.


UEFA Avrupa Ligi son 16 turu rövanşında Fenerbahçe, deplasmanda normal süresi ve uzatma bölümlerini 2-0 önde tamamladığı maçta İskoç ekibi Rangers’a penaltı atışları sonucu 3-2 mağlup olarak turnuvaya veda etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Teknik Direktör Jose Mourinho, açıklamalarda bulundu.


Takımla gurur duyduğunu ifade eden Portekizli teknik adam, "Yorumu bizi ilk maç sonrasında öldüren uzmanlara bırakıyorum. Bence kendilerince dürüst ama birazcık sert bir biçimde yorumlarını dile getirmişlerdi. Bugün de aynı şekilde dürüstçe yorumlarını yapacaklardır. Ben takımımla çok gurur duyuyorum. Siz saha içindeki tutum ve davranıştan bahsettiniz ama sadece bunlar değil. Oyun olarak da saha içerisinde açık ara farkla daha iyi olan taraf bizdik. Kafamdan geçirdiklerimi dile getiremem çünkü UEFA tarafından ceza almak istemiyorum. Umarım bu sene Avrupa’da başımıza gelenler Budapeşte’de oynanan finalin bir sonucu değildir. Umarım ondan bağımsız sıradan şeylerdir. Hem Lille maçında 120. dakikada yemiş olduğumuz penaltı golü, M. United maçı ve bugün burada olanlar ki VAR hakemi de dünyanın en iyi VAR hakemlerinden biri olarak gösterilen Hollandalı Pol van Boekel. Yapacak bir şey yok ama ben oyuncularım için çok üzgünüm. Tabii ki hayal kuruyordum ama daha önce bunu 5 kere başardım ama bu çocuklar daha önce hiç başaramadılar. Bunun hayalini kuruyorlardı. Onlar için, taraftarlarımız ve yönetimimiz için üzgünüm. Bu hayali paylaşan herkes için üzgünüm ama yolumuza gülümseme ile devam etmeye çalışacağız. Kolay değil ama yolumuza devam edeceğiz" diye konuştu.



"Maçı kaybeden penaltıyı kaçıranlar değil, hepimiz"


Maçı penaltılarla kaybettikleri için üzgün olduklarını vurgulayan Mourinho, "Penaltıyı kaçıran oyuncular durumu birazcık daha farklı hissedebiliyorlar ama ben bu durumu sevmiyorum. Kaybettiğimiz zaman hepimiz birlikte kaybediyoruz. Muhakkak penaltı kaçıran oyuncular yataklarına yattıklarında kafalarının içinde kaçırdıkları penaltı dönecektir. Aslında biz penaltılara da çalışmıştık. Sıralamaya oyuncular karar verdi. 6 ve 7. penaltıcılarımız da belliydi. Tadic bu sezon bütün penaltılarını atmıştı. Fred de penaltılar için çok çalışmıştı ve hatta ‘sıra bana ne zaman gelecek’ diye soruyordu. Mert de çok tecrübeli futbolcu ama futbol maalesef böyle. Maçı kaybeden penaltıyı kaçıranlar değil, hepimiz. Futbolda tek üzücü şey şu ki bu akşam VAR’ı kötü bir uyku çekeceğini düşünmüyorum. VAR hakemi muhtemelen sakince yemeğini yer ve rahat, sessiz bir gece geçirecektir. Muhtemelen bir sonraki hafta milli maçlar oynanırken büyük bir maçta görev alacaktır ama bizlerin kaybı bugün büyük. Oyuncuların ve benim bir hayalim vardı. Bu hayali birlikte kuruyorduk. Bugün hayallerimizi kaybettik. Bunun çok haksız olduğunu düşünüyorum. Bugün çok iyiydik. Avrupa arenasında bu sezon çok fazla zorluk yaşadık. Listeye yazamadığımız oyuncular vardı. Mesela Oğuz Aydın bugün olsaydı, hızıyla nasıl olurdu diye düşünüyorum. Kart sebebiyle pek çok Avrupa maçında cezalı oyuncularımız oldu. Avrupa’da 14, 15. maçımızı oynadık. Hayallerimiz vardı. Eleneceksek de bu şekilde elenmemizin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Başka takımlar gibi maç sonunda o gururu hissedemeyerek elenmektense bu şekilde elenmenin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Bugün penaltılarla kazanmış ve bir üst tura çıkmış olsaydık bile bundan daha fazla gurur duyamazdım. Yolumuza devam edelim" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya İnönü Üniversitesi geleneksel iftar yemeğinde buluştu İnönü Üniversitesinde Ramazan’ın bereketini ve kardeşlik ruhunu paylaşmak için düzenlenen "Hilalin Gölgesinde Kardeşlik İftarı" büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat’ın yanı sıra üniversite akademik, idari personel ve öğrenciler Gençlik Meydanı’nda iftar yemeğinde bir araya geldi. Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Zeki Giray yönetimindeki tasavvuf müziği dinletisi ile başlayan program, semazen gösterisi ve ney dinletisi ile devam etti. Daha sonra bir konuşma yapan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, öğrencileri ve personeliyle İnönü Üniversitesinin büyük ve güçlü bir aile olduğunu söyledi. Bu birlikteliği her yıl tekrar ederek bir gelenek haline dönüştürmek istediklerini belirten Rektör Akpolat, "Bizim için akademik başarı kadar insani ve ahlaki değerleri yaşatmak da önemli bir sorumluluktur. Bugün bu sofraya baktığımda farklı şehirlerden gelen, farklı düşüncelere sahip ama aynı değerler etrafında buluşabilen güçlü bir üniversite topluluğu görüyorum" dedi. Kampüste Ramazan ayını dolu dolu geçirdiklerini söyleyen Akpolat, organizasyonun gerçekleşmesinde katkı sunan herkese teşekkür ederek sözlerini tamamladı. Akpolat’ın konuşmasının ardından İlahiyat Fakültesi Cami’si İmamı Sait Yetiş tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti okundu. Ezanın okunmasıyla oruçlar hep birlikte açıldı. Etkinlik boyunca alana gelen misafirlere pamuk şeker, çay, sıcak çikolata ve mısır gibi çeşitli ikramlıklar sunuldu. Kardeşlik ve dayanışma ruhunun en güzel şekilde yansıtıldığı iftar programı, tüm öğrencilerin ve yönetimin bir arada çektirdiği hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Kayseri Sedat Kılınç: "Şu anda konut almanın tam sırası" Sedat Kılınç İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Sedat Kılınç, şu anda hazır konutlarda yüzde 50 daha avantajlı fiyatlar olduğunu söyleyerek, "Şu anda konut almanın tam sırası" dedi. "Hukukun üstünlüğü yatırımcıyı Türkiye’ye getirir" Kılınç ülkede krizin bitmesi için en önemli faktörlerin adalet ve güven olduğunu söyleyerek, Sedat Kılınç, "Bu ülkede krizin bitmesi için en önemli faktörlerden biri adalet ve güven. Birbiriyle, ekonomi ile güven ve adalet yapışık ikiz gibi. Bir ülkede eğer hukuk sistemine güven olursa, adalet mekanizması doğru işlerse güven olur. Güven de ekonominin bel kemiğidir. Yani güven olan ortamda yatırımlar başlar, iş dünyası yatırım yapmaya devam eder. Fakat güven yoksa yatırımcı da imtina eder. Aslında ülkedeki problemlerin temelinde hukuk var. Hukuk olan bir ülkede birincisi liyakatsiz kadrolar görevde olmaz. Ekonominin başında olmaz veya sanayinin bakanlığının başında olmaz. Liyakatin olduğu bir yerde adalet varsa liyakat olur, liyakatin olduğu bir yerde de üretim devam eder. Bunlar olmadığı takdirde de üretimde azalma başlar. 2024 yılında Türkiye’den giden sermaye 50 milyar dolar. Bizim insanımız ülkeden 50 milyar dolar götürdü. Toplamda giden yatırım 350 milyar dolar civarında. Bakın adalet ve güvenin iktisat ve ekonomi üzerindeki etkisini görmeliyiz. Bu para ülkede olsa dışarıda para aramaya gerek yok. Bunun sebebi de işte hukuksuz müdahaleler. Bu ülkede adalet olduğu bilinirse, hukukun üstünlüğünü görürlerse o yatırım Türkiye’ye gelir. Orada bir endişe varsa hiçbir yatırım ülkeye gelmez" dedi. "Suçu ispatlanana kadar herkes masumdur" Vatandaşta hapse girmekle alakalı algı oluştuğunu fakat suçu ispatlanana kadar herkesin masum olduğunu söyleyen Sedat Kılınç, "Vatandaş da mevcut iktidara rakip olan herkes içeri atılabilir algısı var. Sokaktaki herkes bir konu hakkında fikrini beyan ederken bile korkuyor. Ülkede bu algı oluştu. Tabana kadar indi. Toplumun her kesiminde böyle bir algı var. Muhalefetteki belediye başkanlarına bakıyorum gece yarıları evlerinden alınıyor, savunma hakkı verilmiyor. Yolsuzluk varsa hesap sorulsun. Bu vatanda bir kişinin bile hakkı yeniyorsa, hırsızlık yapılıyorsa bunun hesabını soralım. Kaldı ki 85 milyonun hakkını yiyorsa bunun hesabını da mutlaka sormamız lazım. Buna karşı değiliz ama kamuoyunda artık algı bu oldu. Suçu ispatlanana kadar herkes suçsuzdur. İspatlanmadan siz birini içeri atarsanız, sonra suçu bulursanız burada hukuktan bahsetmek olmaz" ifadelerini kullandı. "Konut almanın tam zamanı" Kılınç, hazır konutlarda yeni yapılacak olan konutlara göre fiyatların yüzde 50 daha avantajlı olduğunu söyleyerek, "İnşaat sektöründe biliyorsunuz ki konut üretiyoruz biz. Barınma ve bu da zorunlu bir ihtiyaç. Evet talep var ama bu ülkede aslında sektördeki krizin sebebi talebin olmayışı değil. Bunu dediğim zamanlarda 0.64 oranında bir konut kredisi çıkmıştı ilk ev alanlara. Bunun sürdürülemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Şimdi geldik bugüne. Bugün şu açıdan konut almanın tam zamanı; bugün maliyetler yüksek ama satış olmadığı için yani talep olmadığı için ki arz-talep kuralı fiyatı belirler. Şu anda talep yok yani az ama arz var. Öyle olunca maliyetin altında satışlar var. Maliyetteki kastımız şu, inşaat yıllara yaygın bir imalat. Yıllar boyunca yapılan bir maliyet var. Bir de o gün itibari ile aynı inşaatı yapsanız inşaat maliyeti var. Yıllara yaygın olana göre maliyet tabi enflasyonu dahil etmezseniz düşük görünür. Yenisini yaparsanız enflasyon payını da ekleyince çok yükseliyor. Mesela şu anda bitmiş daire fiyatı 10 milyon TL, aynı daireyi aynı özellikte şimdi başlasanız 15 milyon TL. Yüzde 50 fark var. Şu anda fiyatlar yüzde 50 daha uygun. Avantajı bu. Parası olan, başka yerde yatırımı olan biri için gayrimenkul almak bu noktada avantajlı. Enflasyon var önümüzde, artacak çünkü bu gayrimenkulün fiyatı" dedi. "Kayserispor’da Hurma gibi profesyonellere ihtiyaç var" Kayserispor’un profesyoneller tarafından yönetilmesi gerektiğini söyleyen Kılınç, "Kayserispor ve yönetimine başarılar diliyorum öncelikle. Kritik bir süreçten geçiyor Kayserispor. Maalesef üzülerek de söylüyorum 3-4 yıldır da hep aynı süreci yaşıyoruz. Futbol büyük bir endüstri. Baktığımızda futbolda profesyonel bir yönetim anlayışı olduğunda sadece futbol olarak bakmamak lazım. Özellikle turizm noktasında da birçok şehre katkı sağlıyor. Para değil bu iş bir vizyon meselesi. Futbola ilgi meselesi. Yönetim kadrosunun futbolla ilgili olması lazım. Profesyonellerden oluşması lazım. Bunu bir endüstri gibi düşünün. Buranın finansının kendini yönetecek kapasiteye ulaşması için başındakilerin ehliyetli, liyakatli, profesyonel olması lazım. Nurettin Açıkalın şu anda başkan. İyi bir iş adamıdır. İşini iyi yapıyordur ama futbol böyle değil. Futbol farklı bir alan. Futbol bir kadro, ekip işi. Yönetimde de tamamı futbolu bilen, anlayan ve profesyonellerden oluşursa o zaman Kayserispor’u Afrika’daki bir çocuk da bilir, Amerika’daki de Kanada’daki de bilir. Ben Recep Mamur döneminde takımın yönetimindeydim. Süleyman Hurma profesyoneliydi bu işin. Tek eksiği Süleyman Hurma gibi kaç kişi daha lazım. Fakat bu bakış açısını Recep Mamur Kayseri’de yaptı. Ona teslim etti. ‘Bu işin profesyoneli sensin’ dedi. O dönemde Kayserispor’un futbolculardan kazandığı parayı düşünün. O dönem kulüp maddi açıdan iyi durumdaydı çünkü Süleyman Hurma bir profesyonel olarak alıyordu ve belli bir noktadan sonra da satıyordu. Kulübe çok ciddi bir kazanç getiriyordu. Anlatmak istediği şey bu. Kayserispor’a şu anda çok ciddi emek veren Baki Ersoy en çok katkı sağlayan isim. Gerçekten de bakıyorsunuz hem deplasmanda kulübe destek olması açısından hem ekonomik destekten hem de taraftar üzerindeki desteğinden dolayı kulübe çok büyük katkı sağlıyor. Takdir etmemek çok yanlış olur. Çok emeği var. Kulüp üzerinde emeği olan herkesten Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay İran’da hayatını kaybeden genç şoförden geriye ailesine neşe içerisinde çiğköfte yoğurduğu anlar kaldı Afganistan dönüşünde İran’ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle yaralanan ve 6 gün süren yaşam mücadelesini kaybederek vefat eden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat’tan geriye sefere çıkmadan önce ailesine çiğ köfte yoğurduğu görüntüler kaldı. Hüseyin Fırat’tan gözyaşları içerisinde bahseden dayısı Mehmet Saçar, yeğeninin 5 yıl askeri personel olarak görev yaptığını ve 4 ay önce tır aldığını söyledi. Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi’nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul’dan aldığı yükle Afganistan’a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran’ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı. Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran’ın Zencan Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Fırat, İran’da hastanede 6 gün süren hayat mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti. Bekar olan Fırat’ın 5 yıl askeri personel olarak görev yaptığı ve baba mesleği olan tır şoförlüğüne 4 ay önce borçla satın aldığı tırla başladığı öğrenildi. Afganistan’a yük götürmeden önce İstanbul’da ablasının evine misafir olan ve ailesine çiğ köfte yoğuran Fırat’ın o anlarıysa eniştesi Erol Maçin tarafından kaydedildi. Acı olayda can veren Fırat’tan geriye kalan neşe dolu anlarsa ailenin yüreğini dağlıyor. "Askerliği bıraktıktan sonra tır aldı ve tırı alalı 4 ay olmuştu" Hüseyin Fırat’ın dayısı dayısı Mehmet Saçar, yeğeninin cenazesinin cuma günü Türkiye’ye gelmesini beklediklerini belirtti. Desteklerinden dolayı devlet yetkililerine teşekkür ederek, "Yeğenim daha önce askeri personeldi ve 5 yıl görev yaptı. Askerliği bıraktıktan sonra tır aldı ve tırı alalı 4 ay olmuştu. Hayalleri vardı, borcunu bitirdikten sonra evlenecekti ama kısmet oldu. Yükünü Afganistan’a götürdü, Ankara’ya dönüş yolunda Zencan’ın orada tırına bomba isabet etti. 6 gün yoğun bakımda kaldı. Çıkacağını hayal ederek rabbime dua etmiştik ama olmadı. Acı haberini aldık. 2 günden beri cenazesini getirmeye uğraşıyoruz. Devletimiz sağ olsun. Devlet büyüklerimiz bizlerle ilgileniyorlar. Cenazemizi getirmeye çalışıyoruz, inşallah Cuma günü gelecek ve Cumartesi günü gömmeye çalışacağız. İsrail’in Rabbim bin belasını versin. Gencecik 29 yaşındaki çocuğumuza kıydı. Hayatını yaşamadan canını aldı. Savaştan etkilendik ve kız kardeşimin durumu çok kötü. Annesine Rabbim sabır versin. Savaşa karşı hayır diyoruz ve savaş istemiyoruz" dedi. "Hoş bir şekilde misafir edip kendisine çiğ köfte yoğurtup, yolcu ettik ve gittikten sonra da bir daha haber alamadık" Afganistan seferi öncesi genç tır şoförünün evlerinde misafir olduğunu ve kendilerine neşe içerisinde çiğ köfte yoğurduğunu ifade eden Fırat’ın ablasının eşi Erol Maçin, "İstanbul’da yükü yüklerken Hüseyin bize geldi, ağırladık kendisini. Hoş bir şekilde misafir edip kendisine çiğ köfte yoğurtup, yolcu ettik ve gittikten sonra da bir daha haber alamadık. Dönüşte Afganistan’dan gelirken İran’da katil İsrail’in bombalarına hedef oldu. Kendisi 6 gün yoğun bakımda kaldı ama tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Hatta benden pantolon istemişti, arkadaşımdan gidip aldık ve onları giymek bile nasip olmadı" dedi.