SPOR - 11 Mart 2026 Çarşamba 22:43

Sadettin Saran: "Kadıköy’ü eski atmosferine çevirmemiz lazım"

A
A
A
Sadettin Saran: "Kadıköy’ü eski atmosferine çevirmemiz lazım"

Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, şampiyonluk yolunda taraftarların sonuna kadar desteğine ihtiyaçları olduğunu belirterek, "Kadıköy’ü eski atmosferine çevirmemiz lazım. Başka türlü şampiyon olamayız" dedi.


Başkan Sadettin Saran, Fenerbahçe Televizyonu’nda gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Saran,


"Öncelikle İslam alemine hayırlı Ramazanlar diliyor, camiamızı, taraftarlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Evet, çok yoğun bir dönemdeyiz. Birçok branşta mücadele eden bir kulübüz. Ben ve Yönetim Kurulu Üyesi arkadaşlarım çok mesai harcıyoruz. Her branşta zirveyi zorluyoruz. Geçen hafta Antalya’da atletizm yarışmalarındaydım. Masa tenisinden kadın futboluna kadar voleybolda, basketbolda her yerde kupaları hedefliyoruz. Yoğun bir süreçten geçiyoruz. Bir taraftan da keyif alıyoruz" diye konutu.


Yoğun ve zorlu bir dönemden geçtiklerini ifade eden Sadettin Saran, "Ama ona değinmeden önce nereden geldiğimizi hatırlamamız lazım. Ben seçim sürecinde ‘Samandıra’da ölü toprağı var’ demiştim. Seçildikten sonra ilk gittiğim yer Samandıra’ydı. Beklediğimden daha ciddi anlamda ölü toprağı vardı: Hatta oyuncularla ilk görüşmemden sonra oradan çıkarken Zagreb maçı vardı, kendi kendime ‘Eyvah’ dediğimi hatırlıyorum moral açısından. Camiada, oyuncularda şampiyonluk umudu yoktu. Samandıra’da yoktu. Bugün gelinen noktada bir umut var. Onu hatırlayalım. İnancın ciddi zedelendiği bir dönemdi. Ama camiamız için bence önemli kırılma noktalarından bir tanesi, ocak ayının başında Süper Kupa’yı kazanmamızdı. Hocamızla, teknik kadromuzla, ekibimizle birlikte yaptığımız transferlerin Süper Kupa’da etkili olması önemli bir eşikti. Camiaya umut verdi. Futbola ilk kupamızı aldık. Ama bu süreçte geldiğimiz noktada bir takım aksaklıklar yaşıyoruz. Futbolun doğasında sakatlıklar vardır. Peş peşe geldi; Alvarez’in ameliyatı, Archie Brown, Jayden, Çağlar, Talisca, Skriniar Bir de üzerine Tedesco’nun hastalığı, iki hafta maça çıkamaması maalesef talihsiz oldu. Avrupa’da çok önemli bir mücadele verdik. Evimizde çok iyi oynamadık ama orada çok çok iyi oynadık. Orada taraftarımız da inanılmazdı. Hatta dünya basınına konu bile oldu. Bizim için her kupa çok önemli. Sonuna kadar mücadele ettik. Ben takımımdan, ortaya koydukları futboldan, mücadeleden çok memnunum. Karakterli bir takım. Hep söyledim, ‘Tekmeye kafayla giren bir takım kuracağız’ dedim. Ara transferleri yaparken özellikle buna dikkat ettik. Şu an geldiğimiz noktada şampiyonluk umudumuz var. Yüksek derecede var. Sakatlar dönünce bambaşka bir futbol göreceğiz, buna inanıyorum. Benim için en önemlisi takımın ruhu, pes etmemesi, mücadele ruhu Bir aile ortamı oluştu. Ben ve arkadaşlarım umutluyuz" açıklamasında bulundu.



"Sene sonu güzel transferler yapacağız"


Ara transfer dönemine de değinen Saran, "Ara transferler doğası gereği çok yoğun ve zordur. Devre arası kimse takımını kolay kolay bozmak istemez. Bozarsa da çok yüksek rakam ister. Bu sene Dünya Kupası olması sebebiyle çok zor bir transfer süreciydi. Ona rağmen 5 transfer yaptık. Hepsi de hocanın istediği doğrultuda. Guendouzi bence apayrı bir futbolcu. Mert Türkiye’nin en iyi kalecilerinden. Efendiliğiyle, ağabeyliğiyle bu takıma çok şey katıyor, çok şey de katacak. Sidiki hocamızın en başından beri istediği, çok koşan, çok istikbal vadeden ama taraftarın desteğine ihtiyacı olan bir oyuncumuz. Kante. Bu arada bu konuda eleştirildim ama Sayın Cumhurbaşkanımıza bir kez daha teşekkür ediyorum desteği için. Ve Musaba. Bu transferlerin hepsinden memnunuz. Eleştiriliyoruz, 3 tane daha transfer yapılabilirdi diye. Yapıcı eleştirilere her zaman açığım. Eksiklerimiz olabilir. Bunları görüyoruz. Sene sonu için bir takım çalışmalarımız başladı. Sene sonu güzel transferler yapacağız, takıma ilaveler yapacağız" diye konuştu.



"Lookman da gelmek istiyordu"


Lookman transferiyle ilgili de yaşananları anlatan sarı-lacivertli takımın başkanı, şunları söyledi:


"Gelelim Lookman olayına. Ben genelde takımımızda olmayan oyuncularla ilgili konuşmayı seven biri değilim. Ama o kadar konuşuldu ki oraya değinelim. 19 Aralık’ta benim yurt dışı yasağım kalkar kalkmaz ilk gittiğim yer Milano oldu. Sadece ve sadece Lookman için gittim. Lookman’ın menajeriyle buluştum. Arkadaşlarım da vardı. Çok iyi geçti. Sonra kulüp yetkilileriyle görüştük, gayet iyi geçti. Apar topar geri dönmek zorunda kaldım ama o süreçten hiç taviz vermedik, çok yakın takip ettik. Bizden 1 hafta sonra teminat mektubu istediklerini, daha önce Türk kulüplerinden vesaire alamadıklarını söylediler. Biz, ‘Kimseye borcumuz yok. Biz borcumuzu ödeyeceğiz, bizden teminat mektubu istemeyin, vermeyeceğiz, ihtiyacınız yok.’ dedik. ‘Haklısınız’ dediler. Sonra süreç ilerledi. Atletico Madrid girdi devreye. Hocamızla Lookman’ı görüştürdüm. Çok güzel geçti. İki, üç defa görüştüler yanlış hatırlamıyorsam. Lookman da gelmek istiyordu. Sonraki gelişmelerde 35 milyon Euro’ya kadar çıktık. Sonra Atalanta bir daha gelip teminat mektubu istedi bizden. Bize vermek istemiyorlardı, belli oldu. Atletico Madrid’i tercih ediyorlardı. Dolayısıyla o süreç öyle kapandı, olmadı transfer. En-Nesyri’ye gelince. ‘En-Nesyri’ gitti diyorlar. Maalesef gitmesine sebep olanlar da en çok bugün bağıranlar. En-Nesyri Afrika Kupası’ndan sonra geldi, ‘Ben ayrılmak istiyorum’ dedi. Sebep? ‘Sosyal medya ve statta bana yapılan protestolar, ağır konuşmalar. Artık kaldıramıyorum, gitmek istiyorum’ dedi. Yapacak bir şey yok. ‘Peki’ dedik. Sidiki hocamızın başından beri istediği, çok koşan ve benim üzerinde durduğum, ‘karakter’ dediğim yapıya çok uygun bir topçu. Mücadeleci. İlk günden beri diyorum ya ‘Tekmeye kafayla giren takım kuracağız.’ En çok gurur duyduğum pes etmeyen, 90 dakika sahada koşan bir takımımız var. Hep başından beri istediğim bir takım. O profile uyan biriydi ve hocamız da çok istiyordu, aldık" sözlerini sarf etti.



"‘Maça gitmeyeceğim’ demesi benim adıma bardağı taşıran son damla oldu"


Jhon Duran konusuna da açıklık getiren Sadettin Saran, "Jhon Duran’la beraber ikisi gayet iyi olur diye düşündük. Jhon Duran çok yetenekli tartışmasız. Transfer yaparken hem Fenerbahçe’deki yöneticilik günlerimden, Borussia Dortmund’dan oyuncunun hiçbir zaman sadece yeteneğine bakmam, takımdaki uyumuna bakarım. Jhon Duran benim transfer edeceğim profilde bir oyuncu değildi. Ama Samadıra’da seçildiğim gün ilk konuştuğum oyunculardan biri kendisi oldu. İspanyolca konuştum, anlattık. ‘Ne duyduysan duydun, bizimle ilgili bir sürü şeyler konuşuldu. Burada seninle aile olacağız’ dedim. Sıkıntılarını anlattı. Haftada 3-4 kez konuştuk. Güzel bir noktaya da geldi. Çok kritik yerlerde çok kritik goller attı. Bizi mücadele içinde tuttu. Beşiktaş, Galatasaray Ama maalesef bir uyum sorunu vardı ilk günden beri. Biz, Jhon Duran’la devam ediyor olsaydık takıma da ihanet ediyor olacaktık çünkü kendini takımın önünde tutmaya başladı diğer oyuncularımızın aksine. En son deplasmanda Bükreş maçında ya bir gün önce ya aynı sabah ‘Ben maça gitmeyeceğim’ demesi benim adıma bardağı taşıran son damla oldu. Fenerbahçe’de hiçbir oyuncu maç seçemez. Jhon Duran beklemediğimiz bir gelişmeydi" dedi.



"Çok doğru transferleri sezon sonu yapacağız"


Devre arasında 5 transfer yaptıklarını söyleyen Sadettin Saran, sözlerini şöyle sürdürdü:


Ama geldiğimiz noktada 5 transfer yaptık. Halâ eleştiriliyoruz. Anlayabiliyorum. Eleştiriye açığım. ‘3 transfer daha ihtiyacımız var’ diyorlar. Herkes şu konuda müsterih olsun. Biz şu anda da çalışmalarımızı yapıyoruz sezon sonu için. Eksiklerimizi biliyoruz. Nerede yanlış yaptık bir daha zaten konuşacağız sezon sonu. Ama bugün eksiklerimizi az çok biliyoruz ve onlarla ilgili transfer görüşmelerimiz var. Çok doğru transferleri sezon sonu yapacağız. Devre arasındakinden çok daha iyi ve kolay olacak. Sezon sonu oturacağız, çok doğru yerlere doğru transferleri yapacağız. Eksiklerimizi biliyoruz. Basında adı çıkan bir sürü oyuncuyla görüştük. Adı çıkanların hemen hemen hepsiyle görüştük. Çoğu, ‘Biz mayısta gelelim, haziranda gelelim’ dedi. Gelmek isteyenleri de kulüpleri bırakmak istemedi dediğim sebeplerden. Çok ciddi çaba sarf edildi, çok yoğun çaba sarf etti arkadaşlarım, teknik ekibimiz bu transfer sezonunda. Eleştiriler var, imalar var, dedikodular var. Gece gündüz çalıştılar. Varsa bir hata bütün sorumluluk bende. Geldiğimiz noktada oyuncuların karakterinden son derece memnunum. Yapılan transferlerden de memnunum. Takıma, hocamıza güveniyorum. Bu sene şampiyon olacağımıza gerçekten yürekten inanıyorum."



"Temel sorun MHK"


Hakemlerle ilgili de düşüncelerini aktaran Saran, "Ben, Fenerbahçe’nin enerjisini sürekli hakem kararlarına harcayan bir kulüp olmasını istemiyorum. Sporcu kimliğimden ve eski yöneticilik zamanlarımda da bunu yapan bir tarzım olmadı. Ama sanılmasın bir mikrofonlarda bağırmıyoruz ya da gerekeni yapmıyoruz. Nitekim sonuçlarda alındı, dinlendirilen hakemler de var. Hatta geçen hafta bir açıklamada bulundum. Bu gidişle sene sonuna hakem kalmayacak. Çünkü çok vahim hatalar var. Ama burada sorun hakemler değil, temel sorun MHK. Bunlarla ilgili bir çalışmamız da var. Biz sadece sorunları söylemiyoruz, çözüm de üretiyoruz. Biz adil rekabet istiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Biz geçen hafta sadece Samsunspor’u yenmedik, MHK’yi de yendik. Bu sürdürülebilir değil. Bunu yapanlar Türk futbolunun altını oyuyorlar ve biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bakın trajikomik bir olay. Guendouzi’ye sevincinden ötürü verilen sarı kart. Torreira nerelere çıktı, Sacha Boey korner bayrağını tekmeledi En ufak bir sarı kart yok. Şaka gibi, alay eder gibi... Dolayısıyla biz bunlardan çok rahatsızız. Rahatsızlığımızı dile getiriyoruz, sadece dile getiriş şeklimiz farklı. Ama sonuç alıyoruz, alacağız da. Bu arada da hakemlere de seslenmek, çok açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Yerli hakem, yabancı hakem olaylarına girmek istemiyorum. Performansı iyi olan hakem var, kötü olan hakem var. Değerli hakemlerimiz önümüzdeki 9 hafta çok değerli ve kritik. Ligin kaderini belirleyecek bir dokuz haftaya giriyoruz. Bu maçlarda vereceğiniz kararlar yıllarca izi sürülecek. Bu kararlardan sonra eve vicdanınız rahat gitmeniz gerekiyor. Yastığa kafanızı koyduğunuz zaman rahat olmanız lazım. Ben, Fenerbahçe Başkanı olarak özellikle bu çağrıyı hakemlerimize iletmek istiyorum" şeklinde konuştu.



Kongre kararı


Kongre kararıyla ilgili de Sadettin Saran, "Ben, bu kararı sadece ve sadece Fenerbahçe’nin menfaatlerini düşündüğüm için aldım. Olağanüstü Genel Kurullara karşı olduğumu biliyorsunuz. Kendi seçildiğim genel kurula da karşıydım. Onun da olmamasını düşünüyordum. Olağanüstü genel kurullar kulübe fayda getirmiyor. Çok çok gerekmedikçe zararı var. Ama şahsımla ilgili devam eden hukuki sürecin kulübümüzün etrafında bir gündeme dönüşmemesini istediğim için bu kararı aldım. Bu konuyu da konuşmak istemediğimi söyledim çünkü önümüzdeki 9 hafta çok önemli. Birlik beraberlik diye boşuna söylemiyorum. Mayıs-Haziran gibi seçim olduğunda o zaman konuşulur. Evet, camiadan, derneklerden tepki de var. Kongre yapma gereği yok diyen var. Kimse çıkmaz, bir seneliğine aday mı olunur diyen de çok. Ama bunları tartışmanın anlamı yok. Bunun nihai kararını verecek olan camiamızdır. En büyük hakem camiamızdır. Zamanlama her şey. Ama çıktım ne zaman aday oldum? Fenerbahçe’nin menfaatlerini birinci sırada tuttum. Kendi menfaatlerimin önünde tuttum. Kimseyi birbirine sataştırmadım. Proje ve düşüncelerimle aday oldum. Seçim atmosferi oluşturmadım. Bunları yapanlar seçim atmosferi oluşturmaya çalışıyorlar. Fenerbahçe’ye de zarar vereceğini bile bile yapıyorlar. Şu an Fenerbahçe başkanının görevde olduğunu unutanları, bu camia unutmaz" açıklamasında bulundu.



"Samsunspor maçında bazı görüntüler beni çok üzdü"


Samsunspor maçında bazı görüntülerin kendisini çok üzdüğünü vurgulayan Saran, "Evet, Mert Müldür bir hata yaptı. Daha da yapacak, hepimiz yapıyoruz. Ama o hatadan sonra top ayağına geldiği zaman ıslıklanması, tribünlerden hakaret edilmesi ve daha da üzücüsü ailesine nişanlısına söylenenler kabul edilebilir değil. Ederson’un eşiyle ilgili yapılanlar kabul edilebilir şeyler değil. Bize yakışmıyor. Biraz önce sosyal medyada yapılan algılardan bahsettik. Bizi hedef haline getirenlerin karşısında duruyorsak, bunların da karşısında durmamız gerekiyor. Bunların kimseye bir faydası yok. En iyi hoca bizim hocamız, en iyi futbolcular bizim futbolcularımız. Son 9 hafta Biz bu oyuncularla şampiyon olacağız. Bunun herkes bilincinde olması lazım. 30 gol atan En-Nesyri boşu boşuna ben gitmek istiyorum demedi. Lütfen bunun farkında olalım. Bu şekilde vedalaşmamız doğru değil, yanlış. Her oyuncu her zaman bekleneni veremeyebilir. Bu gayet normal. Burada yapılması gereken bu kulübe kazandırılan değerleri korumak. Bu değerleri de korumak zorundayız. Taraftarlarımız da korumak zorunda. Bu oyuncuları hedef haline getirmenin kimseye faydası yok, zararı var. Biz bu kadroyla şampiyon olacağız ama taraftarlarımızın desteği olmadan olamayız. Bakın taraftarlarımızın yaşadığı kızgınlıkları anlayabiliyorum. Ama bu kızgınlıkların kaynağı sahadaki oyuncular değil. Bunun kaynağı çok daha derin.11 senedir şampiyon olamamanın bedelini bu oyunculara ödetemeyiz. Bu derin sorunlar çıkardı tartışmasız. Ama oyuncularımızdan bunu çıkaramayız. Ben Kadıköy atmosferinin gücünü kaybettiğini düşünmüyorum ama zaman zaman maalesef o atmosferin dalgalandığı oluyor, bunu görüyoruz. Bunun sebebi de taraftarlarımız değil, camiamızdaki büyük beklenti. Müthiş bir beklenti var. Ama bu beklentiye ulaşmak için Kadıköy’ü eski atmosferine, cehenneme çevirmemiz lazım. Bunu da taraftarlarımızla yaparız. Bakın yeri geliyor deplasmanlarda nasıl bir atmosfer oluyor. Basına konu oluyor. Bizde bu potansiyel var ama bu dalgalanmalar olmadan önümüzdeki 9 haftada taraftarlarımızın desteğine sonuna kadar ihtiyacımız var. Oyuncularımızın arkalarında durmalarına ihtiyacımız var. Başka türlü şampiyon olamayız. Bu şampiyonluk özlemini bu oyuncularla, hoca, yönetim ve taraftarlarla hep beraber gidereceğiz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Davul ve klarnet eşliğinde geleneksel sahur halayı onlarca kişiyi buluşturdu Elazığ’ın Sürsürü Mahallesi’nde, muhtarlığın öncülüğünde düzenlenen geleneksel sahur halayında onlarca kişi davul ve klarnet eşliğinde halay çekti. Komşu mahallelerden de katılımın sağlandığı organizasyonda vatandaşlar anları kayıt altına almak için telefonlarına sarıldı. Elazığ’da Ramazan geleneği olan sahur halayı, bu yıl Sürsürü Mahallesi Muhtarlığının öncülüğünde düzenlendi. Davul ve klarnet eşliğinde kurulan halaya katılım yoğun oldu. Her yıl farklı bir mahallenin muhtarlığı tarafından düzenlenen geleneksel sahur halayı, bu yıl Sürsürü Mahallesi’nde gerçekleşti. Gecenin ilerleyen saatlerinde başlayan davul ve klarnet sesleriyle uyanan mahalle sakinleri sokaklara çıktı. Uzun kuyruklar oluşturan katılımcılar halay çekti, çiftetelli oynadı. Komşu mahallelerden de ilgi gören organizasyona katılanların bir kısmı ise anları kayıt altına almak için telefonlarını çıkardı. Organizasyona öncülük eden Sürsürü Mahalle Muhtarı Hacı Mehmet Özdemir, geleneğin sürdürülmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Ramazan ayının tüm mahallemiz ve hemşehrilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugün burada geleneklerimizin vazgeçilmezi olan sahur halayını hep birlikte yaşamanın heyecanını yaşıyoruz. Bu yıl muhtarlığımızın öncülüğünde mahalle sakinlerimiz ve Elazığ halkı, bu güzel geleneğin coşkusuna ortak oldu. Böylesi güzel bir organizasyona ev sahipliği yaptık, çok memnun olduk. Gönül birliği içerisinde katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum. İnşallah bu geleneksel şenliğimiz bundan sonra da her yıl devam edecektir" dedi. Vatandaşlar ise, geleneği sürdürdükleri için mutlu olduklarını ifade etti.
Aksaray Aksaray’da 3 çocuk 1 genci darp edip bıçakla ağır yaraladı: 1 tutuklama Aksaray’da 3 çocuk tartışıp kavga ettikleri 1 genci darp edip sonra da bıçaklayarak ağır yaraladı. Yaralı şahıs hastaneye kaldırılırken, jandarma ekiplerince yakalanan 3 çocuktan 1’i tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, Aksaray’ın merkeze bağlı Hırkatolu köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, köyün içinde Muhammet Ali A. (18) ile bilinmeyen bir nedenden tartışan Emirhan K. (15), Nihat K. (17) ve Onur K. (17) tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Muhammet Ali A.’yı darp etti. Ardından Emirhan K. yanında taşıdığı bıçağı çekerek Muhammet Ali A.’yı 2 bacağından da bıçaklayarak yaraladı. Ağır yaralanan genç kanlar içinde yere yığılırken, kavga seslerini duyan köy sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan genci ambulansla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne kaldırdı. Burada tedavi altına alınan gencin sağlık durumunun ağır olduğu öğrenilirken, jandarma ekipleri kaçak 3 çocuğun peşine düştü. Aksaray’ın merkeze bağlı Kızıcıktolu köyünde bir adrese yapılan operasyonla 3 çocukta yakalanarak gözaltına alındı. Jandarmadaki ifadelerinin ardından Aksaray Adliyesi’ne sevk edilen 3 çocuktan Emirhan K., tutuklanarak cezaevine gönderildi, diğer 2 çocuk serbest bırakıldı.
İstanbul Barış Göktürk: "2027 yılında koşulsuz şartsız başkanlığa adayım" Eski Fenerbahçe Futbol AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Barış Göktürk, 2027 yılında gerçekleştirilecek olağan seçimli genel kurulda başkan adayı olacağını açıkladı. Basın mensuplarıyla bir otelde iftar organizasyonunda bir araya gelen Fenerbahçe Kalkınma Platformu Kurucusu ve Göktürk Holding Yönetim Kurulu Başkanı Barış Göktürk, kulübün sportif, kurumsal ve ekonomik geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Göktürk, kalıcı sportif başarı için şahıslara bağlı yönetim anlayışı yerine profesyonel futbol aklı ve güçlü ekonomik modelle desteklenen kurumsal bir sistem kurulması gerektiğini söyledi. Etkinlikte ilk olarak sunum gerçekleştirilirken, platformun kısa süre içinde 600 kongre üyesine ulaştığı aktarıldı. Kürsüye çıkarak katılımcılara hitap eden Göktürk, son yıllardaki şampiyonluk verilerine dikkat çekti. Futbolda uzun süredir beklenen şampiyonlukların elde edilemediğini hatırlatan Göktürk, son 40 yılda Fenerbahçe’nin futbolda 8 şampiyonluk yaşadığını, aynı dönemde rakip kulüplerden birinin 19, diğerinin ise 10 şampiyonluk kazandığını belirtti. 2007-2008 sezonundan bu yana geçen süreçte ise Fenerbahçe’nin iki şampiyonluk elde ettiğini ifade eden Göktürk, aynı dönemde rakip kulüplerin daha fazla şampiyonluk yaşadığını söyledi. "Yıldız transferler tek başına yeterli değil" Fenerbahçe’nin geçmişte Roberto Carlos, Jay-Jay Okocha ve Robin van Persie gibi dünya futbolunun önemli yıldızlarını kadrosuna kattığını hatırlatan Göktürk, bu kadar büyük isimlerin forma giymesine rağmen birçok sezonda şampiyonluk yaşanamadığını sözlerine ekledi. Kalıcı sportif başarının yalnızca yıldız transferlerle değil doğru kadro mühendisliği ve profesyonel futbol aklıyla mümkün olduğunu ifade eden Göktürk, "Kulüpte bu anlayış kurumsallaşmak zorunda. Manchester City, uzun yıllar süren şampiyonluk arayışının ardından profesyonel futbol yapılanması ve güçlü ekonomik modelle yeni bir başarı dönemine girdi. Benzer şekilde Paris Saint-Germain de uzun yıllar şampiyonluk yaşayamadıktan sonra profesyonel futbol aklı ve güçlü ekonomik modelle yeni bir başarı hikayesi oluşturdu. "Şahıslardan bağımsız bir sistem kurmalıyız" Göktürk, Fenerbahçe’nin kalıcı başarı için şahıslara bağlı bir model yerine profesyonellerin yön gösterdiği, seçilmiş yöneticilerin uygulayıcı olduğu bir yönetim modeline ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu sistemin ortak akıl ve kolektif çalışma ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Göktürk, Fenerbahçe Kalkınma Programı’nın bu amaçla hazırlandığını ifade etti. "2026’da seçimi doğru bulmuyoruz" Barış Göktürk, 2026 yılında kulübün olağanüstü bir seçime gitmemesi gerektiğini dile getirdi. Kulübün reformlara yönelmesi gerektiğini anlatan Göktürk, mevcut yönetimin görev süresini tamamlamasının kulübün istikrarı açısından önemli olduğunu kaydetti. Göktürk, 2027 yılında gerçekleştirilecek olağan genel kurulda aday olacağını aktararak, "2027 yılında koşulsuz şartsız başkanlığa adayım. 2026 yılında seçime karşı olmamıza rağmen, mecbur kalırsak, elimizi taşın altına koyarız. Olağanüstü bir durum olmadığı sürece 2026 yılında aday olmayacağız. Seçilmemiz halinde ilk olarak profesyonellerden oluşan bir futbol komitesi kuracağız. Orta ve uzun vadede kulübün ekonomik yapısını güçlendirecek projeleri hayata geçirmeyi planlıyoruz. Bu kapsamda Fenerbahçe Yatırım Holding AŞ ve Fenerbahçe GYO gibi yapılarla kulübün gelirlerini artırmayı ve gayrimenkul gelirlerini sürdürülebilir hale getirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Barış Göktürk, kulübün rekabet gücünü artırmak için ekonomik yapının güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, Fenerbahçe’nin gelirlerini en az iki katına çıkarması gerektiğini söyledi. "Fenerbahçe kendi biletleme programını yazacak" Fenerbahçe’nin Passolig sisteminden çıkarak, daha yüksek bir gelir edeceği program hakkında bilgiler veren Göktürk, sözlerine şöyle devam etti: “Passolig’den çıkmak zorundayız. Passolig ile anlaşma yaparak Fenerbahçe’nin geleceğini ipotek etmişsiniz. Biz Fenerbahçe’yiz, biz çığır açarız, yol gösteririz. Ben seçileyim yada seçilmeyeyim. Fenerbahçe kendi biletleme programını yazacak. Kaç para olduğu önemli değil. Ben bunu Fenerbahçe Spor Kulübü’ne hediye edeceğim. Fenerbahçe kendi biletleme programını yazacak, Passolig’den çıkacak. Fenerbahçe buradan çok daha yüksek bir gelir elde edecek. Biz bunu yapmazsak başarılı olamayız. Bunun benzerini 1998 – 2002 yılları arasında Aziz Yıldırım geldi yaptı. Sonunda 2001 – 2011 arasında 10 yılda 5 kez şampiyon olduk. Allah ondan razı olsun. O reformları yapmasaydı. Biz 10 yılda 5 şampiyonluğu göremezdik."
Ankara Yalçın Koşukavak: "Bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık" Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, Sakaryaspor müsabakasının ardından, "İlk 30 dakika oyuna giremedik. Rakip bizden biraz daha fazla istekliydi. İlk 30 dakika bizim bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık" dedi. Trendyol 1. Lig’in 30. haftasında Ankara Keçiörengücü, sahasında ağırladığı Sakaryaspor ile 1-1 berabere kaldı. Maç sonu düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulunan Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, "Ligin boyu kısaldıkça zor maçlar oynuyoruz. Sakarya’nın da alt taraftan kurtulma ümidi var. O yüzden zorluk derecesi yüksek bir maçtı. İlk 30 dakika oyuna giremedik. Rakip bizden biraz daha fazla istekliydi. İlk 30 dakika bizim bugüne kadar oynadığımız performansların çok altında bir oyun oynadık. Orada da 1-0 geriye düştük. 30. dakikadan sonra, geriye düştükten sonra biraz toparlanıp oyuna girmeye başladık. 36. dakikada da golü bulduk. İlk 30 dakikadan sonra oyunu tamamen biz oynamaya başladık. Son çeyrekte tamamen rakibi baskı altına aldık. Dakika 85’te Diouf’un vurduğu direkten dönen top Ali Akman’ın önüne düştü. Çok net bir gol pozisyonuydu. Son 15 dakikayı çok dominant oynayıp gol bulamadık. Üzülüyorum yani 30 dakikayı biraz daha iyi oynasaydık. Rakibin hızını keserdik. Rakip de 30 dakikadan sonra 60 dakika hiçbir şey oynamadı. Biz 60 dakika biraz daha iyi oynadık ama son çeyreği çok güçlü oynadık. Golü bulamadık. 1 puan, iç sahada bizim için kayıp. Sarıyer’e puanı telafi etmek için gideceğiz. Play-off adına mücadele etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Çizgilerle değil, oyunun tamamıyla ilgilenmesi Sakaryaspor’u daha canlı tutar" Sakaryaspor’un iptal edilen golüne Sakaryaspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı’nın sert tepkisine ilişkin açıklama yapan Koşukavak, şöyle konuştu: "Ben golü izlemedim. Ben de zaman zaman VAR’dan ya da hakem performanslarından şikayet ediyorum. Bu sene de Keçiörengücü hakem kararlarıyla çok maç kaybetti. Burada bir Erok maçında penaltı verdi, hakem arkadaşa 7 hafta maç vermediler. Arkadan aynı hakem maalesef Erzurum maçına geldi yine tartışmalı bir penaltı verdi. Golü izlemediğim için bir yorum yapamayacağım ama Sakaryaspor’a benden tavsiye; ‘çizgilerle değil, oyunun tamamıyla ilgilenmesi Sakaryaspor’u daha canlı tutar.’ Hepimizin başına geliyor böyle şeyler. Sakaryaspor ilk 30 dakikadaki oyununu daha çok 90 dakikaya yaymalı. Çünkü 8 maç kaldı. En az 4-5 maç kazanması gerekiyor. Bunlarla ilgilense daha iyi olur bence."